Gelişim Sorunları

Erken Çocukluk Döneminde Kaygının Yeri

Tarih: 1 Mart 2018 - Perşembe
Uzman görüşü için konu öner.

Kaygı Çocukluk Döneminde Neyi İfade Eder? | Bebek Gelişimi


Büyüme süreci hayatın başlangıcından itibaren kaygıyı içinde barındırır. Anne karnında bile bebekler dış dünyadan gelen uyaranlarla ve anneye olan bedensel yakınlığıyla ile onun duygularıyla temas halindedir. Dolayısıyla dışarıdan gelen, ya da bedende hissedilen kaygı bebeğin bedeninin de uyarılmasına neden olur. Bebek gelişimi için anne karnındaki yedi buçuk haftalık bir bebeğin bile tehlikeli bir uyarana kafasını geri çekme, ellerini ve vücudunu germe gibi tepkiler verdiği gözlemlenir.

Yenidoğan Ve Kaygı İlişkisi

Yeni doğan bebek içinde gelişip büyüdüğü, dışarıya karşı korunduğu, sıcaklığına, dokusuna alıştığı kendini güvende hissettiği annesinin rahminden ayrılıp kendisi için her şeyiyle yeni bir dünyaya doğduğunda ilkel kaygılarla yüz yüze gelir. Bu yeni ortama alışma sürecindeki tek referansı karnındayken bağ kurduğu annesidir. Bu nedenle annesinin kokusunu, sesini ve yüzünü diğerlerinden çok erken bir zamanda ayırt eder. Erken dönemde bebeğin kaygıları açlık, yorgunluk, uyku, gaz ağrıları gibi bedensel duyumların yarattığı rahatsızlıklara dayanır. Yeterince iyi annelik ile bebeğin bu kaygıları ele alındığında bebek sadece o an için sakinleşmez, annesinin bu sakinleştirebilme kapasitesini de içselleştirir.

Yaşamın ilk yılında, bebeğin ruhsallığındaki kaygılar ihtiyaçlarının karşılanması, kendine bakım veren kişiyle ilişki kurma ve sürdürebilme yani hayatta kalabilmesini sağlayan temel kaygılar etrafında şekillenir. Bu nedenle tanıdık ile tanımadığı kişiyi birbirinden ayırt etmesi, daha önceden rahat ve huzurlu hissettiği ortamlar ile farklı ortamlara verdiği tepkilerle aslında kendi var oluşu adına bir anlamda kendi güvenliğini koruma adına önemlidir. İkinci yılla birlikte yürümenin de başlamasıyla artık bu güvenli alandan uzaklaşma ve yeni deneyimlerle karşılaşma ve etrafı keşfetme sürecine başlar. Bu dönemde çocuk kendi işleyişiyle ilgili büyük bir keyif alır, belirgin şekilde meraklıdır, her şeyi keşfetme isteği vardır. Ancak yeni olan her şey kaygı yaratabildiğinden, anneden çok fazla uzağa gitmeye cesaret edemez veya kendisi için riskli olduğu durumlarla karşılaştığında güvendiği yetişkinden cesaret almaya ihtiyaç duyar. Eğer etrafında kendisinin bu girişimciliğini destekleyen, güvenli ortamlarda uzaklaşma ve özgürleşmesini destekleyen anne ya da yetişkinler var ise, çocuk yeniliklerin uyandırdığı kaygıyla daha önceden de içselleştirmeye başladığı kendini sakinleştirme kapasitesiyle baş edip kendini yeni keşiflere açabilir. Kendi başına kalabilme kapasitesi geliştirebilir.

Uzman Pedagog Güzide Soyak’ın “ Çocuklarda Korku ve Kaygı Bozukluklarının Nedenleri ” yazısını da okumanızı tavsiye ederiz.

Çocuk sonraki gelişim basamağına geçerken ayrılması gereken bir önceki basamağı da temsil edenlerden ayrılır, ki bu da yeterince kaygı uyandırıcıdır. Memeden kesilme, annenin işe başlaması ile anneden ayrılma, bezden ayrılıp tuvalet alışkanlığı kazanma gibi. Her geçiş döneminde olduğu gibi bu dönemlerinde de çocuğa yardımcı olan öncesindeki hazırlık aşaması, ebeveynin çocuğun kaygılarını, ki kimi zaman bunlar protestoyla da dışa vurulur, anlarken kararlı duruşlarıdır.

Bildiği, tanıdığı, yeterince kendini güvende hissettiği aile ortamından dış dünyaya açıldığı anaokulu deneyimi, çocuğun daha önceki dönemlerde yaşadığı ayrılma, uzaklaşma ve bireyselleşmesine bir fırsat sunar. Bu deneyim yoğun kaygılar uyandırmasına karşın aynı zamanda bir fırsattır, çünkü bütün hayatı boyunca ihtiyacı olan deneyimi çocuğa sunar. Artık sadece anne-baba, bakıcı vs. değil onların ikameleri diğer yetişkinlerle de karşılaşacaktır. Aynı zamanda artık evin biricik çocuğu olmaktan kendisi gibi akranların olduğu, sadece kendisiyle değil diğer çocuklarla da ilgilenen yetişkinin ortamında var olmaya çabalayacaktır. Her yeni deneyim gibi anaokuluna geçiş de kaygı yaşattırır. Ancak artık gelişen dil becerisi ve zihinsel kapasitesiyle çocuğun bu kaygıları ifade edip, üzerine konuşabilmesi mümkündür. Ayrıca yetişkinin sadece bedensel değil, sözel yatıştırmalarını da algılayabilir. Özellikle üç yaş sonrasında bu karşılıklılık zor zamanlarla ilgili problem çözme ve uzlaşma becerini de geliştirmesine yardımcı olur.

Bu dönem özellikle nesil farkını yani çocuk olmak ile yetişkin olma arasındaki farkı içselleştirdiği, zihinsel meşguliyetini anne-babası dışındaki kişilere ve durumlara aktardığı bir dönemdir. Hissedilen kaygı ve korkular canavar, hayalet üzerinden ifade bulur. Gerçekte bu korkutucu semboller neredeyse evrenseldir ve içinde yaşadığı kültürden etkilenerek ifadelenir. Bu korkutucu sembollerin anlamları her çocuk için farklılık gösterebilir. Çocuk iç dünyasında korktuğu ya da öfkelendiği bir durum ya da kişiyi bu semboller üzerinden bir anlamda canlandırır. Her çocuk kendi canavarını üretebileceği gibi başka çocukların canavarlarını veya televizyon karakterlerini ödünç alabilir. Okul öncesi dönemde hayal ile gerçeği ayırt edebilmesi zaman alacaktır. Canavar korkusuna karanlık korkuları da eklenebilir. Bu nedenle kendi başına kalmaktan, uyumaktan kaçınıp anne-babanın yatağına gitme çabası içinde olabilir. Ancak bu birliktelik geçici bir çözümdür, çocuğun bu kaygı ve korkularıyla baş etmesi için beceri geliştirmesine yardımcı olmaz, hatta ileri yaşlara kadar uzamasına neden olur. Burada her zaman olduğu gibi sorumluluk ebeveyne düşer. Kendi kaygılarıyla yeterince baş edebilen anne-babalar çocuklarını da sakinleştirebilir, kendi çocukluklarından yola çıkarak çocuklarını anlamaya çalışıp, ortaklaşa çocuğun kaygılarıyla baş edebilmesine yardımcı olacak yaratıcı çözümler üretebilirler.


 

Sadece 3 adımda çocuğunuzun gelişim seviyesine uygun programımıza ulaşın.

Programdaki aktiviteleri çocuğunuzla yaparak, çocuğunuzun gelişim
seviyesini ulaşabileceği en üst düzeye çıkarmaya yardımcı olun.

Hemen çocuğunuzun gelişim seviyesini belirleyen soruları yanıtlayın.

çocuk gelişimi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR