Disiplin

Gelişim Sürecini Destekleyici Olmayan Ebeveyn Tutumları

Tarih: 2 Ocak 2018 - Salı
Uzman görüşü için konu öner.

Diğer pek çok canlının aksine çocuk, gelişebilmek için bir başkasına ihtiyaç duyar, bu da başlangıçta en yakınları olan ebeveyn leridir. Çocuk gelişirken pek çok yeni, kendisine yabancı deneyimler yaşar, daha öncesinde kendisini yatıştıran, rahatlatan pek çok alışkanlığı, durumu bırakıp yenilerine geçer. Dolayısıyla büyümek kendi içinde aynı anda pek çok duygunun bir arada yaşanmasına neden olur; heyecan, kaygı, üzüntü, ayrılıkların getirdiği yas gibi… Böyle durumlara nasıl tepki verebileceğini bilir, çünkü ilkel düzeyde ruhsallığında bu durumların bir kaydı vardır. Dolayısıyla kaygılandığında ağlar, yapmak istemez, kaçınır, uzaklaşır. Bunlar kendini korumaya yönelik, hayatta kalmaya, yardım isteğine dair tepkilerdir. Bu durumlarla baş etmek için çocuğun yeterince bir donanımı yoktur, ancak yetişkinlerin tutumlarını içselleştirmekle mümkün olacaktır.

Çocuk gelişim süreci boyunca karşılaştığı her kaygı uyandıran durumla baş ettiğinde, bir sonraki için de yeni kazanımlarda bulunmuş olur. Bazı anne-babalar, çocuklarını sakinleştirmenin yolunu daha rahat bulurken, bazıları bu konuda belki de kendi var oluşlarıyla da ilgili olarak yeterince donanımlı değillerdir. Devamlı olarak çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayan, aşırı koruyucu olan, kendi kaygılarıyla baş edemeyen, çocuğunun olumsuz duygularını tolere edemeyen ve bu duyguları da deneyimlemesini engelleyen ebeveynler çocuklarının ileriki yaşantısında baş etmesi için gereken becerileri geliştirmesini farkında olmadan engeller. Diğer taraftan çocuğun yapabileceğinden çok daha fazla şey bekleyen, büyümesini ve gelişimini vaktinden önce hızlandırmaya çalışan, çocuğun duygusallığını göz ardı eden ve yaptıkları üzerinden ilişkiye giren ebeveynler de çocuklarının baş edebileceğinden fazla kaygı yaratıp yetersizlik yaşamasına ve kendilerine güvenlerinin gelişmelerini ketlerler.

Kimi anne-babalar kendi ebeveyn konumlarıyla ilgili zorluk yaşadıklarında çocuklarını “Polis çağıracağım”, “Seni sevmeyeceğim, senin annen olmayacağım”, “Seni burada bırakıp gideceğim” gibi tehditlerle otoritelerini kabul ettirmeye çalışırlar. Oysa çocuğun anne-babasının kendisini her şekilde seveceğini ve koruyacağına dair güvende hissetmesine ihtiyacı vardır. Bazen bu sözel tehdit, fiziksel şiddete dayalı cezalara da dönüşebilir ki, bu sadece çocuğun anne-babasıyla ilişkisini değil dünyayı algılayışına zarar verir.

Öğrenmenin önemli bir parçası hata yapmaktan geçer. Çocuk sadece çocuk olduğu için oyuncaklarını toplamayabilir, istediğinin yapılması konusunda ısrarcı olabilir, bir şey kırabilir, başarısız olabilir. Çocuğun yaptığı şeye değil, “Çok inatçısın, kötüsün, hiç dinlemiyorsun, yaramazsın, dağınıksın” gibi genel kişiliğine yönelik eleştiriler, çocuğun kendilik algısına zarar verir, kendine güvenini olumsuz yönde etkiler. Kendisini geliştirme yönünde bir yol göstermez, tersine değişmez kılar.

Davranışlar ve tutumlar eleştirilebilen şeyler olsa da duygular farklıdır. Bir zorluk karşısında “Hiç böyle hissedilir mi!” ya da “Böyle hissetmene gerek yok” gibi çocuğun duygularını yok sayan ifadeler, ya da duygularıyla dalga geçip, hafife almak, nasıl hissettiğinden çok nasıl hissetmesi gerektiğine ya da sadece ne yapması gerektiğine odaklanmak çocukların olaylar karşısında kendilerine yabancılaşmalarına neden olabilir. Aynı şekilde ebeveynin kendi hissettiklerinden dolayı çocuğu suçlaması, “Beni öldüreceksin”, “Kalp krizi geçireceğim”, “Beni bunalttın” gibi ifadeler kullanması da çocuğun büyürken ebeveynden ayrılabilmesine ket vurur, çünkü bunlar çocuğun zihnine sadece suçluluğu ekmez, her an onlara kötü bir şey olabileceğine dair korkuyu da eker.

Duyguların aile bireylerinin birbirlerini bulaşıcı hastalık gibi etkileyen bir yönü vardır. Bazı ebeveynlerin kaygısı çocuğun kaygısının önünde gider. Çocuğun fiziksel güvenliğiyle ilgili aşırı evhamlanma, çok önemli bir tehlike olmamasına karşın bir şey olacakmış gibi tetikte olma, “Düşeceksin!”, “Dikkat et! Başına bir şey gelir!” gibi ifadeler gelişebilmek için yeni şeyleri denemeye, bazen de risk almaya ihtiyacı olan çocuğun, çevrenin tehlikeli bir yer olduğunu düşünmesine ve güvenlik çemberini daraltmasına neden olur.

Çocuğun duygularını yok saymak kadar onun iç dünyası ve duygusallığıyla aşırı ilgili olmak da gelişimi olumsuz etkileyebilir. Ebeveynin, çocuğun devamlı olarak nasıl hissettiği ve neden böyle hissettiği ile ilgili aşırı meşguliyeti çocuğun kendine özel bir iç dünyası olmasını kabullenmekle ilgili zorluğa işaret edebilir. Böyle durumlarda kimi çocuklar kendilerini bir anlamda çıplak hissederler. Aynı şekilde çocuğunun mutluluğu için aşırı derecede çabalanması, hayal kırıklığı, kızgınlık gibi zor duyguları yaşamasına fırsat verilmemesi, hayatın çocuk için gereğinden fazla kolaylaştırılması çocuğun kendi adına düşünmesini, gelişebilmek için zorlanmayı göze almasını, problem çözme, sorumluluk alma gibi kapasitesini geliştirmesini engeller.

Sağlıklı bir çocuk yetiştirmek için ideal bir ebeveynlik mümkün değildir. Ancak ebeveynler yaptıkları ya da yapabilecekleri hatalarıyla ilgili farkındalık geliştirmeleri, kendi ruhsallıklarıyla ilgili var olan birtakım zorluklarını ele alıp üzerine çalışmaları, dönüştürmeleri sadece çocuklarıyla ilişkilerini ve gelişimlerini olumlu yönde etkilemez. Kendilerinin de deneyimlediği gibi şimdi çocukluk döneminde olan çocukları ilerde yetişkin olacaklar, ebeveynlik donanımlarını kendilerine bırakılan mirastan yola çıkarak kuracaklardır. Dolayısıyla anne-babanın kendi bireysellikleriyle ilgili olumlu değişim, sadece çocuklarının ruhsal sağlığını değil, gelecek nesillere de olumlu katkı sağlayacaktır.


 

Sadece 3 adımda çocuğunuzun gelişim seviyesine uygun programımıza ulaşın.

Programdaki aktiviteleri çocuğunuzla yaparak, çocuğunuzun gelişim
seviyesini ulaşabileceği en üst düzeye çıkarmaya yardımcı olun.

Hemen çocuğunuzun gelişim seviyesini belirleyen soruları yanıtlayın.

çocuk gelişimi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR


yorumlar