Yazılar

Çocuk Gelişiminde Örüntünün Faydaları Nelerdir?

İnsan beyninin ön kısmında bulunan ‘’frontal bölge’’ denilen bölge sayesinde çevremizde gördüğümüz her şeyi daha basit bileşenlerine ayırarak inceleriz ve bu şekilde bir bütün olarak değerlendirmeye alabiliriz. Bu düşünce yapısına ‘’indirgemeci’’ düşünce tarzı denir. Bu yöntem sayesinde sıra ve dizi takibini kolaylıkla yapabiliriz. Örüntü fark edildiği anda devamında gelecek olan şeyi kolaylıkla tahmin edebiliriz. Aslında örüntü, sadece sayı dizisi ya da şekil dizisi takip etmek değildir. Örüntü hayatımızın hemen hemen her alanında vardır. Artık hayatın rutin işleyişi haline gelmiştir. Örneğin; her sabah uyandıktan sonra kahvaltı yapmak, işe gitmek, gece uykusuna yatmak… Bunlar günlük işler olarak görünse de aslında birbirini takip eden bir döngüdür. Peki örüntü tam olarak nedir?

Örüntünün Tanımı

Örüntü; belli şekillerin, sembollerin, durumların, sayıların, seslerin ardışık olarak ya da düzenli bir kuralla ilerleyerek birbirlerini takip ederek yinelenmesidir.

Örüntü Uygulaması Nasıl Yapılır?

Örüntü uygulaması

Çocuklara uygulanan örüntü çalışması sonucunda çocuklardan örüntüyü fark etmeleri, tanımlayabilmeleri, devam ettirebilmeleri, örüntüyü meydana getiren parçaları ayırmayı ve sıralayabilmeleri, örüntünün bileşenlerini renk veya boyutlarına göre sınıflandırabilmeleri beklenir. Örüntü aktivitesi çocuklara bu kazanımları sağlamalıdır. Çocuklarınız bu kazanımları deneyimlerken yetişkinlerin sergileyeceği tutum çok önemlidir. Sabır, bu çalışmanın ana faktörüdür. Çocuklardan yeni öğrendikleri bu temayla ilgili hızlı geri dönüşler bekleyemeyiz elbette. Çocuklar örüntü uygulamasının devamını sağlamak için sabırla, eğlenerek ve oynayarak bu uygulamayı yapmalıdır. Aksi halde anlamadığını, başarısız olduğunu düşünebilir ya da bunu bir görev olarak algılayıp sıkılabilir. Bu durumda da aktivitenin devamı sağlanamaz. Önemli olan başka bir etken ise örüntü çalışmasının da diğer bütün çalışmalar gibi somut materyallerden ve en basit seviyeden başlaması gerektiğidir. Örneğin legolar bu durumda iyi bir öğrenme aracı olabilir. Farklı şekil ve renklerde olan legoları örüntünün elementleri olarak kullanabilirsiniz. Kırmızı lego- yeşil lego- kırmızı lego- yeşil lego gibi renklerine göre; üçgen lego- kare lego- üçgen lego- kare lego gibi şekillerine göre; iki lego- bir lego- iki lego- bir lego gibi sayılarına göre farklı örüntüler yaratabilirsiniz. Örüntü uygulamasının düzenli tekrarında çocuğa örüntünün elementlerini sesli bir şekilde sayarak ve örüntünün oluşum aşamalarını izlemesini sağlayarak çocuğun örüntüyü fark etmesi sağlanabilir. Çocuğun gelişimine göre örüntü uygulaması değişkenlik gösterebilir. Örüntüde boşluk bırakıp çocuğun doğru elementi bulması istenebilir, hazır örüntüyü çocuğun devam ettirmesi istenebilir, örüntünün kuralını bozan elementin fark edilip doğrusunun bulunması istenebilir, sıfırdan bir örüntü oluşturması istenebilir, kurulan bir örüntüyü hafızasına alıp siz bozduktan sonra aynı örüntüyü kurması istenebilir vb. birçok aktivite türetilebilir. Daha büyük yaştaki çocuklar için daha kompleks örüntüler oluşturulabilir. Üçlü, dörtlü örüntüler büyük yaş gruplarına daha uygundur.

Örüntünün Faydaları Nelerdir?

Örüntü aktivitesinin çocukların bilişsel ve motor gelişimlerine birçok katkısı vardır. Öncelikle, örüntünün kuralını anlamak için akıl yürütme, mantıksal kavrama ve hafızada tutma gibi becerilerini kullanırlar. Tabii bütün bunları sürdürebilmek için konsantrasyonun da artması gerekir. Bu söz edilen beceriler bilişsel gelişim için oldukça önemlidir. Örüntü aynı zamanda el göz koordinasyonu, görsel dikkat, takip, sıralama, renklerin öğrenilmesi, dikkat, ileri görüşlülük, neden-sonuç ilişkisi saptamak, çıkarım yapabilmek ve birçok becerinin daha gelişmesini sağlar. İleriki yaşlarda gözlemleyebileceğiniz dil gelişimi ve matematik becerisi de örüntü ile yakından ilgilidir. Evet yanlış okumadınız, örüntünün dil gelişimine de olumlu etkisi vardır. Araştırmalara göre örüntü aktivitelerinin çocukların okumaya daha hızlı ve kolay geçişini sağladığı görülmüştür. Örüntüdeki öngörülebilir ilişki ile harfler arasında benzer bir öngörülebilir ilişki olduğu ve bu sayede çocukların okumayı öğrendikleri, harflerin yan yana gelerek kelimeleri, kelimelerin yan yana gelerek cümlelerin oluştuğunu öğrendikleri ortaya çıkmıştır. Matematik becerisinden bahsetmezsek yazımız eksik kalır. Analitik düşünce gelişimi oldukça geliştiren bir uygulamadır. Örüntü sayesinde çocuklar sağlam bir matematik temeli oluştururlar ve okul çağında görecekleri matematik derslerini daha rahat kavrayacak duruma gelebilirler. Örüntünün öngörülebilir ilişkisini fark etmek sayıların arasındaki ilişkiyi fark etmeyi de sağlar. Örüntü kavramını bilen çocuklar matematiğin diline de hakim olabileceklerdir.

 

Bu yazı Selin Hızal tarafından hazırlanmıştır.

Oyun Odası Düzenlenirken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Çocuklar kendilerini en iyi oyun oynarken anlatır. Ebeveynler de çocukları hakkındaki en iyi çıkarımı onlar oyun oynarken yapar. Çocukların iç dünyasını bu şekilde tanıyabiliriz. Bu yüzden oyun oynamak çocukların doğasında vardır. Çocuğa, içdünyasını açabildiği bir alan yaratmak, onun kendi oyununu yönetmesine izin vermek gelişimi için önemli bir adımdır. Fakat oyun odası yaratırken çocuğun yaşı da hesaba katılmalıdır. Onun bir yetişkin olmadığı, hayal dünyasının yetişkinlerden çok daha farklı çalıştığı unutulmamalıdır. Oyuncaklar da buna uygun seçilmelidir.

Oyun Odası Düzenlenirken Nelere Dikkat Edilmelidir?

çocuk odası oyun alanı

Öncelikle bu odanın tek özelliği oyun odası olması olmalıdır. İçinde sadece çocuğun oynayabileceği oyuncakların bulunması önemlidir. Örneğin oturma odasının, çamaşır odasının bir bölümünü ayırmak doğru değildir. Çocuğun kendi yatak odasının bir bölümünü ayırmak vs. de yanlıştır. Çocuğa, tamamen ona özel bir oda ayrıldığı hissettirilmelidir. Bu şekilde keneini değerli hissedecektir. Oda dekorasyonu, duvar rengi, illustrasyonlar, oyuncaklar ve eşyalar çocuğun da fikri alınarak düzenlenmelidir. Sadece ebevyn ve uzman fikirleri odayı düzenlemede yeterli değildir. Oda, çocuğun konfor alanı olacağı için onun da düşünceleri epey önemlidir. Peki oyun odası düzenlemeye nerden başanılmalı?

Oyun Odası Dekorasyonunun Püf Noktaları

Oda düzenlemek zaten zor bir işken, çocuğunuza oda hazırlamak zahmet gerektiren bir iş olabilir. Fakat tüm bu düzenlemelerin sonunda çocuğunuzun kendini huzurlu bir alanda vakit geçireceği fikri düzenleme yaparken sizi motive edebilir ve yaratıcılığınızı arttırabilir. Öncelikle duvarları dekore etmeyle başlayabilirsiniz.

Oyun Odası Duvarları Nasıl Renklendirilmelidir?

Çocuğunuzun zevkine göre düz renkler tercih edebilir ya da sevdiği çizgi film karakterlerinin stickerlarını yapıştırabilirsiniz. Fakat çocuğun yaratıcılığına katkıda bulunmak için çocuğunuzla birlikte duvarlara resimler çizebilirsiniz. Ya da duvarların bir kısmını kara tahtayla kaplayıp onun istediğinde bir şeyler çizmesine izin verebilirsiniz. Çocukların algıları yetişkinlere göre farklı çalışır bu yüzden gördükleri herhangi bir şeyden hızlı etkilenebilirler. Zevkleri de hızlı değişir. Kara tahta fikri bu yüzden onlar için daha olumlu olabilir. İstediklerinde tahtayı temizleyip yeni resimler çizebilirler. Kara tahtanın, odayı karanlık göstereceğini düşünüyorsanız onun yerine duvarları şeffaf kağıt yazı şablonuyla da kaplayabilirsiniz. Bu sayede hem duvarları istediğiniz renge boyayıp, kirletmeden çocuğunuzun yaratıcılığına da katkıda bulunabilirsiniz. Duvarların yine de karışık durmasını istemiyorsanız çocuğunuza mutlaka resim çizebileceği bir alan yaratmalısınız.

Oyun Odasında Yaratıcılık için Nasıl bir Alan Yaratılmalı?

Çocuk oyun odasında yaratıcılık alanı

Önceki başlıkta da belirtildiği gibi oyun odasında çocukların yaratıcılığına katkıda bulunulabilecek bir alan olması çok önemlidir. Eğer duvarları bunun için kullanmak istemiyorsanız başka materyallerle katkıta bulunabilirsiniz. Çocuklar resim çizerek kendilerini ifade etmekten çok hoşlanır. Ona çeşitli boyaların ve defterlerin olduğu bir masa yaratabilirsiniz. Renklerle kendilerini ifade edebilecekleri için hazır boyama defterleri de alabilirsiniz. Çocuklar genelde çizimlerini etrafta gördüklerinden ilham alarak yapmaya alışkın olduğu için resimlerinde çoğunlukla aile fertlerini ya da arkadaşlarını çizebilirler. Resimlerde şekillendirdikleri kişiye resmi vermeye istekli olduklarından el işi kağıtlarıyla, simlerle hediye paketleri hazırlamaya onları teşvik edebilirsiniz. Yaptıkları resimlere birlikte çerçeveler hazırlayıp oyun odasına asmanız onları yaratıcı el işleri yapmaya da motive edebilir.

Oyun Odasına Oyuncak Seçimi

Çocuk oyun odası oyuncakları

Oyuncak seçimi oyun odası hazırlığında önemli noktalardan biridir. Uzman yazıları okuyarak, bloglardan faydalanarak çocouğunuzun yaşına en uygun oyuncaklarla odayı düzenlemelisiniz. Çocuğunuzun yaşına uyan her türlü oyuncakla oynamasına izin vermelisiniz. Örneğin kız çocuğunuzun toplum tarafından “erkek oyuncağı” diye adlanırılan oyuncaklarla da oynabilmesine müsade etmelisiniz. Oyuncakların cinsiyeti yoktur, çocuğunuza ne kadar küçük yaşta bu fikri empoze ederseniz ona o kadar faydalı olur. Oyun odası tabiki sadece oyuncaklar ve resimlerden oluşmamalı. Ders çalışabileceği bir alan yaratmak da faydalıdır.

Oyun Odasında Çalışma Alanı Nasıl Yaratılmalı?

Odanın küçük bir kısmını işgal eden çalışma alanı yaratabilirsiniz. Küçük bir masa, sandalye ve organize etme amaçlı küçük kutular alabilirsiniz. Aynı zamanda bu masa kitap okumasını da teşvik edebilir. Birlikte aldığınız kitaplarla yeni bir kitaplık da dekore edebilirsiniz.

Oyun Odasında Oturma ve Dinlenme Alanı

Çocuğunuza dinlenebileceği ya da kitap okuyabileceği, çizgi film izleyebileceği bir alan yaratabilirsiniz. Küçük bir çadır ya da halının üzerine puflar koyabilirsiniz. Bu dekorasyon odayı daha samimi ve düzenli gösterecektir.

 

Bu yazı Ece Bolulu tarafından hazırlanmıştır.

Çocuk Odasında Renklerin Önemi

Renklerin insanlar üzerinde heyecanlandırma, sakinleştirme, endişelendirme gibi farklı etkileri olabileceğini biliriz. Aslında farkında olmasak da günlük yaşantımızda denk geldiğimiz birçok farklı renk bizlere birçok farklı duyguyu yaşatır. Bunun sebebi renklerin ışığın ürettiği enerji sayesinde farklı enerjiler yaymasıdır. Renklerden yayılan farklı enerjiler duygularımızı ve hatta vücut fonksiyonlarımızı bile etkileyebilir. Aynı zamanda beyin gelişimi, verimlilik ve yaratıcılık gibi etkilerinden söz etmek de mümkündür. Özellikle çocuklarda bu etkiler daha net gözlemlenebilir.

Renklerin Çocuklar Üstündeki Etkisi

Görme duyusu bizleri dünyaya bağlayan en önemli etkenlerdendir çünkü çevremizle iletişimimizi, çevremizle etkileşimde olmamızı sağlayan bir duyudur. Bebeklerin 6. aydan itibaren görme becerileri gelişmeye başlar ve 10 yaşına kadar bu gelişim devam eder. Çocuklar, daha renklerin isimlerini bilmezken bile renkleri ayırt edebilecek seviyede olurlar. Renkler, çocukların duygularını ve düşüncelerini ifade etmeleri açısından önemli bir araçtır. Bazı araştırmalar renklerin ayrıca çocukların bilişsel ve motor gelişimlerine de katkı sağladığını gösterir. Çocukların renk seçimlerinden psikolojileri konusunda çıkarım yapmak mümkündür. Örneğin, çoğunlukla kırmızı rengi tercih eden çocukların daha huzursuz, hareketli, enerjik bir çocuk olduğunu gözlemleyebiliriz. Çocuklar duygu durumlarına göre renk seçtiği gibi seçilen renkler de onların duygu durumlarına etkisini gösterebilir. Örneğin, nasıl kırmızı renk tercih eden çocuklar daha enerjik, huysuz olabiliyorsa bu çocukların eşyalarında, kıyafetlerinde mavi, yeşil gibi renkler ve bu renklerin açık tonlarını kullanmak onların sakinleşmesine yardımcı olabilir.

Duvar Renginin Önemi

Çocukların odası onlar için önemli alanlardır. Çocuk odaları onların hem uyudukları hem oynadıkları hem de kendilerine ait hissettikleri alanlardır. Bu yüzden çocuk odalarının dekorasyonuna, rengine ve eşyalarına özen gösterilmelidir. Mümkünse çocuğun yaşına göre odanın dekorasyonu değişebilir. Örneğin, bebek odasıyla çocuk odasının farkı olmalıdır. Çocuk ne kadar küçükse odası o kadar sade olmalıdır. Çocuk odası için duvar rengine karar verirken bazı etkenler göz önünde bulundurulmalıdır. Seçilen rengin hem çocuğun rahat uyuyabileceği hem de duygu durumlarını dengede tutabilecek renkler olmalıdır.

Sizler için birkaç renk ve bu renklerin etkilerini yazımızda derledik.

Kırmızı

Kırmızı renk enerji veren bir renktir. Kırmızı rengin kalp atışını hızlandırdığı biliniyor. Bebek odasının duvarlarında kullanılan yoğun kırmızı renk bebeklerde daha agresif ve gergin davranışlara yol açabilir. Kırmızı renk odaklanmada güçlük, agresiflik gibi etkilere yol açsa da çocuklarda atletik yeteneği arttırıcı etkisi de olabilir. Kırmızı renk duvarlar son zamanlarda sıklıkla tercih ediliyor ve beyaz ağırlıklı dekorasyonla kırmızının yoğunluğunun dengelenmesi mümkün.

Mavi

Mavi renk geçmişten bu yana çok kullanılan bir renk. Özellikle erkek çocuk odalarında tercih ediliyor. Fakat günümüzde renklerin cinsiyetinin olmadığı konusunda çoğu kişi hemfikir. Mavi, sakinlik, huzur, dinginlik, şifa çağrıştıran bir renktir. Mavi renkli alanlarda vücut rahatlar, nabız düşer, endişe azalır ve kişi sakinleşir. Mavinin aynı zamanda uyku kalitesine de iyi geldiği söylenir. Bebeğin sakin ve huzurlu bir ambiyansta vakit geçirmesini isteyen ebeveynler için mavi çok uygun bir renktir. Ayrıca mavi renk ahşap dekorasyonun tamamlayıcısıdır.

Sarı

Sarı renk, insanlara mutluluk, enerji ve motivasyon veren bir renktir. Ancak sarının koyu ve yoğun tonları telaş, endişe gibi duyguları hissettirebilir. Bu yüzden sarı renk seçiminde tonuna dikkat edilmelidir. Sarının da açık, pastel tonları motivasyonu ve konsantrasyonu teşvik eder.

Kahverengi

Kahverengi ve diğer toprak tonları bebek odası için iyi bir seçim olabilir. Kahverengi konfor ve güven verici bir renktir. Ancak kahverenginin çok yoğun kullanımı çok karanlık ve kasvetli bir ambiyans yaratabilir. Bu yüzden koyu tonlar kullanılacaksa açık tonlarıyla birlikte dengelenmelidir. Örneğin koyu kahveyle bej, krem veya kırık beyaz güzel bir uyum yakalayacaktır.

Pembe

Pembe renk aynı mavi renkte olduğu gibi çocuk ve bebek odaları için sıklıkla tercih edilen bir renktir. Özellikle kız çocukları için akla ilk gelen seçenektir. Pembe renk evrensel olarak feminen, romantik, sevecen bir renk olarak biliniyor. Pembenin soft ve pastel tonları sakinleştirici bir etki yaratabilir. Aynı diğer renklerde olduğu gibi koyu tonların yoğunluğu ise boğucu bir ortam yaratabilir. Yalnız pembe renginin kız çocuklarına dayatılmamasına da özen gösterilmelidir.

Beyaz

Beyaz renk genel olarak saflık, masumiyet ve temizliği çağrıştırır. Bebeklerin masumiyetine en uygun olan renklerden biri olarak sıkça bebek odasında tercih ediliyor. Duvarlarda tercih edilen beyaz renk mobilyalar da beyaz olursa çok yoğun gelebilir. Yine ahşap mobilyalar beyaz renklerle güzel uyum yakalar.

Siyah

Siyah renk gücü temsil eder. Siyah renk kullanılan oda çok karanlık olacağından dolayı büyük camlarla gün ışığının odaya girmesi sağlanmalıdır. Aksi takdirde siyah renk bebeğin kabus görmesine sebep olabilir. Bu nedenle siyah renk ana tema olarak kullanılmasa daha iyi olabilir.

Turuncu

Turuncu pozitif duygular hissettiren, arkadaş arkadaşlığı teşvik eden bir renktir. Turuncu bir ambiyans bebeğin sosyal ilişkilerine yardımcı olabilir. Aynı sarı gibi turuncu renginin de koyu tonları telaş verici olabilir. Turuncunun daha tatlı tonlarıyla seçeceğiniz mobilya ve dekora göre enerjik bir hava sağlanabilir.

Yeşil

Yeşil renk, aynı kahverengi gibi doğayı çağrıştırır ve sakinlik verir. Doğa ananın rengi olan yeşil, çocuğa anaçlık da hissettirebilir. Yeşil aynı zamanda sağlık ve şifa ile ilişkilendirilir. Çocuk odasında kullanılan yeşil renk çocukların sakinleşmesine katkıda bulunur ve çocukların konsantrasyonunu arttırır. Yeşil renk araştırmalara göre konsantrasyon arttırıcı etkisiyle birlikte çocukların okuma yeteneklerini de olumlu yönde etkiler.

Bu yazı Selin Hızal tarafından yazılmıştır.

Ata Binmenin Çocuk Gelişimine Etkileri

Çocuğun gelişiminde sağlıklı beslenme kadar bilişsel, fiziksel, duygusal, sosyal gelişimi için oyun ve oyuncakların da önemi vardır. Bu oyuncakların başında da sallanan atlar gelmektedir. Çocuğunuza alacağınız bu oyuncak onun denge gelişimine katkı sağlayacaktır. Tutma yerlerinden düşmemek için sıkıca kavrayacağından, ileri geri hareket ettireceğinden dolayı kas gelişimi ve motor gelişimi içinde destek olacaktır.

Peki Çocuğunuzu Gerçek Atlarla Tanıştırmaya Ne Dersiniz?

Anne ve babaların ilk başta tedirginlik yaşamaları gayet doğal. Çocuğum ya düşerse, at üstünden atarsa, çocuğum atı görünce korkarsa gibi pek çok duygu ve kaygı taşırlar. O güne kadar en sevdiği oyuncağı sallanan at ya da peluş at oyuncağı olan çocuk ebeveynin vermiş olduğu tepkilerden dolayı korkuya kapılabilir.

at ile dostluk

Aile Nasıl Davranmalı?

Sakin kalmalılar. Atlar hisli hayvanlar olduğundan size dostça ve sevgiyle yaklaşacaklardır. Çocuğunuzu kucağınıza alarak atı sevmeye başlayabilirsiniz. Dokunduğunuz zaman çocuğunuzun yüzündeki mutluluk tüm endişeleri unutturacaktır. Unutmayın ilk defa atla tanışacak olan çocuğunuz sizin vermiş olduğunuz tepkiye göre davranacaktır.

ata binmenin çocuk gelişimine faydaları

Ata Binmenin Çocuğun Gelişimine Faydaları

Fiziksel Gelişim

Hareket halindeki atın üzerinde dengede durabilmek için bacak ve gövde duruşumuzla ritmik hareketlerde bulunuruz. Bu hareketler bacak ve gövde kaslarını çalıştırarak kasları geliştirir. Dik oturuş pozisyonundan dolayı karın ve sırt kasları, atın yularını tutmaktan el-kol kasları gelişir. Atın koşması ya da yürümesi solunumu ve kan dolaşımını arttırır. Efor sarf edildiği için iştah açılır. Gelişimin bir parçası olan uykuya kolaylıkla geçilir.

Zihinsel Gelişim

Atın boyu nasıl? Derisi tüylü mü? Atın çıkardığı sesler nasıl? Taklit edebilir misin? Rengi ne renk? Tüm bu soruları büyük bir heyecanla anlatacaktır. Anlatırken de hayal gücünü kullanacak, duygularını ifade etme becerisi sözel dil gelişiminde etkili olacaktır.

Duygusal Gelişim

Kendinden büyük bir hayvanı kontrol edebildiğini görmek özgüven kazandıracaktır. Ne kadar mutlu olduğu yüzündeki gülümsemesinden belli olacaktır. Atlı spora devam etmesiyle öfkesini kontrol etmeyi öğrenecektir.

Sosyal Gelişim

Atların duygusal, hisli, sevgi dolu hayvanlar olduğundan bahsetmiştik. Atın bu özellikleri çocuğun bağ kurmasını kolaylaştıracaktır. Arkadaşlık ilişkileri, empati yeteneği gelişir. Çok sevdiği atı çocuğunuzun arkadaşı olacak bakımıyla ilgili araştırmalar yapacak beslenmesi için    ona şeker, sebze götürecektir. Sorumluluk bilinci, hayvan sevgisi ve saygısı artacaktır.

at ile terapi

Özel Çocuklarımız İçin Atın Önemi

At binmenin özel çocuklarımız içinde fiziksel, zihinsel, duygusal gelişimleri için faydalı olduğu bilinmektedir. Bu doğrultuda atların terapide kullanılmasıyla hipoterapi yöntemi kullanılmaya başlamıştır. Türkiye’nin birçok ilinde hipoterapi merkezleri kurulmaya başlanmıştır. Türkiye Jokey Kulübü sosyal sorumluluk projesi olarak engelli çocuklar için atla terapi merkezini hayata geçirmiş ve ücretsiz olarak hizmet vermektedir. Doğal bir ortamda kontrollü ve uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen hipoterapi fiziksel ve zihinsel engellilerde gelişimleri için umut oluyor.

Hipoterapinin Kullanıldığı Alanlar:

  • Otizm
  • Down Sendromu
  • Serabrel Palsi
  • Kafa travması felci
  • Psikolojik bozukluklar
  • Davranış bozuklukları
  • Öğrenme ve konuşma bozuklukları
  • Kas ve iskelet sistemi hastalıkları
  • Hiperaktivite

Gelişime Destek Olacak At Sevgisiyle İlgili Kitap Önerileri

  • Ata binmeyi seviyorum / Françoise La Gloahec
  • At ve çocuk / Rubert İsaacson
  • Yeni Pink / Heather Amery Slephen Cartwright
  • Ayşegül Ata biniyor / Gilbert Delahaye Marcel Marlier

 

 

Çocuklar İçin Atlarla İlgili Film Önerileri

  • Puslu
  • Gus
  • Hayalperest
  • Cimarron Aygırı

 

 

Seyhan ERTOSUN

Çocuk Gelişimci

 

 

Oedipus Kompleksi ve Arkasındaki Mitolojik Hikâye

Oedipus ve Elektra kompleksleri Freud tarafından ortaya konulan, çocukların gelişim dönemindeki karşı cins ebeveynine beslediği hislerin teorileridir. Bu teoriler ortaya çıktıktan sonra içeriği ve cinsellik odaklı olması sebebiyle diğer bilim insanları tarafından çok kere, bilimsel dayanağı olmaması sebebiyle reddedilmiştir. Fakat psikoanalitik yaklaşımda hala geçerli ve psikologlar tarafından oldukça yararlanılan teorilerdir. Psikologlar, çocukların “Ben annem gibi birisiyle evlenmek istiyorum,” ya da “Babacığım, büyüyünce seninle evleneceğim,” gibi cümlelerini bu yaklaşıma bağlarlar. Öncelikle teorileri detaylıca inceleyelim:

Fallik Dönem (3.5 yaş – 6 yaş)

Psikoseksüel gelişim evreleri arasında 3. sırada yer alan fallik dönem, çocukların 3.5 ile 6 yaş arasında cinsel organlarını keşfetmeleriyle başlar. Bu dönemde cinselliğe ve cinsel organlara karşı merak duygusu oluşur. Çocuklar karşı cinsin neden kendi cinslerinden farklı olduğunu anlamaya çalışırlar da denebilir. Karşı cins yönelimine başlangıç ebeveynler ile ilk örneklerini gösterir. Erkek çocuklar annelerini, kız çocuklar ise babalarını sevgili olarak görürler.

Hassas bir dönem olması sebebiyle, sağlıklı geçen bir süreçte, çocuklar yetişkinlik dönemlerini huzurlu ve bağlanma açısından sağlıklı geçirmeye yatkınlardır. Fakat sorunlu geçen bir fallik dönemde, ahlaki değerlerin yeterince yerine oturamamasıyla birlikte çocukların yetişkinlik dönemlerinde sıkıntılar görülebilir. Bu sıkıntılar genellikle cinsel kimliklerini ifade edememe, ifade etmekten çekinme, cinsellikten kaçınma ya da cinsellikte güvensiz hissetmeyi içerir.

Fallik Dönem

Oedipus ve Elektra Kompleksi

Oedipus erkek çocukların fallik döneminde oluşabilecek problemleri temsil ederken, Elektra kompleksi kız çocuklarında oluşabilecek problemleri temsil eder.

Oedipus Kompleksi

Oedipus kompleksi, erkek çocukların bilinçsiz olarak annelerine duyduğu cinsel isteği baz alır. Freud’a göre, erkek çocuklar babalarını hane içerisindeki iktidar olarak görürler ve annelerine olan yakınlıkları yüzünden babaya nefret ve kıskançlık beslerler. Eğer erkek çocuğu, fallik evreye kadar yaşadığı süreçte yasak ve cezalarla yetiştirildiyse, anneye karşı olan yakınlığından dolayı babaya karşı suçluluk duymaya başlar ve hadım ile cezalandırılacağını düşünür.

Erkek çocukları bu dönemde özellikle babalarından sevgi ve şefkat görmediği bir yuvada büyürse, ileriki yaşantılarında etkilerini görebilirler. Bu etkiler de kırılgan maskülenlik, cinsellikte özgüven problemi ve cinsel kimlik konusunda çekingenlik olarak ortaya çıkabilir.

Elektra Kompleksi

Elektra kompleksi Carl Jung tarafından ortaya konmuştur ve Freud tarafından reddedilmiştir. Çünkü Freud’a göre kız çocukları bu yaşlarda erkek çocuklar gibi penislerinin olmadığını fark ederler ve bunun kıskançlığını duyarlar. Fakat Jung bunu farklı bir bakış açısıyla ortaya koymuştur.

Jung’a göre, fallik dönemdeki kız çocukları babalarını iktidar olarak görür ve bilinçsizce babalarına karşı cinsel çekim duyarlar. Annelerinin babalarına olan yakınlıkları dolayısıyla da annelerine karşı nefret ve kıskançlık beslerler. Sağlıklı bir ev ortamında büyüyen kız çocuklarının anne ile babayı özleştirerek ahlaki değerlerinin oluşması ve dönemi sağlıklı bir şekilde atlatması beklenir. Böylece yetişkinlik dönemlerinde de cinsel kimliğe ve hayata sağlıklı bir bakış açısı kazanırlar.

Dönemi sağlıklı bir şekilde atlatamayan kız çocukları yetişkinliklerinde cinsellikten kaçınma, cinsellikten çekinme, cinsellikte ve hayatın diğer alanlarında başarıya takıntılı olma ile birlikte insan ilişkilerinde aşırı flörtöz tavırlar sergileyebilirler.

Oedipus Kompleksinin Mitolojik Hikâyesi

Mitolojiye göre, Thebai kralı ve kraliçesi bebek beklemektedir. Kraliçe hamileyken gördüğü kötü bir rüya üzerine kâhine gider ve kahin, doğan çocuğun kralı yani babasını öldürüp annesi olan kraliçeyle evleneceğini söyler. Kehaneti duyunca dehşete düşen kral ve kraliçe çocukları doğduğunda yaşanacakları engellemek için harekete geçerler. Bebeklerini bir dağa bırakırlar ve bileklerini delip deliklerden kayış ile bağlarlar. Bebek Oedipus adını buradan alır.

Kral ve kraliçe hayatlarına devam ederken Korinthos’lu bir çoban dağa bırakılan Oedipus’u bulur ve Korinthos kralına götürür. Çocukları olmadığı için Korinthos kralı ve kraliçesi Oedipus’u evlat edinirler ve onu sevgiyle büyütürler. Seneler sonra Oedipus sarhoş bir adamla karşılaşır. Bu adam Oedipus’un ailesinin gerçek ailesinin olmadığını iddia eder. Duydukları karşısında şaşkınlığa uğrayan Oedipus, gerçeği öğrenmek için bir kâhine gider. Gittiği kâhin, Thebai kral ve kraliçesine kehaneti açıklayan kişidir. Kâhin Oedipus’a gerçeği açıklamaz fakat kaderinde ne olduğunu anlatır. Oedipus ise babasını öldürmekten ve annesiyle evlenmekten kaçmak için Korinthos’u terk edecektir.

Yeni hayatına başlamak için Thebai’ye doğru yola çıkan Oedipus, yolda başka bir arabayla karşılaşır ve kavgaya tutuşurlar. Kavganın sonucunda Oedipus diğer arabadaki yolcuyu öldürmüştür. Öldürdüğü kişi ise Thebai kralı yani gerçek babasıdır.

Yoluna devam eden Oedipus sonunda Thebai’ye ulaşır ve şehrin kapısında şehre korku salan Sphinks adındaki canavar ile karşılaşır. Sphinks karşılaştığı insanlara bir bilmece sorar ve bilemeyenleri öldürür. Ne yazık ki o zamana kadar bilmeceye kimse doğru cevap verememiştir. Oedipus ile karşılaştıklarında aynı bilmeceyi kendisine de sorar. Oedipus Sphinks’in sorusunu doğru cevaplamıştır. Cevabı karşısında şaşıran Sphinks yenildiğini fark edip intihar eder. Thebai halkı Sphinks’ten kurtuldukları için Oedipus’a minnettardır ve kralın ölüm haberini alınca Oedipus’u yeni kralları yapmak isterler. Bu da Oedipus’un Thebai kraliçesi yani kendi annesiyle evlenmesi demektir.

Her şeyden habersiz gerçekleşen anne ile oğul arasındaki bu evlilikten dört tane çocuk dünyaya gelir. Yıllar sonra Thebai’de bereketsizlik baş gösterir. Oedipus durumu çözebilmek için kraliçenin erkek kardeşi Kreon’u aynı kâhine gönderir. Kâhin, Kreon’a tek çözümün kralın katilinin cezalandırılması gerektiğini söyler ama katilin araştırılmaması konusunda Kreon’u tehdit eder. Eğer katil araştırılırsa bütün gerçekleri halk ile paylaşacağını söyler. Kâhinin tehdidi yüzünden Oedipus ile Kreon kavga etmeye başlar. Kavga esnasında kraliçe içeri girip eski kralın ölüm şeklini anlatınca Oedipus öldürdüğü kişinin eski kral olabileceğinden şüphelenir.

Bunun üzerine Korinthos kralının ölüm haberi gelir. Oedipus’un Korinthos’a dönüp kralın yerine geçmesi gerekir. Fakat Oedipus tekrardan şüphelenmeye başlar çünkü babası sandığı kralı öldüren kendisi değildir. Ama annesi hayattadır yani kehanetin diğer yarısı hala gerçek olabilecektir. Bunun üzerine Oedipus tekrardan kâhine gider. Kâhin ona evlatlık olduğunu ve çobanın onu nasıl Korinthos’a götürdüğünü anlatır. Gerçekleri anlayan Oedipus ve kraliçe dehşete düşmüştür. Kraliçe yaşadıklarına dayanamayıp kendi canına kıyar ve Oedipus hem annesi hem de eşi olan kraliçenin iğnesi ile gözlerini kör eder. Gerçekleri herkesin öğrenmesiyle birlikte Oedipus Thebai’den başka bir kente sürülür ve orada hayatını kaybeder.

 

Bu yazı Doğa Baybek tarafından yazılmıştır.

 

 

Çocuk Odası Avizeleri İçin Fikirler

Çocuk odasını dekore ederken avize seçimleri odanın atmosferinde oldukça belirleyicidir. Seçilen avizenin görüntüsü her ne kadar önemli olsa da materyal, renk ve alınacak güvenlik önlemleri de bir o kadar önemlidir. Bizler de avizelerinizde hem sağlıklı hem de estetik seçimler yapabilmeniz için birkaç ipucu hazırladık!

Işık ve Ampul Seçimleri

Yüksek ısı yayan ampuller zaten zamanın çoğunda hareketli olan çocuklarınız için doğru seçim olmayacaktır. Isı yayan ampul seçimlerinde, çocuk odası çok daha kolay ısınacaktır ve çocuğunuzun daha hızlı terlemesine yol açacaktır. Bu durum da hem odada geçirilen vaktin kalitesini düşürür hem de çocuğunuzun üşütme riskini artırır.

Bunun dışında seçilen ampullerin yüksek ışık yaymaması gerekir. Çünkü yüksek ışık çocukların gözlerini yorar ve rahat hareket etmelerini engeller. Aynı zamanda baş ağrılarına yol açabilir. Çocuğunuzun ihtiyacı olan ışık miktarını seçebilmek ve günün saatlerine göre ışık miktarını ayarlayabilmek için ışık düzeyi manuel olarak ayarlanabilen avizelerden seçebilirsiniz.

Çocuk Odasında Işıklandırma Nasıl Olmalıdır?

Öncelikle çocukların rahatlıkla erişebileceği ışıklandırma türlerinden kaçınılmalıdır. Lambader ve abajur türleri kazalara yol açabilir. Çünkü çocuğunuz hem elektrik akımı ile temasa geçebilir hem de olası bir devrilme durumunda yaralanmalar ortaya çıkabilir. Bu riskleri ortadan kaldırmanın en uygun yolu ise ışıklandırmanın tavandan avize yoluyla yapılmasıdır.

Çocuk Odası Işıklandırması İçin Güvenlik Önlemleri

Çocuk odasında tavan aydınlatma araçlarının kullanılması güvenlik önlemlerinin ilk adımıdır. Çünkü çocukların ulaşıp temas edebilmesi pek mümkün değildir. Ek olarak ampul düşük güçlü olmalıdır. Yukarıda da bahsedildiği gibi düşük güçlü ampuller fazla ısı ve ışık yayamayacağı için patlama ya da kıvılcım ile alev alma ihtimali daha düşüktür.

Son olarak ise çocukların odasında kullanılan avizeler üzerinde boya ya da eğlendirmesi için sarkıtlar bulunabilir. Işıklandırmada kullanılan dekorasyon malzemeleri bezden ya da yanabilecek boyadan olmamalıdır. Çünkü bu malzemeler yüksek ısıda alev alabilir ve tehlike yaratabilir.

Çocuk Odası Avizeleri İçin Dekorasyon Fikirleri

Çocuk Odası Avizeleri İçin Dekorasyon Fikirleri

Ebeveynler çocuklarını uyutmada zaman zaman sorun yaşayabilir. Çocuğun uykusunun gelmemesi, huysuzlanması, ya da hasta olması durumunda uykuya geçiş oldukça zordur. Aydınlatmada kullanacağınız belli dekorasyonlar çocuğunuzu uyutmada yardımcı olabilir. Bunun için genellikle tavana ve duvarlara gökyüzü yansıması veren avizeler tercih edilebilir. Hayvan figürleri yansımaları da çocuk odası avizelerinde oldukça kullanılır. Bu tür figürlerin kullanılması çocuklar yatağa yattığında dikkatlerini çeker. İncelerken ve hayal güçlerini kullanırken yorulurlar ve sakinleşip uyku haline geçmeleri daha kolay olur.

 

 

Bu yazı Doğa Baybek tarafından yazılmıştır.

Çocuklara Hayvan Sevgisi Nasıl Verilir?

Hayvanlar hayatımızda özel bir yer taşır ve çocuğu olan çoğu kişi hayvan sevgisinin ufak yaşta başladığını bilir. Çocuklar doğuştan hayvanlara sevgi, şefkat ve saygı göstermek gerektiklerini bilmezler. Bu nedenle, ebeveynler olarak bu sevgiyi çocuğunuza aşılamak sizin elinizdedir. Hayvanlara, diğer canlılara karşı saygı ve sevgi duymayı öğrenen bir çocuk, ileride diğer insanlara karşı da empatiyle yaklaşmayı daha kolay öğrenebilme olasılığı yüksektir. Çocuklarınıza bu sevgiyi nasıl aşılayabileceğinizi gelin birlikte keşfedelim.

Örnek Olun

Çocuklar gözlemleyerek öğrenirler ve çoğu zaman sizi rol modelleri olarak görürler. Hayvanlara karşı saygılı davranışlarda bulunursanız çocuklarınız da yüksek olasılıkla sizi örnek alıp aynı davranışlarda bulunacaktır. Bu nedenle, hayvanlar hakkında ne dediğinize ve onlara karşı her daim nezaket göstermeye dikkat etmelisiniz. Onları küçük düşürecek kelimeler kullanmamalı ve onlarla iletişim kurarken şefkatli bir ses tonu kullanıp saygılı davranmalısınız. Hayvanlara asla vurmayın ve şiddet içeren herhangi bir davranışta bulunmayın.

Sadece Evcil Hayvanlara Değil, Hepsine Sevgi Göstermeleri Gerektiğini Öğretin

Bir örümcek görmek size korkutsa bile bunu çocuğunuza yansıtmamaya çalışın. Bunun yerine böcekleri evinizden onlara zarar vermeden ve öldürmeden, sakin bir şekilde çıkarın ve doğal ortamlarına koyun. Canlının büyük ve küçüklüğünün bir şeyi değiştirmediği, hâlâ bir canı olduğunu, tüm canlılara sevgi ve nezaketle yaklaşılması gerektiğini vurgulayın.

Barınaklarda Gönüllü Olun

Barınaklarda gönüllü olmak, çocuğunuz terk edilmiş, çaresiz hayvanlara bakmayı ve onlarla empati kurmayı öğrenmesi için etkili bir yoldur. Bu sayede hayvanların zararsız ve de sevgiye, korumaya ihtiyaç duyan varlıklar olduğunu da öğrenirler.

kedi sahiplenme

Evcil Hayvan Sahiplenin

Hem duygusal hem de finansal olarak bir evcil hayvana bağlanmaya istekliyseniz, bir evcil hayvanı sahiplenmek, çocuklarınıza başka bir canlıya bakmanın sorumlulukları konusunda aydınlatmanın ve onlara hayvan sevgisi aşılamanın en etkili yollarındandır. Alanınız kısıtlıysa ve bir köpek ya da kedi sahiplenmek sizin için uygun bir seçenek değilse, belki bir hamster alabilirsiniz.

çocuklarda hayvan sevgisi

Çocuklarınıza Sorumluluk Verin

Çocuğunuza evcil hayvanınızla ilgili sorumluluklar verin. Bu, evcil hayvanlarının refahına katkıda bulunduklarını anlayarak onları hayvanlarını daha derin sevmeyi öğreneceklerdir. Su kaplarını doldurmak gibi basit görevler daha küçük çocuklara verilebilirken, daha büyük yaşlar için besleme, yürüme gibi sorumluluklar verilebilir.

Birlikte Veterinere Gidin

Evcil hayvanınızın hayatına değer verdiğinizi, veterineri sık sık ziyaret ederek, her zaman temiz suya erişim sağlayarak ve evcil hayvanınızı her gün besleyerek çocuğunuza gösterin. Veterineriniz, çocuğunuzu evcil hayvanınızın vücudunun biyolojisi hakkında eğitmek için değerli bir kaynak olmakla kalmaz, aynı zamanda çocuğunuz, evcil hayvanlarınızın ihtiyaçlarını dinlemeyi öğrenmenin yanı sıra davranışları hakkında daha fazla bilgi edinebilir.

Doğadaki Hayvanları Saygıyla İzleyin

Çocuklarınız, hayvanları doğal ortamlarında, onları rahatsız etmeden sessizce ve saygıyla gözlemlemeye teşvik edin. Bu, bahçenizde, bir parkta veya doğada bir kamp gezisinde yapılabilir. Ya da eğer bir bahçeniz varsa, bahçenizde yaşayan hayvanlar için kuş yemliği, kulübeleri gibi ufak şeyler yapılabilir.

hayvanlar nasıl sevilir

Çocuklara Hayvanları Nasıl Seveceklerini Öğretin

Çocuklar bir köpek ya da kediyle oynamayı, okşamayı doğuştan bilmezler, dolayısıyla bu konuda yönlendirmeye ihtiyaçları vardır. Hayvanları nazikçe sevmeleri gerektiklerini, kürklerini ve kuyruklarını çekmemeleri ve canlarını acıtmamaları gerektiğini öğretin.

Tanımadığı Hayvanları Sevmeden Önce Sahiplerinden İzin İstemeyi Öğretin

Bazı hayvanlar yabancıların yanında ürkektir. Çocuklarınıza tanımadıkları bir hayvanı sevmek için izin istemeleri gerektiğini öğretin. Hayvanların kendi alanlarına ihtiyaç duyduklarını ve uyuyan bir köpeğe veya yavrularıyla birlikte olan bir hayvana yaklaşmamaları gerektiğini açıklayın.

Kitaplar Okuyun ve Filmler İzleyin

Çocuğunuzla hayvanlar hakkında okuyabileceğiniz ve izleyebileceğiniz çok sayıda kitap ve film var. Bazıları eğiticiyken, bazıları ise insanlarla ve hayvanlarla kurulan özel ilişkileri gösterir. Böylece çocuğun empati ve hayvanlara karşı saygı duygusunu derinleştirir.

 

 

Bu yazı Azra Su Akbaş tarafından yazılmıştır.

 

 

Squid Game: Çocukları Bekleyen Tehlike

Şiddet İçerikli Yayınların Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Günümüzdeki dizi ve filmlerin içeriğiyle birlikte, çocuklar tarafından aile denetimi bulunmadığında kolaylıkla ulaşılabilir olması çocuklarda psikolojik travmalar ve eğilimler yaratabiliyor. Bu eğilimler gelişim çağındaki çocuklar için uzun vadede kalıcı hasara da yol açabiliyor.

Daha önceden de gündeme gelmiş olan bu diziler, “Squid Game” adlı dizinin yayınlanmasıyla tekrardan tartışmaya açılır hale geldi. Dizinin kurgusu, yetişkinlerin çocuk oyunları oynamak durumunda bırakılması ve kaybedilmesi durumunda ölüm ya da ağır yaralanma ile sonuçlanması üzerine oluşturulmuştur. Bu kurgular her ne kadar yetişkinler için vakit geçirme ve eğlenme aracı olsa da çocukların bu içeriklere erişebiliyor olması belli sorunlara yol açmaya başlamıştır.

Bu yapımlar sosyal medya etkisiyle birlikte çocukların oyun algısını bozabilir. Aynı zamanda şiddet içeriğine erken yaşta maruz kalmak, çocukların şiddeti normalleştirmesi ve şiddet eğilimli davranış göstermesiyle sonuçlanabilir. Bu şekilde kurgulanan içerikler artık her alanda ulaşılabilir olduğu için ebeveynlerin ve eğitim kurumlarının aldığı önlemler oldukça önemlidir. Bizler de bu konuda soru işareti olan ebeveynler için alınabilecek önlemleri sizler için listeledik.

 

Çocuklar Şiddet İçerikli Kurgulara Nereden Ulaşıyor?

 

çocuklarla dizi izlerken dikkat edilmesi gerekenler

Şiddet içerikli yayınlar, yerel ve dijital platformlarda ulaşılabilir durumdadır. Yerel kanallarda gece saatlerinde çocuk gelişimine zararlı olabilecek film ve diziler yayınlanır. Bu saatlerde eğer çocuk uyanıksa, ebeveynler bu yayınları izlememelidir. Dijital platformlarda açılan hesaplar içerisinde de yetişkin ve çocuk profilleri bulunur. Eğer bir çocuk ebeveyn gözetim dışındaysa, kolaylıkla profiller arası geçiş yapabilir. Ebeveynler kendi izleyecekleri şiddet içerikli yayınları da çocukların olduğu ortamlarda izlememelidir.

Yerel kanallarda bir önlem alınamasa da dijital yayın platformlarında gözden kaçma durumunda kontrol sağlanması için içerikler ebeveynler tarafından şifrelenebilir. Böylece çocuk herhangi bir yayına izinsiz girmeye çalışırsa, şifreyi giren bir ebeveyn olmadıkça içeriğe ulaşamayacaktır.

Çocukların Şiddet İçerikli Yayınlara Ulaşımı Neden Engellenmelidir?

Gelişim çağındaki çocuklar çevrelerinde yaşanan olayları ve deneyimleri gözlemleyerek dünyayı tanır ve öğrenirler. Bu gözlemleme sürecinde sürekli maruz kaldığı olayları ise “normal” olarak beyinlerinde kodlandırırlar.

Bir çocuğun ev içerisinde, okulda ya da herhangi bir ortamda düzenli olarak şiddete maruz kalması şiddeti normalleştirecektir. Günümüz koşullarında ise okullarda çocuklar arasında şiddete meyilli davranışlar gözlemlenmeye başlamıştır. Çocuklar şiddet içerikli yayınlarda gördükleri kurguları kendi oyunlarında da uygulamaya başladığı için eğitim kurumlarının ve ebeveynlerin önlem almaları gerekmektedir.

Çocukların Maruz Kaldığı Şiddet İçerikli Yayınlarla İlgili Alınması Gereken Önlemler

Çocukların şiddet içerikli yayınlara maruz kalmaması için alınabilecek ilk önlem ebeveyn gözetimidir. Öncelikle çocukların sosyal medyaya olan erişimi kısıtlı ve gözetim altında olmalıdır. Çünkü bir çocuk zararlı bir yayını izleyemese bile sosyal medyadan çok hızlı bir şekilde öğrenebilecektir.

Bunun dışında dijital platformlara ve yerel kanallara erişim de aynı şekilde kısıtlı ve gözetim altında gerçekleşmelidir. Eğer ebeveynler gözden kaçırabileceklerinden şüpheleniyorsa, bu platformlara şifre koyabilirler. Şifreli olduğu sürece çocuklar izinsiz olarak bir yayını izleyemezler.

Erişimi engellemek ne kadar önemli olsa da internet çağında kısıtlamalar tamamıyla gerçekleşmeyebilir. Çocuklar ailenin olmadığı ortamda internete ulaşabilir. İnternet erişimine sahip olmasalar bile arkadaşlarından öğrenebilir ve arkadaşlarıyla birlikte yanlış oyun algısına kapılabilirler. Böyle bir durumun gerçekleşmemesi için ebeveynlerin ve okulların beraber hareket etmesi gerekir.

Okullar, öğrenciler için oyun algısını geliştirecek ve hayal ürünü kurgular ile gerçeğin karıştırılmaması gerektiğini aşılayacak eğitimler vermelidir. Eğitimler, şiddete başvurmadan duygu ve düşüncelerin nasıl ifade edilebileceğine odaklanmalıdır. Bununla birlikte teneffüs saatlerinde çocukların oyun alışkanlıkları gözlemlenir ve uyarılarda bulunulursa, oluşabilecek yanlış bir oyun algısı ya da türüne anında müdahale edebilmiş olurlar. Aynı zamanda, aileler her zaman nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini bilmeyebilir. Bu konuda okulların ailelerle iletişime geçip bir yol haritası oluşturmaları çok faydalı olacaktır.

Okulların alacağı önlemlerle birlikte, ailelerin çocuklarına “oyun” kelimesinin tanımını tekrardan sağlıklı bir şekilde yapması gerekir. Bu yaklaşım, özellikle çocuklar bu yayınları seyrettiğinde gerekir. Çünkü oyunlar kişilere zarar verme amacı gütmez. Ancak eğlence aracı ve çocukların fiziksel, mental ve sosyal gelişimleri için kullanılan araçlardır. Ek olarak, bu süreçte çocuklarla daima iletişim halinde olunmalıdır. Kızmak ya da sinirlenmek, çocuklarda inat görülmesine neden olabilir. Sakince iletişim halinde kalınan durumlarda, çocukların gelişiminde kalıcı hasar görülmeden sürece devam edilebilecektir.

 

Aşağıdaki yazılarımı kaçırmayın:

 

 

Bu yazı Doğa Baybek tarafından yazılmıştır.

Evlat Edinme Süreci Hakkında Merak Ettikleriniz

Evlat edinme bireylerin çocuk sahibi olma yolunda göz önünde bulundurdukları seçeneklerden bir tanesi olup, ebeveyn ve çocuk ilişkisini biyolojik yolla değil hukuk yoluyla bağlayan bir sistemdir. Ebeveyn ve çocuk ilişkisini kuran bu sistemde ailenin ve çocuğun bu sisteme uygun olmaları ve belli şartları sağlamaları gerekmektedir.

Evlat Edinme Şartları Nelerdir?

  • Evlat edinme işleminde bulunacak ebeveynlerin en az beş senedir evli olması.
  • Ebeveynler beş senedir evli değilse yaşlarının otuz ve üzeri olması.
  • Evlat edinme işleminde bulunacak olan ailenin evlat edilecek kişiden on sekiz yaş büyük olmaları.
  • En az iki sene evli olmak şartı ile ebeveynlerden biri diğerinin çocuğunu evlat edinebilir.
  • Evli olmayan kişiler otuz yalını doldurmak kaydı ile evlat edinebilirler.

Evlat Edinme Süreci

Evlat edinme işlemleri evlat edinilecek çocuğun yasal vasisinden veya biyolojik aileden ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı kuruluşlara başvurularak başlatılabilir. Başvurulardan sonra ebeveynlerden karar sürecini rahatlatacak bütün belgeler istenir ve kendileriyle beş görüşme yapılarak inceleme raporu oluşturulur. Bu rapor olumlu bir şekilde sonuçlanırsa aileler sıraya alınır. Bu sıralamada çocuğun sağlık durumu, yaşı ve eğer kardeşi varsa ikisinin de birlikte istenmesi gibi durumlar göz önünde bulundurulur ve kardeşlerin birlikte istenmesi durumunda sıralamaya bağlı kalınmayabilir.

Evlat edinme işlemlerinde sıranın aileye gelmesi durumunda çocuk ailenin yanına bir seneliğine “Evlat Edinme Öncesi Geçici Bakım Sözleşmesi” ile yerleştirilir ve bu sene içerisinde her üç ayda ailenin ve çocuğun durumu izlenir. Bu bir sene içerisinde ailenin sosyal ve ekonomik durumlardaki değişimleri de inceleme altına alınır ve sürenin sonunda evlat edinme davası açılır.

Evlat Edinme İşleminden Ailenin Vazgeçmesi Durumunda Ne Olur?

Evlat edinen ailenin veya evlat edinilen çocuğun ciddi bir sağlık sorunu olmadığı takdirde gerçekleştirilen başvuru iptallerinde ailenin dosyası iptal edilir ve bu ailenin sonradan yapacakları evlat edinme işlemleri başvuruları bu durumdan dolayı reddedilir.

Evlat Edinme İşlemi Gerçekleştiren Aileye Devlet Yardımı Sağlanır Mı?

Evlat edinme işlemlerinde devlet tarafından sosyoekonomik destek sağlanmaz.

Çocuğa Evlat Edinme Süreci Ne Zaman Aktarılmalıdır?

Evlat edinme süreciyle alakalı yapılan psikolojik çalışmalar sonucu çocuğun henüz sosyalleşme evresine geçmediği, anne ve babanın en önemli konumda yer aldığı 4-6 yaş aralığı en iyi dönem olarak tespit edilmiştir.

Çocuklar Biyolojik Ebeveynleri Hakkında Soru Sorduklarında Nasıl Davranılmalıdır?

Evlat edinme süreci hem ebeveynler hem de çocuk için birçok katmanda zorlu bir süreçtir. Evlat edinilen çocuk bu durumun bilincine vardığında biyolojik ebeveynleri ve bu süreç hakkında bir sürü soru işaretine sahip olabilir. Çocuğun kafasında oluşabilecek soru işaretlerini en iyi ve en sağlıklı şekilde gidermek amacıyla ebeveynler çocuğun yaşını da dikkate alarak soğukkanlı ve rahat bir duruşla çocuğun sorularını yanıtlamalıdırlar. Çocuklar bu durumu öğrendiklerinde terk edildiklerini düşünebilirler ve bunun gibi çeşitli duygusal çatışmalar yaşayabilirler. Bu duygusal çatışmaları önlemek amacıyla ebeveynler çocuklarını sevdiklerini ve onun yanında olduklarını belli etmelidirler. Bununla birlikte çocuğun soruları aile tarafından özveriyle yanıtlandığında olası bir travma daha rahat bir şekilde önlenebilir veya atlatılabilir.

Evlat Edinme İşlemi ile Koruyucu Aile Arasındaki Fark Nedir?

Bu iki husus arasındaki en önemli farklılık velayet konusudur. Bir çocuk evlat edinildiği zaman bu çocuğun velayeti evlat edinen aileye geçmektedir. Koruyucu aile sisteminde ise bu söz konusu değildir. Koruyucu aile sisteminde bu görevi yerine getiren aile çocuğun bakımı gibi belli başlı sorumlulukları devletle birlikte yürütür ancak çocuğun velayetine sahip olamaz.

Koruyucu Aile Olmak İçin Sağlanması Gereken Şartlar Nelerdir?

  • C. vatandaşı olmak,
  • 25-65 yaş aralığını sağlamak,
  • Türkiye sınırları içerisinde ikametgah etmek,
  • Düzenli bir gelir sahibi olmak ve en az ilkokul mezunu olmak.

Koruyucu Aile Süreci

Koruyucu aile işlemleri için dilekçe ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne başvuru yapılır. Başvuru sonucu kişiler istenilen belgeleri tamamladıklarında belli bir inceleme süresinden geçerler. Bu inceleme süreci sonucu onay alındığı takdirde aile uygun çocukla eşleştirilir ve bir sözleşme imzalanır. Bu sözleşme sonucu çocuk ailenin yanına yerleştirilir ve denetimler bundan sonra da devam eder.

 

 

Bu yazı Sena Damla İlik tarafından yazılmıştır.

 

Koruyucu Aile Nedir? Koruyucu Ailenin Şartları Neler?

Çocuk Gelişim Sürecinde Sağlıklı Aile Yapısının Önemi

Birçok gelişim uzmanı çocuğun içinde yaşadığı ve geliştiği çevresinin kişilik gelişimini ile büyük ölçüde bağlantılı olduğunu savunmaktadır. Sağlanan uygun ve sağlıklı bir aile ortamının çocuk gelişiminin çeşitli bileşenlerinde etkisi büyüktür. Örnek olarak çocuğun sosyal ilişkilerindeki becerileri yani çocuğun dış çevre ile teması ve iletişim becerisi sağlanan güvenli ev ortamı desteği ile gelişir. Çocuk ev ortamını merkez alarak dış dünyaya karşı bir tutum sergiler ve çocuğun sosyal becerileri bu güvenli alan temel alınarak gelişir. Bu alanda pek çok gelişim bileşenine örnekler ile değinmek mümkün ve kısaca bu örnekler de her becerinin ve her mental gelişimin aile esaslı ilerlediği yönündedir. Özetle çocuğun her temel gelişiminin ve erişkin yaşamındaki becerilerinin, zihinsel ve fiziksel sağlının büyüdüğü çevreye ve büyük ölçüde aile ortamına dayandığını söyleyebiliriz.

Koruyucu aile nedir?

Çocukların korunması ve aynı zamanda gelişimlerinin mental, fiziksel ve sosyal açıdan sağlıklı bir şekilde ilerlemesi toplum için çok büyük önem taşımaktadır. Çocukların gelişiminin ve korunmasının toplum sürdürülebilirliği ve devamlılığı için büyük önem taşımasının en büyük nedeni ise bir toplumun geleceğini çocukların oluşturmasıdır. Bu gelecekte sağlıklı ve ufku açık bireylerin yetişmesiyle çağdaş bir toplum yaratmak çocuklarımızın elinde. Bu sebep ile vizyonu geniş ve topluma yararlı bireylerin yetişmesi gelecekteki toplum düzeni için mühimdir. Çocuğun gelişim aşamasında büyüdüğü ortamın ve bulunduğu aile yapısın gelecekteki kişiliğine ve aynı zamanda erişkin yaşamındaki hayatındaki etkisi yapılan araştırmalar ile desteklenmektedir. Çocuğun gelişimi için en uygun ortamı sağlamak sadece ailenin sorumluluğu değil aynı zamanda devletin de sorumluluğudur.

Devletin çocukların korunması ve topluma sağlıklı bireyler yetiştirmek adına sağladığı hizmetlerden biri koruyucu aile bakımıdır. Koruyucu aile belli nedenler dolayısıyla öz ailesinin yanında bakımları sağlanamayan veya bulunduğu ailenin içindeki durumlar kaynaklı o ailenin yanında yaşaması mümkün olmayan çocukların devletin hukuki ve sosyal denetimi altında başka bir aile tarafından bakımının karşılanması ve yetiştirilmesine denir. Gönüllü ailelerin yanında uzun süreli veya kısa süreli bir şekilde bakılması sorumluluğunu üstelenen koruyucu aileler bu süreci gönüllü olarak veya belli bir ücret karşılığı yapabilmektedir.

Koruyucu aile modelleri

Dört çeşit koruyucu aile modeline değinilmiştir. Bunlar Akraba veya Yakın Çevre Koruyucu Aile Modeli, Geçici Koruyucu Aile Modeli, Süreli Koruyucu Aile Modeli ve Uzmanlaşmış̧ Koruyucu Aile Modeli olarak tanımlanmaktadır.

Akraba veya Yakın Çevre Koruyucu Aile Modeli

Bu model kan bağı bulunan akrabaların veya çocuğun çevresinde bulunan ve aynı zamanda çocuğun iletişim içinde olduğu bakıcı, komşu gibi olan bireylerin ve ailelerin sağladığı bakımı içermektedir.

 Geçici Koruyucu Aile Modeli

Bu model çeşitli sebepler ile henüz hakkında hizmet planı olmayan ve kuruluş bakımına yerleştirilmemiş çocuklar için bu konuda eğitim desteği bulunan profesyonel düzeye gelmiş kişi ve ailelerin sağladığı bakımı kapsamaktadır. Bu bakım geçici bir süre için geçerlidir, bu süre en fazla bir ay sürmektedir.

Süreli Koruyucu Aile Modeli

Kalıcı bir ailenin yanına yerleşemeyen ve biyolojik ailesinin yanına kısa süre içinde döndürülme imkanı bulunmayan çocuklar için sağlanan bakımdır.

Uzmanlaşmış̧ Koruyucu Aile Modeli

Özel ihtiyaçları olan çocukla için lisanslı ve eğitim destekli profesyonel düzeye gelmiş kişi ve ailelerin sağladığı bakımdır.

Koruyucu Aile Olmanın Şartları

Hukuk sistemimizde korunmaya muhtaç hale gelmiş çocukların devlet tarafından korunması hakkında kanun bulunmaktadır, 2828 sayılı Kanun içeriğinde çocukların korunması ve sağlıklı bireyler olarak yetişmeleri için olan kurum bakımını ve koruyucu aile bakımını da kapsar. Aile ortamında yetişmesi mümkün olmayan çocuklar için aile ortamına denk bir ortam sağlanması koruyucu aileler ile mümkündür. Devlet denetiminde ilerleyen bu süreçte koruyucu aile olmanın belirli şartları vardır. Bu şartlar:

  • Koruyucu aile olmak için bireyin T.C vatandaşı olup aynı zamanda yaşı 25-65 yaş arasında olmalıdır.
  • Yukarıdaki kriterlere ek olarak kişinin sürekli olarak Türkiye’de ikamet etmesi, en az ilkokul mezunu olması ve düzenli bir gelire sahip olması gerekir.
  • Kişinin koruyucu aile kriterlerine uyduğu sürece medeni hali önem taşımamaktadır. Ancak bekar kişilerin 30 yaşını doldurmuş olmaları gerekir.
  • Çocuğun velayeti halen daha biyolojik ailesindedir bu sebeple çocuğun adı ve soyadı değiştirilemez.
  • Koruyucu ailelerin ev ve sosyal ortamını çocuk yetiştirmek için uygun bir ortam haline getirmesi gerekir.

Koruyucu Aile Olmak İçin Nasıl Başvuru Yapılır ?

koruyucu aile başvurusu

Kriterleri sağlayan tüm bireyler koruyucu aile olmak için ikamet ettiği yerdeki Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne başvuruda bulunabilir. Başvuru sonrası belirli evraklar toplanır ve tamamlanır. İstenilen belgeler şu şekildedir:

  • TC. kimlik numarası beyanı veya kimlik kartı fotokopisi
  • Vesikalık fotoğraf (Bir adet yeterli olacaktır.)
  • Öğrenim durumunu gösteren belgenin onaylı örneği
  • Adli sicil belgesi
  • İş, gelir ve sosyal güvenlik durumunu gösteren belgenin onaylı örneği
  • Koruyucu aile olmak için başvuran kişinin çocuğu etkileyebilecek fiziksel engeli, ruhsal rahatsızlığı ve bulaşıcı hastalığının olmadığını gösteren doktor raporu (Bu rapor üniversite veya devlet hastanelerinden alınabilmektedir.
  • Ek olarak kişinin medeni hali evli ise tüm belgeler her iki bireyden de istenmektedir. Ayrıca adli sicil belgesi ile doktor raporu aile ile birlikte yaşayan kişiler olduğu takdirde onlardan da talep edilmektedir.

–  Hizmet devam ettiği sürece koruyucu aileye yeni katılan aile bireyleri için iki yılda bir doktor raporu ve      adli sicil belgesi yenilenmelidir.

Koruyucu Aile Olma Sürecinde Bilinmesi Gerekenler

koruyucu aile olma süreci

Çocuk koruyucu ailenin yanında olsa dahi biyolojik ailesi ile görüşme hakkına sahip olup kurum tarafından uygun ortam, zaman zaman aralıklarında kurum uzmanlarının eşliğinde görüşme yapabilirler. Bu görüşme kurum bünyesinden bir sosyal hizmet uzmanı eşliğinde gerçekleştiğinden koruyucu aile ve biyolojik aile bir araya gelmez ve koruyucu aile ile görüşme bilgileri paylaşılmaz.

Hangi durumlarda çocuğun koruyucu aileden alındığına gelirsek değinildiği gibi bu süreç devlet denetiminde ilerlemekte ve bu süreç sosyal hizmet uzmanı tarafından hazırlan sosyal inceleme raporunda ayrıntılı bir biçimde değerlendirilmektedir. Koruyucu ailenin üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmediği, koruyucu ailenin istenilen biçimde çocuğa bakmadığı tespit edildiği, koruyucu ailenin herhangi bir nedenle koruyucu aile olmaktan vazgeçtiği veya çocuğun koruyucu aileye yerleşme nedeni ortadan kalktığı durumlarda hazırlanan rapor Koruyucu Aile Komisyonuna bildirilir ve sözleşme iptali gerçekleşerek çocuk aileden geri alınır. Ayrıca bu komisyon koruyucu ailelerin niteliklerini de denetleyip, değerlendirmektedir. Örneğin bu komisyona bağlı sosyal hizmet uzmanı tekrardan rapor ile belli gerekçeler belirttiğinde koruyucu aile statüsü iptal edilebilir, koruyucu aile statüsü iptal edildiğinde ise o aileye bir daha başka bir çocuk için koruyucu aile olma hakkı verilmez.

Evlat edinme ile en büyük farkı koruyucu ailelerin velayeti haklarının olmamasıdır, evlat edinmede ise mahkeme kararı ile çocuğun velayet hakları devredilmektedir. Aynı zamanda koruyucu aile olmak gönüllü aile olmaktan da farklıdır. Gönüllü aileler kuruluşta bakımı sağlanan çocuklar için kurumun uygun bulduğu dönemlerde ailelerin yaptığı ziyaretlerin yanı sıra çocukları haftasonları veya belli özel günlerde evlerinde misafir ettiği aileleri kapsayan bir hizmettir.

Koruyucu Aileye Yapılan Ödemeler

Koruyucu ailenin yanında yaşamaya başlayan çocuğun bakımı, eğitim ve yetiştirilmelerine ilişkin harcamalara karşılık aylık net ödeme yapılır. Bu ödeme çocuğun durumuna yani varsa engellilik durumuna ve yaş durumunu göre değişkenlik göstermektedir. Bu ödemenin yanı sıra çocuğun okul servis ücreti, sınavlara hazırlık kurs ücreti içinde yılda belirlenen bir ödeme sağlanmaktadır. Ayrıca yıllık olarak çocuğun eğitim masrafları karşılığı 3 katı tutarında ödeme yapılmakta ve buna ek olarak yılda 2 kez giyim masraflarını 2 katı tutarında ödeme yapılmaktadır. T.C Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının resmi internet sitesine göre koruyucu ailelere ödenen ücret (10270) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda elde edilen rakamın sırasıyla %50’si, %75’i, %80’i, %85’i ve %90’ı alınarak belirlenmektedir. Harçlıklar için ise kuruluş bakımındaki çocuklar için yapılan hesaplama ile belirlenmekte olup memur maaş katsayısı sırasıyla okul öncesi 0-3 yaş 600, İlköğretim 1-4 ve 5-8. sınıfı 900, Lise ve dengi okul 1200 ve Yükseköğrenime devam edenler için 2000 gösterge rakamı ile çarpılarak bulunan miktar kadar ödeme yapılmaktadır. Örneğin 0-3 yaş için aylık ücret 923,26₺ olup 4-5 yaş için 1.384,89₺’dir

 

 

 

Bu yazı Serra Şenol tarafından yazılmıştır.