Yazılar

Momo Nedir?

Momo, Keisuke Aisawa adlı Japon bir sanatçı tarafından yapılan; keçeleşmiş düz saçlı, soluk tenli, patlak gözlü dijital yaratılmış bir figür. İnternete düşmeden önce, Keisuke Aisawa Momo heykelini Tokyo’da bir sanat müzesinde sergilemek adına yapıyor. Fakat zamanla insanlar bu müzeye gidip fotoğraflarını yayınlayarak, paylaşıyor. Bu paylaşımlardan sonra özellikle Reddit’te yayılıyor ve bugünkü popülerliğine ulaşıyor. Momo’nun videolar, mesajlar yardımıyla çocukları intihara sürüklediği söyleniyor. Momo Challenge denen oyunda öncelikle çocukların kendine zarar vermesiyle başlıyor ve finalinde de intihar amaçlanıyor. İnsanları korkutan, bu yarattığı korkuyla da kontrol eden bir yüz. Verdiği mesajların benzerliğinden dolayı da Mavi Balina oyunuyla karşılaştırılıyor.

 

Momo İle Nasıl Karşılaşılır?

zararlı çocuk oyunu momo

  • Momo’nun Youtube, Whatsapp, Facebook gibi sosyal medya araçlarında çıkması mümkün.
  • Fakat çocukların karşılaşabilme oranlarının daha fazla olduğu yerler Minecraft isimli sanal oyun ve Youtube’da reklam araları.
  • Aynı zamanda tanınmayan kişilerden gelen veya güvenilir olmayan kaynaklardaki linklere tıklanınca da iddialara göre bir oyuna yönlendiriyor. Burada da yine karşılarına Momo çıkıyor.
  • Youtube uygulamasında sadece reklam aralarında değil aynı zamanda normal çocuk içeriği gibi gözüken videoların içine de Momo sıkıştırılabiliyor.

 

Momo Tehlikeleri Nelerdir?

momo oyununun tehlikeleri

  • Söylentilere göre Momo’nun hedef kitlesi küçük çocuklar, bu nedenle onları bir şey yapmaya ikna etmek veya etkilemek de yetişkinleri ikna etmekten daha basit denebilir.
  • Momo’nun internette paylaşılan videolarına bakıldığında çocuklara evde kesici aletleri nerede bulabileceklerini örneklerle anlatarak söylüyor. Bunu söylemekle kalmayıp ardından bu aletlerle ne yapabileceklerini resimlerle anlatabiliyor. Kendilerine zarar vermelerini bildiriyor ve bu söylemlerin intihara kadar sürüklendiği söyleniyor.
  • Momo sadece fiziksel zararla kalmayıp, çocukları psikolojik olarak da etkiliyor. Görünüşü korkunç denilebilecek gibi rahatsız olduğu için birçok çocuğun içinde korku bırakıyor.
  • Bazı verilere göre Momo kişisel bilgilerinize ulaşıp, çalabilir.

 

Çocukları Korumak İçin Ne Yapılmalı?

  • Çocuklara verilen teknolojik aygıtların vermeden önce kontrol edip, çocuk kilitleri açık değil ise açılmalı. Bu kilitler her platformda ayrı bir şekilde yapılıyor.
  • Çocuklar sosyal medya platformlarından gelen mesajlar üzerine uyarılmalı. Özellikle tanımadıkları birinden veya tanımlı olmayan numaradan gelen mesajları açmamaları gerektiği vurgulanmalı.
  • Güvenilir platformlar kullanılmalı.
  • Çocukların izlediği bazı çizgi film veya videoların aralarına yerleştirilmiş bilinçaltına işleyen mesajların da varlığına dikkat edilmeli, çocuklar bu esnada yalnız bırakılmamalıdır.
  • Oyun davetleri görmezden gelinmeli, bilinmeyen linklere tıklatılmamalı.
  • Çocuklara teknolojik aygıtları kullanırken işlerine yarayacak şekilde farkındalık aşılanmalı.
  • Sadece Momo’nun değil, Mavi Balina gibi birçok tehlikenin de olduğunu unutmayıp, çocuklara bu konuda güvenli içerikler vermek gerekiyor.

 

Momo’ya Dair Güncel Haberler Nelerdir?

  • Youtube’un bu konuya dair son duyurusunda, artık Momo içeren videolardan para kazanılmamasını sağlayacaklarını, Momo içeren reklamları yasaklayacaklarını ve tanınmış itibarlı kuruluşların bile haber yapmasına izin vermeyeceğini duyurdu.
  • Aynı şekilde Google’da internette son zamanlarda Momo’ya dair hiçbir içeriğin bulunmadığını, bulunduğu surette de kaldırıldığını belirtmiştir.
  • Heykelin yaratıcısı Keisuke Aisawa da müzede sergilenen heykelini parçaladığını açıklamıştır.

 

Bu yazı İdil Yolcular tarafından hazırlanmıştır.

Çocuklara İlk Telefonu Almak ve Dijital Dünyayı Öğrenmelerini Sağlamak İçin Öneriler

Çocuklarımız bizler için dünyadaki en kıymetli varlıklar. Ne var ki, gün geçtikçe ebeveynlerine olan ihtiyaçları, büyümeleriyle ve kendi ayakları üzerinde duran bireyler olma yolunda ilerlemeleriyle azalıyor. Bunun yanında, yaşadığımız çağın getirdiği bazı yeniliklere de ayak uydurmaya çalışıyoruz ve çocuklarımızı da kendimizle beraber bu çağın getirilerine uyarlamaya çalışıyoruz. Bu getirilerden belki de akla ilk geleni teknoloji. Dünyamız artık dijitalleşti, teknoloji hayatımızın her yerinde karşımıza çıkıyor. Her konuda olduğu gibi dijitalleşme de içerisinde birtakım avantajlar ve dezavantajlar barındırıyor. Çocuğun değişmekte ve hala şekillenmekte olan ruhunun kontrolden çıkmasına yol açabilen faktörleri ele aldığımızda, dijitalleşme ve daha az ebeveyn kontrolü ile dış dünyayla hızlı ve sürekli iletişim kurabilmek diyebiliriz.

Çocuğa Doğru Yaşta Telefon Almanın Önemi

Çocukların erken yaşta telefon sahibi olmalarının olumsuz durumlara sebep olduğu bir gerçek. Hatta, Amerika’daki Bridgewater State Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre, bu çocukların (ilkokul-ortaokul çağı) siber zorbalığa uğrama olasılıklarının daha yüksek olduğu söyleniyor. Bu olumsuz durumların sebebini ise şöyle açıklayabiliriz, 7-10 yaş aralığındaki çocuklar birtakım becerilerini öğrenmeye devam ediyorlar. Henüz, etraflarında gelişen olayları değerlendirmekte iyi değiller. Bu becerilerden bazıları ise başkalarının bakış açısını anlayabilme ve empatiyi anlamaya başlama. Örneğin, bu yaşlardaki bir çocuğun, arkadaşına mesaj atıp kısa sürede bir geri dönüş almazsa, hızlıca “arkadaşım mesajıma geri dönmedi, demek ki benden nefret ediyor” fikrine kapılması yüksek bir ihtimal.

çocuğa kaç yaşında telefon alınır

 

Çocuğa İlk Telefon Kaç Yaşında Alınmalı?

Uzmanlara göre çocuğa telefon alma yaşı her çocuk için farklılık gösterir. Bu yüzden, bu sorunun cevabını bulacağınız kişi de yine kendi çocuğunuzdur. Aşağıdaki soruların cevabını verdiğiniz takdirde, çocuğunuza ilk telefonunu alabileceğiniz en doğru zamanı bulabilirsiniz.

  • Çocuğunuz ekran başında geçirmesi için müsaade ettiğiniz süreye uyuyor mu yoksa aşıyor mu?
  • Çocuğunuz sosyal becerileri gelişmekte mi yoksa bu becerilere sahip değil mi?
  • Çocuğunuzun arkadaşlarıyla ve çevresindekilerle çevrim içi iletişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

çocukların dijital dünyayı tanıması

Çocuğun Dijital Dünyayı Öğrenmesini Sağlamak İçin Öneriler

Çocuğunuza rol model olun:

Çocuklar etraflarını gözlemler ve ebeveynlerini rehber olarak görür, onları taklit ederler. Bu noktada dijital dünyadaki bir birey olarak onlara doğru mesajları verecek şekilde davranmanız önemli.

 

Kuralları açıkça belirleyin:

Teknolojiyi kullanırken çocuğunuza nasıl davranması gerektiğini, vaktinin ne kadarını harcayabileceğini ona en baştan bahsetmelisiniz.

 

Empati ve saygıyı vurgulayın:

Çevrimiçi ortamda karşıdakini yüz yüze görmemek çocuklarda karşı tarafın daha soyut kalmasına sebep olabilir. Bu yüzden de karşılarındaki kişiyi söyledikleriyle etkileyebileceklerini fark etmeyebilirler. Çocuğunuza karşıdakinin de bir birey olduğunu, saygı ve empati penceresinden bakmalarını anlatabilirsiniz.

Çocuk Gelişiminde Örüntünün Faydaları Nelerdir?

İnsan beyninin ön kısmında bulunan ‘’frontal bölge’’ denilen bölge sayesinde çevremizde gördüğümüz her şeyi daha basit bileşenlerine ayırarak inceleriz ve bu şekilde bir bütün olarak değerlendirmeye alabiliriz. Bu düşünce yapısına ‘’indirgemeci’’ düşünce tarzı denir. Bu yöntem sayesinde sıra ve dizi takibini kolaylıkla yapabiliriz. Örüntü fark edildiği anda devamında gelecek olan şeyi kolaylıkla tahmin edebiliriz. Aslında örüntü, sadece sayı dizisi ya da şekil dizisi takip etmek değildir. Örüntü hayatımızın hemen hemen her alanında vardır. Artık hayatın rutin işleyişi haline gelmiştir. Örneğin; her sabah uyandıktan sonra kahvaltı yapmak, işe gitmek, gece uykusuna yatmak… Bunlar günlük işler olarak görünse de aslında birbirini takip eden bir döngüdür. Peki örüntü tam olarak nedir?

Örüntünün Tanımı

Örüntü; belli şekillerin, sembollerin, durumların, sayıların, seslerin ardışık olarak ya da düzenli bir kuralla ilerleyerek birbirlerini takip ederek yinelenmesidir.

Örüntü Uygulaması Nasıl Yapılır?

Örüntü uygulaması

Çocuklara uygulanan örüntü çalışması sonucunda çocuklardan örüntüyü fark etmeleri, tanımlayabilmeleri, devam ettirebilmeleri, örüntüyü meydana getiren parçaları ayırmayı ve sıralayabilmeleri, örüntünün bileşenlerini renk veya boyutlarına göre sınıflandırabilmeleri beklenir. Örüntü aktivitesi çocuklara bu kazanımları sağlamalıdır. Çocuklarınız bu kazanımları deneyimlerken yetişkinlerin sergileyeceği tutum çok önemlidir. Sabır, bu çalışmanın ana faktörüdür. Çocuklardan yeni öğrendikleri bu temayla ilgili hızlı geri dönüşler bekleyemeyiz elbette. Çocuklar örüntü uygulamasının devamını sağlamak için sabırla, eğlenerek ve oynayarak bu uygulamayı yapmalıdır. Aksi halde anlamadığını, başarısız olduğunu düşünebilir ya da bunu bir görev olarak algılayıp sıkılabilir. Bu durumda da aktivitenin devamı sağlanamaz. Önemli olan başka bir etken ise örüntü çalışmasının da diğer bütün çalışmalar gibi somut materyallerden ve en basit seviyeden başlaması gerektiğidir. Örneğin legolar bu durumda iyi bir öğrenme aracı olabilir. Farklı şekil ve renklerde olan legoları örüntünün elementleri olarak kullanabilirsiniz. Kırmızı lego- yeşil lego- kırmızı lego- yeşil lego gibi renklerine göre; üçgen lego- kare lego- üçgen lego- kare lego gibi şekillerine göre; iki lego- bir lego- iki lego- bir lego gibi sayılarına göre farklı örüntüler yaratabilirsiniz. Örüntü uygulamasının düzenli tekrarında çocuğa örüntünün elementlerini sesli bir şekilde sayarak ve örüntünün oluşum aşamalarını izlemesini sağlayarak çocuğun örüntüyü fark etmesi sağlanabilir. Çocuğun gelişimine göre örüntü uygulaması değişkenlik gösterebilir. Örüntüde boşluk bırakıp çocuğun doğru elementi bulması istenebilir, hazır örüntüyü çocuğun devam ettirmesi istenebilir, örüntünün kuralını bozan elementin fark edilip doğrusunun bulunması istenebilir, sıfırdan bir örüntü oluşturması istenebilir, kurulan bir örüntüyü hafızasına alıp siz bozduktan sonra aynı örüntüyü kurması istenebilir vb. birçok aktivite türetilebilir. Daha büyük yaştaki çocuklar için daha kompleks örüntüler oluşturulabilir. Üçlü, dörtlü örüntüler büyük yaş gruplarına daha uygundur.

Örüntünün Faydaları Nelerdir?

Örüntü aktivitesinin çocukların bilişsel ve motor gelişimlerine birçok katkısı vardır. Öncelikle, örüntünün kuralını anlamak için akıl yürütme, mantıksal kavrama ve hafızada tutma gibi becerilerini kullanırlar. Tabii bütün bunları sürdürebilmek için konsantrasyonun da artması gerekir. Bu söz edilen beceriler bilişsel gelişim için oldukça önemlidir. Örüntü aynı zamanda el göz koordinasyonu, görsel dikkat, takip, sıralama, renklerin öğrenilmesi, dikkat, ileri görüşlülük, neden-sonuç ilişkisi saptamak, çıkarım yapabilmek ve birçok becerinin daha gelişmesini sağlar. İleriki yaşlarda gözlemleyebileceğiniz dil gelişimi ve matematik becerisi de örüntü ile yakından ilgilidir. Evet yanlış okumadınız, örüntünün dil gelişimine de olumlu etkisi vardır. Araştırmalara göre örüntü aktivitelerinin çocukların okumaya daha hızlı ve kolay geçişini sağladığı görülmüştür. Örüntüdeki öngörülebilir ilişki ile harfler arasında benzer bir öngörülebilir ilişki olduğu ve bu sayede çocukların okumayı öğrendikleri, harflerin yan yana gelerek kelimeleri, kelimelerin yan yana gelerek cümlelerin oluştuğunu öğrendikleri ortaya çıkmıştır. Matematik becerisinden bahsetmezsek yazımız eksik kalır. Analitik düşünce gelişimi oldukça geliştiren bir uygulamadır. Örüntü sayesinde çocuklar sağlam bir matematik temeli oluştururlar ve okul çağında görecekleri matematik derslerini daha rahat kavrayacak duruma gelebilirler. Örüntünün öngörülebilir ilişkisini fark etmek sayıların arasındaki ilişkiyi fark etmeyi de sağlar. Örüntü kavramını bilen çocuklar matematiğin diline de hakim olabileceklerdir.

 

Bu yazı Selin Hızal tarafından hazırlanmıştır.

Oyun Odası Düzenlenirken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Çocuklar kendilerini en iyi oyun oynarken anlatır. Ebeveynler de çocukları hakkındaki en iyi çıkarımı onlar oyun oynarken yapar. Çocukların iç dünyasını bu şekilde tanıyabiliriz. Bu yüzden oyun oynamak çocukların doğasında vardır. Çocuğa, içdünyasını açabildiği bir alan yaratmak, onun kendi oyununu yönetmesine izin vermek gelişimi için önemli bir adımdır. Fakat oyun odası yaratırken çocuğun yaşı da hesaba katılmalıdır. Onun bir yetişkin olmadığı, hayal dünyasının yetişkinlerden çok daha farklı çalıştığı unutulmamalıdır. Oyuncaklar da buna uygun seçilmelidir.

Oyun Odası Düzenlenirken Nelere Dikkat Edilmelidir?

çocuk odası oyun alanı

Öncelikle bu odanın tek özelliği oyun odası olması olmalıdır. İçinde sadece çocuğun oynayabileceği oyuncakların bulunması önemlidir. Örneğin oturma odasının, çamaşır odasının bir bölümünü ayırmak doğru değildir. Çocuğun kendi yatak odasının bir bölümünü ayırmak vs. de yanlıştır. Çocuğa, tamamen ona özel bir oda ayrıldığı hissettirilmelidir. Bu şekilde keneini değerli hissedecektir. Oda dekorasyonu, duvar rengi, illustrasyonlar, oyuncaklar ve eşyalar çocuğun da fikri alınarak düzenlenmelidir. Sadece ebevyn ve uzman fikirleri odayı düzenlemede yeterli değildir. Oda, çocuğun konfor alanı olacağı için onun da düşünceleri epey önemlidir. Peki oyun odası düzenlemeye nerden başanılmalı?

Oyun Odası Dekorasyonunun Püf Noktaları

Oda düzenlemek zaten zor bir işken, çocuğunuza oda hazırlamak zahmet gerektiren bir iş olabilir. Fakat tüm bu düzenlemelerin sonunda çocuğunuzun kendini huzurlu bir alanda vakit geçireceği fikri düzenleme yaparken sizi motive edebilir ve yaratıcılığınızı arttırabilir. Öncelikle duvarları dekore etmeyle başlayabilirsiniz.

Oyun Odası Duvarları Nasıl Renklendirilmelidir?

Çocuğunuzun zevkine göre düz renkler tercih edebilir ya da sevdiği çizgi film karakterlerinin stickerlarını yapıştırabilirsiniz. Fakat çocuğun yaratıcılığına katkıda bulunmak için çocuğunuzla birlikte duvarlara resimler çizebilirsiniz. Ya da duvarların bir kısmını kara tahtayla kaplayıp onun istediğinde bir şeyler çizmesine izin verebilirsiniz. Çocukların algıları yetişkinlere göre farklı çalışır bu yüzden gördükleri herhangi bir şeyden hızlı etkilenebilirler. Zevkleri de hızlı değişir. Kara tahta fikri bu yüzden onlar için daha olumlu olabilir. İstediklerinde tahtayı temizleyip yeni resimler çizebilirler. Kara tahtanın, odayı karanlık göstereceğini düşünüyorsanız onun yerine duvarları şeffaf kağıt yazı şablonuyla da kaplayabilirsiniz. Bu sayede hem duvarları istediğiniz renge boyayıp, kirletmeden çocuğunuzun yaratıcılığına da katkıda bulunabilirsiniz. Duvarların yine de karışık durmasını istemiyorsanız çocuğunuza mutlaka resim çizebileceği bir alan yaratmalısınız.

Oyun Odasında Yaratıcılık için Nasıl bir Alan Yaratılmalı?

Çocuk oyun odasında yaratıcılık alanı

Önceki başlıkta da belirtildiği gibi oyun odasında çocukların yaratıcılığına katkıda bulunulabilecek bir alan olması çok önemlidir. Eğer duvarları bunun için kullanmak istemiyorsanız başka materyallerle katkıta bulunabilirsiniz. Çocuklar resim çizerek kendilerini ifade etmekten çok hoşlanır. Ona çeşitli boyaların ve defterlerin olduğu bir masa yaratabilirsiniz. Renklerle kendilerini ifade edebilecekleri için hazır boyama defterleri de alabilirsiniz. Çocuklar genelde çizimlerini etrafta gördüklerinden ilham alarak yapmaya alışkın olduğu için resimlerinde çoğunlukla aile fertlerini ya da arkadaşlarını çizebilirler. Resimlerde şekillendirdikleri kişiye resmi vermeye istekli olduklarından el işi kağıtlarıyla, simlerle hediye paketleri hazırlamaya onları teşvik edebilirsiniz. Yaptıkları resimlere birlikte çerçeveler hazırlayıp oyun odasına asmanız onları yaratıcı el işleri yapmaya da motive edebilir.

Oyun Odasına Oyuncak Seçimi

Çocuk oyun odası oyuncakları

Oyuncak seçimi oyun odası hazırlığında önemli noktalardan biridir. Uzman yazıları okuyarak, bloglardan faydalanarak çocouğunuzun yaşına en uygun oyuncaklarla odayı düzenlemelisiniz. Çocuğunuzun yaşına uyan her türlü oyuncakla oynamasına izin vermelisiniz. Örneğin kız çocuğunuzun toplum tarafından “erkek oyuncağı” diye adlanırılan oyuncaklarla da oynabilmesine müsade etmelisiniz. Oyuncakların cinsiyeti yoktur, çocuğunuza ne kadar küçük yaşta bu fikri empoze ederseniz ona o kadar faydalı olur. Oyun odası tabiki sadece oyuncaklar ve resimlerden oluşmamalı. Ders çalışabileceği bir alan yaratmak da faydalıdır.

Oyun Odasında Çalışma Alanı Nasıl Yaratılmalı?

Odanın küçük bir kısmını işgal eden çalışma alanı yaratabilirsiniz. Küçük bir masa, sandalye ve organize etme amaçlı küçük kutular alabilirsiniz. Aynı zamanda bu masa kitap okumasını da teşvik edebilir. Birlikte aldığınız kitaplarla yeni bir kitaplık da dekore edebilirsiniz.

Oyun Odasında Oturma ve Dinlenme Alanı

Çocuğunuza dinlenebileceği ya da kitap okuyabileceği, çizgi film izleyebileceği bir alan yaratabilirsiniz. Küçük bir çadır ya da halının üzerine puflar koyabilirsiniz. Bu dekorasyon odayı daha samimi ve düzenli gösterecektir.

 

Bu yazı Ece Bolulu tarafından hazırlanmıştır.

Çocuk Odasında Renklerin Önemi

Renklerin insanlar üzerinde heyecanlandırma, sakinleştirme, endişelendirme gibi farklı etkileri olabileceğini biliriz. Aslında farkında olmasak da günlük yaşantımızda denk geldiğimiz birçok farklı renk bizlere birçok farklı duyguyu yaşatır. Bunun sebebi renklerin ışığın ürettiği enerji sayesinde farklı enerjiler yaymasıdır. Renklerden yayılan farklı enerjiler duygularımızı ve hatta vücut fonksiyonlarımızı bile etkileyebilir. Aynı zamanda beyin gelişimi, verimlilik ve yaratıcılık gibi etkilerinden söz etmek de mümkündür. Özellikle çocuklarda bu etkiler daha net gözlemlenebilir.

Renklerin Çocuklar Üstündeki Etkisi

Görme duyusu bizleri dünyaya bağlayan en önemli etkenlerdendir çünkü çevremizle iletişimimizi, çevremizle etkileşimde olmamızı sağlayan bir duyudur. Bebeklerin 6. aydan itibaren görme becerileri gelişmeye başlar ve 10 yaşına kadar bu gelişim devam eder. Çocuklar, daha renklerin isimlerini bilmezken bile renkleri ayırt edebilecek seviyede olurlar. Renkler, çocukların duygularını ve düşüncelerini ifade etmeleri açısından önemli bir araçtır. Bazı araştırmalar renklerin ayrıca çocukların bilişsel ve motor gelişimlerine de katkı sağladığını gösterir. Çocukların renk seçimlerinden psikolojileri konusunda çıkarım yapmak mümkündür. Örneğin, çoğunlukla kırmızı rengi tercih eden çocukların daha huzursuz, hareketli, enerjik bir çocuk olduğunu gözlemleyebiliriz. Çocuklar duygu durumlarına göre renk seçtiği gibi seçilen renkler de onların duygu durumlarına etkisini gösterebilir. Örneğin, nasıl kırmızı renk tercih eden çocuklar daha enerjik, huysuz olabiliyorsa bu çocukların eşyalarında, kıyafetlerinde mavi, yeşil gibi renkler ve bu renklerin açık tonlarını kullanmak onların sakinleşmesine yardımcı olabilir.

Duvar Renginin Önemi

Çocukların odası onlar için önemli alanlardır. Çocuk odaları onların hem uyudukları hem oynadıkları hem de kendilerine ait hissettikleri alanlardır. Bu yüzden çocuk odalarının dekorasyonuna, rengine ve eşyalarına özen gösterilmelidir. Mümkünse çocuğun yaşına göre odanın dekorasyonu değişebilir. Örneğin, bebek odasıyla çocuk odasının farkı olmalıdır. Çocuk ne kadar küçükse odası o kadar sade olmalıdır. Çocuk odası için duvar rengine karar verirken bazı etkenler göz önünde bulundurulmalıdır. Seçilen rengin hem çocuğun rahat uyuyabileceği hem de duygu durumlarını dengede tutabilecek renkler olmalıdır.

Sizler için birkaç renk ve bu renklerin etkilerini yazımızda derledik.

Kırmızı

Kırmızı renk enerji veren bir renktir. Kırmızı rengin kalp atışını hızlandırdığı biliniyor. Bebek odasının duvarlarında kullanılan yoğun kırmızı renk bebeklerde daha agresif ve gergin davranışlara yol açabilir. Kırmızı renk odaklanmada güçlük, agresiflik gibi etkilere yol açsa da çocuklarda atletik yeteneği arttırıcı etkisi de olabilir. Kırmızı renk duvarlar son zamanlarda sıklıkla tercih ediliyor ve beyaz ağırlıklı dekorasyonla kırmızının yoğunluğunun dengelenmesi mümkün.

Mavi

Mavi renk geçmişten bu yana çok kullanılan bir renk. Özellikle erkek çocuk odalarında tercih ediliyor. Fakat günümüzde renklerin cinsiyetinin olmadığı konusunda çoğu kişi hemfikir. Mavi, sakinlik, huzur, dinginlik, şifa çağrıştıran bir renktir. Mavi renkli alanlarda vücut rahatlar, nabız düşer, endişe azalır ve kişi sakinleşir. Mavinin aynı zamanda uyku kalitesine de iyi geldiği söylenir. Bebeğin sakin ve huzurlu bir ambiyansta vakit geçirmesini isteyen ebeveynler için mavi çok uygun bir renktir. Ayrıca mavi renk ahşap dekorasyonun tamamlayıcısıdır.

Sarı

Sarı renk, insanlara mutluluk, enerji ve motivasyon veren bir renktir. Ancak sarının koyu ve yoğun tonları telaş, endişe gibi duyguları hissettirebilir. Bu yüzden sarı renk seçiminde tonuna dikkat edilmelidir. Sarının da açık, pastel tonları motivasyonu ve konsantrasyonu teşvik eder.

Kahverengi

Kahverengi ve diğer toprak tonları bebek odası için iyi bir seçim olabilir. Kahverengi konfor ve güven verici bir renktir. Ancak kahverenginin çok yoğun kullanımı çok karanlık ve kasvetli bir ambiyans yaratabilir. Bu yüzden koyu tonlar kullanılacaksa açık tonlarıyla birlikte dengelenmelidir. Örneğin koyu kahveyle bej, krem veya kırık beyaz güzel bir uyum yakalayacaktır.

Pembe

Pembe renk aynı mavi renkte olduğu gibi çocuk ve bebek odaları için sıklıkla tercih edilen bir renktir. Özellikle kız çocukları için akla ilk gelen seçenektir. Pembe renk evrensel olarak feminen, romantik, sevecen bir renk olarak biliniyor. Pembenin soft ve pastel tonları sakinleştirici bir etki yaratabilir. Aynı diğer renklerde olduğu gibi koyu tonların yoğunluğu ise boğucu bir ortam yaratabilir. Yalnız pembe renginin kız çocuklarına dayatılmamasına da özen gösterilmelidir.

Beyaz

Beyaz renk genel olarak saflık, masumiyet ve temizliği çağrıştırır. Bebeklerin masumiyetine en uygun olan renklerden biri olarak sıkça bebek odasında tercih ediliyor. Duvarlarda tercih edilen beyaz renk mobilyalar da beyaz olursa çok yoğun gelebilir. Yine ahşap mobilyalar beyaz renklerle güzel uyum yakalar.

Siyah

Siyah renk gücü temsil eder. Siyah renk kullanılan oda çok karanlık olacağından dolayı büyük camlarla gün ışığının odaya girmesi sağlanmalıdır. Aksi takdirde siyah renk bebeğin kabus görmesine sebep olabilir. Bu nedenle siyah renk ana tema olarak kullanılmasa daha iyi olabilir.

Turuncu

Turuncu pozitif duygular hissettiren, arkadaş arkadaşlığı teşvik eden bir renktir. Turuncu bir ambiyans bebeğin sosyal ilişkilerine yardımcı olabilir. Aynı sarı gibi turuncu renginin de koyu tonları telaş verici olabilir. Turuncunun daha tatlı tonlarıyla seçeceğiniz mobilya ve dekora göre enerjik bir hava sağlanabilir.

Yeşil

Yeşil renk, aynı kahverengi gibi doğayı çağrıştırır ve sakinlik verir. Doğa ananın rengi olan yeşil, çocuğa anaçlık da hissettirebilir. Yeşil aynı zamanda sağlık ve şifa ile ilişkilendirilir. Çocuk odasında kullanılan yeşil renk çocukların sakinleşmesine katkıda bulunur ve çocukların konsantrasyonunu arttırır. Yeşil renk araştırmalara göre konsantrasyon arttırıcı etkisiyle birlikte çocukların okuma yeteneklerini de olumlu yönde etkiler.

Bu yazı Selin Hızal tarafından yazılmıştır.

Ata Binmenin Çocuk Gelişimine Etkileri

Çocuğun gelişiminde sağlıklı beslenme kadar bilişsel, fiziksel, duygusal, sosyal gelişimi için oyun ve oyuncakların da önemi vardır. Bu oyuncakların başında da sallanan atlar gelmektedir. Çocuğunuza alacağınız bu oyuncak onun denge gelişimine katkı sağlayacaktır. Tutma yerlerinden düşmemek için sıkıca kavrayacağından, ileri geri hareket ettireceğinden dolayı kas gelişimi ve motor gelişimi içinde destek olacaktır.

Peki Çocuğunuzu Gerçek Atlarla Tanıştırmaya Ne Dersiniz?

Anne ve babaların ilk başta tedirginlik yaşamaları gayet doğal. Çocuğum ya düşerse, at üstünden atarsa, çocuğum atı görünce korkarsa gibi pek çok duygu ve kaygı taşırlar. O güne kadar en sevdiği oyuncağı sallanan at ya da peluş at oyuncağı olan çocuk ebeveynin vermiş olduğu tepkilerden dolayı korkuya kapılabilir.

at ile dostluk

Aile Nasıl Davranmalı?

Sakin kalmalılar. Atlar hisli hayvanlar olduğundan size dostça ve sevgiyle yaklaşacaklardır. Çocuğunuzu kucağınıza alarak atı sevmeye başlayabilirsiniz. Dokunduğunuz zaman çocuğunuzun yüzündeki mutluluk tüm endişeleri unutturacaktır. Unutmayın ilk defa atla tanışacak olan çocuğunuz sizin vermiş olduğunuz tepkiye göre davranacaktır.

ata binmenin çocuk gelişimine faydaları

Ata Binmenin Çocuğun Gelişimine Faydaları

Fiziksel Gelişim

Hareket halindeki atın üzerinde dengede durabilmek için bacak ve gövde duruşumuzla ritmik hareketlerde bulunuruz. Bu hareketler bacak ve gövde kaslarını çalıştırarak kasları geliştirir. Dik oturuş pozisyonundan dolayı karın ve sırt kasları, atın yularını tutmaktan el-kol kasları gelişir. Atın koşması ya da yürümesi solunumu ve kan dolaşımını arttırır. Efor sarf edildiği için iştah açılır. Gelişimin bir parçası olan uykuya kolaylıkla geçilir.

Zihinsel Gelişim

Atın boyu nasıl? Derisi tüylü mü? Atın çıkardığı sesler nasıl? Taklit edebilir misin? Rengi ne renk? Tüm bu soruları büyük bir heyecanla anlatacaktır. Anlatırken de hayal gücünü kullanacak, duygularını ifade etme becerisi sözel dil gelişiminde etkili olacaktır.

Duygusal Gelişim

Kendinden büyük bir hayvanı kontrol edebildiğini görmek özgüven kazandıracaktır. Ne kadar mutlu olduğu yüzündeki gülümsemesinden belli olacaktır. Atlı spora devam etmesiyle öfkesini kontrol etmeyi öğrenecektir.

Sosyal Gelişim

Atların duygusal, hisli, sevgi dolu hayvanlar olduğundan bahsetmiştik. Atın bu özellikleri çocuğun bağ kurmasını kolaylaştıracaktır. Arkadaşlık ilişkileri, empati yeteneği gelişir. Çok sevdiği atı çocuğunuzun arkadaşı olacak bakımıyla ilgili araştırmalar yapacak beslenmesi için    ona şeker, sebze götürecektir. Sorumluluk bilinci, hayvan sevgisi ve saygısı artacaktır.

at ile terapi

Özel Çocuklarımız İçin Atın Önemi

At binmenin özel çocuklarımız içinde fiziksel, zihinsel, duygusal gelişimleri için faydalı olduğu bilinmektedir. Bu doğrultuda atların terapide kullanılmasıyla hipoterapi yöntemi kullanılmaya başlamıştır. Türkiye’nin birçok ilinde hipoterapi merkezleri kurulmaya başlanmıştır. Türkiye Jokey Kulübü sosyal sorumluluk projesi olarak engelli çocuklar için atla terapi merkezini hayata geçirmiş ve ücretsiz olarak hizmet vermektedir. Doğal bir ortamda kontrollü ve uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen hipoterapi fiziksel ve zihinsel engellilerde gelişimleri için umut oluyor.

Hipoterapinin Kullanıldığı Alanlar:

  • Otizm
  • Down Sendromu
  • Serabrel Palsi
  • Kafa travması felci
  • Psikolojik bozukluklar
  • Davranış bozuklukları
  • Öğrenme ve konuşma bozuklukları
  • Kas ve iskelet sistemi hastalıkları
  • Hiperaktivite

Gelişime Destek Olacak At Sevgisiyle İlgili Kitap Önerileri

  • Ata binmeyi seviyorum / Françoise La Gloahec
  • At ve çocuk / Rubert İsaacson
  • Yeni Pink / Heather Amery Slephen Cartwright
  • Ayşegül Ata biniyor / Gilbert Delahaye Marcel Marlier

 

 

Çocuklar İçin Atlarla İlgili Film Önerileri

  • Puslu
  • Gus
  • Hayalperest
  • Cimarron Aygırı

 

 

Seyhan ERTOSUN

Çocuk Gelişimci

 

 

Oedipus Kompleksi ve Arkasındaki Mitolojik Hikâye

Oedipus ve Elektra kompleksleri Freud tarafından ortaya konulan, çocukların gelişim dönemindeki karşı cins ebeveynine beslediği hislerin teorileridir. Bu teoriler ortaya çıktıktan sonra içeriği ve cinsellik odaklı olması sebebiyle diğer bilim insanları tarafından çok kere, bilimsel dayanağı olmaması sebebiyle reddedilmiştir. Fakat psikoanalitik yaklaşımda hala geçerli ve psikologlar tarafından oldukça yararlanılan teorilerdir. Psikologlar, çocukların “Ben annem gibi birisiyle evlenmek istiyorum,” ya da “Babacığım, büyüyünce seninle evleneceğim,” gibi cümlelerini bu yaklaşıma bağlarlar. Öncelikle teorileri detaylıca inceleyelim:

Fallik Dönem (3.5 yaş – 6 yaş)

Psikoseksüel gelişim evreleri arasında 3. sırada yer alan fallik dönem, çocukların 3.5 ile 6 yaş arasında cinsel organlarını keşfetmeleriyle başlar. Bu dönemde cinselliğe ve cinsel organlara karşı merak duygusu oluşur. Çocuklar karşı cinsin neden kendi cinslerinden farklı olduğunu anlamaya çalışırlar da denebilir. Karşı cins yönelimine başlangıç ebeveynler ile ilk örneklerini gösterir. Erkek çocuklar annelerini, kız çocuklar ise babalarını sevgili olarak görürler.

Hassas bir dönem olması sebebiyle, sağlıklı geçen bir süreçte, çocuklar yetişkinlik dönemlerini huzurlu ve bağlanma açısından sağlıklı geçirmeye yatkınlardır. Fakat sorunlu geçen bir fallik dönemde, ahlaki değerlerin yeterince yerine oturamamasıyla birlikte çocukların yetişkinlik dönemlerinde sıkıntılar görülebilir. Bu sıkıntılar genellikle cinsel kimliklerini ifade edememe, ifade etmekten çekinme, cinsellikten kaçınma ya da cinsellikte güvensiz hissetmeyi içerir.

Fallik Dönem

Oedipus ve Elektra Kompleksi

Oedipus erkek çocukların fallik döneminde oluşabilecek problemleri temsil ederken, Elektra kompleksi kız çocuklarında oluşabilecek problemleri temsil eder.

Oedipus Kompleksi

Oedipus kompleksi, erkek çocukların bilinçsiz olarak annelerine duyduğu cinsel isteği baz alır. Freud’a göre, erkek çocuklar babalarını hane içerisindeki iktidar olarak görürler ve annelerine olan yakınlıkları yüzünden babaya nefret ve kıskançlık beslerler. Eğer erkek çocuğu, fallik evreye kadar yaşadığı süreçte yasak ve cezalarla yetiştirildiyse, anneye karşı olan yakınlığından dolayı babaya karşı suçluluk duymaya başlar ve hadım ile cezalandırılacağını düşünür.

Erkek çocukları bu dönemde özellikle babalarından sevgi ve şefkat görmediği bir yuvada büyürse, ileriki yaşantılarında etkilerini görebilirler. Bu etkiler de kırılgan maskülenlik, cinsellikte özgüven problemi ve cinsel kimlik konusunda çekingenlik olarak ortaya çıkabilir.

Elektra Kompleksi

Elektra kompleksi Carl Jung tarafından ortaya konmuştur ve Freud tarafından reddedilmiştir. Çünkü Freud’a göre kız çocukları bu yaşlarda erkek çocuklar gibi penislerinin olmadığını fark ederler ve bunun kıskançlığını duyarlar. Fakat Jung bunu farklı bir bakış açısıyla ortaya koymuştur.

Jung’a göre, fallik dönemdeki kız çocukları babalarını iktidar olarak görür ve bilinçsizce babalarına karşı cinsel çekim duyarlar. Annelerinin babalarına olan yakınlıkları dolayısıyla da annelerine karşı nefret ve kıskançlık beslerler. Sağlıklı bir ev ortamında büyüyen kız çocuklarının anne ile babayı özleştirerek ahlaki değerlerinin oluşması ve dönemi sağlıklı bir şekilde atlatması beklenir. Böylece yetişkinlik dönemlerinde de cinsel kimliğe ve hayata sağlıklı bir bakış açısı kazanırlar.

Dönemi sağlıklı bir şekilde atlatamayan kız çocukları yetişkinliklerinde cinsellikten kaçınma, cinsellikten çekinme, cinsellikte ve hayatın diğer alanlarında başarıya takıntılı olma ile birlikte insan ilişkilerinde aşırı flörtöz tavırlar sergileyebilirler.

Oedipus Kompleksinin Mitolojik Hikâyesi

Mitolojiye göre, Thebai kralı ve kraliçesi bebek beklemektedir. Kraliçe hamileyken gördüğü kötü bir rüya üzerine kâhine gider ve kahin, doğan çocuğun kralı yani babasını öldürüp annesi olan kraliçeyle evleneceğini söyler. Kehaneti duyunca dehşete düşen kral ve kraliçe çocukları doğduğunda yaşanacakları engellemek için harekete geçerler. Bebeklerini bir dağa bırakırlar ve bileklerini delip deliklerden kayış ile bağlarlar. Bebek Oedipus adını buradan alır.

Kral ve kraliçe hayatlarına devam ederken Korinthos’lu bir çoban dağa bırakılan Oedipus’u bulur ve Korinthos kralına götürür. Çocukları olmadığı için Korinthos kralı ve kraliçesi Oedipus’u evlat edinirler ve onu sevgiyle büyütürler. Seneler sonra Oedipus sarhoş bir adamla karşılaşır. Bu adam Oedipus’un ailesinin gerçek ailesinin olmadığını iddia eder. Duydukları karşısında şaşkınlığa uğrayan Oedipus, gerçeği öğrenmek için bir kâhine gider. Gittiği kâhin, Thebai kral ve kraliçesine kehaneti açıklayan kişidir. Kâhin Oedipus’a gerçeği açıklamaz fakat kaderinde ne olduğunu anlatır. Oedipus ise babasını öldürmekten ve annesiyle evlenmekten kaçmak için Korinthos’u terk edecektir.

Yeni hayatına başlamak için Thebai’ye doğru yola çıkan Oedipus, yolda başka bir arabayla karşılaşır ve kavgaya tutuşurlar. Kavganın sonucunda Oedipus diğer arabadaki yolcuyu öldürmüştür. Öldürdüğü kişi ise Thebai kralı yani gerçek babasıdır.

Yoluna devam eden Oedipus sonunda Thebai’ye ulaşır ve şehrin kapısında şehre korku salan Sphinks adındaki canavar ile karşılaşır. Sphinks karşılaştığı insanlara bir bilmece sorar ve bilemeyenleri öldürür. Ne yazık ki o zamana kadar bilmeceye kimse doğru cevap verememiştir. Oedipus ile karşılaştıklarında aynı bilmeceyi kendisine de sorar. Oedipus Sphinks’in sorusunu doğru cevaplamıştır. Cevabı karşısında şaşıran Sphinks yenildiğini fark edip intihar eder. Thebai halkı Sphinks’ten kurtuldukları için Oedipus’a minnettardır ve kralın ölüm haberini alınca Oedipus’u yeni kralları yapmak isterler. Bu da Oedipus’un Thebai kraliçesi yani kendi annesiyle evlenmesi demektir.

Her şeyden habersiz gerçekleşen anne ile oğul arasındaki bu evlilikten dört tane çocuk dünyaya gelir. Yıllar sonra Thebai’de bereketsizlik baş gösterir. Oedipus durumu çözebilmek için kraliçenin erkek kardeşi Kreon’u aynı kâhine gönderir. Kâhin, Kreon’a tek çözümün kralın katilinin cezalandırılması gerektiğini söyler ama katilin araştırılmaması konusunda Kreon’u tehdit eder. Eğer katil araştırılırsa bütün gerçekleri halk ile paylaşacağını söyler. Kâhinin tehdidi yüzünden Oedipus ile Kreon kavga etmeye başlar. Kavga esnasında kraliçe içeri girip eski kralın ölüm şeklini anlatınca Oedipus öldürdüğü kişinin eski kral olabileceğinden şüphelenir.

Bunun üzerine Korinthos kralının ölüm haberi gelir. Oedipus’un Korinthos’a dönüp kralın yerine geçmesi gerekir. Fakat Oedipus tekrardan şüphelenmeye başlar çünkü babası sandığı kralı öldüren kendisi değildir. Ama annesi hayattadır yani kehanetin diğer yarısı hala gerçek olabilecektir. Bunun üzerine Oedipus tekrardan kâhine gider. Kâhin ona evlatlık olduğunu ve çobanın onu nasıl Korinthos’a götürdüğünü anlatır. Gerçekleri anlayan Oedipus ve kraliçe dehşete düşmüştür. Kraliçe yaşadıklarına dayanamayıp kendi canına kıyar ve Oedipus hem annesi hem de eşi olan kraliçenin iğnesi ile gözlerini kör eder. Gerçekleri herkesin öğrenmesiyle birlikte Oedipus Thebai’den başka bir kente sürülür ve orada hayatını kaybeder.

 

Bu yazı Doğa Baybek tarafından yazılmıştır.

 

 

Çocuk Odası Avizeleri İçin Fikirler

Çocuk odasını dekore ederken avize seçimleri odanın atmosferinde oldukça belirleyicidir. Seçilen avizenin görüntüsü her ne kadar önemli olsa da materyal, renk ve alınacak güvenlik önlemleri de bir o kadar önemlidir. Bizler de avizelerinizde hem sağlıklı hem de estetik seçimler yapabilmeniz için birkaç ipucu hazırladık!

Işık ve Ampul Seçimleri

Yüksek ısı yayan ampuller zaten zamanın çoğunda hareketli olan çocuklarınız için doğru seçim olmayacaktır. Isı yayan ampul seçimlerinde, çocuk odası çok daha kolay ısınacaktır ve çocuğunuzun daha hızlı terlemesine yol açacaktır. Bu durum da hem odada geçirilen vaktin kalitesini düşürür hem de çocuğunuzun üşütme riskini artırır.

Bunun dışında seçilen ampullerin yüksek ışık yaymaması gerekir. Çünkü yüksek ışık çocukların gözlerini yorar ve rahat hareket etmelerini engeller. Aynı zamanda baş ağrılarına yol açabilir. Çocuğunuzun ihtiyacı olan ışık miktarını seçebilmek ve günün saatlerine göre ışık miktarını ayarlayabilmek için ışık düzeyi manuel olarak ayarlanabilen avizelerden seçebilirsiniz.

Çocuk Odasında Işıklandırma Nasıl Olmalıdır?

Öncelikle çocukların rahatlıkla erişebileceği ışıklandırma türlerinden kaçınılmalıdır. Lambader ve abajur türleri kazalara yol açabilir. Çünkü çocuğunuz hem elektrik akımı ile temasa geçebilir hem de olası bir devrilme durumunda yaralanmalar ortaya çıkabilir. Bu riskleri ortadan kaldırmanın en uygun yolu ise ışıklandırmanın tavandan avize yoluyla yapılmasıdır.

Çocuk Odası Işıklandırması İçin Güvenlik Önlemleri

Çocuk odasında tavan aydınlatma araçlarının kullanılması güvenlik önlemlerinin ilk adımıdır. Çünkü çocukların ulaşıp temas edebilmesi pek mümkün değildir. Ek olarak ampul düşük güçlü olmalıdır. Yukarıda da bahsedildiği gibi düşük güçlü ampuller fazla ısı ve ışık yayamayacağı için patlama ya da kıvılcım ile alev alma ihtimali daha düşüktür.

Son olarak ise çocukların odasında kullanılan avizeler üzerinde boya ya da eğlendirmesi için sarkıtlar bulunabilir. Işıklandırmada kullanılan dekorasyon malzemeleri bezden ya da yanabilecek boyadan olmamalıdır. Çünkü bu malzemeler yüksek ısıda alev alabilir ve tehlike yaratabilir.

Çocuk Odası Avizeleri İçin Dekorasyon Fikirleri

Çocuk Odası Avizeleri İçin Dekorasyon Fikirleri

Ebeveynler çocuklarını uyutmada zaman zaman sorun yaşayabilir. Çocuğun uykusunun gelmemesi, huysuzlanması, ya da hasta olması durumunda uykuya geçiş oldukça zordur. Aydınlatmada kullanacağınız belli dekorasyonlar çocuğunuzu uyutmada yardımcı olabilir. Bunun için genellikle tavana ve duvarlara gökyüzü yansıması veren avizeler tercih edilebilir. Hayvan figürleri yansımaları da çocuk odası avizelerinde oldukça kullanılır. Bu tür figürlerin kullanılması çocuklar yatağa yattığında dikkatlerini çeker. İncelerken ve hayal güçlerini kullanırken yorulurlar ve sakinleşip uyku haline geçmeleri daha kolay olur.

 

 

Bu yazı Doğa Baybek tarafından yazılmıştır.

Çocuklara Hayvan Sevgisi Nasıl Verilir?

Hayvanlar hayatımızda özel bir yer taşır ve çocuğu olan çoğu kişi hayvan sevgisinin ufak yaşta başladığını bilir. Çocuklar doğuştan hayvanlara sevgi, şefkat ve saygı göstermek gerektiklerini bilmezler. Bu nedenle, ebeveynler olarak bu sevgiyi çocuğunuza aşılamak sizin elinizdedir. Hayvanlara, diğer canlılara karşı saygı ve sevgi duymayı öğrenen bir çocuk, ileride diğer insanlara karşı da empatiyle yaklaşmayı daha kolay öğrenebilme olasılığı yüksektir. Çocuklarınıza bu sevgiyi nasıl aşılayabileceğinizi gelin birlikte keşfedelim.

Örnek Olun

Çocuklar gözlemleyerek öğrenirler ve çoğu zaman sizi rol modelleri olarak görürler. Hayvanlara karşı saygılı davranışlarda bulunursanız çocuklarınız da yüksek olasılıkla sizi örnek alıp aynı davranışlarda bulunacaktır. Bu nedenle, hayvanlar hakkında ne dediğinize ve onlara karşı her daim nezaket göstermeye dikkat etmelisiniz. Onları küçük düşürecek kelimeler kullanmamalı ve onlarla iletişim kurarken şefkatli bir ses tonu kullanıp saygılı davranmalısınız. Hayvanlara asla vurmayın ve şiddet içeren herhangi bir davranışta bulunmayın.

Sadece Evcil Hayvanlara Değil, Hepsine Sevgi Göstermeleri Gerektiğini Öğretin

Bir örümcek görmek size korkutsa bile bunu çocuğunuza yansıtmamaya çalışın. Bunun yerine böcekleri evinizden onlara zarar vermeden ve öldürmeden, sakin bir şekilde çıkarın ve doğal ortamlarına koyun. Canlının büyük ve küçüklüğünün bir şeyi değiştirmediği, hâlâ bir canı olduğunu, tüm canlılara sevgi ve nezaketle yaklaşılması gerektiğini vurgulayın.

Barınaklarda Gönüllü Olun

Barınaklarda gönüllü olmak, çocuğunuz terk edilmiş, çaresiz hayvanlara bakmayı ve onlarla empati kurmayı öğrenmesi için etkili bir yoldur. Bu sayede hayvanların zararsız ve de sevgiye, korumaya ihtiyaç duyan varlıklar olduğunu da öğrenirler.

kedi sahiplenme

Evcil Hayvan Sahiplenin

Hem duygusal hem de finansal olarak bir evcil hayvana bağlanmaya istekliyseniz, bir evcil hayvanı sahiplenmek, çocuklarınıza başka bir canlıya bakmanın sorumlulukları konusunda aydınlatmanın ve onlara hayvan sevgisi aşılamanın en etkili yollarındandır. Alanınız kısıtlıysa ve bir köpek ya da kedi sahiplenmek sizin için uygun bir seçenek değilse, belki bir hamster alabilirsiniz.

çocuklarda hayvan sevgisi

Çocuklarınıza Sorumluluk Verin

Çocuğunuza evcil hayvanınızla ilgili sorumluluklar verin. Bu, evcil hayvanlarının refahına katkıda bulunduklarını anlayarak onları hayvanlarını daha derin sevmeyi öğreneceklerdir. Su kaplarını doldurmak gibi basit görevler daha küçük çocuklara verilebilirken, daha büyük yaşlar için besleme, yürüme gibi sorumluluklar verilebilir.

Birlikte Veterinere Gidin

Evcil hayvanınızın hayatına değer verdiğinizi, veterineri sık sık ziyaret ederek, her zaman temiz suya erişim sağlayarak ve evcil hayvanınızı her gün besleyerek çocuğunuza gösterin. Veterineriniz, çocuğunuzu evcil hayvanınızın vücudunun biyolojisi hakkında eğitmek için değerli bir kaynak olmakla kalmaz, aynı zamanda çocuğunuz, evcil hayvanlarınızın ihtiyaçlarını dinlemeyi öğrenmenin yanı sıra davranışları hakkında daha fazla bilgi edinebilir.

Doğadaki Hayvanları Saygıyla İzleyin

Çocuklarınız, hayvanları doğal ortamlarında, onları rahatsız etmeden sessizce ve saygıyla gözlemlemeye teşvik edin. Bu, bahçenizde, bir parkta veya doğada bir kamp gezisinde yapılabilir. Ya da eğer bir bahçeniz varsa, bahçenizde yaşayan hayvanlar için kuş yemliği, kulübeleri gibi ufak şeyler yapılabilir.

hayvanlar nasıl sevilir

Çocuklara Hayvanları Nasıl Seveceklerini Öğretin

Çocuklar bir köpek ya da kediyle oynamayı, okşamayı doğuştan bilmezler, dolayısıyla bu konuda yönlendirmeye ihtiyaçları vardır. Hayvanları nazikçe sevmeleri gerektiklerini, kürklerini ve kuyruklarını çekmemeleri ve canlarını acıtmamaları gerektiğini öğretin.

Tanımadığı Hayvanları Sevmeden Önce Sahiplerinden İzin İstemeyi Öğretin

Bazı hayvanlar yabancıların yanında ürkektir. Çocuklarınıza tanımadıkları bir hayvanı sevmek için izin istemeleri gerektiğini öğretin. Hayvanların kendi alanlarına ihtiyaç duyduklarını ve uyuyan bir köpeğe veya yavrularıyla birlikte olan bir hayvana yaklaşmamaları gerektiğini açıklayın.

Kitaplar Okuyun ve Filmler İzleyin

Çocuğunuzla hayvanlar hakkında okuyabileceğiniz ve izleyebileceğiniz çok sayıda kitap ve film var. Bazıları eğiticiyken, bazıları ise insanlarla ve hayvanlarla kurulan özel ilişkileri gösterir. Böylece çocuğun empati ve hayvanlara karşı saygı duygusunu derinleştirir.

 

 

Bu yazı Azra Su Akbaş tarafından yazılmıştır.

 

 

Squid Game: Çocukları Bekleyen Tehlike

Şiddet İçerikli Yayınların Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Günümüzdeki dizi ve filmlerin içeriğiyle birlikte, çocuklar tarafından aile denetimi bulunmadığında kolaylıkla ulaşılabilir olması çocuklarda psikolojik travmalar ve eğilimler yaratabiliyor. Bu eğilimler gelişim çağındaki çocuklar için uzun vadede kalıcı hasara da yol açabiliyor.

Daha önceden de gündeme gelmiş olan bu diziler, “Squid Game” adlı dizinin yayınlanmasıyla tekrardan tartışmaya açılır hale geldi. Dizinin kurgusu, yetişkinlerin çocuk oyunları oynamak durumunda bırakılması ve kaybedilmesi durumunda ölüm ya da ağır yaralanma ile sonuçlanması üzerine oluşturulmuştur. Bu kurgular her ne kadar yetişkinler için vakit geçirme ve eğlenme aracı olsa da çocukların bu içeriklere erişebiliyor olması belli sorunlara yol açmaya başlamıştır.

Bu yapımlar sosyal medya etkisiyle birlikte çocukların oyun algısını bozabilir. Aynı zamanda şiddet içeriğine erken yaşta maruz kalmak, çocukların şiddeti normalleştirmesi ve şiddet eğilimli davranış göstermesiyle sonuçlanabilir. Bu şekilde kurgulanan içerikler artık her alanda ulaşılabilir olduğu için ebeveynlerin ve eğitim kurumlarının aldığı önlemler oldukça önemlidir. Bizler de bu konuda soru işareti olan ebeveynler için alınabilecek önlemleri sizler için listeledik.

 

Çocuklar Şiddet İçerikli Kurgulara Nereden Ulaşıyor?

 

çocuklarla dizi izlerken dikkat edilmesi gerekenler

Şiddet içerikli yayınlar, yerel ve dijital platformlarda ulaşılabilir durumdadır. Yerel kanallarda gece saatlerinde çocuk gelişimine zararlı olabilecek film ve diziler yayınlanır. Bu saatlerde eğer çocuk uyanıksa, ebeveynler bu yayınları izlememelidir. Dijital platformlarda açılan hesaplar içerisinde de yetişkin ve çocuk profilleri bulunur. Eğer bir çocuk ebeveyn gözetim dışındaysa, kolaylıkla profiller arası geçiş yapabilir. Ebeveynler kendi izleyecekleri şiddet içerikli yayınları da çocukların olduğu ortamlarda izlememelidir.

Yerel kanallarda bir önlem alınamasa da dijital yayın platformlarında gözden kaçma durumunda kontrol sağlanması için içerikler ebeveynler tarafından şifrelenebilir. Böylece çocuk herhangi bir yayına izinsiz girmeye çalışırsa, şifreyi giren bir ebeveyn olmadıkça içeriğe ulaşamayacaktır.

Çocukların Şiddet İçerikli Yayınlara Ulaşımı Neden Engellenmelidir?

Gelişim çağındaki çocuklar çevrelerinde yaşanan olayları ve deneyimleri gözlemleyerek dünyayı tanır ve öğrenirler. Bu gözlemleme sürecinde sürekli maruz kaldığı olayları ise “normal” olarak beyinlerinde kodlandırırlar.

Bir çocuğun ev içerisinde, okulda ya da herhangi bir ortamda düzenli olarak şiddete maruz kalması şiddeti normalleştirecektir. Günümüz koşullarında ise okullarda çocuklar arasında şiddete meyilli davranışlar gözlemlenmeye başlamıştır. Çocuklar şiddet içerikli yayınlarda gördükleri kurguları kendi oyunlarında da uygulamaya başladığı için eğitim kurumlarının ve ebeveynlerin önlem almaları gerekmektedir.

Çocukların Maruz Kaldığı Şiddet İçerikli Yayınlarla İlgili Alınması Gereken Önlemler

Çocukların şiddet içerikli yayınlara maruz kalmaması için alınabilecek ilk önlem ebeveyn gözetimidir. Öncelikle çocukların sosyal medyaya olan erişimi kısıtlı ve gözetim altında olmalıdır. Çünkü bir çocuk zararlı bir yayını izleyemese bile sosyal medyadan çok hızlı bir şekilde öğrenebilecektir.

Bunun dışında dijital platformlara ve yerel kanallara erişim de aynı şekilde kısıtlı ve gözetim altında gerçekleşmelidir. Eğer ebeveynler gözden kaçırabileceklerinden şüpheleniyorsa, bu platformlara şifre koyabilirler. Şifreli olduğu sürece çocuklar izinsiz olarak bir yayını izleyemezler.

Erişimi engellemek ne kadar önemli olsa da internet çağında kısıtlamalar tamamıyla gerçekleşmeyebilir. Çocuklar ailenin olmadığı ortamda internete ulaşabilir. İnternet erişimine sahip olmasalar bile arkadaşlarından öğrenebilir ve arkadaşlarıyla birlikte yanlış oyun algısına kapılabilirler. Böyle bir durumun gerçekleşmemesi için ebeveynlerin ve okulların beraber hareket etmesi gerekir.

Okullar, öğrenciler için oyun algısını geliştirecek ve hayal ürünü kurgular ile gerçeğin karıştırılmaması gerektiğini aşılayacak eğitimler vermelidir. Eğitimler, şiddete başvurmadan duygu ve düşüncelerin nasıl ifade edilebileceğine odaklanmalıdır. Bununla birlikte teneffüs saatlerinde çocukların oyun alışkanlıkları gözlemlenir ve uyarılarda bulunulursa, oluşabilecek yanlış bir oyun algısı ya da türüne anında müdahale edebilmiş olurlar. Aynı zamanda, aileler her zaman nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini bilmeyebilir. Bu konuda okulların ailelerle iletişime geçip bir yol haritası oluşturmaları çok faydalı olacaktır.

Okulların alacağı önlemlerle birlikte, ailelerin çocuklarına “oyun” kelimesinin tanımını tekrardan sağlıklı bir şekilde yapması gerekir. Bu yaklaşım, özellikle çocuklar bu yayınları seyrettiğinde gerekir. Çünkü oyunlar kişilere zarar verme amacı gütmez. Ancak eğlence aracı ve çocukların fiziksel, mental ve sosyal gelişimleri için kullanılan araçlardır. Ek olarak, bu süreçte çocuklarla daima iletişim halinde olunmalıdır. Kızmak ya da sinirlenmek, çocuklarda inat görülmesine neden olabilir. Sakince iletişim halinde kalınan durumlarda, çocukların gelişiminde kalıcı hasar görülmeden sürece devam edilebilecektir.

 

Aşağıdaki yazılarımı kaçırmayın:

 

 

Bu yazı Doğa Baybek tarafından yazılmıştır.