Yazılar

Koruyucu Aile Nedir? Koruyucu Ailenin Şartları Neler?

Çocuk Gelişim Sürecinde Sağlıklı Aile Yapısının Önemi

Birçok gelişim uzmanı çocuğun içinde yaşadığı ve geliştiği çevresinin kişilik gelişimini ile büyük ölçüde bağlantılı olduğunu savunmaktadır. Sağlanan uygun ve sağlıklı bir aile ortamının çocuk gelişiminin çeşitli bileşenlerinde etkisi büyüktür. Örnek olarak çocuğun sosyal ilişkilerindeki becerileri yani çocuğun dış çevre ile teması ve iletişim becerisi sağlanan güvenli ev ortamı desteği ile gelişir. Çocuk ev ortamını merkez alarak dış dünyaya karşı bir tutum sergiler ve çocuğun sosyal becerileri bu güvenli alan temel alınarak gelişir. Bu alanda pek çok gelişim bileşenine örnekler ile değinmek mümkün ve kısaca bu örnekler de her becerinin ve her mental gelişimin aile esaslı ilerlediği yönündedir. Özetle çocuğun her temel gelişiminin ve erişkin yaşamındaki becerilerinin, zihinsel ve fiziksel sağlının büyüdüğü çevreye ve büyük ölçüde aile ortamına dayandığını söyleyebiliriz.

Koruyucu aile nedir?

Çocukların korunması ve aynı zamanda gelişimlerinin mental, fiziksel ve sosyal açıdan sağlıklı bir şekilde ilerlemesi toplum için çok büyük önem taşımaktadır. Çocukların gelişiminin ve korunmasının toplum sürdürülebilirliği ve devamlılığı için büyük önem taşımasının en büyük nedeni ise bir toplumun geleceğini çocukların oluşturmasıdır. Bu gelecekte sağlıklı ve ufku açık bireylerin yetişmesiyle çağdaş bir toplum yaratmak çocuklarımızın elinde. Bu sebep ile vizyonu geniş ve topluma yararlı bireylerin yetişmesi gelecekteki toplum düzeni için mühimdir. Çocuğun gelişim aşamasında büyüdüğü ortamın ve bulunduğu aile yapısın gelecekteki kişiliğine ve aynı zamanda erişkin yaşamındaki hayatındaki etkisi yapılan araştırmalar ile desteklenmektedir. Çocuğun gelişimi için en uygun ortamı sağlamak sadece ailenin sorumluluğu değil aynı zamanda devletin de sorumluluğudur.

Devletin çocukların korunması ve topluma sağlıklı bireyler yetiştirmek adına sağladığı hizmetlerden biri koruyucu aile bakımıdır. Koruyucu aile belli nedenler dolayısıyla öz ailesinin yanında bakımları sağlanamayan veya bulunduğu ailenin içindeki durumlar kaynaklı o ailenin yanında yaşaması mümkün olmayan çocukların devletin hukuki ve sosyal denetimi altında başka bir aile tarafından bakımının karşılanması ve yetiştirilmesine denir. Gönüllü ailelerin yanında uzun süreli veya kısa süreli bir şekilde bakılması sorumluluğunu üstelenen koruyucu aileler bu süreci gönüllü olarak veya belli bir ücret karşılığı yapabilmektedir.

Koruyucu aile modelleri

Dört çeşit koruyucu aile modeline değinilmiştir. Bunlar Akraba veya Yakın Çevre Koruyucu Aile Modeli, Geçici Koruyucu Aile Modeli, Süreli Koruyucu Aile Modeli ve Uzmanlaşmış̧ Koruyucu Aile Modeli olarak tanımlanmaktadır.

Akraba veya Yakın Çevre Koruyucu Aile Modeli

Bu model kan bağı bulunan akrabaların veya çocuğun çevresinde bulunan ve aynı zamanda çocuğun iletişim içinde olduğu bakıcı, komşu gibi olan bireylerin ve ailelerin sağladığı bakımı içermektedir.

 Geçici Koruyucu Aile Modeli

Bu model çeşitli sebepler ile henüz hakkında hizmet planı olmayan ve kuruluş bakımına yerleştirilmemiş çocuklar için bu konuda eğitim desteği bulunan profesyonel düzeye gelmiş kişi ve ailelerin sağladığı bakımı kapsamaktadır. Bu bakım geçici bir süre için geçerlidir, bu süre en fazla bir ay sürmektedir.

Süreli Koruyucu Aile Modeli

Kalıcı bir ailenin yanına yerleşemeyen ve biyolojik ailesinin yanına kısa süre içinde döndürülme imkanı bulunmayan çocuklar için sağlanan bakımdır.

Uzmanlaşmış̧ Koruyucu Aile Modeli

Özel ihtiyaçları olan çocukla için lisanslı ve eğitim destekli profesyonel düzeye gelmiş kişi ve ailelerin sağladığı bakımdır.

Koruyucu Aile Olmanın Şartları

Hukuk sistemimizde korunmaya muhtaç hale gelmiş çocukların devlet tarafından korunması hakkında kanun bulunmaktadır, 2828 sayılı Kanun içeriğinde çocukların korunması ve sağlıklı bireyler olarak yetişmeleri için olan kurum bakımını ve koruyucu aile bakımını da kapsar. Aile ortamında yetişmesi mümkün olmayan çocuklar için aile ortamına denk bir ortam sağlanması koruyucu aileler ile mümkündür. Devlet denetiminde ilerleyen bu süreçte koruyucu aile olmanın belirli şartları vardır. Bu şartlar:

  • Koruyucu aile olmak için bireyin T.C vatandaşı olup aynı zamanda yaşı 25-65 yaş arasında olmalıdır.
  • Yukarıdaki kriterlere ek olarak kişinin sürekli olarak Türkiye’de ikamet etmesi, en az ilkokul mezunu olması ve düzenli bir gelire sahip olması gerekir.
  • Kişinin koruyucu aile kriterlerine uyduğu sürece medeni hali önem taşımamaktadır. Ancak bekar kişilerin 30 yaşını doldurmuş olmaları gerekir.
  • Çocuğun velayeti halen daha biyolojik ailesindedir bu sebeple çocuğun adı ve soyadı değiştirilemez.
  • Koruyucu ailelerin ev ve sosyal ortamını çocuk yetiştirmek için uygun bir ortam haline getirmesi gerekir.

Koruyucu Aile Olmak İçin Nasıl Başvuru Yapılır ?

koruyucu aile başvurusu

Kriterleri sağlayan tüm bireyler koruyucu aile olmak için ikamet ettiği yerdeki Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne başvuruda bulunabilir. Başvuru sonrası belirli evraklar toplanır ve tamamlanır. İstenilen belgeler şu şekildedir:

  • TC. kimlik numarası beyanı veya kimlik kartı fotokopisi
  • Vesikalık fotoğraf (Bir adet yeterli olacaktır.)
  • Öğrenim durumunu gösteren belgenin onaylı örneği
  • Adli sicil belgesi
  • İş, gelir ve sosyal güvenlik durumunu gösteren belgenin onaylı örneği
  • Koruyucu aile olmak için başvuran kişinin çocuğu etkileyebilecek fiziksel engeli, ruhsal rahatsızlığı ve bulaşıcı hastalığının olmadığını gösteren doktor raporu (Bu rapor üniversite veya devlet hastanelerinden alınabilmektedir.
  • Ek olarak kişinin medeni hali evli ise tüm belgeler her iki bireyden de istenmektedir. Ayrıca adli sicil belgesi ile doktor raporu aile ile birlikte yaşayan kişiler olduğu takdirde onlardan da talep edilmektedir.

–  Hizmet devam ettiği sürece koruyucu aileye yeni katılan aile bireyleri için iki yılda bir doktor raporu ve      adli sicil belgesi yenilenmelidir.

Koruyucu Aile Olma Sürecinde Bilinmesi Gerekenler

koruyucu aile olma süreci

Çocuk koruyucu ailenin yanında olsa dahi biyolojik ailesi ile görüşme hakkına sahip olup kurum tarafından uygun ortam, zaman zaman aralıklarında kurum uzmanlarının eşliğinde görüşme yapabilirler. Bu görüşme kurum bünyesinden bir sosyal hizmet uzmanı eşliğinde gerçekleştiğinden koruyucu aile ve biyolojik aile bir araya gelmez ve koruyucu aile ile görüşme bilgileri paylaşılmaz.

Hangi durumlarda çocuğun koruyucu aileden alındığına gelirsek değinildiği gibi bu süreç devlet denetiminde ilerlemekte ve bu süreç sosyal hizmet uzmanı tarafından hazırlan sosyal inceleme raporunda ayrıntılı bir biçimde değerlendirilmektedir. Koruyucu ailenin üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmediği, koruyucu ailenin istenilen biçimde çocuğa bakmadığı tespit edildiği, koruyucu ailenin herhangi bir nedenle koruyucu aile olmaktan vazgeçtiği veya çocuğun koruyucu aileye yerleşme nedeni ortadan kalktığı durumlarda hazırlanan rapor Koruyucu Aile Komisyonuna bildirilir ve sözleşme iptali gerçekleşerek çocuk aileden geri alınır. Ayrıca bu komisyon koruyucu ailelerin niteliklerini de denetleyip, değerlendirmektedir. Örneğin bu komisyona bağlı sosyal hizmet uzmanı tekrardan rapor ile belli gerekçeler belirttiğinde koruyucu aile statüsü iptal edilebilir, koruyucu aile statüsü iptal edildiğinde ise o aileye bir daha başka bir çocuk için koruyucu aile olma hakkı verilmez.

Evlat edinme ile en büyük farkı koruyucu ailelerin velayeti haklarının olmamasıdır, evlat edinmede ise mahkeme kararı ile çocuğun velayet hakları devredilmektedir. Aynı zamanda koruyucu aile olmak gönüllü aile olmaktan da farklıdır. Gönüllü aileler kuruluşta bakımı sağlanan çocuklar için kurumun uygun bulduğu dönemlerde ailelerin yaptığı ziyaretlerin yanı sıra çocukları haftasonları veya belli özel günlerde evlerinde misafir ettiği aileleri kapsayan bir hizmettir.

Koruyucu Aileye Yapılan Ödemeler

Koruyucu ailenin yanında yaşamaya başlayan çocuğun bakımı, eğitim ve yetiştirilmelerine ilişkin harcamalara karşılık aylık net ödeme yapılır. Bu ödeme çocuğun durumuna yani varsa engellilik durumuna ve yaş durumunu göre değişkenlik göstermektedir. Bu ödemenin yanı sıra çocuğun okul servis ücreti, sınavlara hazırlık kurs ücreti içinde yılda belirlenen bir ödeme sağlanmaktadır. Ayrıca yıllık olarak çocuğun eğitim masrafları karşılığı 3 katı tutarında ödeme yapılmakta ve buna ek olarak yılda 2 kez giyim masraflarını 2 katı tutarında ödeme yapılmaktadır. T.C Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının resmi internet sitesine göre koruyucu ailelere ödenen ücret (10270) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda elde edilen rakamın sırasıyla %50’si, %75’i, %80’i, %85’i ve %90’ı alınarak belirlenmektedir. Harçlıklar için ise kuruluş bakımındaki çocuklar için yapılan hesaplama ile belirlenmekte olup memur maaş katsayısı sırasıyla okul öncesi 0-3 yaş 600, İlköğretim 1-4 ve 5-8. sınıfı 900, Lise ve dengi okul 1200 ve Yükseköğrenime devam edenler için 2000 gösterge rakamı ile çarpılarak bulunan miktar kadar ödeme yapılmaktadır. Örneğin 0-3 yaş için aylık ücret 923,26₺ olup 4-5 yaş için 1.384,89₺’dir

 

 

 

Bu yazı Serra Şenol tarafından yazılmıştır.

Hassas Çocuklara Yönelik Anne Davranışları

Bazı insanların diğerlerinden daha hassas olmalarının bir kişilik özelliği olarak kabul edilmesi 1990’lı yıllardan beri araştırmaların konusudur. Dünya nüfusunun yüzde yirmisinin geri kalanlara nazaran daha hassas olduğu düşünülmektedir.
Erken yaşlardan itibaren kendini toplumdan uzak hisseden daha hassas olan çocuklarla yaşamak da zordur. Böyle bir durum karşısında doğru strateji ile yaklaşmak için annenin süreç yönetimini iyi yapması gerekmektedir.
Hassasiyetleri yüksek olan çocuklar, kendi yaş grubu içinde de fazla sessiz ve çekingen bulunur. Böyle çıkarımlar yapmak bazen çocuğun annesinin bile düşüncelerini etkileyip çocuğunu okul ortamına uyumsuz ve pasif bir kişiliğe sahip olarak nitelendirmesine yol açabilir. Her çocuk farklıdır. Hepsinin bir davranış sergilerken kendi yolları vardır. Hassas çocukların kişilikleri, olaylara karşı bakış açılarını etkiler.

Hassas Çocukların Özellikleri

1. Kolay incinirler.
2. Bu çocuklar genelde kendi arkadaşlarından daha olgundur.
3. Günlük yaşamlarında karşılaştıkları durumlar içinde ayrıntıları kolaylıkla görebilirler.
4. Sanat müzik ve doğaya karşı ilgilidirler.
5. Ağrı eşikleri düşüktür.
6. Etraflarındaki yetişkinlerin hareketlerinden onların hislerini anlayabilirler.

Hassas Çocuklara Karşı Anne Davranışları Nasıl Olmalıdır?

Öncelikle anneler, kesinlikle çocuklarının hassasiyetlerini küçümsememelidir. Kendisinin annesi tarafından bile anlaşılmadığını hisseden çocuk, hem annesi ile iletişimi istediği noktaya getiremez hem de kendini daha izole hisseder.
Çocuğu etkileyen çevresel unsurlar karşısında anne onun sorununu geçiştirmek yerine çocuğu etkileyen konu üzerine soru sorarak konuşmayı daha detaylandırabilir. Bir doğrulama ortamı yaratabilirler.
Hassas çocuklar bir süre sonra toplumsal tutarsızlıkları fark edip bunları anlamlandıramamaya başlarlar. Annenin çocuğu ile beraber bu konuları konuşup ona anlayamadıklarını detaylı bir şekilde açıklamalıdır.
Özgüven sahibi olmak hassas çocuklar için çok daha önemlidir. Annelerin çocuklarının yanında olduğu hissini vermeleri ve her zaman arkasında olduklarını gösterebilirler özgüven duygusu, çocuklarda istikrarlı bir şekilde gelişecektir.
Öfke, hüzün ve hayal kırıklıkları ile nasıl başa çıkabilecekleri konusunda anneler çocuklarına rehberlik etmelidir. Hayatları boyunca bazı zorluklar yaşayacaklar. Burada annenin görevi bu baş etme yollarını çocuklarına öğretmektir.
Tekdüzelik, bazen ‘normal’ olarak nitelendirilir. Ama farklılıklar bu hayatın içindedir ve oldukça gerçektir. Bu özel çocuklar önce kendi farklılıklarını kucaklamalıdır. Annelerin çocuklarına farklı olmanın her zaman kötü olmadığını anlatmaları gerektir. Kendi farklılığını kabul edip hayatını bu özelliğini parlatmakla geçiren çocuk hayatında başarıyı da yakalayacaktır.
Kaynak: Öğrenelim

Uzm. Dr. Meltem Kora İle Güzel Bir Röportaj

Çocuk Ve Ergen Psikiyatristi Meltem Kora

ÇD: Meltem Hanım, merhaba, hoşgeldiniz. “Understanding Children and Childhood: Mental Health Perspectives through Art, Aesthetics, and Humanities” adlı kitabınızdan söz etmek isteriz. Biraz bu kitaptan ve içeriğinden söz eder misiniz?

MK: Merhaba, beni ve kitabımı sitenize konuk ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Sitenizi büyük bir keyifle takip ediyorum; özellikle erken çocukluk dönemini önceleyen, aile ve çocuk ilişkisini destekleyen bilimsel yaklaşımlı çok güzel bir çalışma olduğunu düşünüyorum.

Benim kitap projem hem kendi doğurduğum çocuklarım hem de bana yıllar içinde çeşitli sorularla başvuran çocuklarımın gereksinim alanları ile anneler olarak bizlerin yaşadıklarını bir arada düşünmem ile ortaya çıktı. Bir başka deyişle bu kitabı kendi mesleki deneyim ve düşüncelerimi, kişisel deneyim ve bilgilerim ile birleştirmeye çalıştığım bir deneme olarak yazdım. Kendi çocukluğum, çocuklarım ve genel olarak çocukluk kavramı bir anlamda bir araya geldiler ve ruhbilim ile estetik felsefesi kesişiminde söyleşmeye çalıştılar.

ÇD: Bunu biraz daha açar mısınız?

MK: Şöyle açıklamaya çalışayım. Hastalarım, danışanlarım bana geldiklerinde çocukların sergilediği kimi özellikleri benle birlikte değerlendirirken, hep bir temel soru bizimledir: “Çocuklara anlamlı ve güzel bir hayat sürmeyi nasıl öğreteceğiz?”

Bu sorunun yanıtını ne Dikkat Eksikliği/Hiperaktivite Bozukluğu tedavisinde ne de yıllardır sürdürdüğüm bilişsel-davranışçı psikoterapilerin belirti azaltma yönelimli temel yaklaşımlarında bulabildiğimizden, daha farklı bir alana, özellikle “güzellik” nedir, nasıl fark edilir, hayatımıza kattığı anlam nedir sorularına yelken açmak gerekmekteydi. Bu nedenle kendime sorduğum soruları samimiyetle, kendi çocukluğumun deneyimlerinden de hareketle ele almayı denedim.

ÇD: Kitap neden İngilizce, Meltem Hanım?

MK: Buna iki cevabım var. Bir tanesi, daha kolaycı, rasyonel bir cevap: Uluslararası bir dil eşliğinde, tüm eğitimini Türkiye’de yapmış bir kadın psikiyatrist olarak çağıma tanıklığımı ilk ağızdan dünya topluluğu içinde not edebilmek… İkinci yanıtım ise kişisel: Anadilim olan Türkçe’de duygusal deneyimlerimi dile getirmede çok daha sansürcü, yasakçı bir yanımın devreye girmesi, kadın olma ve annelik konusunda yoğun bir “ketlenme-inhibisyon” ekseninin peşimi bırakmaması… Gerçi ilk kitap İngilizce olsa da, Türkçesi de yayınevinde; umarım yakın zamanda çıkacak…

ÇD: Bu kitapta ele aldığınız konular neler?

MK: Kitapta özellikle bağlanma, anne-çocuk ilişkisi, dil gelişimin düşünce gelişimi üzerindeki etkisi; empati; ayna nöronlar hipotezi; estetik duyum ya da estetik tavır gelişimi gibi konuları ele almaya çalıştım. Temelleri oyun etkinliğinde kurulan sanat bilincinin ve dünyayı estetik bir duyumsallıkla ele almanın gelişim psikolojisi perspektifi içindeki yerini aramaya çalıştım. Sanat, edebiyat, resim, dans, müzik gibi estetik alanların Paleolitik dönemde, 25.000 yıl önce mağara duvarlarına resim yapan insanın bir iletişim dili, bir sosyalleşme aracı olarak nasıl ortaya çıktığından hareket ederek, “yaratıcılık” baskısına dikkat çekmeye çalıştım. Estetik tavrın, yaratıcı çocuk kavramına üstünlüğünü tartıştım.

ÇD: Sanatın çocuk gelişiminde yeri konusunda bir son değerlendirme alabilir miyiz?

MK: Kitapta oyun sanatı “artsy play” dediğim bir kavramdan söz ediyorum. Bu aslında biz uzmanların “nitelikli zaman” dediğimiz ve “çocuklarla oynayın” önerimizde geliştirmeyi önemsediğimiz bir kavrama denk düşüyor. Yani anın yakalandığı, anne-çocuk/baba-çocuk etkileşiminin öne çıktığı, her iki tarafın ben-ve-ötekinin aynı zaman/mekan kesidi içinde buluştuğu bir deneyime işaret ediyor. Sanatla ilişkisi şu: Bir çocuk oyununda nesnelerin sadece nesneler olmaktan çıktığı anlamla bütünleştiği, yani sembolleşmenin, soyutlamanın gerçekleştiği bir yönü olduğunu biliriz. Çocuk bir plastik kutu ile arabalar, evler, kahramanlar yapabilir örneğin. İşte bu sembolik alanda buluşma, sanatın işaret ettiği, estetik duyumun ve “güzel” olanın kavranabildiği bir alan olduğundan çocuk gelişiminde büyük yere sahiptir. Oyun birisiyle oynandığında güzeldir; “güzellik” kavranabildiğinde hayata dair güzel olan ve anlamlı olan öğrenilebilir. Çocuklarımızın ve bizlerin de en büyük gereksinimi karşılanabilir.

ÇD: Çok teşekkür ederiz.

MK: Ben teşekkür ederim.