Duygu Farkındalığı, Çocuklar ve Ebeveynler | Çocuklu Dünya
 
Annelik-Babalık

Çocukla Pazarlık Yapmak Yerine Alternatif Yollar

Tarih: 18 Ağustos 2021 - Çarşamba
Uzman görüşü için konu öner.

Çocukla Pazarlık Yapmak Yerine Alternatif Yollar

Duygu Farkındalığı, Çocuklar ve Ebeveynler

İnsan dünyaya geldiği andan itibaren anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Yazar Sabahattin Ali’nin de söylediği gibi: Dünyada bana ‘’Ne istiyorsun?’’ diye sorsalar hiç düşünmeden vereceğim cevap şudur: ‘’Anlaşılmak istiyorum’’ Sabahattin Ali’nin bu sözü o kadar kapsamlıdır ki bu istek hem biz yetişkinler için hem ergenlik dönemindeki gençler hem çocuklar hem de bebekler için geçerlidir.

 

Hepimizin eyleme döktüğü davranışlar ve sözler mutlaka duygusal bir ihtiyacımızı karşılamaya yöneliktir. Bu anlamda problem odaklı davranış ve sözlerin altındaki duyguyu ve ihtiyacı görüp anlayabilmek ılımlı aile sürecini etkileyecektir.

Bebeklik ve çocukluk döneminde bazen aileler çok ağlayan ve öfke krizleri geçiren çocuklarıyla oldukça zorlandıklarını ifade etmektedirler. Duygusal olarak zorlanan ve gerçekten çok yorulan aileler ‘’Çok ağlıyor, çok bağırıyor, çok yaramaz, bu nasıl çocuk…’’ gibi sitemli çıkışlarda bulabilmekte. Bunun sonucunda aileler, çocukla birlikte yükselip alçalarak panik içinde duygusundan ve ihtiyacından tamamen uzaklaşarak onları nasıl susturabileceklerine odaklanabilmek ve bu yolda yüksek tepkiler verebilmektedirler. Örneğin ağlama ve öfke krizi geçiren bir çocuğun susması için hemen dikkatini başka bir şeyle dağıtma, kafasını karıştırma ya da doğrudan pazarlık masasına oturma yoluna başvurabilmektedirler. Özellikle pazarlık noktasında ‘’Bak sana yeni oyuncak alacağım ağlamazsan, bak bak dondurma veriyorum sana bağırma ye..’’ gibi kalıpları sıkça duyabilmekteyiz.

Haydi tüm bu olanlara ve pazarlığa farklı bir açıdan bakalım:

Diyelim ki çocuğunuz değil de siz çok üzücü ve zor bir gün geçirdiniz. Eve geldiniz ve sizin için anısı olan sevdiğiniz vazoyu yerde paramparça buldunuz. Bunların sonucunda içinizde yükselen kaynar sular artık hem sözlerinizden hem de gözlerinizden taşmaya başladı. Kendinizi çok üzgün, öfkeli, bunalmış, sıkışmış ve çaresiz hissettiniz. Ve destek ihtiyacınız için halinizi en sevdiğiniz arkadaşınıza açtınız. O da size ‘’Aman ağlama, canına mı geldi sanki boşver takma kafana gel bir alışveriş yapalım yenisini alırsın, bir şeyin kalmaz’’diyebilir veya ‘’Ah kıyamam sana ne kadar üzülmüşsündür, anısı vardı senin için biliyorum. Yapabileceğim bir şey var mı ,yapıştırabilir miyiz?’’ diyebilir. Siz o an da hangi tepkiyi tercih ederdiniz?

İlkinde sevdiğiniz kişinin en çok ihtiyaç duyduğunuzda size ulaşamaması ve sizin duygularınızı, hislerinizi yok sayması sizi iki kat daha öfkelendirdi, hayal kırıklığına uğrattı, susturulmuş, yalnız ve umursanmamış hissettirdi. ‘’Anlamıyorsun beni’’ dediniz. İkincisindeyse destek için gözlerinin içine baktığınız arkadaşınız sanki duygularınıza elini yavaşça uzatarak size dokundu. Kendinizi onunla bir ve anlaşılmış hissederek belki biraz daha ağladınız. Çünkü kendiniz olarak anlaşıldığınız bir yere boşaldınız. Vazo için belki yapabileceğiniz bir şey yoktu ancak sevdikleriniz tarafından anlaşılmanın ve desteğin verdiği pansuman acınızı hafifletti.

İşte bu durum çocuklar için de geçerlidir. Oyuncağını kaybeden bir çocuk tüm malını mülkünü kaybeden bir yetişkin gibi çokça ağlayabilir. O anda sizden istediği yeni ve pahalı başka bir oyuncak değil kendi sevdiği oyuncağıdır. En azından oyuncağını onunla birlikte arama teklifinde bulunmanız, arayıp bulamazsanız da onu kucağınıza alıp ‘’Güzel kızım/oğlum sen çok seviyordun o oyuncağı biliyorum. Hep ona sarılırdın. Çok üzüldü benim kızım/oğlum. Kıyamam sana. Ne yapalım senin için, ne istersin benden şimdi?’’ diye acısını paylaşmanız. Duyguları şefkatle kendisine geri yansırken ağlama krizleri anlaşıldıkça yavaş yavaş iç çekmelere dönecek acısını yaşayacak ve o anki durumunun üzerine de sakince düşünebilecektir.

Öte yandan kendince bir bağ kurduğu, arkadaşlık ettiği, beraber uyuduğu, oyun yaşamlarında birlikte olduğu ve çok sevdiği bir eşyasını- oyuncağını kaybettiğinde ‘’Amaan ağlama kızım/oğlum, hem daha yenisini daha iyisini, ördeklisini alacağım ben sana, ağlama’’ diye susturduğumuzda sizce çocuğumuzun duygularını hiçe sayarken öbür yandan da ona hayata dair nasıl bir mesaj gönderiyoruz?

Öfke duygusuna geldiğimizdeyse öfke daima ikincil bir duygudur. Altında mutlaka anlaşılmama, kendini ifade edememe, sevilme, ilgi isteği, korku, değersiz hissetme, haksızlığa uğramışlık, hüzün, hayal kırıklığı yatar. Bu duyguların ağırlığıyla kendini duyurabilmek adına herkesin sesini bastırmaya çalışır. ‘’İhtiyacımı anlayın, beni de dinleyin’’ çığlıklarıdır . İşte bu noktada yapılabilecek en güzel şey onu susturmaya çalışmak, utandırmak, suçlamak ve pazarlıktan ziyade sakince ihtiyacını anlamak ve duygularını ona geri yansıtmaktır. Ona biraz temas ederek kendini ve ihtiyacını ifade etmesine ‘’Dinliyorum seni, yavaş sesle konuştuğunda da seni duyabilirim’’ diye elini tutup güvence vermek ve sakinleştiğinde de uygun biranda sevgiyle sarılarak ihtiyacı üzerine kısaca konuşmaktır. Bu durum duygusal zekasını ve kendini ifade etme becerisini geliştirecektir.

Özetle çocukları ‘’zor çocuklar’’ diye etiketlemeden önce ‘’bu zorluklarını’’ besleyen duygu, düşünce ve ihtiyaçlarını anlamlandırmak oldukça önemlidir. Onlarla konuşurken, yaşarken tüm problemlerini çözmek, onları acı ve zor duyguları deneyimlemekten sıkı sıkıya korumaktan ve onlarla birlikte yükselip düşmekten ziyade; açık dinleyişle, fiziksel temasla, göz temasıyla, uygun ses tonlarının eşliğinde ‘’Çok sinirlendin, buna çok üzüldün, çok heyecanlandın, ne kadar şaşırdın, nasıl da sevindin..’’ gibi duygu yansıtmalarıyla kendini ve yaşadıklarını tanımasına gözlerinin içine bakarak ayna olalım.

Son olarak insan kendinde gerçekleştiremediği bir şeyi başkasına vermekte zorlanır. Sizler duyguları ve duygularınızın altında yatan istek ve ihtiyaçlarınızı ne kadar tanıyorsunuz? Hissettiklerinizi ifade edecek (temel duygulardan başka) kaç adet duygu biliyorsunuz? Sizler için çok sevdiğim ‘’Gottman Duygu Çarkı’’nı paylaşıyorum. Dıştan içe veya içten dışa doğru gidildiğinde duyguların oluşumunu ve altında yatan diğer duyguları anlatır. Sizin duygularınızı ifade ederken ki zenginliğiniz, çocuklarınıza da ifade konusunda model olur ve zamanla duygularını, problemlerini sakince çözümlemesini öğrenir.


Üye olup, Haftalık Programımızı uyguladığınızda, 14 gün içinde çocuğunuzdaki değişimi fark edeceksiniz.
Çerez Kullanımı
Kişisel verileriniz, mevzuata uygun olarak toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Verilerin Korunmasını inceleyebilirsiniz.
X