Annelik-Babalık

Korkularımızdan Nasıl Kurtuluruz?

Tarih: 28 Mart 2020 - Cumartesi
Uzman görüşü için konu öner.

KORKULARIMIZ

Korku, bütünselliğinde çok geniş anlama yayılır. Yükseklik korkusu, kapalı alan korkusu yani fobiler, karanlıkta kalma korkusu derken, yaşam alanlarımızı işkence haline dönüştürüyoruz.


Korku nedir?

Korku, sözlük anlamı ile ifade edildiğinde, “Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü, kötülük gelme olasılığı” şeklinde bir tanım ortaya çıkar.

Korku insanı nasıl etkiler?

Korkunun, biz insanları ilgilendiren tanımı, ağırlıklı olarak işin bedensel boyutta yaşanan duygularında yatar. Genel olarak incelendiğinde: korkudan eli ayağı tutmamak, eli ayağı kesilmek, beti benzi atmak, dili tutulmak, nefesi kesilmek gibi yan etkileri güçlü olan bir duygu ile karşı karşıya olduğumuzu anlarız.

Yaşam boyunca, korkular ile yöneltilmeye ve terbiye edilmeye çalışılmış bireyleriz, yani korkuların bir özelliği de, kuşaktan kuşağa aktarılmalarıdır. Özellikle ebeveynlerin, aile büyüklerinin çocukları nasıl öykü ve masallarla korkutmaya çalıştığını hepimiz biliriz. Çevredeki insanların, yabancıların, bilinmeyenin, hatta yaşamın kötülüklerinden, hiç düşünmeden söz edildiğini duyulabiliyoruz. Bunu kimse çocuğa zarar verme amacıyla söylemiyor, sadece koruma amaçlı dile geliyor.

Korku nasıl evriliyor?

Çocukken, aşırı sevgi, ilgi, fark edilme yavaş yavaş artık “büyüdün” dendiğinde, korkuların değiştiğini görürüz. Artık okul çağı başlamıştır, sınavlar, başaramama korkusu, düşük not alma korkusu, arkadaşlar tarafından alay edilme derken, adım adım yaşamın içine gireriz. Derken aşık olma dönemleri başlar, bu kez kaybetme korkusu, kendini ifade edememe korkularıyla yaşamın yeni bir boyutuna adım atılır. Artık yetişkinlik dönemi başlar, iş yaşamı devreye girer, bu kez işimizi kaybetme korkusu, kabul görememe korkusu… Birde evlilik devreye girince, çocuk sahibi olmanın sorumluluğu, para yetiştirmeme korkuları derken yeni karabasanlar devreye girer. Ve, yaşamın ileri evrelerine gelince de işte burada, korkunun en büyüğüyle yüz yüze geliriz ve tam bu noktada, ölüm korkusunun karşısında, bütün korkularımızın anlamsızlığını fark ederiz.

Korkularımızdan nasıl kurtulabiliriz?

Gerçekten de insan zihni sürekli bir şeylerin peşinde koşar durur. Bu, bazen bir istek ya da bir tutkudur. Kimi zamanda gelecekle ilgili bir hayal veya geçmişte kalmış anılardır. Bu bağlamda da zihin korkuların peşinden gider: olmamış şeyleri olmuş gibi hayal edip, sonra da yalnızca bir olasılıktan ibaret durumları, zihnimizde evirip çevirir ve korkunun esiri oluruz.
Günde 70-80 bin düşünce aklımızdan geçtiğine göre, acaba bunların hepsine gereksinim duyuyor muyuz diye bir soru sormak gerekiyor. Elbette ki, hepsine ihtiyacımız yok, o halde bunlardan nasıl kurtulabiliriz? İlk önce, kendimizle dürüst bir hesaplaşma yapmak durumundayız. Zayıf halkalarımızı iyice tanımalıyız ki, onları düşüncelerle beslemeyelim ve güçlendirmeyelim. Bu arada güçlü yönlerimizi de ortaya çıkarmalıyız ki, zayıf halkalar zihnimizi kaplayıp, bizi esarete mahkum etmesin.

İkincisi her şeyi (doğa olayları ve bizim dışımızda oluşan olaylar) kontrol edemeyeceğimiz gerçeğini kabullenip içselleştirmeliyiz ki, zihnimiz savaşmaktan vazgeçip rahatlasın.

Son olarak ta “burada ve şimdi” yani “an da” yaşamayı düşünce sistemimize entegre etmeliyiz. Böylelikle, herhangi bir korku/kaygı endişe düşüncesini, “burada ve şimdi” boyutuna taşıyıp, çözümü olup olmadığını saptayabilelim.


Üye olup, Haftalık Programımızı uyguladığınızda, 14 gün içinde çocuğunuzdaki değişimi fark edeceksiniz.
Çerez Kullanımı
Kişisel verileriniz, mevzuata uygun olarak toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Verilerin Korunmasını inceleyebilirsiniz.
X