Yazılar

Lohusa Sepeti Nasıl Hazırlanır? İçine Neler Konulur?     

Lohusa doğumdan hemen sonraki 6-8 hafta yani yaklaşık 45 gün içindeki çoğu annenin girdiği bir dönemdir. Anneler bu dönemde değişen hormonlarından ötürü birtakım ihtiyaçlar içinde olurlar. Lohusa sepeti de lohusa dönemindeki annenin ihtiyaçlarına yönelik hazırlanmış hastanede ve evde başucunda bulunacak şekilde ve dilenirse estetik bir şekilde de hazırlanan bir sepettir. Lohusa sepeti doğumuna az kalmış anne adayı için doğumdan en az üç ay önce hazırlanmaya başlanması tavsiye edilir. Bu sepetin içinde doğumdan sonraki dönemde annenin ihtiyaçlarını karşılayacak en elzem eşyaları sizin için düzenledik.

  • Hastanede, özellikle sezeryan veya normal doğumun ilk saatlerinde hastane ortamında annenin hareketlerini kolaylaştırıcı pijama takımları, sabahlık, gecelik. Bu takımların özellikle emzirmeyi kolaylaştırması için üstten düğmeli olduklarına dikkat etmek önemlidir.
  • Annenin rahatça emzirebilmesi için emzirme sütyenleri ve emzirme atletleri. Bu noktada emzirme sütyenlerinin emiciliğinin yüksek olması ve öndeki kapların rahatça açabilmesi detaylarına dikkat edebilirsiniz.
  • Gün içerisinde lohusalığa bağlı gelgitli vücut ısısı değişikliğine hazır olmak için şallar veya ince hırkalar tercih edilebilir.
  • Annenin rahat hareket edebilmesi için ortopedik, terletmeyen terlikler ve lohusa korsesi bu korse annemizin sırtını destekleyerek yardımcı olacaktır.
  • Annenin saç uzunluğuna bağlı olarak tokalar veyahut taçlar.
  • Dilenirse eğer lohusa sepeti içine küçük hediyelik eşyalar da konabilir. Kokulu keseler veya küçük anahtarlıklar en sık tercih edilen küçük hediyelik eşyalardır. Bunların yanı sıra lohusa sepetinize hediyelik olarak buzdolabı magnetleri de yerleştirebilirsiniz.

 

Anne Adayına Alınabilecek Hediyeler     

Anne adayları için alabileceğiniz hediyeleri sizin için derledik.

Anne Psikolojisi ve Çocuk Gelişimi Hakkında Eğitici Kitaplar

anne adaylarına hediye kitap

Özellikle ilk doğumu olacak anne adayı için hem ailesinin hem de kendisinin, yeni doğan bebeğin hızlı gelişim süresince yardımcı olacak kitaplar. Aynı zamanda anne adayımızın lohusa ve ileriki dönemlerinde psikolojisi için anneye rehber psikoloji kitabı güzel bir hediye olacaktır.

Yenidoğan Beslenme Rehber Kitapları

yenidogan beslenme

İlk doğumunu gerçekleştirecek anne adayı için en uygun hediyelerden biri daha. Yenidoğan beslenme rehberi sayesinde anne adayımız bebeğin gelişim süreci boyunca “Ne zaman ek gıdaya geçmeliyim?” gibi sorularını danışabileceği rehber bir kitap hediye önerilerimizin arasında.

Emzirme Yastığı

hamileler için hediye emzirme yastığı

Anne adayımızın emzirirken ona destek olabileceği hem annenin hem de bebeğin konforu için emzirme yastığı

Ortopedik Yastıklar

hamileler için ortopedik yastıklar

Anne adayının konforu ve iskelet sağlığı için ortopedik yastıklar güzel bir hediye seçimi olabilir. Aynı zamanda bel sırt boyun ve uyku için özelleştirilmiş ortopedik yastıklara da bakabilirsiniz.

Yeni Doğan İçin Hastane veya Sonrasında Profesyonel Fotoğraf Çekimi İçin Hediye Çeki

yenidoğan profesyonel fotoğraf

Bu hediyeyle hem bebeğimizin ilk anlarını hem de annemizin doğum tecrübesini ve hemen sonrasını ölümsüzleştirebilir ve evin en güzel köşesini hediyenizle süsleyebilirsiniz.

Süt Sağma Makinesi ve Poşetleri

hamileler için süt sağma makinesi

Alkolsüz Malt İçecekler ve Arpa Suları

Alkolsüz malt içecekler ve arpa suları bünyesindeki B vitamini ile emziren annenin sütünü artıracaktır. Aynı zamanda anne adayımıza doğuma yakın güzel bir hediye olacaktır.

Meme Ucu Kremi

emziren annelere meme ucu kremi

Baby Slinger

 

Bebek İçin Buharlı Pişirici Ve Blender

hamilelere hediye blender

 

Bu yazı Eylül Karanfil tarafından hazırlanmıştır.

Yeni Doğan Bebekler İçin Alışveriş Tavsiyeleri

Bebekler dünyaya birçok ihtiyacıyla birlikte gelirler. Yeni anne adaylarımız için bu durum epey kafa karıştırıcı olabilir. Bebeğim neye ihtiyaç duyar, ona ne almalıyım, neye ihtiyacımız olur gibi pek çok soru sizler için yorucu bir hal alabilir. Hem heyecanlı hem de kafa karıştırıcı olan bu yolda biz sizlere yardım etmek istedik. Bu yüzden yeni doğan bebekler için alışveriş tavsiyelerini sizin için hazırladık.

Yeni Doğan Bebek Kıyafetleri

yenidoğan kıyafetleri

Bu listenin en başında gelen şey hem doğum sonrası hem de hastane çıkışı için bebek takımı. Bu listenin sonrasında gelen şeyler;

  • Zıbın
  • Tulum
  • Çorap
  • Eldiven
  • Patik
  • Penye şapka
  • Pamuklu yelek

Kıyafetleri %100 pamuklu seçmeniz bebeğinizin teninin zarar görmemesi için çok önemlidir. Bebeğinizin cildi bu dönem de çok hassas olacağı için pamuklu olmayan kıyafetlerin alerjen bir durum yaratması söz konusudur. Sert yünlü kıyafetleri bebeğiniz için seçmek, onun hareketini kısıtlayacaktır ve huzursuz bir hal almasına sebep olacaktır. Kıyafetleri alırken 0-3 ya da 3-6 ay tercih edebilirsiniz. Bebeğiniz çok hızlı büyüme sergileyeceği için çok fazla kıyafet almanıza gerek olmayacaktır.

Banyo Seti

yenidoğan banyo seti

Doğum sonrası 8-12 saat içerisinde bebeğiniz yıkanmaya hazır olacağı için banyo seti önemli bir ihtiyaç haline geliyor. Banyo setinin içerisinde bulunması gerekenler;

  • Banyo süngeri (Chicco markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Başlıklı havlu
  • Sabun ve şampuan (yeni doğan bebekler için özel olanlardan) (Bubchen veya Msutela markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Küvet (Okbaby markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Küvet filesi (Baby Jem markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Vücut Losyonu
  • Emniyetli Kulak Çubuğu
  • Tarak
  • Masaj Yağı (Bubchen veya Mustela markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Oda için alt değiştirme minderi (Chakra markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Kullan-at Alt Değiştirme Minderi (Canbebe markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Manikür seti (Bebe jou markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Islak mendil (Unibaby markasını tercih edebilirsiniz.)

Beslenme İhtiyaçları

yenidoğan beslenme ihtiyaçları

Bebeğinizin gelişiminin iyi bir şekilde sağlanabilmesi için beslenmenin iyi ve ideal bir şekilde yapılması dikkat etmemiz kriterlerdendir. Bu yüzden tabi ki alınması gereken malzemelerin en önemlilerinden biridir. Yeni doğan bebeklerde anne sütüyle birlikte beslenme ihtiyacı karşılanır. Ancak anne sütünün alınamadığı ya da yetersiz kaldığı durumlarda söz konusu olabilmektedir.

Eğer bebeğinizin sizin göğsünüzden beslenmekte güçlük çekiyor ise, bebeğinize alabileceğiniz malzemeler;

  • Biberon (Avent markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Biberon yıkama fırçası (Friendly markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Önlük
  • Emzik ve emzik kabı (Nuk veya Avent markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Strelizatör
  • Ağız ve kusma bezi (Mycey markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Emzik tutucu (Metaller paslandığı için plastik almanızı tavsiye ediyoruz. Mycey markasını tercih edebilirsiniz.)

Temizlik ve Sağlık İhtiyaçları

yenidoğan temizlik ve sağlık ihtiyaçları

Bebeğiniz temizliği, bebeğinizin sağlıklı büyümesi için çok önemlidir. Bu durumda alabileceğiniz temizlik malzemeleri;

  • Bebek bezi (bazı bebek bezleri, bazı bebekler için alerjen olabiliyor, eğer böyle bir durumla karşı karşıya kalırsanız, bezini değiştirmenizi tavsiye ediyoruz.)
  • Pamuklu bez veya mendil
  • Bebek losyonu
  • Bebek pudrası
  • Ateş ölçer
  • Burun aspiratörü
  • Termometre
  • Güneş kremi
  • Deterjan
  • Yumuşatıcı

Malzemeleri seçerken, alkolsüz, parfümsüz, parabensiz olmasına özen göstermelisiniz. Doğal içerikli olan malzemeler her zaman önceliğiniz olmalıdır.

Deterjan ve yumuşatıcı kullanırken bebeklere özel deterjan tercih etmeniz bebeğinizin cildi için faydalı olacaktır.

Bebeğin Taşınması ve Seyahat Anında Olması Gereken İhtiyaçlar

yenidoğan bebek arabası

Öncelikle, bebek arabası ve puseti almanız gerekenlerin en başında gelmektedir. Bununla birlikte, anne kucağı, bebek çantası, bebek telsizi ve kanguru alabilirsiniz. Bunları almak hem çocuğunuzu taşımanızı hem de onunla birlikte seyahat etmenizi kolaylaştıracaktır.

Annelerin İhtiyaçları

yenidoğan anne ihtiyaç listesi

  • Emzirme sutyeni (Oysho veya M&S markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Göğüs pedi ya da kalkan (Lansinoh markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Göğüs ucu kremi (Rafael markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Emzirme yastığı
  • Gecelik
  • Emzirme önlüğü (Mycey markasını tercih edebilirsiniz.)
  • Doğum sonrası için korse
  • Süt saklama poşeti (Lansinoh markasını tercih edebilirsiniz.)

 

 

Bu yazı Yasemin Vural tarafından yazılmıştır.

FETAL DNA

Fetal DNA testleri gebelik döneminde yapılan, bebeğin kromozom yapısı hakkında bilgi veren bir testtir. Anne adayından kan örneği alınarak ve bu kan örneğinden bebeğin DNA’sı ayrıştırılarak bebekte olabilecek genetik anomalilerin tespit edilmesini sağlar. Down sendromu, trizomi 18 ve 13 gibi genetik hastalıklar hakkında daha doğum gerçekleşmeden bilgi sahibi olmaya yarar.

Serbest Fetal DNA Nedir?

Serbest Fetal DNA testi anne ve bebek arasındaki madde alış-verişini sağlayan kordon sayesinde anne kanına bulaşan genetik materyalleri saptayarak inceleyen bir testtir. Bu genetik materyallerden olan “FETAL DNA” hücrelerden ayrıştırılarak genetik komplikasyonlar için incelenir. Bu test bir tanı testi değildir fakat yüksek güvenirlikli bir tarama testidir.

Serbest Fetal DNA Testi Ne Zaman Yapılır?

Fetal DNA testi için bebeğin DNA’sının anne kanına belli bir düzeyde geçmiş olması gereklidir. Bu sebepten dolayı gebelikte 10. hafta sonrasında bu testin yapılması önerilir. Bu test anne adayından kan örneği alınarak yapılır. Bu kan örneğiyle birlikte genom farklı yöntemlerle incelenir ve analiz edilir.

Serbest Fetal DNA Testi Kimler İçin Gereklidir?

Test 10. Haftasını doldurmuş her anne adayına yapılabilir fakat özellikle testi yapması gereken anne adayları için şartlar şunlardır;

  • Anne adayının 35 yaş veya üzeri olması,
  • Ultrason sırasında bebek üzerinde şüpheli bulguların tespit edilmesi,
  • Daha önce Down sendromlu, trizomi 13 veya 18 tanısına sahip bir bebeğe doğum yapmış olması,
  • Yapılan ikili, üçlü veya dörtlü tarama testleri sonucu yüksek risk saptanmış olması.

Fetal DNA Testi Tanı Koymada Ne Kadar Başarılıdır?

Fetal DNA testi bir tarama testi olduğundan dolayı tanı koymak için ek testlere ihtiyaç doğurabilir ancak genetik hastalıkların saptanmasında oldukça yüksek sonuçlar verebilir. Down sendromu genetik hastalığı için %99, trizomi 13 ve 18 için de %92 ve %97 oranında doğruluk oranına sahiptir.

Fetal DNA Testinin Doğruluk Oranı

Fetal DNA testi anomalileri tespit etmek amacıyla sıkça kullanılsa da test %100 doğruluk oranına sahip bir sonucu ortaya koymayabilir. Buna rağmen, %90 oranında genetik hastalıkları doğru tespit edebilir.

Fetal DNA Testi Sonuçlarını Ne Zaman Öğrenebilirim?

Test sonuçları yaklaşık iki hafta içerisinde belli olmaktadır. Bazı durumlar çerçevesinde bu süre esneklik gösterebilir.

Fetal DNA Testi Sonuçları

Bu test sonucunda değerler yüksek ise farklı testler yapılarak sonucun kesinleştirilmesi gerekmektedir. Eğer, test sonucu düşük bir değer elde edilirse bebekte kromozal anomali olma riski düşüktür. Bu durumda ekstra testlere ihtiyaç duyulmamaktadır.

Fetal DNA Testinde Anomalilik Ortaya Çıkarsa

Kromozomal anomaliliklerin herhangi bir tedavisi olmamakla birlikte bu anomaliliklerin bireyler üzerindeki etkisi de bilinmemektedir.

Çoğul Gebelik Durumlarında Fetal DNA Testi

Çoğul gebelik durumlarında yapılan bu tarz testlerin başarısı çok kısıtlıdır. Bu gibi durumlarda tek bir gebelik testi sonucu elde edilir ve bundan dolayı bebekleri birbirinden ayırt edilemez.

Fetal DNA Testi Fiyatları

Devlet hastanelerinde yapılan Fetal DNA testleri ücretsiz yapılmaktadır. Kişi bu testi özel hastanelerde yapmayı tercih ederse fiyat 2000 ile 3500 civarı değişiklik gösterebilir.

 

 

Gebelik testi yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz.

Çin Takvimi ile Cinsiyet Hesaplama

Hamile kalan kadınların hemen hemen hepsinin aklına gelen ilk soru bebeklerinin cinsiyetinin ne olacağıdır. Normal doktor kontrollerine göre bir bebeğin cinsiyetini öğrenebilmek için gebeliğin 15. haftasını beklemek gerekmektedir. Ancak ebeveynler bebeklerinin cinsiyetini çok merak ettikleri için alternatif bir yol olan ancak bilimsel olmayan yollara başvururlar. Bunlardan bir tanesi de Çin Takvimine göre cinsiyet tahminidir. Çin takvimi hesaplama detaylarını yazımızda bulabilirsiniz.

Çin Takvimi nedir?

Çin takvimine göre cinsiyet hesaplama 700 yıldan bu yana doğacak olan bebeklerinin cinsiyetlerini tahmin etmek için tercih edilmektedir. Çin Takvimine göre cinsiyet hesaplama yöntemi hem hamile kadınlar tarafından bebeğin cinsiyetini tahmin etmek hem de hamilelik düşünen kadınlar tarafından hamilelik planlaması için kullanılmaktadır.

Çin Takvimi ve Astroloji

Çin astrolojisi de batı astrolojisine benzerdir. Çin astrolojisi de 12 burçtan oluşmaktadır ancak temelinde batı astrolojisi gibi gökyüzü yer almaz. Çin astrolojisinin temelinde, tabiat, kozmos ve çiftçi takvimi yer almaktadır. Çin takviminde burçlar aylara göre değil yıllara göre hesaplanmaktadır. Dahası, burçların isimleri hayvanlarla adlandırılmaktadır.

Çin Takvimi Burçlar

Çin astrolojisine göre 2021 yılı ”Öküz” yılıdır ve bu yılın renkleri beyaz ve yeşildir. Çin Yeni Yılı 12 Şubatta başlayacak ve 31 Ocak 2022’de sona erecek. Çin takviminde 12 burç vardır, öküz burcu 12. burçttur. Çin burçları: Fare, Öküz, Kaplan, Tavşan, Ejderha, Yılan, At, Keçi, Maymun, Horoz, Köpek, Domuz.

Çin takvimi cinsiyet hesaplama ne kadar güvenilir?

Çin takvimi hesaplama ile bebek cinsiyetini belirlemenin doğruluğunu merak eden ebeveynlerimize; Çin takvimi ile cinsiyet belirleme, yüzde 70 ila 90 arasında doğruluk payına sahiptir diyebiliriz. Bu yönteme başvuran anne adayının yaşı ve gebeliğinin başladığı ay bilgileri gereklidir. Bu bilgiler doğrultusunda, Çin Takvimi’ne bakarak bebeğin olası cinsiyetine ulaşılabilmektedir.

Çin Takvimine Göre Cinsiyet Belirlemede Dikkat Edilmesi Gereken Ayrıntılar

Çin takvimi ile cinsiyet hesaplama en erken 18 yaş ve en geç 45 yaşındaki anne adaylarının bebeklerinin cinsiyetleri için kullanılabilir. Takvime göre, erkek bebeklerin en fazla görüldüğü anne adayı yaşı 18’dir. Anne adayı Ocak ve Mart aylarında hamile kaldıysa bebeğinin kız olma ihtimali %10, geriye kalan diğer aylarda hamile kalması durumunda bebeğinin erkek olma ihtimali %90’dır. Doğacak bebeğin kız olma olasılığının en sık görüldüğü anne adayı yaşı ise 21’dir . Anne adayı Ocak ayının dışındaki aylarda hamile kalırsa Çin takvimine göre bu ayların hepsinde kız bebeğinin olacağı söylenmektedir.

Çin takvimi gebelik hesaplama yöntemine başvuracaksanız dikkat etmeniz gereken önemli bir detay vardır. Anne adayının doğum tarihi Çin yılının başlangıç tarihinden sonra olan anneler yaşlarına bir yaş daha eklemeli, doğum tarihi Çin yılının başlangıç tarihinden önce olanlar ise yaşlarına iki yaş daha eklemelidirler. Çin takvimi miladi takvimi kullanmadığı için bu farklılık ortaya çıkmaktadır. Çin takviminde olan bir ay farklılıktan dolayı, takvimi kullanmak isteyen anne adayları yaşlarını Çin yılı üzerinden hesaplayarak bulmalılardır. Böylece, Çin takvimini doğru kullanmış olacaklardır.

Çin Takvimine Göre Çocuğun Cinsiyetini Belirleme

Çin takvimi ile cinsiyet hesaplama metoduna göre; Nisan, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Aralık aylarında doğan bebeklerin kız olması beklenir. Ocak, Şubat, Mart, Mayıs, Haziran, Ekim ve Kasım aylarında doğan bebeklerin ise erkek olması beklenir.

Çin Takviminde Otomatik Hesaplama Kullanmayan Annelere Hesaplama Yöntemi

Çin takvimi gebelik hesaplama, otomatik hesaplama siteler üzerinde bulunan hesaplayıcılardan, anne yaşı ve gebe kalınan tarih yazılarak kolayca elde edilebilir. Ancak kendi hesaplamak isteyen anne adaylarımız olmaktadır. Onlar için, Çin takviminde bazı seneler 354, bazıları ise 384 sene olduğu için annenin yaşında düzenleme yapmak gerekmektedir. Kısacası, Çin takviminin başlangıcından önce doğduysa annenin yaşına 1 ve sonra doğduysa 2 eklenmelidir. Çin Takvimi’nin başlangıç tarihi her sene değiştiği için, bu hesaplamayı otomatik hesaplayıcılar üzerinden de yapabilirsiniz. Ancak otomatik hesaplayıcı kullanmak istemiyorsanız, aşağıdaki Çin Takvimi başlangıç yıllarını kullanarak kendinizde hesaplayabilirsiniz.

Örnek: 6 Ağustos 1999 doğumlu anne adayı cinsiyet belirlemek için kendi hesaplamak istiyorsa, Çin takvimi başlangıç yılına bakmalıdır. Şubat 16 1999 yılında başlayan Çin takvimi başlangıcını kullanacaktır. 16 şubattan önce doğduysa 1 ve sonra doğduysa 2 yaş eklenecektir. 6 Ağustos, 16 Şubattan sonra geldiği için anne adayı yaşına 2 yaş eklenecektir. Bu durumda anne adayı yaşı 21 değil 23 olarak hesaplanacaktır. Anne yaşı 23 olarak alınıp, bebeğe hamile kalınan ayı da belirleyerek tablo üzerinden bebek cinsiyetine bakılabilmektedir. Yani, anne adayı yaşı 23 ve bebeğe gebe kalınan ay da mart ayı ise bebek cinsiyeti erkek olabilecektir. Başlangıç yıllarının hemen sonrasında Çin Gebelik Tablosu mevcuttur.

Çin Takvimi Başlangıç Yıllarını Aşağıda Bulabilirsiniz;

  • Şubat 15 1972
  • Şubat 03 1973
  • Ocak 23 1974
  • Şubat 11 1975
  • Ocak 31 1976
  • Şubat 18 1977
  • Şubat 07 1978
  • Ocak 28 1979
  • Şubat 16 1980
  • Şubat 05 1981
  • Ocak 25 1982
  • Şubat 13 1983
  • Şubat 02 1984
  • Şubat 20 1985
  • Şubat 09 1986
  • Ocak 29 1987
  • Şubat 17 1988
  • Şubat 06 1989
  • Ocak 27 1990
  • Şubat 15 1991
  • Şubat 04 1992
  • Ocak 23 1993
  • Şubat 10 1994
  • Ocak 31 1995
  • Şubat 19 1996
  • Şubat 7 1997
  • Ocak 28 1998
  • Şubat 16 1999
  • Şubat 5 2000
  • Ocak 24 2001
  • Şubat 12 2002
  • Şubat 1 2003
  • Ocak 22 2004
  • Şubat 9 2005

Çin Takvimi Gebelik Tablosu

 

Çin takvimine göre cinsiyet belirleme

 

Bu yazı Gizem Nur Koç tarafından hazırlanmıştır.

Hamilelik sürecimin başında keşke bana söylenseydi…

9 AY ÖNCESİNE NOTLAR

Hamilelik, neredeyse çoğu kişinin yaşadığı ya da şahit olduğu bir süreç
olduğu için kimilerince fazlasıyla sıradanlaştırılan, kimilerince de halk
arasında dolaşan kötü hamilelik hikayeleriyle fazlasıyla korkulan bir dönem
olabiliyor. Bu yazıda, hamile olmadan önce bana söylenmiş olmasını
isteyeceğim birkaç hususu hemcinslerimle paylaşmak istedim.

Çocuklaşan Kadınlar Algısı

Doğumuna birkaç gün kalan bir anne adayı olarak hamileliğin nasıl olduğunu
soran birine şöyle derim: Uzun süren, sabır isteyen, elbette zorlukları
olan, ancak içinde hissettiğin canlının her geçen gün nasıl geliştiğine
bizzat şahit olarak ve ona hayat kaynağı olduğunu derinden hissederek bir
mucizeyi yaşadığın, kendini her geçen gün daha da güçlü hissettiğin bir
süreç. Öncelikle şunu kesinlikle bilmek gerekir ki herkesin hamilelik
süreci birbirinden farklı. Filmlerde, dizilerde gördüğünüz her daim iştahla
bir şeyler yemek isteyen, sürekli ağlayan, mantıklı hareket edemeyen ve
adeta yetişkin bir insandan bir çocuğa dönüşen hamile kadın imajını
zihninizden atın. Hamilelik böyle bir ‘hayattan ve kendinden kopuş süreci’
değil. İnsan, yaşadığı her tecrübeye kendi karakterini getiriyor, kendisini
katıyor. Her yaşanmışlık gibi hamileliğe de kendi karakterimizi, ruhumuzu,
zihniyetimizi ve hayata yaklaşım tarzımızı taşıyoruz. Hamilelik bizim bu
bütüncül kişiliğimizle algıladığımız ve içinden geçtiğimiz bir süreç
oluyor. Bu yüzden örneğin çoğunlukla kaygılı bir insansanız hamilelik
sürecindeki gelişmelere de beklenenin üstünde kaygılı bir şekilde
yaklaşmanız, soğukkanlı biriyseniz bunları doğal sürecin birer parçası
olarak kabul etmeniz muhtemeldir. Burada hamileliğin size hiçbir duygusal
yük getirmeyeceğini iddia etmiyorum. Elbette vücudunuzdaki sayısız
değişimin ve bir canlıyı dünyaya getiriyor olmanın getirdiği birtakım
duygusal zorluklar olacak. Bu bakımdan bir ölçüde kaygı duymak ve başka
bazı olumsuz addedilen duyguları yaşamak oldukça doğal. Ancak söylemek
istediğim, bunları hissederken ne yaptığını bilmeyen bir çocuğa
dönüşmeyeceğiniz gerçeği. Bunu, doğumuna sadece iki hafta kalana kadar
avukatlık mesleğini yapmış biri olarak söylüyorum; yani test edildi,
onaylandı.

Planlı Bir Geçiş

Hayattan kopmadan geçen güzel bir hamilelik dönemi için öncelikle hamilelik
öncesinde birtakım düzenlemeler yapmak gerektiğini düşünüyorum. Ben bunun
çok faydasını gördüm. Evliliğimin beşinci yılındayım. Dördüncü yılımıza
kadar tahmin edebileceğiniz üzere çevreden neden çocuk sahibi olmadığımıza
dair birçok soru işittim. Sınırı aşıp “hanginizin çocuğu olmuyor” diye
soran bile oldu. Kimileri de mesleğimin henüz ilk yıllarında iken, akşama
kadar adliyede ayakta koşturup, şanslı günümse akşama doğru ofise geçip
dilekçe yazıp, değilse emniyete ifadeye gidip, iş çıkışı da yüksek lisans
dersim için karşı yakada bulunan okuluma giderek evime neredeyse her gün
23.00 civarı döndüğüm dönemlerde “çocuk yap aradan çıksın” diye beni
düşündüklerini (!) ifade eden iyi niyetli nasihatler ediyorlardı.
Kendilerine herhangi bir dönemde çocuk sahibi olmayı “istemediğimizi”
söyleyerek bu şokla onları baş başa bırakmayı tercih ettim. Çünkü bir
çocuğa yapılabilecek en büyük iyiliklerden birinin onu iyi şartlarda
dünyaya getirmek olduğunu düşünüyorum. Doğduğu andan itibaren yapacağımız
bütün fedakarlıklar ve uğraşlar, onu ancak doğduğu şartların biraz
ilerisine taşıyabilecek. Üstelik annenin hamilelik sürecindeki fiziksel ve
ruhsal zorlanmalarının hepsi çocuğun bilinçaltının oluşumunda bir yer
edinecek. Bu yüzden, arkadaşlarımızın tatlı kızları Nil bizi baştan çıkarıp
çocuk sahibi olmaya ikna ettikten sonra öncelikle yüksek lisansımı
tamamladım ve tezimi kitap haline getirip yayımlattım. Bir süre boşa çıkan
hafta sonlarımın tadını çıkarıp dinlendim. Elimde olan dava dosyalarının
gidişatı bu sene işlerimin önceki seneye göre daha az yoğun ve daha az
stresli olacağını gösteriyordu. Bunun gerçekleşmesini bekledim ve hakikaten
işlerim günde bir- ikiden fazla mekâna gitmem gerekmeyecek ve sabah 9 –
akşam 6 sınırını aşmayacak şekle geldiğinde artık hamilelik sürecime
başlayabileceğime karar verdim. Bu planlı geçiş süreci, yani şartlarımı
kendim ve bebeğim için en uygun hale getirme çabası hamilelik sürecimde
yaptığım en iyi şey oldu.

“Bize Görünme”

Hamileliğimin başlamasıyla, hamile olma hali ile ilgili ne kadar az şey
bildiğimi tecrübe etmiş oldum. Çevremden hamilelik belirtisi olarak
duyduklarım genelde mide bulantısı ve baş dönmesinden ibaretti. Oysa dönem
dönem hemen her organınızda görülen rahatsızlık verici durumlar, sindirim
yavaşlığı, sık sık hissedilen yorgunluk, nefes darlığı, uykusuzluk,
kramplar, çeşitli uzuvlarda ağrı, bebeğin büyüdükçe sürekli olarak mide ve
diyaframınızı tekmelemesi ve burada saymadığım birçok semptom hamileliğe
dahilmiş. Bu şekilde zorlansa da kadın vücudu bu semptomlarla normal
hayatına devam etme gücüne sahip. Bunları normal karşılayıp, nefes
egzersizleri, yürüyüş ve düzenli sporla etkilerini en aza indirmek de
mümkün. Öte yandan bir insanın dokuz ay boyunca bu tarz sıkıntılarla
uğraşması elbette ki yorucu bir süreç. Fakat hamile iseniz bu fiziksel
zorluklarınızdan bahsetmeniz toplumda ilginç bir rahatsızlık uyandırıyor.
Yukarıda saydığım rahatsızlıklardan yalnızca birini yaşayan bir kişiyi
düşünün. Mide bulantısı veya nefes darlığı nedeniyle tüm gece (yalnızca bir
gece) uyuyamadığını nasıl uzun uzadıya anlatacağını ve insanların onu nasıl
bir empatiyle dinleyeceklerini düşünün. Bu empati hali nedense hamile biri
söz konusu olduğunda bir anda ortadan kalkıyor ve rahatsız oluşunu ima
etmesi dahi karşısındaki insanlarda rahatsızlık oluşturuyor. Bu üçüncü
kişiler, hamile kadına hamileliğiyle gündeme gelmeye çalışma, hamile
oluşunu kahramanlık hikayesi gibi sunmaya çalışma gibi yakıştırmalar
yapıyorlar. Yani, dokuz ay boyunca hiçbir sıkıntınız yokmuş gibi
davranmanız ve size sorulduğunda dahi gerçekte nasıl olduğunuzu gizlemeniz
bekleniyor. Buna benzer bir durum toplu taşıma araçlarında da yaşanıyor.
Öncelikle çoğunu otuz yaş üstü kadınların oluşturduğu az rastlanan bir grup
hariç kimsenin size yer vermeyeceğini ve neredeyse dokuz ayın tamamında
ayakta yolculuk yapacağınızı bilerek başlayın. Ancak bu noktada şöyle bir
durum da oluyor: Kimseden yer isteme gibi bir niyetiniz yokken, yalnızca
bulduğunuz bir tutacağa tutunmuş yolculuk yapmaya çalışıyorken önünüzde
oturan insanlar başlarında durarak kendilerinden yer istediğinizi düşünüp
gözlerini devirmeye başlıyor. Metronun hamileler için öncelikli olan
asansörüne binmeye gittiğinizde uzaktan sizin geldiğinizi görenler aceleyle
asansöre binip kapıyı kapama düğmesine basıyorlar, siz yetişemeyin diye.
Yani o anneliği her fırsatta yücelten, en büyük mertebe sayan, anne olmak
istemeyen kadınları eksik gören necip milletimiz, kadın hamile olduğunda
destek olmak şöyle dursun “bana görünme” diyor.

Yeni Trend: Doğallık Takıntısı

Gelelim sürecin “kendi türünüz” ile yaşamak zorunda kaldığınız kısmına. Son
yıllarda yaygınlaşan hamilelik uygulamaları gerçekten çok işinize yarıyor.
Bu uygulamalar üzerinden her hafta bebeğinizde ve sizde nasıl değişimler
olduğunu öğreniyor, bir kısmını hissettiğiniz değişimlerin bilimsel
açıklamalarını anlıyorsunuz. Ayrıca sizinle aynı haftalarda ya da daha
ileride olan bir sürü hamile ile yazışabiliyor, onların tavsiyelerini ve
yorumlarını okuyabiliyorsunuz. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu ki
hemen her eğitim seviyesinden insan bu uygulamalarda yorum ve tavsiye
yazabiliyor. O yüzden zaman zaman faydalı olsa da kendinizi buradaki
yorumlara çok kaptırmamakta ve temel başucu rehberinizi bilim insanları
tarafından hazırlanmış kitaplar yapmakta fayda var.

Gerek bu tarz sosyal medya platformlarında gerek gerçek hayatta
karşılaştığınız hamile kadınlarla ve bu sektör içindeki kişilerle
iletişiminizde yoğun olarak maruz kalacağınız “doğallık takıntısı” hakkında
da sizi uyarmak isterim. İlk hamileliğimi yaşadığım ve daha önceleri ilgimi
çeken bir alan olmadığı için her daim böyle bir furya var mıydı yoksa son
yıllarda mı oluştu bilemiyorum. Ancak şu an tıpkı aşı karşıtlığı gibi yoğun
şekilde kitlelere hâkim bir takıntı olduğunu görebiliyorum. Her durumda
mümkün olduğu ölçüde doğal ve sağlıklı olanın tercih edilmesi gerektiği
tartışmasız. Ancak hamilelik ve doğum süreçlerinde bu tercih annenin ve
bebeğin sağlığını riske atacak kadar ileri götürülüyor. Üstelik anneler ve
babalar bunu özgür iradeleriyle bilinçli olarak yapıyorlar. Modern tıbba
karşı paranoya boyutunda bir şüphecilik taşıdıkları için doktorlarının
uyarılarına da kulak asmıyorlar. Bilakis doktorun uyarılarını kendilerini
“kesmek için” (sezaryenden bahsediyorlar) söylenen bahaneler olarak görüyor
ve bunu açıkça ifade ediyorlar. Maalesef bilimsellikten uzak bazı gebe
eğitimleri de bu algıyı besliyor. Örneğin bizzat katıldığım bir eğitimde
doktor amniyon sıvısının azalması yahut bebeğin kalp atışlarının
düzensizleşmesi sebebiyle mecburi sezaryen yapılması gerektiğini söylerse
buna nasıl karşı çıkabileceğimiz, biz onay versek dahi eşlerimizin bunu
nasıl engellemesi gerektiği, bebeğimize yapılan K vitamini ve hepatit B
aşılarının nasıl “neslimizi bozmak için” yapılan birer tuzak olduğu, bu
tarz müdahalelerin bebeğimizin ileride seri katil olmasına varacak kadar
olumsuz etkiler doğurduğu gibi hususlar konuşuldu. Sosyal medyada, günlük
hayatınızda, iş yerinizde ve akrabalar arasında bu fikirler dört koldan
sizin ve eşinizin üzerine gelecek. Bunları durdurmak için elimde bir reçete
yok. Yapılabilecek tek şey dünyada çocuk sahibi olan ilk çift olmadığınızın
farkına vararak sakin olmanız ve kafanızı kurcalayan hususlarda doktorunuza
ve bilimsel eserlere başvurmanız. Bir de söylemeden geçemeyeceğim: Siz bir
dahi değilsiniz. Bebeğiniz de muhtemelen insanlığın yüzyıllardır beklediği
bir kurtarıcı ya da dahi olmayacak. Bunun sebebi de doktorun bebeğiniz
doğduktan sonra onu sağ eliyle tutup sol eline alması, bu sırada kordonu
keserken makasın çok keskin olması vs. değil. Eğitimini almadığınız bir
alanla ilgili bu tarz ayrıntılara odaklanmak yerine, vaktinizi bebeğinizi
nasıl yetiştirmeniz gerektiğine dair kendinizi geliştirmeye ayırmanız çok
daha faydalı ve anlamlı olacaktır.

Tüm bu keyifli ve keyifsiz durumlar, hamilelik süresince herkesin değilse
bile birçoğunun karşısına çıkacak. Hamileliği öncesinde çokça araştırma
yapmış biri olarak hiç rastlamadığım ve bana hiç söylenmeyen bu hususları
benden sonrakilerin ne ile karşılaşacaklarını bilmeleri için paylaşmak
istedim. Birçok iç ve dış ses arasında kalsanız da hayatınızda çok anlamlı
bir serüven olacak hamilelik sürecini kendiniz olarak başlatıp, yine
kendiniz olarak sürdürmeniz dileğiyle…

Handan Sena Lezgioğlu

Hamileler İçin Serinletici 3 Smoothie Önerisi

Hamileliğiniz eğer ki içinde bulunduğumuz yaz mevsimine denk geldiyse büyük olasılıkla bu özel dönem sizin için katlanılmaz bir hal almaya başlamıştır. Daha çok terlediğiniz ve ağırlaşan bedeninizle günlük rutininizi yerine getirmeye çalıştığınız bugünler aklınızda beliren soru “Bu havalarda nasıl serinleyeceğim?” olabilir. Öyleyse hamilelik döneminde içebileceğiniz kadar sağlıklı içeriğe sahip serinletici smoothie tariflerimizi okumalı ve sıcak yaz günlerinde nasıl serinleyebileceğinizi kolaylıkla keşfetmelisiniz.

Tariflerimizi anlatmaya başlamadan önce dilerseniz smoothieler hakkında sıklıkla sorulan soruların yanıtlarına da değinelim.

Smoothie Nasıl Yapılır?

Smoothie sizin hayal gücünüz doğrultusunda seçtiğiniz malzemeleri yoğurt, süt ve hatta kimi zaman soda ya da su ile bir blender aracılığıyla iyice karıştırmanızla yapılır. Özellikle meyvelerle yapılan smoothieler tatlı krizlerini önlemek için başvurulabilecek masum seçenekler oluşlarıyla beğeni kazanırken; sebzelerle yapılan smoothieler ise detoksların vazgeçilmezlerinden oluşlarıyla ilgi çekmektedir.

Smoothie Hangi Aletle Yapılır?

Smoothie yapmak istiyorsanız yalnızca bu karışımları hazırlamak için üretilmiş smoothie makerlardan alabilirsiniz. Ya da evinizde büyük bir mutfak robotunuz varsa; bu robotu da farklı smoothieler yapmak için kullanabilirsiniz. Son olarak üstteki bölümde de belirttiğimiz gibi smoothie yapmak için blender kullanabilirsiniz.

Smoothie Hemen Tüketilmeli mi?

Söz konusu birbirinden lezzetli smoothieler olduğunda herkesin aklında beliren sorulardan biri de bu karışımların hemen tüketilmesinin gerekip gerekmediğidir. İçeriğinde meyve ve sebze bulunan smoothieler meyvelerin ve sebzelerin hızlıca oksitlenmesinden dolayı olabildiğince hızlı tüketilmelidir.

Birbirinden lezzetli smoothieler

En merak edilen soruların cevaplarını açıkladığımıza göre sıra ferahlatıcı smoothie tariflerini anlatmaya geldi.

Smoothie Tarifleri

Karpuzlu Smoothie Tarifi

Malzemeler

  • Karpuzun çekirdekli kısmı ve kabukları arasında kalan yer
  • 2 bardak buz

Hamilelik döneminizi yaşarken yazın etkilerini minimize etmek isterseniz başvurmanız gereken ilk tariflerden biri şüphesiz ki Karpuzlu Smoothie’dir. Ayıkladığınız karpuzu blenderınıza koyduktan sonra üzerine buzlarınızı da ekleyerek blenderınızı çalıştırın ve homojen bir karışım olmasını bekleyin. Bu adımın ardından içeceğiniz içmeye hazır hale gelecektir. Bize soracak olursanız bu karışıma bir de nane yaprakları ekleyerek lezzetin daha çok artmasını sağlayabilirsiniz.

Karpuzlu Smoothie

Karadutlu Smoothie

Malzemeler

  • Yarım çay bardağı süt
  • 1 su bardağı ayıklanmış karadut
  • İstediğiniz kıvama göre 1 ya da 2 kaşık yoğurt
  • 2 top vanilyalı dondurma
  • 6 küp buz
  • Arzuya göre 2 kaşık bal

Karadutun ekşi aromasıyla yazın sıcaklıklarını alt etmeye ne dersiniz? Bir de içeceğinizi yudumlarken dondurma hakkınızı da kullanarak elinizdeki içecekten daha çok keyif almak ister misiniz? Öyleyse Karadutlu Smoothie tarifini kesinlikle denemelisiniz. Bu içecek sayesinde hem serinleyerek hamilelik döneminin zorluğunu minimize edebilir hem de tattığınız lezzetli içecek sayesinde kendinizi daha mutlu hissedebilirsiniz. Buz haricinde tüm malzemeleri blendera ekleyerek karışmalarını sağlayın. Sonrasında buzları da ekleyerek karışımın iyice kıvam almasını sağlayın. Smoothienizi bardaklara doldurarak afiyetle için.

Karadutlu Smoothie

Ananaslı Smoothie

Malzemeler

  • Çeyrek ananas
  • 2 adet muz
  • Yarım bardak süt
  • Arzu ettiğiniz ölçüde bal
  • Dilediğiniz kadar buz

Buz hariç tüm malzemeleri blendera ekleyerek karıştırın. Sonrasında da buzları ekleyerek smoothienizin daha kıvamlı bir hale gelmesini sağlayın. Bu smoothieyi yaparken konserve ananas da kullanabileceğinizi belirttikten sonra içeceğin aromasına gelecek olursak; Ananaslı Smoothie fresh tadıyla sizi kesinlikle ferahlatacak! Ayrıca ekleyeceğiniz bal miktarını doğru ayarlarsanız dengeli şeker aroması sayesinde tadıyla da sizi büyüleyecek bu içecekten kendinizi mahrum bırakmayın ve listedeki malzemeleri satın alarak Ananaslı Smoothie’nin keyfini çıkarın.

Ananaslı Smoothie

Yukarıda bahsettiğimiz farklı smoothie tariflerini tadarsanız bir anda serinlediğinizi hissederek yazdan daha az etkilenmeye başlayacağınızı bir kez daha belirtmek isteriz. Ayrıca sıcaklığıyla bunaltan yaz mevsiminde tatile gidecekseniz de “Hamile Mayosu Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler” yazımızı da okumanızı öneririz.

Hamilelik Günlüğü Tutmaya Ne Dersiniz?

Hamile kaldığınız ilk andan bebeğinizi kucağınıza aldığınız ana kadar geçen zamanı “Hamilelik Dönemi” olarak addetmek mümkündür ve her kadının hamilelik dönemi bir başka hikayedir. Çünkü her kadının bu dönemi farklı deneyimlerle, farklı zorluklarla belki de farklı çıkarımlarla doludur. Peki, siz de hamilelik günlüğü tutarak hikayenizi sonsuza dek saklamak ister misiniz?

Hamilelik Günlüğü Nedir?

Hamilelik günlüğü, hamile kalan bir kadının bedeninde bir can taşıdığını duyduktan sonra hissettiklerini yazmasıyla başlayan ve hamilelik dönemi boyunca istediği sıklıkta hislerini yazdığı defterlerdir. Özellikle son yıllarda anne adaylarının hamilelik günlüğü tutma noktasında daha faal olduğunun farkındalığıyla hareket eden üretici markalar; ürün gamlarına yalnızca bu süreç için hazırlanmış özel defterler eklemişlerdir. Siz de eğer gebelik günlüğü tutmak istiyorsanız bu özel defterlerden bir tane edinerek defterin içindeki yönlendirmelerden de yola çıkarak hissettiklerinizi, söylemek istediklerinizi ve geleceğe dair temennilerinizi uzun uzun yazarak içinizi dökebilir; hamilelik döneminizin anılarını sonsuza dek saklayabilirsiniz.

Hamilelik Günlüğü Bloğu Açmak

Eğer ki deftere yazı yazmayı sevmeyen bir anne adayıysanız; hamilelik hikayenizi sonsuza dek saklamak için yapabileceğiniz en mantıklı adımlardan biri şüphesiz ki kendinize bir blog açmak olacaktır. Çünkü yaşadığınız sürece dair detayları açacağınız blog aracılığıyla da oldukça sistematik bir şekilde biriktirebilirsiniz. Hatta yazdığınız blog ile sizin gibi bebeğini kucağına almayı bekleyen başka anne adaylarına ulaşarak hamilelik dönemi hakkında birbirinizle fikir alışverişi yapabilir böylelikle de yeni fikirlerle ufkunuzu genişletebilirsiniz.
Hamile günlüğünün ne olduğunu tanıttıktan ve günlük yazmak istemeyen annelere dair önerimizi de verdikten sonra sıra hamilelik günlüğü tutmanın yararlarını ele almaya geldi.

Hamilelik Günlüğü Tutmanın Yararları


Hamilelik günlüğü tutmak karnınızda büyüyen miniğinizin bebek gelişimini takip etmek açısından da oldukça işlevsel bir eylemdir. Bebeğinize dair yazdığınız her yeni bilgi onun bebek gelişimine dair detayları takip edebileceğiniz önemli bir veri niteliğindedir.
• Hamilelik dönemi sizin hormonlar etkisiyle ve geçen sürenin katkılarıyla bebeğinize her geçen gün daha çok bağlandığınız ve onun varlığına daha çok alıştığınız bir dönemdir. Bu dönemde hamilelik günlüğü tutarak bebeğinizle aranızdaki bağın ne yönde ilerlediğine dair farkındalık sahibi olabilirsiniz. Her geçen gün ona nasıl alıştığınızı kelimeleriniz aracılığıyla bir kez daha keşfederek miniğiniz ile aranızdaki bağı güçlendirebilirsiniz.
• Şüphesiz ki ileriki hayatınızda hamilelik günlüğünüzü okumaya en çok niyetli olacak kişi tüm satırları uğruna yazdığınız miniğiniz olacaktır. Bu nedenle de özenle doldurulmuş bir hamilelik günlüğü çocuğunuza onun için verdiğiniz emekleri bir kez daha gösterecek değerli bir hediye olacaktır.

Hamilelik Günlüğü Tutarken Dikkat Edilmesi Gerekenler


• Güzel bir üslupla, anlaşılır şekilde ve emek verilmiş bir tarzda günlüğünüzü kaleme almalısınız.
• Nasıl normal hayatınızı anlattığınız günlüklerde tarihi yazmaya özen gösteriyorsanız; hamilelik günlüğünüzü tutarken de tarihleri yazmaya özen göstermelisiniz. Çünkü günlüğünüzün kronolojik ilerliyor olması çocuğunuzun anne karnındaki bebek gelişimini takip edebilmeniz açısından oldukça yararlı olacaktır.
• Bedeninizde bir bebeğin gelişiyor olması sizin psikolojinizi de derinden etkileyecek bir olaydır ve etkilenen psikolojiniz rüyalarınız aracılığıyla size önemli ipuçları fısıldar. Siz de hamilelik günlüğünüze gördüğünüz rüyaları yazarak; içinde bulunduğunuz durumun ruh halinizde yarattığı dalgalanmaları daha büyük bir farkındalıkla çözebilirsiniz.
• Sizi etkileyen olayları ve besinleri hamilelik günlüğünüze yazarak ileride daha keyifli bir hamilelik süreci yaşamak için bu bilgilerden yararlanabilirsiniz. Örneğin kahvaltıda muz yediğinizde midenizin bulandığını hissettiyseniz muzu “mide bulantısı yapan besinler” listenize ekleyerek bu meyveyi hamileliğinizin ileriki zamanlarında yiyip yemeyeceğinizin kararını farklı bir bilinç içinde alabilirsiniz.
• Hamilelik defteri belirttiğimiz gibi hissettiğiniz her duyguyu özgürce anlatabileceğiniz bir olgudur. Hatta bu defterinizi sırdaşınızmış gibi benimsemeniz bile oldukça normaldir. Bu nedenle ona sezaryen ve normal doğum hakkındaki korkularınızı, şüphelerinizi ve hatta bu doğum tarzlarından beklentilerinizi yazabilir, sonra da yazdıklarınızdan yola çıkarak hangi doğum türünün size daha uygun olduğuna karar verebilirsiniz.
• Hikayenizi resimlerle süslemeye ne dersiniz? Eğer ki hamilelik dönemi hikayem fotoğraflarla daha da akılda kalıcı bir hale bürünsün derseniz; bedeninizdeki değişimlere dair çektiğiniz fotoğrafları da hamilelik günlüğünüzde depolayabilirsiniz. Ayrıca miniğinizin ultrason fotoğraflarını, onun için satın aldığınız ilk eşyaların fotoğraflarını da bu defter aracılığıyla saklayabilirsiniz.
Hamilelik günlüğü tutmak tüm içerik boyunca anlatıldığı gibi sizin daha bilinçli bir hamilelik dönemi yaşamanızı sağlar. Ayrıca yine günlük tutarak hamileliğinizin hikayesini ölümsüz kılabilirsiniz. Hamilelik döneminizde günlüğünüze daha az hata yazmak istiyorsanız “Hamilelikte Yapılan 7 Hata” yazımızı okumanızı öneririz. Eğer ki uzman yazıları aracılığıyla ufkunuzu daha da genişletmek isterseniz de sizi “Çocuklu Dünya Hamilelik Yazıları” kategorisini okumaya davet ediyoruz.

Çalışan Hamile Kadınların Yasal Hakları

Kadınların iş hayatının önemli bir parçası olduğu günümüzde çalışan kadınların hamileyken sahip oldukları yasal haklar büyük merak konusu… Çünkü hamile kalan çoğu kadın bu dönemde sahip olduğu hakların neler olduğunu bilmediği için oldukça bilinçsiz bir hamilelik dönemi geçiriyor. Bu durum da kadınların gebeyken sahip oldukları hakları bilmelerini bir gereklilik olarak karşımıza çıkarıyor. Bugünkü yazımızı hamilelik döneminde sahip oldukları hakları bilmeyen tüm çalışan kadınlar için kaleme aldık.
Çalışan hamile kadınların en büyük meraklarından biri; günlük çalışma miktarlarıdır. Dilerseniz öncelikli olarak bu konuya değinerek sizlere hamile kadınların sahip olduğu yasal hakları anlatmaya başlayalım.

Çalışan Hamile Kadınların Çalışma Saatleri

Anayasa aracılığıyla vatandaşların gücünü zorlayacak işlerde çalıştırılamayacağı ve kadınların, gençlerin ya da ruhsal açıdan dayanıksız kişilerin özenle korunacağı belirtilmiştir. Kadınların çalışabileceği işlerin niteliğinin üzerinde yasalarla özenle durulması kadın-erkek eşitliğini sarsacak bir unsur olarak görülmemelidir. Aksine ilkeler kadınların fiziksel yapısının beraberinde getirdiklerini korumaktadır. İş Kanunu’nda yer alan yasalara göre kadınların gebelik dönemleri de onların özenle korunmasını gerektiren dönemlerden biridir.
Yasalara göre hamile kalan kadınlar günde en çok 7,5 saat çalışmalıdır ve ayrıca bu kadınların yasalar aracılığıyla gece vardiyalarında da çalışmaları yasaklanmıştır. Kadınlar hamile olduklarını hastaneden alabilecekleri rapor aracılığıyla bildirdikten sonra işverenlerinin onlara gece mesaisi teklif etmeleri yasaktır. Ayrıca yasalara göre kadınlar hamilelik dönemlerinde kendilerini bedensel ve ruhsal olarak iyi hissetmediklerini hekimden aldıkları raporla birlikte beyan ederek daha kolaylaştırılmış bir işte çalışmayı talep edebilirler. Anne adayı tarafından dile getirilen bu talep; işverenler tarafından kabul görmek zorundadır ve bu istek sonucunda hamile kadının ücretinde bir eksilme olmamalıdır.
Çalışan kadınların hamilelik haklarından çalışma saatleri konusunu İş Kanunu’na göre açıkladıktan sonra sıra merak edilen bir diğer konuya geldi: İzinlere…

Çalışan Hamile Kadınların İzin Hakları

Yeni hamile kalmış bir anne adayı olabilirsiniz. Fakat şimdiden hamilelik döneminizde ne zaman doğum iznine ayrılacağınızı öğrenmeli ve planlarınızı bu doğrultuda yapmalısınız. Yasalara göre; bir anne adayı olarak sizin doğumdan önce ve doğumdan sonra 8’er hafta izniniz var. Yani hamileyseniz toplamda 16 hafta izne sahipsiniz ve yasalar bu izinleri istediğiniz gibi bölerek kullanmanıza da izin veriyor. Fakat izninizi bölüp bölmeyeceğinize karar vermeden önce bu izni 32 haftalık hamileliğinizi doldurduktan sonra kullanmanız gerektiğini bilmelisiniz. Örneğin; siz doğumunuza 3 hafta kalana kadar çalışmak istiyorsunuz ve bu istek doğrultusunda da doğum öncesindeki 5 haftalık izninizi kullanmıyorsunuz. İşte bu 5 haftayı doğum ardından kullanabileceğiniz 8 haftaya katarak toplamda 13 haftalık bir izin yapabilirsiniz. Ayrıca eğer ki çoğul gebeyseniz doğum öncesinde sahip olduğunuz 8 haftalık izin 10 haftaya çıkacaktır.
Hamile kadınların sahip oldukları bir diğer izin hakkı da; bebekleri için kontrole gidecekleri zaman alabilecekleri ücretli izinlerdir. İşverenler bu izinleri anne adayına vermek zorundadır ve ayrıca da verdiği izinleri yıllık izinden bağımsız düşünmek durumundadır.

Doğum Sonrası Çalışma Hakları

Yeni doğum yapmış ve doğumdan sonraki 8 haftalık doğum iznini de kullanmış anneler normal şartlarda işlerinin başına dönerler. Fakat annelerin doğumu izleyen bir yıl boyunca gece çalıştırılmaları yasaktır. Bu yasanın oluşmasında yeni anne olan kadınlara bebeklerinin çokça gereksinim duydukları gerçeğinden yola çıkılmıştır. Ayrıca doğum sonrasında annelerin sahip olduğu bir diğer hak da; onların kendi istekleri doğrultusunda 6 aya kadar ücretsiz izin alabilmeleridir. Bebeğinden ayrı kalmak istemeyen anneler maddi durumlarını da göz önünde bulundurarak bu izni işverenlerinden talep edebilirler.

Süt İzni Hakkı

Hamilelik döneminin ardından annelere verilen bir diğer izin de; süt iznidir. Bu izne göre anne doğum yaptıktan sonra 1 yıl boyunca çocuğuna süt vermek için günde 1,5 saatlik izin yapar. Günlük sahip olduğu 1,5 saati nasıl kullanacağını ayarlamak annenin görevidir ve annenin aldığı kararları kabul etmek işverenin sorumluluklarındandır.
Yeni anne olmuş kişilerin haftalık süt izinlerini birleştirerek işyerlerinden haftada 1 gün izin alma isteğinde bulunmaları son yıllarda sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Siz bu talepte bulunsanız da haftada bir gün izin alıp alamayacağınız şirketinizin inisiyatifindedir. Ayrıca süt izni yeni annenin haklarından biridir ve bu izin maaşa yansımamalıdır.

Doğum Sonrası Yarım Çalışma Hakkı

Yeni anne olmuş kişiler sahip oldukları 8 haftalık izni kullandıktan sonra kendi istekleri doğrultusunda ilk doğumlarında 60 gün; ikinci doğumlarında 120 gün; daha fazla sayıdaki doğumlarında da 180 gün boyunca yarım gün çalışabilirler. Eğer ki çoğul doğum yaparlarsa her bir maddedeki güne ek 30 gün daha eklenir. Yarım gün çalışan kişilere verilen izinler ücretsiz izin kapsamında değerlendirilir.
Annelerin sahip oldukları bir izin daha var ki; bu izin doğumun hemen ardındaki süreçte geçerli değil. Ama ilkokul çağındaki çocukları olan ebeveynler için bu izni de sizlere açıklayalım.

Kısmi Süreli Çalışma

Doğum sonrası tüm izinlerinizi harcadıktan sonra çocuğunuz ilkokul çağına geldiğinde onun sürece eklemlenmesine yardımcı olmak için izin almak isteyebilirsiniz. Böyle bir durum yaşarsanız; okulların açıldığı tarihten bir sonraki ayın başına kadarki süreçte kısmi süreli çalışma izni alabilirsiniz. Bu izin sadece anneler için geçerli değildir. Babalar da eşleri çalışıyorsa eğer gerekli olduğunda bu izinden yararlanabilir. İzni kullanmanız için dikkat etmeniz gereken nokta; izin alacağınızı işvereninize 1 ay önceden bildirmenizin gerektiğidir.
Hamilelik sonrasında sahip olduğunuz tüm yasal izinleri sizlere aktardık. İzinlerin yanı sıra hamileliğinizi daha keyifli geçirmenizi sağlayacak bilgileri de öğrenmek isterseniz Hamilelik Döneminde Sizi Kurtaracak Bilgiler yazımızı da okumalısınız.

Hamilelikte Yapılan 7 Hata

İlk kez hamile kaldığınızı düşünürsek; hamilelik döneminde kendinizi endişeli hissetmeniz ve ne yapacağınızı tam olarak bilememeniz çok normaldir. Fakat bu dönemde yaşayacaklarınıza dair deneyimsiz olsanız da; sürekli okuyarak ve doktorunuza danışarak yapma olasılığınız olan hataları minimize edebilirsiniz. Biz de bu yazımızda sizlere hamile olduğunu duyan anıne adaylarının sıklıkla yaptığı 7 hatadan bahsedeceğiz.

Hamilelik Dönemi

Hamilelik döneminin özgürlükleri kısıtlayan bir dönem olduğunu biliyoruz. Çünkü bu dönemde doğacak bebeğin daha sağlıklı şekilde hayata gelmesi için çoğu zaman yaşama şeklini değiştirmek bir zorunluluğa dönüşüyor. Bu nedenle de anne adayları hamilelik dönemlerinde vücutlarına aldıkları her içeriğe, yaptıkları her harekete ve psikolojik durumlarına dikkat etmeliler.
Hamilelik döneminde genel olarak yapılan hatalar;

Hamilelikte İlaç Kullanımı

Hamileyken dikkat etmeniz gereken konulardan biri şüphesiz ki ilaç kullanım miktarınızdır. Çünkü anne adayının aldığı ilaçlar göbek bağı aracılığıyla doğrudan bebeğinin vücuduna ulaşır ve bu da bebeğin kimyasal maddelerle erken tanışmasını beraberinde getirerek olumsuz durumlar doğurabilir. Şöyle ki; bazı ilaçlar içeriklerinin özellikleriyle bebeklerin gelişimini duraklatabilir hatta onların doğduktan sonraki hayatlarında da sorunlar yaratabilir. Yani eğer hamileyseniz ve başınız çok ağrıyorsa elinizdeki ağrı kesiciyi karnınızda büyüyen bebeğinizi düşünerek doktorunuza danışmadan içmemelisiniz. Çünkü belirttiğimiz gibi bu dönemde yanlış ilaçlar içmenin bedeli çok ağır olabilir. Anne adaylarının hamile olduklarını öğrendikten sonra ilaç kullanımına bilinçsizce devam etmeleri onların yaptıkları başlıca hatalardan biridir.

Hamilelik döneminde doktor onayı alınmadan ilaç kullanılmamalıdır.

Hamilelik Dönemi Kıyafet Seçimi

Anne adaylarının hamile olduklarını duyduktan sonra yaptıkları bir diğer hata da; istedikleri kıyafetleri giyinme özgürlüğüne sahip oldukları düşüncesidir. Çünkü hamilelik döneminde istenen her kıyafetin giyilmesi önerilmez. Anne adayının bazı kıyafetleri giymesi hem kendisini rahatsız hissetmesini hem de bebeğinin kendisini rahatsız hissetmesini beraberinde getirecek olumsuz bir durumdur. Hamile kalan kişilerin kıyafet seçiminde dikkat etmeleri gereken unsurlar;
• Hamilelikte özgürce hareket etmeniz için bazı kumaşları giymeye ara vermelisiniz. Örneğin hamileyken sert ve kalın kot pantolonlar giymek sizi çokça rahatsız edecek ve hareket etme özgürlüğünüzü kısıtlayacaktır. Bu da hamileliğinizin keyifli geçme olasılığını azaltacak bir durum olacaktır. Hamile kıyafeti alışverişlerinizde yapımında yumuşak kumaşlar kullanılan kıyafetleri tercih etmelisiniz. Hamile pantolonu önerisine ihtiyacınız varsa; “Hamile Pantolonu Seçiminde Dikkat Etmeniz Gereken 5 Nokta” yazımızı okumanızı öneririz.
• Hamile iken çok şık bulsanız dahi yüksek bel pantolon ve etekleri giymeye ara vermeniz gerekmektedir. Çünkü yüksek belli kıyafetler karnınızı sıkıştırarak hem sizin hem de bebeğinizin rahatsız hissetmesine yol açacaktır.
• Hamilelik döneminde rahat hareket ederek daha keyifli bir süreç geçirmek için dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta da; seçtiğiniz kıyafetlerin dar olmamasıdır. Çünkü dar kıyafetler şık görünseler de bir süre sonra sizi rahatsız edecektir. Unutmayın, sizin rahatsızlığınızı hisseden bebeğiniz de huzursuz olacaktır.
• Hamileyken topuklu ayakkabı giymeye de ara vermeniz gerekmektedir. Çünkü topuklu ayakkabılar düşme olasılıklarını, kramp ihtimallerini, ağrıları ve ayakta oluşacak şişme olasılıklarını beraberinde getirir. Ne yapacağınızı kestiremediğiniz için endişeli olduğunuz hamilelik döneminde bir de topuklu ayakkabının sizde yaratacağı sorunlarla uğraşmamanızı öneririz.

Sigara Tüketimi

Hamile kalan anne adaylarının çoğunun yollarını sigarayla ayırdıklarını söylemek mümkündür. Fakat bu alışkanlığından vazgeçmekte zorlanan kişilerin sayısı da maalesef oldukça çoktur. Hamile kaldığınızı öğrendikten hemen sonra sigarayı bırakmazsanız, çocuğunuz gelişiminin ilk evrelerinde nikotine ve kanserojen maddeye maruz kalır. Bu da onun sağlıkla büyümesinin duraksamasına sebep olacak etmenlerden bir diğeri olarak karşımıza çıkar.

Hamilelik döneminde sigara tüketmek oldukça zararlıdır.

Ağır Kaldırmak

Hamilelik döneminde ağır eşyalar kaldırmak da oldukça riskli bir durumdur. Çünkü ağır eşyalar kaldırmak dengeyi bozacak bir etmen olarak nitelendirilebilir. Kaldırdığınız eşya dengenizi bozarak düşmenize sebep olabilir ve bu da sizin iskelet sisteminizin zarar gördüğü bir senaryoyu beraberinde getirir. Aslında hamilelikte ağır eşyalar kaldırmanın doğrudan bebeğe bir etkisi olduğunu söylemek çok da doğru değil. Fakat sizi zorlayacak eşyaları kucağınıza almanız iskelet kas sisteminizi yorarak sizin daha çok ağrı yaşamanıza neden olur. Hamileliğiniz de böylelikle can sıkıcı bir döneme dönüşür.

Cinsiyet Belli Olmadan Çocuk Alışverişi Yapmak

Hamile olduğunuzu öğrendikten sonra çocuğunuza alışveriş yapmak için heyecanlı olmanız dünyanın en doğal durumlarından biri fakat eğer bu durum karşısında sabırlı olmayı başaramazsanız maddi olarak büyük zarara uğramanız kaçınılmaz… Yani siz hamile kaldığınızı duyup bebeğinizin cinsiyetini öğrenmeden onun için alışveriş yapmaya kalkışırsanız; miniğinizin cinsiyetini öğrendiğiniz vakit aldığınız çoğu eşyanın boşa gittiğiyle yüzleşebilirsiniz. Yine de kendinizi tutamayacak kadar sabırsızsanız ve bebeğinizin cinsiyetini öğrenmeden onun için alışveriş yapma isteğiyle yanıp tutuşuyorsanız aldığınız ürünlerin her iki cinsiyet için de uyumlu olacak özellikte olmasına dikkat etmelisiniz.

Hamilelik döneminde bebeğin cinsiyeti belli olmadan alışveriş yapılmamalıdır.

Hamileliğin Başında Çok Alışveriş Yapmak

Hamile kaldıktan sonra daha önce giyinmediğiniz hamile kıyafetlerini alarak deneyimleme noktasında da çok istekli ve heyecanlı olabilirsiniz. Ama bu heyecan da sizi çocuğunuza alışveriş yaptığınızdaki gibi gereksiz masrafa sokabilir. Şöyle ki hamile kaldıktan sonraki ilk aylarda dolabınızı tamamı ile yenilemek isterseniz bu size ileride sorun yaratacaktır. Çünkü hamilelik sürecinizde kaç kilo alacağınızı ve vücudunuzun hangi bölgesinin ne kadar genişleyeceğini önceden kestirmeniz çok zordur. Bu nedenle de sizin hevesle aldığınız kıyafetler hamilelik süreciniz boyunca size hiç olmaya da bilir. Alışverişinizi zamanı geldikçe yapmalısınız.

Sosyal Hayattan Kopmak

Hamile kaldığınızı duyduğunuzda bebeğinizi dış dünyadan korumak için kendinizi eve kapamayı tercih edebilirsiniz. Bu da anne adaylarının hamilelik döneminde yaptığı en büyük hatalardan biridir. Çünkü eve kapanmak ve sosyal hayattan kopmak sonrasında annenin depresyona girmesine neden olur. Depresyon, çağımızın en önemli problemlerinden biridir ve hamilelikte depresyona girmek de hem sizin ileriki hayatınızı hem de çocuğunuzun gelişimini olumsuz etkileyecek önemli bir sorundur.

Hamilelik döneminde eve kapanmak annenin psikolojisini bozacaktır.

Görüldüğü üzere hamilelik oldukça zorlu bir dönemdir. Bu nedenle bu dönemde doktorunuzla sürekli görüşmeli ve kafanıza takılan tüm soru işaretlerini onunla birlikte gidermelisiniz. Ayrıca bu dönemi uzman yazılarıyla bilinçlenerek geçirmek isterseniz; Çocuklu Dünya Hamilelik yazılarını okumanızı öneririz.