Hangi Tip Annesiniz? | Çocuklu Dünya
 
Annelik-Babalık

Hangi Tip Annesiniz?

Tarih: 15 Kasım 2020 - Pazar
Uzman görüşü için konu öner.

Hangi Tip Annesiniz?

HANGİ ANNESİNİZ?


Kaç çeşit anne vardır sizce? Bütün anneler birbirine mi benzer? Anne olmak her kadını aynı eşitliğemi getirir?


Bu soruları çoğalta biliriz elbette ama amacım sizleri sorulara boğmak değil, her zaman ki gibi yani tüm yazılarımda olduğu gibi tüm ebeveynler de farkındalık yaratmak. Özellikle günümüz de ebeveynler, iyi anne baba olma yarışı içerisinde ama bu durumun ne kadar farkındalar orası tartışılır.

İyilik kötülük iki zıt kavram ve tabiki de göreceli. Herkesin kendi doğrusunun doğrultusunda değişen iki zıt kavram iyilik, kötülük. İşte bu kavramlar anne baba olma aşamasında da elbette ki fazlasıyla değişiklikler gösteriyor. Bu da gayet normal. Normal olmayan bu durumun yarıştırılması.

İyi anne babalık yapma konusunda ki ciddiyetinizden hiç şüphem yok lakin bu konuyla ilgili gerçek bilgiler edinme konusunda ve hatta asıl, edinilen bilgileri uygulama konusunda ciddi olduğunuzdan şüphelerim var. Eminim her birinizin evi envai çeşit çocuk gelişim kitabı ile dolu, ve tabi televizyonda izlediğiniz uzmanlar da cabası. Gelgelelim uygulama var mı? Yok. Uygulamadığınız bilgi öğrenilmemiştir. Boşa yer kaplar zihninizde. Bir şekilde bir yerden edindiğimiz bilgiyi hayatımıza geçirir, uygularsak, bilgi bize biz de bilgiye adapte oluruz. Aslında bu bilgi edinme ve uygulama meselesi uzun ve detaylı o yüzden ben sadece anne babalıkla ile ilgili olan kısımdan bahsedeceğim. Aslında özellikle annelere daha çok maddi, manevi yardımda bulunulmasının yanı sıra, annelikle ilgili eğitim alanlarının da olması şart. Uzun meslek hayatım içerisinde görüyorum ki anneler bir ipin üzerinde ki canbaz gibiler. İşte bu yüzden, hemen hemen hepimizin, hem kültürel hem de psikolojik düzeyde annelerimizle ilişkilerimiz karmaşıktır. Annelerimiz kötü müydü? Elbette ki hayır. Dünyada ki en iyi anne, çocuğun sahip olduğu annedir. Eeee o zaman neden annelerimizle ilişkilerimiz karmaşık, hatta bazen işin içinden çıkılamaz problemlerle dolu. Geldik mi? İyi ve kötü olma kavramına. Demek ki bunun iyi ya da kötü olmakla alakası yokmuş. Tamam neyle alakası olduğuna geliyorum.

Yetişkinler olarak, anne babalarımıza saygı gösterilmesinin gerekli olduğuna inanmayan yoktur. Fedakarlık ettiklerinin taktirini yapmayanda. Yine de hepimiz içten içe onları eleştirir ve çocukluktan gelen bazı eksiklerin olduğunu düşünürüz. Anne babalarımızdan almak isteyipde alamadıklarımızın, görmek isteyipde göremediklerimizin eksikliğidir bunlar. Buraya kadar anlattıklarım benim jenerasyonum yani eskiye ait olan dönemin anne babaları. Sevilen ama aynı zaman da çok üstümüze düşülmeyen çocuklardık bizler. Çocuktuk işte. Çocuk dediğin ağlar, yaramazlık yapar ve sonuçlarına da katlanır. Anne baba duruma ve olaya göre çocuğa kızar, bağırır hatta poposuna terlikle iki şaplak indirir. (Tüm yazılarım da ve kitaplarım da yazdığım gibi istisnalardan değil genel durumlardan yola çıkarak ele alıyorum yaşanmışlıkları. Elbette ki çok zor ve vahim hayatlar yaşamış, yaşamakta olan insanlar var maalesef.) benim çocukluğumda anne babalar ön plandaydı, şimdi çocuklar ön planda. O zamanlar aileler çocuklarını yönetirdi, şimdi çocuklar ailelerini yönetiyor. Her ikisi de çok uç ve yanlış bunu her zaman söylüyorum. Çocuk otorite ister, disiplin ister. Ama şimdiki çocukların çoğu ne otorite, ne de disiplin görüyor. Çünkü şimdi ki anne babalar çocukları üzülmesin adı altında bunların hiç birini uygulamıyor, uygulayamıyor. Çevrede artık buna müsade etmiyor. Hemen eleştiri okları atılıyor anne babaya ve eleştirilmekten korkan anne baba, kötü anne baba yaftası yememek için sürekli iyi anne baba rolünü üstlerine yapıştırıyor. Eski anne babalar nedenli nedensiz her şeye, “hayır” derken, şimdikiler nedenli nedensiz herşeye evet diyor. Ya da hayır demişse ve çocuktan bir tepki görmüşse o hayır hemen evete dönüyor. Yaşamınızı sentezleyin. Sürekli iyi olmaktansa, doğru olmayı tercih edin. Büyüdüğünüz aile, şimdi ki kendi aileniz aranızda bir köprü kurun. Her gece uyumadan çocuğunuza okuduğunuz kitap bir kaç gün sekteye uğrayınca suçluluk duygusu ile karalar bağlamayın. Sürekli çocuğumla vakit geçirmeliyim, değişik oyunlar oynamalıyım diye düşünerek kendi sevdiğiniz ya da yapmanız gereken işlerden ödün vermeyin. Onlarla konuşun, duygularınızı, isteklerinizi onlarla paylaşın.

Ben 48 yaşındayım. Titiz, becerikli, devlet dairesinde üst düzey memur olan bir annenin çocuğuyum. Çocukluğuma dair çok güzel anılarımın yanı sıra, üzüldüğüm, annemi eleştirdiğim durumlarda var. Ama yine de o zamanın çocukları bizler çok mutlu büyüdük. Annem merdaneli çamaşır makinesinde kan ter için de çamaşır yıkarken ben onun dibin de, tepe oluşturmuş, yıkanmayı bekleyen kirli çamaşırlara sırtımı dönerek sessiz sessiz oyun oynardım. Ya da annem salonun ortasında serili olan yeni yıkanmış yorganları kaplarken. O kadar işin arasında benim bebeklerime de elbise dikerdi. Şimdi her türlü iş kolaylaştıran makine içerisinde herkes mutsuz. Çocuklarınızın yanında durun, onlarla ilgilenin, vakit geçirin ama izin verin onlar da tek başlarına vakit geçirmeyi öğrensinler. Her zaman her konu da orta noktayı bulmak en iyisidir.

Bir diğer yazımda görüşmek üzere,

Uzm.Pedagog Nöropsikolog

Oya Akbaş


Üye olup, Haftalık Programımızı uyguladığınızda, 14 gün içinde çocuğunuzdaki değişimi fark edeceksiniz.
Çerez Kullanımı
Kişisel verileriniz, mevzuata uygun olarak toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Verilerin Korunmasını inceleyebilirsiniz.
X