Çocuk Gelişimi

Mutfak Deyip Geçmeyin! Orası Bir Okuldur!

Tarih: 19 Mayıs 2020 - Salı
Uzman görüşü için konu öner.

Çocuk Gelişimi ve Mutfak

Hepimizin bildiği gibi bebekler emeklemeye başlar başlamaz evi keşfe çıkarlar. Kuşkusuz en çekici yer, pek çok kap kacağın, meyve sebzenin, sürekli ses, koku, hareketin olduğu, rengarenk ortamlar olan mutfaklardır. Ayrıca çocuğa bakım veren kişinin de büyük olasılıkla en çok zaman geçirdiği yer.

Yani uyaranın bol olduğu, çocuğun bütün duyularını harekete geçiren biricik alan. Dolayısıyla çocuk da bu ilgi çekici alanda olmak isteyecektir. Aynı zamanda tehlikeliliği, pislenmesi ve/ya da pisletmesi nedeniyle çocuğun uzak tutulmaya çalışıldığı alan da yine mutfaktır. Tabii burada çocuk için her zaman uzak tutulanın daha çekici olduğunu da unutmamak gerekir.

Mutfaklar her yaş ve her durum için öğrenme alanlarıdır. Çocuk mutfakta kalırsa hangi yetileri gelişmez ki… Dil, kavram, motor gelişim, el becerileri, sosyal beceriler, hatta kendine güven, bağımsızlık, iş birliği, ekip çalışması, sorumluluk duygusu, üretim, sabır, dikkat, hayal gücü… ve daha pek çok şeyin temelleri önce evde hatta mutfakta atılır diyebiliriz. Hatta daha neler… STEM [1] (fen, teknoloji, mühendislik ve matematik), yürütücü (executive) beceriler [2]… Tabii her zaman olduğu gibi doğru kullanmak koşuluyla. Aksi halde bazı olumsuz duygu ve yaşantılar oluşturarak tersine durumlara da neden olabiliriz.

Yukarıda saydığım bütün “laflar” için, “ne alakası var bunlar zamanı gelince okulda, kursta, falanca eğitimde, filanca çalışmada öğrenilecek zaten” diye de düşünülebilir. Oysa hiç bir şeyin zamanı gelmez çünkü önemli olan bulunduğumuz andan en etkin yararlanabilmektir. Eğer çocuk gelişirken her anından yeterince yararlanabilmişsek, o düşündüğümüz zamanlar geldiğinde bu yatırımların olumlu etkilerini görebiliriz ya da ne yazık ki tersini.

Yanlış anlaşılmasın buradan çocuğun her anını bir şeylerle doldurmayı, sürekli oyunlar, oyuncaklar, etkinlikler vb. yapmayı kastetmiyorum. Hatta bu da oldukça sakıncaları olan bir yol. Bazen bomboş ve kendi kendine kalmak da gereklidir ve insan gelişiminde önemli bir katkı sağlar. Nitekim bunu yapamayan, kendini oyalamayı bilmeyen, gerektiğinde kendi kabuğuna çekilemeyen kişilerin korona günlerinde daha çok sıkıntı yaşadıklarını görüyoruz. Kastettiğimin ne olduğuna dönersek yaşadığımız günlük hayatın, günlük işlerin her anından yararlanmak. Çocuğu gündelik yaşamın dışında bir kenarda tutmayıp yaşama katmak.

Yaparak yaşayarak öğrenme

J. Dewey’nin “eğitim, yaşam boyu süren bir eylemdir. Bu nedenle en etkili öğrenme, yaparak ve yaşayarak edinilir” sözlerini anmadan geçmek olmaz. Dewey’e göre en kolay öğrenilen ve akılda tutulan bilgiler beş duyu ile doğrudan yaşantıdan edinilmiş olanlardır. Bir çocuğun karakteri, bilgi ve becerisi olayların gerçekleştiği bir yerde bulunarak değil, o olaya fiziksel ve zihinsel katılımıyla mümkün olur. Eğitim tarihimizin yüz akı Köy Enstitüleri’nin yaptığı eğitim devrimi de buydu: İş içinde öğrenme.

Çocuğa bir şey öğretirken öncelikle onda bu ilgi ve gereksinimi uyandırmak önemlidir. Örneğin bir domatesi ya da resmini elinize alıp bunu öğretmeye çalıştığınızda işiniz daha zor olabilir ya da çocuğun bunu belleğine silinmeyecek şekilde yerleştirmesi daha çok zaman ve tekrar gerektirebilir. Ama çocukla pazara, markete, manava gidip domates seçtiğinizde; “bak bu domates küçük bu büyük, o domates çürük almayalım, bak bunun yanı ezilmiş, bir domates daha koyalım da bir kilo olsun vb” dediğinizde. Eve gelip yerleştirdiğinizde, “Haydi iki domates yıka da salata yapalım, kesince ne güzel domates koktu. Al sen de kokla bu domates mi daha güzel kokuyor dün kestiğimiz mi? Hangi domatesin tadı daha güzel?” dediğinizde ve bunu pekiştirmeye devam ettiğinizde artık domates çocuğun hayatının bir parçası olacak tadı, rengi, şekli, kokusu, ne işlere yaradığı vb birçok bilgi bellekte pek çok bağlantı yaparak sıkı sıkıya yerleşecektir. Tabii bunları konuşmak, domates örneğinde olduğu gibi hedef sözcüğü gerekli gereksiz birçok kez tekrarlamak, kestirme konuşmamak, kısa ve anlaşılır net cümlelerle konuşmak koşuluyla.

Gardner’ın çoklu zeka kuramını ve bununla bağlantılı olarak çocuğa öğretmek istediğimiz bir şeyi ne kadar çok farklı yönden ele alabilirsek, ne kadar çok duyuya hitap edebilirsek o kadar daha etkin öğrenme sağlayabileceğimiz gerçeğini de anımsamak gerekir.

Mutfakta hangi gelişim alanları için neler yapabiliriz?

Dil ve kavram gelişimi

Yemek yaparken çocukların dil ve kavram gelişimine sonsuz katkı sağlamak mümkün hele bu iş bir de alışveriş yapmaktan başlarsa. Çocuk mutfakta birçok yeni kavram ve sözcükle karşılaşır: Sebzeler, meyveler, yemekler, mutfak araç gereçleri. Kesmek, doğramak, kaynatmak, karıştırmak... Sayı, renk, şekil, doku, tat gibi kavramlar. Kısaca mutfaktaki her yeni nesne yeni bir sözcük demektir. Yiyeceklerin hangi aşamalardan geçtiği, sebze ve meyvelerin nasıl yetiştiği, örneğin süt ve inek arasındaki ilişki, sütten yoğurt ve peynir yapılması gibi bilgiler uygun ve doğru cümlelerle anlatıldığında çocuk hayata ilişkin birçok bilgi, sözcük ve kavram edinmiş olur. Ama bunun için mutfakta yaptığımız her işi kısa, net cümlelerle söze dökmek, her fırsatta tekrarlamak, çocuğu yaşı ve özelliklerine bağlı olarak olabildiğince işe katmak, ellemesini, koklamasını, tatmasını, karıştırmasını vs sağlamak gerekir.

Öte yandan bu işi sınava dönüştürmek, çocuğu sorularla bunaltmak, öğrendiği yeni sözcüğü tekrar etmesini istemek gibi davranışlardan kaçınmamız gerekir. Bol tekrar ve deneyim çocuğun kayıtları için yeterlidir. Uygun düzeye geldiğinde kayıtlarını kullanmaya başlayacak, depoladığı bilgiler ortaya çıkacaktır.

Hep olduğu gibi çocuğun yaşı ve gelişimiyle doğru orantılı olarak işleri de büyütmek gerekir. Daha büyük çocuklarda bir şeyin nasıl yapıldığını anlattırmak. Örneğin yaptığı kekin tarifini anneanneye, dedeye anlatmasını sağlamak, okuma yazma bilenlerle alışveriş listesi oluşturmak, yemek tarifleri okumak, birlikte yaratılan yeni tarifleri yazmak, farklı bir şeyin tarifini ya da farklı tariflerden en uygununu arayıp bulma ödevi vermek gibi çeşitli görevler mümkün.

STEM (science, technology, engineering, mathematics)

Fen, teknoloji, mühendislik ve matematik

Uzun zamandır mutfak işleri yapan bir yetişkin belki çok farkında olmadan, otomatik olarak bir şeyleri yapmaktadır ama aslında mutfağın epeyce bir matematiği vardır. Saymak, ölçmek, tartmak, çeşitli ölçüler kullanmak, eklemek, çıkarmak, sorun çözme becerileri geliştirmek, ardışıklık, organize olmak, gözlem yapmak ve tahmin yürütmek bunların hepsi matematik. Göz kararı bile sayılara dökülmeyen bir matematiktir.

Tarifleri düşünelim üç yumurta, iki bardak un, yarım litre süt, 3 yemek kaşığı yağ, 250gr şeker vb ölçüler. Yarım litrelik ve bir litrelik süt paketlerini elinde tuttuğunda ağırlıkların farkını hissetmek.

Bu patatesler bu tencereye sığar mı? Miktar algısı, ölçüm becerisi, tahminde bulunma, deneyip sonucu görme.

Önce şunu, sonra bunu, daha sonra şunu ve en sonunda bunu yap ya da şunu yaparken bir yandan da bunu yap gibi sıralamalar yani ardışıklık, düzenleme (organizasyon).

Suyu fazla oldu ne yapmalıyız? Tuzu az oldu ne yapmalıyız? Daha çiğ ne yapmalıyız? Sorularına yanıt aramak, sorun çözmek.

Kek kabarmaya başladı herhalde birazdan pişmiş olur. Gözlemek ve tahminde bulunmak.

Buhar çıkıyor sıcak olmalı, çok beklerse erir, Neden-sonuç ilişkisi kurmak.

Çocuk gözüyle düşünelim toz halinde un ve şeker bir şeylerle karışıyor ve yoğun bir sıvı ya da belki yoğurulabilen katı bir hamura dönüşüyor. Sonra fırına giriyor, katılaşıyor, kabarıyor ve mis gibi kokan bir kek ya da ekmeğe dönüşüyor. Sanki bir büyü. Böyle bir durumda fırının karşısından ayrılmayan bir sürü çocuk biliyorum. Bu arada kabartma tozundan söz etmek, işlevini anlatmak kimyasal reaksiyonları anlamanın alt yapısını oluşturuyordur kim bilir.

Balkonda veya pencere kenarında maydanoz, nane, soğan yetiştirip büyüme süreçlerini izlemek biyolojiye giriş sayılabilir mi?

Tabii bunları birkaç kez yaşattığımızda, konuştuğumuzda çocuk bunları hemen öğrenecek gibi düşünmeyelim. Çocuk yaşı ve özelliklerine bağlı olarak bunların bir kısmını öğrenecek, bir kısmından da haberdar olacak, bir kenarda biriktirecek zamanı geldiğinde kullanacak ya da böyle bir alt yapı üzerine öğrenme kolaylaşacak.

Beş duyu gelişimi

Çaydanlıktan çıkan buharı, yoğurulan hamurun kıvamını, dokusunu, malzemelerin kokusunu hissetmek, pişen yemeğin sesini duymak, yönergeleri izlemek, sonuçta ortaya çıkan ürünü tatmak ve bütün bunları gözlemlemek. Yani mutfakta beş duyunun her biri payına düşeni alır.

“Portakal ekşi mi, tatlı mı? Sert mi, yumuşak mı? Kabuğu pütürlü mü, düz mü? Görüntüsü güzel mi? Güzel kokuyor mu?” gibi sorularla birlikte olmak koşuluyla tabii.

İnce motor kas gelişimi, el-göz koordinasyonu

Çocukların el becerileri zamanla gelişir, kaslar kullandıkça ustalaşır. Fırsat verilirse gündelik yaşamdaki, çoğu şey bu beceriyi geliştirir. Kalemi ustalıkla tutmanın, makası rahat kullanabilmenin önce kaşığı iyi kavramaktan ya da kendi kendine giyinip soyunabilmekten, düğme iliklemekten geçtiğini unutuyoruz ya da ihmal ediyoruz. Çoğu zaman çocuğu yormamak, üzmemek öne geçiyor. Ama ne yazık ki zamanında hayatla iç içe olmayan çocuklar genellikle sonradan üzülen çocuklar oluyor. Yine mutfağa dönersek, fasulye, bezelye ya da mandalina ayıklamak, kavanozun kapağını açmak, bir kaşık tuz alıp salata kasesine koyabilmek, bir şeyleri karıştırmak, hamurlara şekil vermek, her simitin üstüne susam dökmek, her kurabiyenin ortasına fındık koymak çocuk için bir sürü oyuncakla oynamaktan daha işlevli olabilir.

Benim çocuğum çok küçük ya da bunların hiçbirini yapamaz diyene bir örnek: “Bak şimdi sen bu kaşığı tut ben her istediğimde bana uzatacaksın” deyip arada bir kaşığı alıp karıştırıp tutması için geri vermek ya da “haydi sen bu nohutları kavanozdan tek tek alıp bu kaba koy” gibi çok basit görevler bulunabilir.

Sosyal ve duygusal beceriler

Bir salata yapmak, ya da verilen görevleri yerine getirerek bir yemeğin yapılmasına ortak olmak ve ortaya çıkan ürününü görmek çocuk için ciddi bir gurur ve özgüven kaynağı. Yönergeleri izlemek, sorumluluk almak, iş bölümü yapmak, takım çalışmasının bir parçası olmak ve paylaşmayı öğrenmek gibi birçok sosyal beceriyi mutfakta kazanmak mümkün. Önemli olan çocuğu kapasitesi oranında yönlendirerek farklı alanlarda kendilerini geliştirmelerine ortam hazırlamak. Hepimiz için olduğu gibi çocuk için de önemli olan bir şey üretmek, ortaya koymak ve beğenilmek. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde yer aldığı gibi değer, beğenilme ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarının karşılanmasının kişinin yaşamında önemli bir yeri var.

Mutfak çok geniş bir yelpazede çok kolaydan çok zora birçok görevin yaratılabileceği bir alan olması nedeniyle her yaş ve beceri düzeyindeki çocuk için hatta farklı gelişen çocuklarımız için de uygun bir çalışma alanı. Çocuk bir kahve yaptığı için, masa kurduğu için, yumurta haşladığı için ya da kek, makarna yaptığı için ya da çok daha zor bir iş başardığı için mutlu olabilir. İş farklı olabilir ama mutluluk aynıdır. Önemli olan bir şey ortaya koymuş ve beğenilmiş olmaktır. Tabii çocuğun gerçekçi sınırlar içinde cesaretlendirilmesi, becerebileceği işler için desteklenmesi, başarılarının beğenilip övülmesi gerektiğini söylemeye bile gerek yok.

Öte yandan çocuğun başarısızlığa tahammülünü geliştirmek için de mutfak iyi bir yer. Yapılan her yemek güzel olacak değil. Bazen kötü sonuçlar, başarısız denemeler de olabilir. Anne ya da babasının yaptığı bir şeyin istenildiği kadar iyi olmadığını ama bunun “pek de sorun edilmediğini (önemli nokta burası)”, yaptıklarında iyi olana vurgu yapıldığını gören çocuk, hayatta hataların olabileceğini ve bunun dünyanın sonu olmadığını, başarısız olunduğunda yılgınlığa düşmeden, vazgeçmeden yeniden denemek gerektiğini, hataların düzeltilmesinin bir sonraki denemede olanak bulacağını fark eder. Ayrıca sonuç ne olursa olsun, çocuğun yardımlarını ve aldığı sorumluluğu takdir etmenin önemini unutmayalım. Her zaman söylediğimiz gibi önemli olan sonuç değil süreç.

Hayal gücü, yaratıcılık

Çocuğa "sence bu yemeğin yanına ne yakışır? Bunu ne renk bir tabağa koyalım? Üzerini nasıl süsleyelim? Geçen sefer maydanoz koymuştuk bu sefer nane ile deneyelim mi? Bu sefer kekimize neler katalım?" gibi sorular sormak önemlidir. Bazen yazılı tariflerde bile kendimize göre yorumlar yapıp değişikliklere gitmek ve bunlar üzerine konuşmak sorun çözme, akıl yürütme, eleştirel düşünme, deneme, yorum yapma esneklik becerilerini geliştirecek, hayal gücü ve yaratıcılığın önünü açacaktır.

Sağlıklı beslenme alışkanlıkları

Mutfak ortamıyla bu kadar çok haşır neşir olan bir çocuk büyük olasılıkla yemek yeme konusunda da daha hevesli olacaktır. Yemeğin hazırlanma sürecinde yer almak, fizyolojik olarak uyarılmasına ve yemeye daha hazır hale gelmesine neden olacaktır. Ayrıca hiçbir çocuğun pişirilmesine emek verdiği bir yemeği, tercihlerine çok aykırı bir şey olmadıkça reddedeceğini sanmıyorum.

Tabii hiç kimsenin fırsattan istifade “yemediği bir şeyleri yaptırayım da, denesin” gibi bir yol seçerek çocuğun mutfaktan tamamen uzaklaşmasına neden olmayacağını umuyorum. Çocukların bir şeyleri sevmeme ve yememe hakları olduğunu, hiçbir yiyeceğin büyülü olmadığını, önemli olanın ana besin maddeleri olduğunu örneğin süt içmeyenin peynirle, peynir yemeyenin, yoğurtla, yoğurt yemeyenin ayranla (vb bir mantıkla düşünerek) bu açığı kapatacağını bilelim.

Bu arada beslenme konusundaki müthiş bilgi kirlenmesinden korunmakta, sadece çok güvenilir kurumlardan seçilmiş birkaç bilgi kaynağından başkasını okumamakta, çocuk ve yetişkin beslenmesinin birbirinden çok farklı olduğunu unutmamakta fayda var.

Mutfakta çalışma ve konuşma zamanları çocuğumuza sağlıklı beslenme konusunda doğru bilgileri aktarmak için de bir fırsat ama unutmayalım asıl önemli olan her zaman ve her konuda olduğu gibi “ne dediğimiz değil ne yaptığımız”.

İletişim becerisi ve aramızdaki iletişim

Baştan beri saydığım ve vurgulamaya, örneklemeye çalıştığım şeyler yapılabilirse çocuğun dil, konuşma ve kavram gelişimine dolayısıyla iletişim becerilerine önemli katkılar yapılmış olur. Öte yandan mutfak anne ya da babayla birlikte işbirliği içinde keyifli zaman geçirmek, birlikte üretmek ve sohbet etmek için elverişli bir alan. Zaten birlikte vakit geçirmek çocuk için yeterince önemli bir durum. Tabii ben bunu söylerken aynı ortamda bulunmaktan söz etmiyorum. Göz göze, omuz omuza beraberce ortak bir şeyler yapmaktan söz ediyorum. Sonuçta aile içi iletişimi pekiştirici bir etkiden de söz edilebilir.

Hatta bazı anne ve/ya da babalar çocukla zaman geçirmek istediklerini ama bunu nasıl yapacaklarını bilemediklerini, oyun oynamayı sevmediklerini ya da beceremediklerini söylerler. Bu durumlarda önerilerim genellikle yetişkin için çocukça olmayan, çocuk için de fazla büyük olmayan herkesin ilgisini çekebilecek ortak ve işlevli bir etkinlik alanı olarak ev işleri ve mutfak işleridir. Hemen her zaman da sonuçları iyi olmuştur.

Kısa bir süre bile olsa düzenli olarak her gün, anne babasıyla zaman geçiren, bir şeyleri paylaşan çocuklar sevildiklerini ve önemsendiklerini hissederler ve bunun sonucunda da kendilerini daha güvende algılarlar. Duyar gibiyim “Ben onunla top oynadım ya da omlet yaptım diye mi sevgimi anlayacak?” diyor bazılarınız. Evet öyle çocuğun yaşının küçüklüğü oranında somut işarete gereksinimi var. Çünkü mantık henüz çok düz. “Benimle oynuyorsa beni seviyor yoksa sevmiyor”. Hatta biz bu somut işaretleri küçükken yeterince vermişsek büyüdükçe bunlardan kurtuluyor yoksa işimiz zorlaşıyor.

Mutfak etkinliklerinde olumlu sonuçlar alabilmek için nelere dikkat edelim?

● Mutfakta zaman geçirmeye başlamadan önce, kesici ve delici aletler, makineler, ısıtıcılar, ocaklar ve fırınlar, çocuğun yutma tehlikesi olan küçük şeyler açısından tedbirlerimizi alalım ve/ya da çocuğumuzun uygunluğunu çok iyi tartalım.
Kısacası çocuğa müdahale etmekten kaçınalım, riskleri kontrol altına alarak olabildiğince özgür bırakalım.

● Doğru ve yanlışları yaşayarak öğrenmelerine izin verelim, deneme yapmalarını destekleyelim. Cesaretlendirici, destekleyici, motive edici olalım.

● Kısa ve öz cümlelerle bol bol konuşup her şeyi adlandıralım, anlatalım ama çocuğu zorlamayalım.

● Çocuğun yaşına, beceri düzeyine uygun ve sevdiği yiyeceklerden oluşan tarifleri, seçelim.

● Mutfağın bizim zorunlu işimiz ama onun oyunu olduğunu unutmadan; istediği işi, istediği zaman, istediği kadar yapmasına izin verelim. Çocuk olduklarını, her ne olursa olsun dikkatlerinin çabuk dağılacağını, sıkılıp bıkıp gidebileceklerini, dün çok severek yaptıkları bir şeyi bugün istemeyebileceklerini unutmayalım. Tabii biraz da yaşıyla orantılı olarak düşünelim örneğin 3 yaşındaki iki fasulye ayıklayıp gidebilir ama 10 yaşındakinin başladığı işi bitirmesi istenebilir.

● Mutfak işlerinden söz ederken olumsuz olmayalım. Çocuğun istenmeyen, kötü bir iş gibi algılamasına neden olmayalım.

● Ortalığın kirlenmesi ve dağılması konusunda söylenecek bir şey yok maalesef ama çocuklu bir evin fazla toplu ve düzenli olması çocuğun eğitimi yönünden bir şeylerin doğru gitmediğinin işaretidir diyebiliriz. Burada ancak mümkün olduğunca kolay temizlenebilir bir alanda olmak, yapılan işe göre belki yere büyük bir koruyucu sermek, önlük kullanmak gibi kolaylaştırıcılar önerilebilir.

● İşler bittikten sonra mutfağı temizleme işini mutlaka çocuktan yardım alarak birlikte yapın. Katkısının az ya da çok olması önemli değil. Böylece bir işin ardında dağınıklık bırakmamak ve temizlik yapmak gerektiğini de öğrenmiş olur.

[1] STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics)

[2] executive (Yürütücü/yönetici) beceriler davranışlarımızı kontrol etmemiz ve düzenlememiz için gerekli bilişsel beceriler dizisidir. Bir eylem planı oluşturma, bu planı gerçekleştirme, sürdürme, kontrol etme ve gerektiğinde düzeltme bu becerilerimiz sayesinde olur. Dolayısıyla en basitinden en karmaşığına eylemlerimizin başarılı ve etkin bir şekilde gerçekleşmesi için gereklidir.


Üye olup, Haftalık Programımızı uyguladığınızda, 14 gün içinde çocuğunuzdaki değişimi fark edeceksiniz.
Çerez Kullanımı
Kişisel verileriniz, mevzuata uygun olarak toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Verilerin Korunmasını inceleyebilirsiniz.
X