Sağlık

Okul Çağı Çocuklarında Sık Görülen Hastalıklar

Tarih: 1 Aralık 2017 - Cuma
Uzman görüşü için konu öner.

Okullar açıldı, şehirler kalabalıklaştı, hava kirliliği arttı, havalar soğudu. Kalabalık ortamlarda daha fazla bulunmaya başladık. Güneş ışınlarının azalması, soğuk hava, rüzgar, hava kirliliği, okullarda ve kapalı ortamlarda daha fazla bulunma gibi faktörler sonbahar-kış hastalıklarının ortaya çıkmasını ve alerjik tabloların tetiklenmesini artırıyor. Okul çocuklarında en sık görülen hastalıkların başında solunum yolu enfeksiyonları gelir.

SOĞUK ALGINLIĞI

Çocuklarda soğuk algınlığının nedenleri; üşüme, yorgunluk, burun tıkanıklığı, beslenme bozuklukları ve vitamin eksiklikleri, bağışıklığın düşmesi ve uzun süren organ hastalıklarıdır. Soğuk algınlığında ateş olmaz veya hafiftir; baş ağrısı, boğaz ağrısı, kas ağrısı ve öksürük nadir; hapşırık ve burun tıkanıklığı sıklıkla olur. Boğazda kaşıntı hissi vardır. Soğuk algınlığına çeşitli virüsler neden olur, genellikle hafif seyirlidir. Tedavide antibiyotiklerin yeri yoktur. Sigara dumanı ve klimalar soğuk algınlığı için risk faktörleridir. Soğuk algınlığından korunmak için ellerin sık sık sabunlu suyla yıkanması, sınıfların ve evlerin iyi havalandırılmaları, açık havada yürüyüşler, bol meyve ve sebze tüketimi, bol sıvı ve bitki çaylarının içilmesi önerilir.

GRİP

Grip, Influenza virüslerinin neden olduğu bulaşıcı bir solunum yolu enfeksiyo-nudur. Hafif veya ağır seyredebilir. Ateş, öksürük, baş ağrısı, halsizlik ve kas ağrıları ile seyreder. Gribe neden olan virüsler çok hızlı yapısal değişime uğrayabildiği için havaların soğuk olduğu mevsimlerde değişik zamanlarda tekrar tekrar salgınlar yapabilir. Hastalık bağışıklık sistemi zayıf olanlarda daha ağır seyirli, hatta ölümcül seyredebilir, komplikasyon denilen istenmeyen etkiler daha fazla ortaya çıkar. Grip virüsleri hasta şahısların öksürme ve hapşırması sonucu kişiden kişiye bulaşır. Yapılan çalışmalar öksürürken veya hapşırırken ağızdan ve burundan çıkan tükürük parçacıklarının 75-200cm.lik bir mesafeye yayıldığını göstermektedir. Konuşurken çıkan tükürük parçacıklarının ise 50 cm mesafeye ulaşabildiği bilinmektedir. Üzerinde grip virüsü bulunan eşyalara dokunduktan sonra ellerin yıkanmaması, ağıza ve buruna dokunulmasıyla da hastalık geçebilmektedir. Bulaşıcılık belirtilerin ortaya çıkmasından bir gün önce başlayıp, hastalık başladıktan sonra beş gün sonrasına kadar devam eder. Hapşıran kişinin ağız ve burnundan çıkan tükürük parçacıkları bizim ağzımıza, burnumuza ulaşırsa grip virüsü bize bulaşmış demektir. Ancak belli sayıda virüs bize ulaşırsa hastalık meydana gelir. Sigara içenlerin, sağlıklı beslenmeyenlerin, bazı kronik hastalığı olanların, bağışıklık sistemi yetersiz olanların, hamile, yaşlı ve küçük çocukların grip virüsünü aldıktan sonra hastalanma olasılığı daha yüksektir.

GRİBİN BELİRTİLERİ

Yüksek ateş, baş ağrısı, bitkinlik, yorgunluk, boğaz ağrısı, kuru öksürük, burun akıntısı veya tıkanıklığı, kas ağrıları, bulantı, kusma ve ishaldir. Hastalık ilerlerse, bağışıklık sistemi zayıf olanlarla, alerjik bünyeli şahıslarda ve küçük bebeklerde veya yaşlılarda zatürre, bronşit, kulak enfeksiyonları, sinüzit, vücudun susuz kalması, kalp yetmezliği görülebilir, astmatik krizler ortaya çıkabilir, diyabet gibi kronik hastalıklar kötüleşebilir. Ateş çok yüksekse bu özellikle çocuklar için acil bir durumdur; doktor tarafından ayırıcı tanının yapılması gerekir. Şiddetli öksürük, nefes darlığı, hırıltı, ateşin iki günden daha fazla sürmesi, bilinç bulanıklığı doktora başvurma nedenidir. Ateş 38 derece altında, burun akıntısı ve aksırığı olan çocuklar, evde istirahat, iyi bir beslenme, bol sıvı alınımı ile iyileşebilirler. Gribin soğuk algınlığından ve nezleden ayrılması gerekir. Grip belirtileri bir haftadan fazla sürerse, sinüzit gelişmiş olabilir. Öksürük şiddetlenir veya ateş tekrar yükselirse bronşit, zatürre olasılığı akılda tutulmalıdır. Gribin tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Bazı durumlarda antiviral ajanlar kullanılabilir.

NEZLE

Çeşitli virüslerin neden olduğu bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Burun akıntısı ve tıkanıklığı, hapşırma belirgindir. Genelde ateş yükselmez veya hafif seyirlidir, kendiliğinden geçer. Hava yolları açık tutulmalı, sıvı gıda alınımı artırılmalıdır.

ORTA KULAK İLTİHABI (OTİT)

Kulak ağrısı, bazen boğaz ağrısı, kulakta dolgunluk hissi ile belirti verir. Bakteri veya virüslerle oluşur. Ateşli veya ateşsiz seyredebilir. Grip sırasında veya sonrasında, kulak ağrısının gelişmesi durumunda akla gelmelidir. Şiddetli vakalarda kulak zarı delinip akıntıya yol açabilir. Kreşe veya okula ilk başlanılan senede ve alerjik çocuklarda daha sık görülür. Virüslerle oluşan otitlerde orta kulakta seröz bir sıvı toplanır. (Seröz Otit) Bakterilerle oluşan otitlerde antibiyotik tedavisi önerilir. Tekrarlayan otitler veya sıvının devam ettiği otitlerde tüp takılması önerilebilir.

TONSİLLİT

Özellikle okul çocuklarında, boğaz ağrısı, bademciklerin şişip kızarması ile belirti verir. Genellikle yüksek, inatçı ateş yapar. Tonsillite yol açan en önemli mikrop A grubu Beta Hemolitik Streptokok denilen mikroptur. Uygun şekilde tedavi edilmezse nefrit, kalp romatizması, eklem iltihabı gibi önemli sorunlara neden olabilir. Boğaz kültüründe beta tespit edilirse antibiyotikle tedavi şarttır. Tonsilliti takiben ayrıca kulak iltihabı, tonsillerde apse, boyunda lenf bezelerinde şişme ve iltihaplanma, sinüzit gelişebilir. Senede 5-7 kez beta enfeksiyonu geçiren çocuklarda bademciklerin alınması gerekebilir.

FARENJİT

Farenks denilen boğaz arka duvarının iltihabıdır. Boğazda yanma, ağrı ve kızarıklıkla kendini gösterir. Yutkunurken ağrı hissedilir. Halsizlik, ateş yapabilir. Bademcikleri alınan şahıslarda farenjit tablosu daha fazla görülür. Sık farenjit geçirenlerde mide reflüsü olasılığı akılda tutulmalıdır.

LARENJİT(KRUP)

Larenks denilen gırtlak bölgesi enfeksiyonudur. Ses telleri bu bölgede olduğu için ses kısıklığı, ses boğukluğu yapabilir. Çocuklarda tipik olarak ‘’havlar gibi öksürük’’ vardır. Ani solunum sıkıntısı, boğulma hissi yapabileceği için hemen doktora gitmeyi gerektiren ‘’acil’’ bir durumdur. Genellikle antibiyotik tedavisi gerekmez. Bol sıvı alınımı ve soğuk buhar tedavisi çok yararlıdır.

TRAKEİT

Ana soluk yolu enfeksiyonudur. Şiddetli kuru öksürük, göğüs ağrısı ile kendini belli eder, genelde üst solunum yolu enfeksiyon bulguları da vardır.

SİNÜZİT

Burun etrafındaki sinüs adı verilen boşlukların iltihabıdır. Baş ağrısı, geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, ağız kokusu, bazen burun kanaması, ateş ile seyredebilir. Çocuk genellikle sabah kalktığında öksürür. Üst solunum yolu enfeksiyonu üzerinden 7-10 gün geçmesine rağmen hala burun tıkanıklığı ve öksürük devam ediyorsa sinüzit gelişmiş olma ihtimali %60-65 oranındadır. Çocukluk yaş grubu sinüzitleri anti alerjik, antibiyotik tedavisi ile düzelir. Burnun açık tutulması gerekir.

ZATÜRRE

Yüksek ateş, öksürük, halsizlik, üşüme, titreme ile seyreder. Gribi takiben gelişebilir. Küçük çocuklarda ve yaşlılarda, bağışıklık sistemi zayıf kişilerde ağır seyirli olabilir, ölüme yol açabilir. Doktor kontrolünde, gereğinde radyolojik tetkikler de yapılarak uygun antibiyotik tedavisi ve bol sıvı alınması uygundur.


 

Sadece 3 adımda çocuğunuzun gelişim seviyesine uygun programımıza ulaşın.

Programdaki aktiviteleri çocuğunuzla yaparak, çocuğunuzun gelişim
seviyesini ulaşabileceği en üst düzeye çıkarmaya yardımcı olun.

Hemen çocuğunuzun gelişim seviyesini belirleyen soruları yanıtlayın.

çocuk gelişimi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR