Çocuk Eğitimi

Neden Okul Öncesi Eğitim?

Tarih: 9 Ekim 2017 - Pazartesi
Uzman görüşü için konu öner.

Okul öncesi dönem insan yaşamının gelişim hızı en yüksek olan dönemlerinden biridir. Bu dönem beyin hücreleri arasındaki iletişim örüntülerinin oluştuğu ve öğrenme hızı ve kapasitesinin de yüksek olduğu dönemdir. Çocuk, yürümeyi, konuşmayı, tüm yaşamı boyunca kullanacağı temel alışkanlıklarını, bu dönemde öğrenir. Çevresindeki yetişkinlerle ve çocuklarla ilk temaslarını bu dönemde kurar. Çocuğun başlangıçta, anne-baba ve yakın çevresinedeki insanlarla sınırlı olan dünyası, yavaş yavaş, diğer çocukları ve farklı yetişkinleri ve okulu da kapsayarak zenginleşir.

Çocuk, bu dönemde meraklı ve öğrenme isteği çok yoğundur. Görme alanına giren insan ve nesneleri izler, yakalayabildiklerini tutar veya ağzına götürür. İşittiği seslere ilgi duyar. Zamanla kendisi de sesler çıkarır ve yavaş yavaş çıkardığı sesleri çevresinde işittiği seslere benzetmeye başlar. Doğumdan bir yaşın sonuna kadar çocuk, gelişimine temel olacak pek çok beceriyi kazanır.

Bütün bunları yaparken çocuğun anne ile ve yakın çevresi ile kurduğu sevgi dolu ilişki, son derece önemlidir. Özellikle doğumu izleyen ilk yıl içinde, onun ihtiyaçlarını zamanında, gereği gibi ve sevgi ile karşılayan yetişkinlerin varlığı çok değerlidir. Zira çocuk takip eden yıllarda yavaş yavaş genişleyen sosyal halkada diğer insanlarla kuracağı ilişkilerin temellerini bu ilk izlenimlerinden alır. İlk izlenimler olumlu ise, kuracağı ilişkilerde de olumlu bir yaklaşımı benimser.

Uzun yıllar çocukluğun bu ilk dönemi daha çok ailenin sorumluluğunda yetiştiği ve beslenme ve bakımın önemsendiği bir dönem olarak algılandı. Ancak insan gelişimi hakkındaki bilgilerimiz arttıkça bu dönemdeki gelişime, eğitimin rehberlik etmesi gerektiği daha iyi anlaşılır hale geldi. Bu dönem artık sadece bir bakım dönemi değil, ama çocuğun sağlıklı beslenme ve bakımının yanı sıra iyi bir eğitim alması gereken bir dönem olarak algılanmaktadır.

Bu eğitimin başlangıç noktası kuşkusuz ailedir. Aile, bir yandan çocuğun büyümesi için gerekli sevgi, bakım ve beslenme desteğini verirken, diğer yandan çocuğun gelişmesini destekleyici eğitim tutumlarını ve ortamlarını da geliştirmek durumundadır. Çocuk gelişimi hakkındaki bilgilerimiz, onun gelişiminde bazı kritik dönemler olduğunu ve bu dönemlerde kazanılacak davranışlarla ilgili uygun destekler alınmazsa, bu davranışların kazanılmasının daha sonraki dönemlerde zorlaştığını göstermektedir.

Özellikle yaşamsal olan üç temel alışkanlığın; uyku, yemek ve temizlik, zamanında ve gereği gibi çocuğu zorlanmadan veya onunla çatışmaya girmeden desteklenmesinin, önemini vurgulamak gerekir. Sosyal hayata uyumumuzu kolaylaştıran diğer alışkanlıklarımız, bu üç temel alışkanlıkla çok yakından ilişkilidir ve bunlar gelişirken aynı zamanda kişiliğimizin de temelleri atılır. Bu dönem aynı zamanda yaşamın sonraki dönemlerindeki tercihlerimizin hatta yaşamdaki başarımızın da büyük ölçüde belirleyicisidir denilebilir. Çocuk bu çağdan itibaren kendini tanımaya, kendi yeterliliklerinin veya sınırlılıkların da farkına varmaya başlar. Hatta mesleklerle ilgili ilk tercihlerini arkadaşları ile oynadığı evcilik oyunlarında gerçekleştirir. Bu nedenle erken çocukluk veya okul öncesi dönem diye adlandırılabilecek olan 0-5 yaş dönemini olabildiğince iyi değerlendirmek ve ailenin tek başına yeterli olamayabileceğini de dikkate alarak tüm çocuklarımızı okul öncesi eğitim kurumlarından da en üst düzeyde yararlandırmak gerekmektedir.

19. yyıl da özellikle Avrupa’daki Sanayi devrimi ile birlikte kadının, evin dışında iş yaşamına atılması ile birlikte ortaya çıkan okul öncesi eğitim kurumları, ülkemizde de 20. yyılın başlarından itibaren açılmaya başlamışlardır. Bu kez de gerekçe savaşta yitirilen erkek yetişkinlerin yerine kadınların iş yaşamına girmeye başlamasıdır. Kadının çalışma ortamında kendini işine verebilmesi için çocuğunun güvende olduğunu bilmesi, hemen tüm ülkelerde okul öncesi eğitim kurumlarının en temel kurulma gerekçelerinden biri olmuştur. Bugün ise ülkelerin gelişmişlik kriterleri arasında çocukların okul öncesi eğitimden yararlanmaları da yer almaktadır. Pek çok Avrupa ülkesinde özellikle beş yaşındaki çocukların çok büyük bir bölümü zorunlu öğrenime başlamadan bir ya da iki yıl okul öncesi eğitim kurumlarından yararlanmaktadır. Birçok ülkede bu kademedeki eğitimin sağlanması sorumluluğu yerel yönetimlere verilmiştir. Ancak gerektiğinde devlet desteği de verilmektedir (Oktay,2000))

Türkiye açısından konuya baktığımızda Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında devletin neredeyse tüm kaynaklarını zorunlu eğitime aktarması özel bir önem arzettiği için, okul öncesi eğitim daha çok ailelere ve belediyelerin sorumluluğuna bırakılmıştır. Çalışan kadınların çok olduğu yerlerde belediyelere çocuk yuvası açma sorumluluğu getirilmiştir (Akyüz, Y. 2010, Ergin O.1977).

Özellikle 1960’lı yıllardan başlayarak okul öncesi eğitim kurumlarına devletin ilgisinin arttığını söyleyebiliriz. Ancak uzun yıllar, okullaşma büyük bir artış gösterememiştir. 1990’lardan 2000’li yıllara doğru konuya hem devletin hem de çeşitli toplum kesimlerinin ilgi göstermeye başladığı ve bir yandan özel sektör bir yanda da devlet tarafından açılan okullar ve sınıfların sayısında önemli bir artış görüldüğü dikkati çekmektedir.

Bu konuda dikkatle üzerinde durulması gereken önemli bir konu da verilen eğitimin kalitesidir. Okul öncesi dönem çocuğunun öğrenmeye bu denli açık olması ona verilecek eğitimin mutlaka kaliteli olmasını gerektirmektedir. Aksi durum yarar yerine zarar verebilir. Bu nedenle ehil olmayan kişilere eğitimcilik görevi vermek, gerçekten büyük hasarlar doğurabilir. Diğer öğretmenlik alanları gibi; okul öncesi öğretmenliği de özel bilgi ve beceri gerektiren bir alandır. Çocukların bu dönemdeki özellikleri nedeni ile yapılacak her yanlış uygulamanın onları uzun vadede olumsuz etkileyeceği unutulmamalıdır.

Kaynaklar:
Akyüz, Y. (2010) Türk Eğitim Tarihi, Ankara, Pegem Akademi Yayıncılık

Ergin, O. (1977) Türkiye Maarif Tarihi, İstanbul, Eser Matbaası

Oktay, A. (2000) Yaşamın Sihirli Yılları: Okul Öncesi Dönem, İstanbul, Epsilon Yayınevi


 

Sadece 3 adımda çocuğunuzun gelişim seviyesine uygun programımıza ulaşın.

Programdaki aktiviteleri çocuğunuzla yaparak, çocuğunuzun gelişim
seviyesini ulaşabileceği en üst düzeye çıkarmaya yardımcı olun.

Hemen çocuğunuzun gelişim seviyesini belirleyen soruları yanıtlayın.

çocuk gelişimi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR