,

Mama Sandalyesi Kullanımı ve Seçimi

Bebeğiniz yavaş yavaş biberondan ayrılmaya başladığında en büyük ve en
önemli ihtiyaçlardan biri mama sandalyesi oluyor. Ek gıdaya geçiş döneminde
bebeğin oldukça fazla zaman geçireceği, sosyal ve yeme becerilerini
geliştirmeye yardımcı olan mama sandalyesi seçiminde dikkat edilmesi
gereken birçok nokta var. Bu yazıda bu konuya dair araştırmalarımız yer
alacak.

Bebekler kaçıncı ayda mama sandalyesi kullanabilir? Mama sandalyesi
seçiminde hangi noktalara dikkat edilmelidir? Modeller arasındaki farklar
nelerdir? Mama sandalyesiyle güvenli bir alan sağlayabilir miyim? Mama
sandalyesi için ne kadar bütçe ayırmak gerekir? Bunlar gibi soru
işaretlerinize yazımızda cevap bulmaya çalıştık.

Mama Sandalyesi Ne Zaman Kullanılmaya Başlanmalıdır?

Bebeklerin başlarını dik tutabildikleri ve kendi başlarına dik
oturabildikleri dönemde mama sandalyesi kullanımına başlanabilir. Bu da
çoğunlukla altıncı ay civarına denk geldiğinden mama sandalyesi ek gıdaya
geçmiş bir bebek için önem arz eden bir üründür. Dolayısıyla evde devamlı
olarak kullanabileceğiniz bir mama sandalyesi satın almak işleri
kolaylaştıracak bir tercih olacaktır. Eğer bebeğinizle sık sık dışarı
çıkmanız gerekiyorsa bir de portatif mama sandalyesi almayı
düşünebilirsiniz.

Mama sandalyelerinin büyük bir kısmını altı ay sonrası kullanılabilecek
modeller oluştururken ana kucağı gibi yatabilen sırt özelliği sayesinde
doğumdan itibaren kullanabildiği modeller de mevcuttur. Bu model ürünleri
tercih edecek olursanız üründen oldukça uzun süre faydalanmanın yanında ek
gıda zamanı geldiğinde bebeğinizin mama sandalyesi ihtiyacını da
karşılayabilirsiniz.

Mama Sandalyesi Seçiminde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Bebeğinizin güvenliği açısından geniş tabanlı, sağlam ve kaliteli
malzemelerle üretilmiş bir mama sandalyesi oldukça önemlidir.

Sandalyenin yapıldığı madde kaliteli olmalıdır. Sandalyenin üretiminde
kullanılan malzemelerin kanserojen madde içermemesi ve zararlı kimyasal
barındırmamaları son derece önemli bir seçim kriteridir.

Sandalyenin ayakları sağlam olmalı ve yeri iyice kavrayıp kaymamalıdır.
Hareket halinde olan bebeklerin ani hareket yapmaları muhtemeldir. Bu tür
durumlarda devrilmeyecek bir sandalye tercih edilmelidir.

Sırt desteği ve ayak desteği ayarı var mı?

Omurga sistemi gelişmekte olan bebekler için mama sandalyesinin rahatlığı
çok önemlidir. Gerek yemek yerken, gerek mama sandalyesinde oyunlar
oynarken, gerek dinlenme, gerekse bebeğinizin kestirme alanı olan mama
sandalyelerinin rahatlığı dikkat edilmesi gereken bir diğer özellik. Oturma
koltuğunun yastıklı olması ve ayak desteği olan mama sandalyeleri bu konuda
çok konforludur. Bebeğinin rahatı için sırtı ve ayakları farklı
pozisyonlara ayarlanan mama sandalyeleri iyi bir tercih olacaktır.

Emniyet kemeri kolayca takılıyor mu?

Mama sandalyelerinin büyük bir kısmında 3 ya da 5 noktalı emniyet kemeri
bulunmaktadır.. Bu emniyet kemerlerinin tokaları dikkat edilmesi gereken
noktalardan biri. Kolay takılabilen tokalı emniyet kemerleri hayat
kolaylaştırıcı ve önemli bir tercih sebebi.

Emniyet kemeri özellikle bebeğin mama sandalyesine geçişinin başlangıç
aylarında mutlaka kullanılmalıdır. Bebeğiniz oldukça hareketliyse 3 ya da 5
noktalı emniyet kemeri olan sandalyeler tercihi daha önemli bir tercih
sebebi haline gelmektedir. Bu tip emniyet kemerleri bebeğiniz büyüdükçe
genişletilebilmesi açısından da avantaj sağlayacaktır.

Yükseklik ayarı var mı?

Mama sandalyesinin yüksekliğinin ayarlanabilir olması ; ihtiyaca göre
ayarlayabilme açısından önemlidir. Gerek yemek masası hizasına göre
ayarlama konusunda, gerek bebeğiniz sandalyedeyken onunla oyun oynadığınız
sırada, gerekse en alt seviyeye indirip bebeğinizin sandalyeden kendi
inebilmesi gibi özellikler sizin açınızdan kolaylık sağlayacaktır.

Kolay temizleniyor mu?

Kendi başına yemek yeme adımını henüz yeni atan bebeğiniz başlarda
kendisini de etrafını da pek de temiz tutamayacaktır. Yemeği tanımak için
bazen eline alacak, bazen koklayacak, bazen eline yüzüne sürecek ve bazen
de mama sandalyesi bu tanıma işleminden nasibini alacak. Bu sebeple mama
sandalyesinin minderi ve tepsisi kolaylıkla çıkarılabilir, silinebilir ya
da yıkanabilir olmalı. Buna ek olarak sandalyenin fazla girinti çıkıntıya
sahip olmaması temizliği kolaylaştıracak bir faktör olacaktır.

Fazla yer kaplıyor mu?

Mutfağınız çok da büyük değilse mama sandalyesinin boyutu dikkat edilmesi
gereken bir nokta. Yalnız az yer kaplayacak bir mama sandalyesi tercih
edeceğim diye sandalyelerin ayaklarının genişliğinin denge konusundaki
önemini de es geçmemek gerekir. Sandalyenin dengesi çocuğunuzun güvenliği
için önemli bir yere sahip.

Taşınabilir mi?

Mama sandalyesinin taşınabilir olması portatif olması ya da tekerlekli
olmasıyla bağlantılı bir konu. Eğer mama sandalyesini mutfak dışında da
kullanmak istiyorsanız ev içinde tekerlekli mama sandalyeleri, ev dışında
da portatif mama sandalyeleri tercih edilebilir.

Tercihiniz tekerlekli mama sandalyelerinden yana olacaksa tekerlerin
sağlamlığı, kaymaması ve kitlenebilir olması güvenlik açısından önemlidir.

Tercihiniz portatif mama sandalyelerinden yana olacaksa, her sandalyeye ve
masaya uyum sağlayabiliyor olması en kritik özelliklerinden biri. Bir diğer
önemli özelik emniyet kemerini. Bebeğinizin güvenliği açısından tercih
edeceğiniz portatif mama sandalyesinde mutlaka 3 ya da 5 noktalı emniyet
kemeri bulunmalı. Son özellik ise katlanabilir olması. Portatif mama
sandalyeleri oldukça hafif ürünler bu sebeple taşıması da oldukça kolay.
Yalnız yürüme mesafesindeki yerlere kolayca taşıyabilmek istiyorsanız veya
toplu taşıma kullanacaksanız katlanabilir olmasına dikkat edebilirsiniz.

Mama sandalyesinin tepsisi nasıl olmalı?

Mama tepsisi konusu çok mühim. Seçeceğiniz mama sandalyesinin tepsisinin
çıkarılabilir olması, katlanabilir olması çok önemli.

Çıkarılabilir bir mama tepsisi, bebeğinin mama sandalyesine kolaylıkla
oturabilmesini ve mama sandalyesinden kolaylıkla çıkabilmesine olanak
verir. Masanıza kolaylıkla yaklaştırabilmenizi sağlar.

Katlanabilir bir mama tepsisi; kullanılmayan zamanlarda mama sandalyesinin
kapladığı alanı azaltır.

Katlanabilirlik ve çıkarılabilirlik özelliğine ek olarak, bazı mama
sandalyelerinden çift tabla mama tepsisi özelliği bulunuyor. Yani üst üste
iki mama tepsisi var. İhtiyaca göre kullanımı ayarlanabilmekte.

Mama sandalyesi hangi güvenlik standartlarına uygun olarak üretilmiş olmalı?

Mama sandalyesi seçiminizde güvenlik standartlarına uygun olup olmadığını
muhakkak göz önünde bulundurmalısınız.

Mama sandalyelerinin güvenliği konusunda JPMA (Çocuk Ürünleri Sanayicileri
Derneği) tarafından test edilip onaylanmış ürünleri ve EN 14988: Yüksek
çocuk sandalyeleri, güvenlik gereksinimleri ve test yöntemlerini içeren,
vEN 1290: Beşik tipi bebek ürünleri kullanımına yönelik güvenlik
standartlarına uygun üretilmiş ürünleri tercih edebilirsiniz.

Mama sandalyesine ne kadar bütçe ayırmak gerekiyor?

Mama sandalyesi birçok özelliği bulundurması gereken bir bebek ve çocuk
ekipmanı. Bu özelliklerinin çeşitliliği sebebiyle de fiyat aralığı oldukça
geniş. 50 TL’den 2000 TL’ye kadar tercih yapmak mümkün.

Bu tercihte bütçenizi göz önünde bulundururken çocuğunuzun rahatlığı,
güvenliği gibi konuları da es geçmemek çok önemli.

Mama Sandalyeleri Modelleri ve Fiyatları

Her bebeğin rahat ve güvenli bir şekilde mamasını yiyebileceği bir mama
sandalyesi tercihinde dikkat edilmesi gereken noktalardan bahsettik. Şimdi
de piyasada ulaşılabilecek kaliteli markaların modelleri ve özelliklerinden
bahsedelim.

Ebeveynlerin mama sandalyesi önerilerini, yorumlarını ve memnuniyetini baz
alarak, piyasadaki en iyi mama sandalyesi markalarını araştırdık ve sizler
için bir liste hazırladık:

Chicco Polly 2 Mama Sandalyesi

  • Bebek konforu için tasarlanan Chicco Polly 2 modelinin, sırt dayanağının
    farklı pozisyonlara ayarlanabiliyor olması sayesinde ana kucağı gibi
    doğumdan itibaren rahatlıkla kullanılabiliyor olması büyük avantaj.
  • Çift tepsiye sahip olması ve tepsilerin ayarlanabiliyor olması temizlik
    açısından kolaylık sağlamaktadır.
  • Koltuk yüksekliği ihtiyaca göre 8 farklı seviyede ayarlanabilmekte.
  • CE kalite belgesi bulunan bu ürün, birçok renk ve desen seçeneğine sahip.
  • 6 ay ve üzeri bebekler için on beş kiloya kadar kullanılabilmekte.
  • Oturma yerindeki kılıf ve bebeğin kafasını yaslayacağı kısım çift kat
    doldurulmuş yumuşak yapıdadır.
  • Oturma yerinde destek bulunur. ( Bebeğin aşağı doğru kaymamasını sağlamak
    adına)
  • Güvenlik için 5 noktalı emniyet kemeri mevcut olan bu ürün devrilmeye
    karşı sabit ve geniş bacaklara sahiptir.
  • Katlanabilir özellikte olup katlandığında yarı yarıya daha az yer kaplar
  • Fiyat aralığı 900-1300 TL

Joie Mimzy Mama Sandalyesi

  • Joie Mimzy mama sandalyesinde 3 farklı model mevcuttur. Modeller;
    koltuğun kullanım şekillerine, yükseklik ayarlama seçeneklerine, yatış
    pozisyona veya ön kısımda tekerleklerinin olup olmamasına göre farklılık
    göstermektedir. 6-36 ay aralığında -15 kg’a kadar- kullanıma uydundur.
  • Oturma kısmı yumuşak dokulu kılıfla kaplıdır ve oturma yerinde destek
    bulunur. (Bebeğin aşağı doğru kaymasını önlemek için)

  • Güvenlik için emniyet 5 noktalı emniyet kemeri bulunur.
  • Ayarlanabilir yatış pozisyonu mevcuttur.
  • Katlanabilir özelliktedir olup, katlandığında minimum yer kaplar.
  • Mimzy Snacker modeli dışındaki diğer modellerde ön kısımda rahat taşıma
    için tekerlek mevcuttur.
  • Tepsi çıkarabilip makinede yıkanabilir, yükseklik ayarı yapılabilir, ayak
    koyma yeri için yükseklik ayarı yapılabilir.
  • Devrilmeye karşı sabit ve geniş bacaklara sahiptir.
  • Fiyat aralığı: 1035-1045 TL

Peg Perego Siesta Mama Sandalyesi

  • Doğum itibariyle kullanılabilen bu mama sandalyesi anatomik kasık kemeri
    ve 5 noktalı emniyet kemeriyle güvenlik sağlar.
  • Sırt dayanağının 3 farklı pozisyonda ayarlanabilir oluşu sayesinde
    bebeğinizi istediğiniz konumda tutabilirsiniz.
  • Sırt dayanağında bulunan özel sepet bebeğinizin eşyalarını koyabilmenize
    yardımcı olur.
  • 3 farklı pozisyona ayarlanabilen ayak dayanağına sahiptir.
  • 5 farklı yükseklik ayarı bulunmaktadır.
  • Çift tepsiye sahiptir, tepsiler çıkarılıp ayarlanabilir. Şeffaf tepsisi
    çıkarılıp bulaşık makinesinde yıkanabilmektedir.
  • Kolay katlanılabilme ve taşınma özelliğine sahiptir. Katlandığında
    minimum yer kaplar.
  • Fiyat aralığı: 1830-1900 TL

Stokke Click Mama Sandalyesi

  • Altıncı aydan itibaren üç yaşa kadar kullanılabilen bu mama sandalyesi,
    omurilik desteği olan ve bebek hareketlerini kısıtlamayan özelliği ile
    bilinen bir üründür.
  • Mama sandalyesi düz yüzeyleri ve sökülebilir parçalarıyla kolay
    temizlenebilen bir üründür.
  • Bir tane tepsi ve beş nokta emniyet kemeri bulunan sandalye, istenirse
    minder eklenerek de kullanılabilir.
  • Hafif ve seyahate uygun bir üründür.
  • JPMA sertifikasına sahiptir ve üretiminde kanserojen madde içermez.
  • Üç farklı sırt yaslama ve iki konuma sahip ayak koyma yeri mevcuttur.
  • Fiyat: 1000 TL

Pilsan Pratik Mama Sandalyesi

  • Hafif ve uygun fiyatlı mama sandalyesi arayanların ihtiyacına uygun bir
    ürün olan bu mama sandalyesi altıncı aydan itibaren üç yaşa kadar
    kullanılabilir.
  • Geniş ve sökülebilir bir tepsiye sahiptir. Tepsi üzerinde biberon koyma
    yeri mevcuttur.
  • Güvenlik için üç noktalı emniyet kemerine ve kaygan zeminlerde ayakların
    açılarak kırılmasını önleyen çaprak ayak bağlarına sahiptir. Çocuğunuz 40
    kg oluncaya kadar güvenle kullanabilirsiniz.
  • Kanserojen madde içermeyen çocuk sağlığına uygun ham maddeye sahiptir.
  • Fiyat aralığı: 74- 135 TL

Kraft Monza Mama Sandalyesi

  • Kraft Monza mama sandalyesi doğumdan itibaren üç yaşına kadar
    kullanılabilmektedir. Taşıma kapasitesi 15 kilodur.
  • Güvenlik için 5 noktalı emniyet kemeri mevcuttur ve bebeğin aşağı doğru
    kaymasını önlemek için oturma yerinde destek bulunur. Bu kısmı yumuşak
    dolgulu deri kumaş ile kaplıdır. Devrilmeye karşı sabit ve geniş bacaklara
    sahiptir.
  • Katlanabilir özellikte olup, katlandığında minimum yer kaplar. Mama
    sandalyesinin tepsisi sökülebilir ve ayarlanabilir.
  • İhtiyaca göre yüksekliği, ayak koyma ve sırt yaslama kısmı için ayarlama
    yapılabilir.
  • Fiyat aralığı: 700-1100 TL

IKEA Antilop Mama Sandalyesi

  • IKEA’nın en çok bilinen ürünlerinden biri olan bu mama sandalyesi, fiyat
    performans olarak oldukça başarılı bir ürün. Kurulumu oldukça kolay, en
    temel mama sandalyesi özelliklerine sahip.
  • Üç noktalı emniyet kemeri var ve bebeğin aşağı doğru kaymasını önlemek
    için oturma yerinde destek bulunur.
  • Bu mama sandalyesinin tamamını satın alabileceğin gibi her parçasını ayrı
    ayrı da satın alabilirsin.
  • Mama sandalyesinin temel görevini yerine getirmesine karşın farklı
    amaçlara yönelik kullanım sağlamaması,rahat bir mama sandalyesi olmaması ve
    mutlaka minder ile kullanım gerektirmesi olumsuz özellikleridir.
  • Bebeğinizin çok daha rahat etmesi için bir IKEA mama sandalyesi minderi
    de satın almanızı öneririz.
  • Katlanabilme özelliği yok fakat çelik bacakları, gövdesi ve tepsisi
    çıkarılabilmekte.
  • Fiyat aralığı: 110-190 TL

Baby&Plus Diny Mama Sandalyesi

  • Türk üretimi olan markanın bu ürünü fiyat konusunda İkea Antilop ile
    yakın seviyededir.
  • Güvenlik için üç noktalı emniyet kemeri mevcuttur. Bebeğin aşağı doğru
    kaymasını önlemek adına oturma yerinde destek bulunur. Ayak bağlantı
    sistemi sayesinde kayma ve kırılmayı önler.
  • Parçaları çıkarılıp takılabilir. Portatif kullanıma uygundur. Katlanma
    özelliği mevcut değildir.
  • Oyuncaklı bir mama sandalyesi olması yemek yedirirken bebeklerinizi
    oyalama adına bu ürünün tercih edilen bir özelliklerinden biri.
  • Fiyat aralığı: 145-170 TL

Babyhope BH-7000 Stella Mama Sandalyesi

  • Yirmi beş kiloya kadar taşıma kapasitesine sahip olan bu mama
    sandalyesinin sırt dayanağını 3 kademede ayarlanabilmektedir. Ayak dayanağı
    da ayarlanabilir özelliktedir.
  • İlk aylarda daraltıcı pedi ile kullanılıp ilerleyen aylarda bu ped
    çıkartılabilir. 5 noktalı emniyet kemeri sayesinde bebeğinizin güvenliğini
    sağlar. Tekerlekleri 360º dönebilmekte ve frenlenebilmektedir.
  • Katlanması ve taşınması oldukça kolay olan bu mama sandalyesi ,kolay
    sökülüp ayarlanabilen çift tepsiye sahiptir.
  • 6 farklı yükseklik ayarına sahip olduğundan ihtiyaca ve isteğe uygun
    kullanılabilir.
  • Koltuk kılıfı çıkarılıp yıkanabilir.
  • Altında oyuncak sepeti mevcuttur.
  • Fiyat aralığı: 455-600 TL

Beneto BT-1450 Mamma Mama Sandalyesinin Özellikleri

  • 16 kiloya kadar taşıma kapasitesi olan -yaklaşık üç yaşa kadar
    kullanabilir- bu mama sandalyesinin üç farklı yükseklik ayarı mevcut.
  • 5 noktalı emniyet kemeri sayesinde bebeğinizi güvenle oturtabilirsiniz.
  • Kolayca katlanabilir ve katlandığında minimum yer kaplamaktadır ve
    tekerlekleri sayesinde taşıma kolaylığı sağlamaktadır.
  • Gri, kırmızı, bordo ve siyah renk seçenekleri mevcut olan bu mama
    sandalyesinin silinebilir bir kumaşı var.
  • Altında geniş hacimli sepeti mevcut ve ihtiyaç halinde bu sepeti takıp
    çıkarılabilir özelliğine sahip.
  • Fiyat aralığı: 330 TL

Sunny Baby 107 Taffy Mama Sandalyesi

  • Hem bütçeye hitap eden hem de konforlu olan bu mama sandalyesi üç farklı
    pozisyonda ayarlanabilir ve sırt dayanağına sahiptir.
  • Çift tepsiye sahip olup iki tepsi de çıkartılabilmektedir.
  • Beş farklı yükseklik ayarı sayesinde ihtiyaca göre mama sandalyesinin
    yüksekliği ayarlanabilmektedir.
  • Bebeğinizin güvenliği için beş noktalı emniyet kemeri mevcut.
  • Arka ayaklarındaki katlamaya yardımcı mandalları sayesinde kolaylıkla
    katlanabilmektedir ve tepsisi arka ayaklarındaki bölüme asılıp minimum yer
    kaplama özelliğine sahiptir
  • Mavi, krem, kırmızı ve kahverengi renk seçenekleri var .

  • Fiyat aralığı: 320-360 TL

Sucuk Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Yaz günlerinde özellikle haftasonu kahvaltısı birçok Türk ailesi için
domatessiz, peynirsiz ve sucuksuz düşünülemez, değil mi? E hadi o zaman
sucuktan bahsedeyim size ailenizin gıda mühendisi olarak.

Sucuğun içeriği ve diğer şarküteri ürünleri arasındaki yeri:

Sucuk, pastırma, kuru (tütsülenmiş) et ve kavurma ile beraber geleneksel et
ürünlerimizden biri. Bu 4’ünün içinde en baharatlı olanı da diyebiliriz.
Bir de kavurma ile birlikte en yağlısı. Bunun dışındaki tüm şarküteri
ürünleri esasında makineleşme ile hayatımıza girmiş: salam, jambon, sosis.
Sağlıklı bir beslenme için pastırma, sucuk ve kavurma evimizde olabilir ama
diğer tüm şarküteri ürünleri çok arada nadiren tüketmemiz gereken ürünler,
çok işlenmiş, çok katkılı, çok kalorili ve düşük besin değerlerine sahip
olmaları nedeni ile.

Fermente sucuk ile ısıl işlem görmüş sucuk arasındaki fark nedir?

Esasında geleneksel / makinalaşma öncesi sucuk fermente sucuktur. Hayvan
kesilir, löp et olarak kullanılacaklar ayrılır, sinirsiz ve yağlı et
sucuğa, sinirli-bağ dokulu-yağlı etler salama-sosise ayrılır. Sizin kasapta
asılı gördüğünüz löp etlerden yapılmaz yani şarküteri ürünleri çoğunlukla.
Dediğim makineleşme öncesi 4 şarküteri ürünü işte nispeten daha iyi etten
elde edilir. Tabi yağ oranı yüksek-devlet %35-45’den fazla koyamazsın yağ
diyor üreticiye.

Fermente sucuk üretimine dönersek esasında basit yapmış atalarımız: Eti
baharatla karıştırıp doğal bağırsaklara doldurup asmışlar ve bekletmişler.
Et içeride baharatlarla beraber fermente oluyor ve aynı zamanda da kuruyor
fakat bunun olması uzun sürüyor – 30 gün gibi. Makineleşme ve ticarileşme
söz konusu olunca ki çok normal çünkü bu güzellikten herkes yemek
istiyor-ticari bir mal haline geliyor ve üretimi hızlandırmak için önce
fırınlar kullanılıyor fermentasyonu hızlandırmak için, sonra da katkı ve
aroma maddeleri ile daha uzun süre dayanan ve daha sabit/stabil bir lezzet
yakalanıyor.

Isıl işlem görmüş sucuk ise son dönemde adı duyulan bir ürün çünkü devlet
duruma el koydu adını böyle yaptı. Eski tip, fırınlama vb. yapmadan, 30 gün
bekleyerek sucuk üreten nerdeyse kalmamıştı. Süreler de bir kaç saat
fırınlama üstüne 2 gün bekletip piyasaya sürmeye dönünce bu fark kondu.
Fermente olarak satılan sucuklar biraz daha pahalı evet ama özellikle
marketlerde büyük markaların yapıp sattıkları esasında ısıl işlem görmüş
sucuktan çok da ahım şahım farklı değil, sadece biraz daha uzun süre
tutuluyorlar ama yine neredeyse hepsi yapay bağırsaklara dolduruluyor. Esas
fermente sucuk gerçekten kuru et kadar sert olur nazarımda.

Sucuk alırken nelere dikkat edelim?

İnsanlar sucuğun bu değişen ismini çok sorguladılar-çok ters geldi çoğuna
ama dediğim gibi piyasada üretilenlerin çoğunda bir fark yok-dilerseniz
biraz daha fazla para verip fermente sucuk alabilirsiniz ama bir gıda
mühendisi anne olarak takıldığım nokta burası değil: Fermente ya da ısıl
işlem görmüş farkından çok içindeki yağ oranı ile katkı maddelerine bakmak
daha anlamlı. Kavurma dışında tüm şarküteri ürünlerinde bulunan çeşitli
kimyasallar ve özellikle en başta nitrit çok canımı sıkıyor. Sucuğu doya
doya tüketememizin sebebi bunlar çünkü (yağlı olmasını bi tarafa koyarsak:)
Türkiye’de katkısız sucuk yapıyorum deyip sonra analize gönderdiğinde
kimyasalların cirit attığını gördüğümüz firmalar da oldu. Bir tek organik
sucukta kullanılması yasak; en içinize sine sine çocuğunuza verebileceğiniz
sucuk şu anda organik sucuk – tabi canınız sucuk çektiği zaman-illa şart
değil beslenmede olmasına.

Kasap sucuklarına ne diyorum?

Esasında kasap sucuklarından daha da uzak dururum market sucuklarına göre
çünkü birçok kasapta ne yazık ki tartı bile olmuyor. Binde 1-2 seviyesinde
eklenmesi gereken kimyasalların avuç avuç atıldığını da eski
tecrübelerimden biliyorum. “Bizim Ayhan Kasap düzgün adamdır, öyle şey
yapmaz” demeyin çünkü bunu analize göndermeden anlayamazsınız. Bilmediğim
bir kasabın sucuğu yerine, markette bildiğim markanın fermente sucuğunu
tercih ederim. En azından zehirlenme riskini azaltmış olurum.

Sucuk ne kadar yararlı bir ürün

Beslenmede illa olsun demiyor hiçbir uzman sucuk için ama özellikle bir
mutluluk yemeği – yabancıların “comfort food” dediğinden. Güzel bir kuru
fasülyeyi yemek için, yumurtasını yemekte nazlanan bıdıklara belki yumurta
yedirmek için kullanılabilir. Sucuğu beslenmemizde abartı bi yere sahip
olmaması gerekiyor. Haftada 1-2 adam başı 3-5 dilim gibi mesela sağlıklı
bireyler için.

Bir Gıda mühendisi anne olarak seçimim

Bizim eve ara ara sucuk, pastırma ve kavurma girer, diğerleri genelde bir
yerden gelmiş demektir pek almam çünkü salam-sosis et oranı çok düşük,
yağ-katkı-nişasta vb oranı çok yüksek ürünlerdir. Fümeleri ise mümkün
olduğunca almamaya çalışıyorum. Yağsız da olsalar löp etten de yapılsalar
füme/tütsü işinin kanserojen maddeler ile ilişkisi biliniyor-abartmamak
lazım hele yağsız hindi fümeyi yağsız diye :))

Yaşadığım Kırklareli zaten peyniri ve sucuğu ile yani hayvancılığı ile
ünlü. Gıda üretiminde olduğum için zaten biliyorum kim ne üretiyor, kimin
analizi düzgün, kimin değil. İstanbul’a geçtiğimde organik sucuk alıyorum –
soğuk zincir ile eve getiriyorum, arada da temiz yerel üreticilerden sucuk
temin ediyorum ama özellikle belirtmeliyim yukarıdaki miktarları geçmemeye
çalışıyorum. Eve neredeyse senelerdir market sucuğu girmedi açıkçası. Eğer
organik sucuk falan gelirse-tüketemeyecek gibi olursak hemen dilimleyip
derin dondurucuya atıyorum. İçinde hiç ama hiç katkı olmadığından
organiklere ekstra dikkat etmek gerekiyor.

Bu sayfalarda ilk yazım geleneksel bir ürün ile ilgili oldu, umarım bilgi
verebilmişimdir. Her türlü sorunuz ve yorumunuz için bana bilgi@makarnalutfen.com
adresinden ulaşabilirsiniz.

Sevgi ve muhabbetle…

Tuğba Bayburtluoğlu


Tuğba Bayburtluoğlu Kimdir?

Üç çocuklu, orta halli bir ailenin en küçük kızı olarak 1976 yılında
İstanbul’da dünyaya gelen Tuğba Bayburtluoğlu, İstek Vakfı Uluğbey
Lisesi’ni bitirdikten sonra Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği’nde eğitim
aldı. 18 yıl gıda sektöründe çalıştıktan hamileliğinin ortasında işten
ayrıldı, ve uzun emzirme gecelerinde “bir şeyler yapmalıyım” diye düşüne
düşüne makarnalutfen.com adresini kurdu. Esas amaç eşine ve kızına daha
fazla sebze yedirmekti ama 2013’de kadın girişimci kredisi alarak kurulan
iş 8 senede makarnadan çıkıp bir evin gıda anlamında neredeyse her
ihtiyacını karşılayabilecek hale gelen ulusal bir internet sitesi oldu.
Bayburtluoğlu iş yaşamındaki bu başarısını 2018 senesinde kış hazırlıkları,
2019’da hamile, emziren ve bebek beslenmesi detaylarına sahip bilgi, fikir
ve tarif içeren Bilge Mutfağım kitabını seri olarak çıkararak taçlandırdı.
“Akademisyenlik içimde kaldı” dediğinden 2020 senesinde doktoraya dönmeye
hazırlanan Bayburtluoğlu, Kırklareli’ndeki küçük üretimhanesinde üretime
devam ederken küçük kızını da hakkını vererek büyütmeye çalışıyor.

Sağlıklı Ev Yapımı Dondurmalar

Dondurmalar yaz aylarının vazgeçilmez lezzetidir. Sık sık dışarıdan
aldığımız dondurmalar sağlığımız için pek de iyi değildir. Hem sizin hem de
çocuğunuzun afiyetle yiyeceği birbirinden kolay ve leziz tarifler
hazırladık.

Dilerseniz ev yapımı dondurmalarınız için dondurma kalıpları alabilirsiniz,
bu çocuklarınızın çok daha hoşuna gidecektir. Ya da dondurma külahı satın
alabilir, dondurmaları külahta servis edebilirsiniz. Külahın dibine
çikolata sosu damlatmak fazladan lezzet katacaktır.

İşte ev yapımı dondurma tariflerimiz

Muzlu dondurma tarifi

  • 3 orta boy muz
  • 4 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 çay kaşığı labne
  • 1 çay kaşığı fındık ezmesi
  • Üzeri için pasta süsü

Yapılışı:

· Bütün malzemeleri rondoya aktarınız ve rondodan geçiriniz.

· Karışımı bir kaba dökün ve kabın ağzını kapatmadan buzluğa koyunuz.

· 30 dakikada bir karışımı 3 dakika karıştırınız ve ardından yine buzluğa
koyunuz.

· 4 saat boyunca 30 dakika aralıklarla karıştırmanız bitince kabın ağzını
kapatınız ve bir gün buzlukta bekletiniz.

· Bir günün sonunda dondurmanızı çıkarabilirsiniz ve 5 dakika beklettikten
sonra afiyetle yiyebilirsiniz.

Bisküvili kakaolu dondurma tarifi

  • 5 burçak bisküvi
  • 1 orta boy muz
  • 1 tatlı kaşığı fındık ezmesi
  • 1 çay kaşığı kakao
  • 1 çay kaşığından az bal

· Üzeri için çekilmiş bisküvi, çikolata sos veya karamel sos, pasta
süsü(tercihe bağlı)

Yapılışı:

· Bütün malzemeleri rondoya alınız ve kıvam alana kadar çekiniz.

· Karışımı bir kaba dökünüz ve ağzı açık olacak şekilde buzluğa koyunuz.

· 30 dakika sonra çıkarıp 5 dakika boyunca kaşıkla karıştırınız ve yeniden
buzluğa koyunuz.

· Bu işleme 4 saat boyunca devam ediniz.

· 4 saatte toplam 8 kere karıştırmalısınız.

· 4 saatin sonunda ağzını kapatınız ve 1 günün sonunda dondurmanız hazır.

Çilekli dondurma tarifi

  • Dondurulmuş bir kase çilek
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 paket sıvı krema
  • 1 çay bardağı soğuk süt
  • 1 tatlı kaşığı limon suyu
  • 1 tatlı kaşığı salep

· Üzeri için pasta süsü, çilek, rendelenmiş bitter çikolatalar,
soslar(istediğiniz gibi süsleyebilirsiniz)

Yapılışı

· Çilekleri buzluktan çıkarınız ve 10 dakikaya kadar bekletiniz.

· Çilek ve şekerleri rondodan geçiriniz

· 1 paket sıvı kremayı ve 1 çay bardağı sütü ve salebi, vanilyayı ekleyiniz
ve karıştırınız.

  • Limon suyunu da ekleyiniz
  • Karışımı bir kaba dökünüz.

· Ağzı açık kabı yarım saat aralıklarla karıştırınız.

· Karıştırmayı mikserle yapabilirsiniz ve her karıştırmayı yaklaşık 5
dakika boyunca yapınız.

· 8 karıştırmanın ardından kabınızın kapağını kapatınız ve 1 gün boyunca
buzlukta bekletiniz.

  • Dondurmanız hazır afiyet olsun.

Karpuzlu dondurma tarifi

  • 8 bisküvi
  • 5 yemek kaşığı yoğurt
  • 4 dilim karpuz
  • 1 çay kaşığı bal
  • 1 çay kaşığı vanilya

Yapılışı

  • Bisküvileri rondodan geçiriniz.

· Yoğurdu, karpuzu, balı ve vanilyayı ekleyiniz ve iyice rondodan
geçiriniz.

· Karışımı bir kaba dökünüz ve buzluğa koyunuz.

· Yarım saat aralıklarla çıkarıp karıştırınız.

  • 1 gün sonra dondurmanız hazır.

Beyaz dondurma tarifi

  • 2 su bardağı süt
  • 1 paket krem şanti
  • Yarım çay bardağı şeker
  • 1 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 paket vanilya

· Üzeri için istediğiniz gibi süsleme yapabilirsiniz.

Yapılışı

· Krem şantiyi ve 1 su bardağı sütü çırpınız ve soğumak üzere dolaba
bırakınız.

· 1 bardak sütü, şekeri ve vanilyayı tencereye koyunuz ve sürekli
karıştırarak pişiriniz.

· Kaynadıktan sonra 4 dakika daha pişiriniz ve soğumaya bırakınız.

· Ilıdıktan sonra içine yoğurdu ekleyiniz.

· Tamamen soğuduktan sonra da krem şantiyi karışıma ekleyiniz ve çırpınız.

· Bir kaba alınız ve buzluğa koyunuz.

· 30 dakika sonra çıkarınız ve karıştırınız bu işlemi 8 kere daha yapınız.

· Yani 30 dakika aralıklarla çıkarıp karıştırıp yine buzluğa koyunuz.

  • 1 gün sonra dondurmanız hazır.

· Üzerine çekilmiş fındık, ceviz, fıstık dökebilir çikolata ya da karamel
sosla süsleyip servis edebilirsiniz.

Tahinli dondurma tarifi

  • 2 orta boy muz
  • 10 yemek kaşığı süt
  • 4 yemek kaşığı tahin

· Üzeri için çekilmiş ceviz, fındık, fıstık, rulokat (tercihe bağlı)

  • 2 yemek kaşığı labne
  • Vanilya özütü

Yapılışı

· Bütün malzemeleri rondoya alınız ve çekiniz.

· Bir kaba aktarın ve buzluğa koyunuz.

· 30 dakika aralıklarla dondurmanızı dolaptan çıkarınız ve karıştırıp
yeniden dolaba koyunuz.

· 1 günün sonunda dondurmanız hazır olacaktır üzerini çeşitli
kuruyemişlerle süsleyebilirsiniz ya da inciriniz varsa incirin içini
boşaltıp içine dondurmanızı koyabilirsiniz.

  • Afiyet olsun.

Şeftalili dondurma tarifi

  • 1 su bardağı süt
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 3 tatlı kaşığı bal

· Üzeri için kuruyemişler, çikolata sos, karamel sos, rulokat ya da
marshmallow, bitter çikolata

(tercihe bağlı)

  • 1 olgun şeftali

Yapılışı

  • Şeftalileri soyun ve doğrayınız.

· Süt, yoğurt, bal ve şeftaliyi rondoda çekiniz.

· Bir kaba dökünüz ve buzluğa koyunuz.

· 30 dakika aralıklarla karıştırınız ve yine buzluğa koyunuz.

· 1 günün sonunda dondurmanız hazır olacaktır dilediğiniz gibi süsleyip
servis edebilirsiniz.

  • Afiyet olsun.

Bu yazı Edanur Kaynak tarafından yazılmıştır.

Sosyal Mesafe Döneminde Asansöre Binmek

Uzmanlar her ortamda maske kullanımının ve sosyal mesafenin korunması
gerektiğini belirtiyor. Peki asansör gibi dar ve kapalı bir alana girilmeli
midir? Asansör kullanımı böyle zamanlarda doğru bir davranış mıdır?

Asansörler Covid-19 riski taşıyor mu?

Asansör kullanımından kaçınmanın mümkün olmadığı durumlar olabilir.
Karantina sonrası ofislerin de açılmaya başlanması ile iş hayatı normale
dönmeye başlıyor. Bu nedenle iş merkezlerinde asansör kullanmak zorunda
kalınabilir. Peki asansör kullanmak risk taşıyor mu?

Bulaşıcı hastalıklar uzmanı Colleen Kraft, eğer içerdeki herkes maske
takıyorsa asansöre binmenin bir risk taşımadığını belirtiyor. Maske takma
kuralına özen gösterilmeli; burnu ve ağzı kapatacak biçimde maske
takılmalıdır.

Asansör düğmesi

İş yerleri ve alışveriş merkezleri
gibi ortak kullanım alanlarında bulunan asansörler dezenfekte edilmelidir.
Dezenfeksiyonundan emin olmadığımız asansörlerde ise temastan olabildiğince
kaçınılmalıdır. Mümkünse yüzeylere temas ederken eldiven kullanılmalıdır.
Colleen Kraft temastan uzak durarak, başka bir cisim aracılığıyla örneğin
kürdan ya da kıyafetin kenarıyla asansör düğmesine basılabileceğini
belirtmiştir. Temas edildiyse bile temas sonrası mutlaka eller yıkanmalı
veya dezenfekte edilmelidir.

Kapalı alanda bulunma

Çoğu asansörde koronavirüs nedeniyle bireylerin nerede durması gerektiğini
gösteren zemin işaretleri eklenmiştir. Belirtilen alanlarda durmak hem
kendimiz hem de asansördeki insanlar için önemlidir. İnsanlarla yüz yüze
dönülmemesi ve mümkün olduğunca konuşulmaması önerilmektedir.

Ayrıca, enfekte olan ya da olma riski taşıyan bir bireyle aynı anda asansör
gibi dar bir alanda bulunulabilir. Kapalı alan kalitesi konusunda uzman
olan Richard Corsi, böyle bir durumda uzun süre asansörde bulunmamak
gerektiğini belirtmiştir. Enfekte olasılığını azaltmak için içeride
geçirilen süre olabildiğince kısa tutulmalıdır.

Asansörde havalandırma

Asansörlerle ilgili bir diğer risk de havalandırmadır. Asansörün açılıp
kapanması ile havalandırma sağlanır. Aerosol bilimcisi Linsey Marr, bu
doğal havalandırma dışında çoğu asansörün havalandırma sistemi taşımadığını
belirtmiştir. Böyle bir mekanik yapı içermeyen asansörlerde insanlarla uzun süre bir arada bulunmak
risklidir.

Eğer kalabalık ve mesafenin ayarlanamayacağı bir asansör ise binilmemesinde
fayda vardır. Ancak sosyal mesafenin ayarlandığı ve maske kuralına uyulduğu
sürece asansör kullanmak riskli olmayacaktır.

Kullanılan kaynaklar

Going back to the office? What public health experts say about using the
elevator.

https://www.washingtonpost.com/health/2020/06/22/going-back-office-what-public-health-experts-say-about-riding-elevator/

Elevators are a crucial in getting many people back to the office — but
experts say they could be coronavirus transmission hotspots

https://www.businessinsider.com/elevators-could-be-coronavirus-hotspots-return-to-offices-2020-5

Bu yazı Ece Sermet tarafından hazırlanmıştır.

Güneş Kremi ve Seçimi

Çocuğunuz için güneş kremi seçerken dikkat etmeniz gerekenler

Bebek ve çocukların sağlıklı gelişimi açısından D vitamini büyük önem
taşımakla birlikte yaz aylarında UV ışınları tehlikeli hale gelebiliyor.
Çocuklar yetişkinlere oranla UV ışınlarından daha fazla etkilenir. Doğru
güneş ürünlerini kullanmadığımız takdirde çocuklarda çeşitli problemleri
görülebilir. Bu problemler güneş yanıkları, ışığa bağlı döküntü, kaşıntı
olabilir. Güneş koruyucuları erken yaşta kullanmaya başlamak ilerleyen
yaşlarda güneşin yan etkilerini azaltır.


UV ışınlarından korunmak için güneş kremlerini kullanmamız gerekir.

Güneş kremi seçerken nelere dikkat etmemiz gerekir ?

Yaşa göre ürün seçmeniz gerekir.

Bebekler için ayrı çocuklar için ayrı ürünler kullanılmalıdır. Bebek
ürünleri 0-3 ay aralığından itibaren 3 yaşına kadar kullanılabilen
ürünlerdir. Çocuk ürünleri ise 3 yaştan, 10-14 yaş aralığına kadar
kullanılmalıdır.

Doğru ürünü seçmeniz gerekir.

Güneş koruyucu ürünleri fiziksel filtre içeren kimyasal filtre içeren ve
ikisini de içerenler olmak üzere ayrılır. Fiziksel filtre içeren
koruyucular ciltte bariyer oluşturur. Kullanacağınız kremlerin onayları da
çok önemlidir. Sağlık Bakanlığı ya da FDA onaylı laboratuvarlarda üretilmiş
olmasına dikkat etmeniz gerekir.

Ürünü doğru şekilde kullanmanız gerekir.

Güneş kremi için en sık yapılan hatalardan biri de yüz ve vücut için aynı
kremleri kullanmaktadır. Yapılan bu hata yüzde lekelere sebep olabilir. Hem
çocuklar hem de ebeveynler için ayrı ayrı krem kullanılması gerekir. Yüz
için kullanılan kremler yüksek koruma sağlarken vücut için olanlarsa hızlı
emilim sağlar.

Güneş kremi ne zaman sürülmelidir?

Güneş kremi sürerken yapılan en büyük hatalardan biri de kremi dışarı
çıkınca sürmektir. Güneş kremlerinin emilimi sağlaması için en az 30 dakika
önceden sürülmesi gerekir. Bütün vücuda kremi sürmek oldukça önemlidir.
Ayaklar, ense ve kulak arkaları da buna dahildir. Güneş kremlerini uzun
yıllar kullanmak veya az kullanmak, gölgede olacağını düşünüp sürmemek en
yaygın hatalardandır.

Güneş kremini 10.00-16.00 saatleri arasında 2-3 saatte bir kullanılması
gerekir. Çocuk havuza ve ya denize girdiğinde ise 40-80 dakika arasında bu
uygulamayı yenilemeniz gerekir.

Bu yazı Edanur Kaynak tarafından yazılmıştır.

Koronavirüs sürecinde havuza veya denize girmek riskli mi?

Deniz ve havuzlar Koronavirüs riski taşıyor mu?

Karantina sürecinin son bulması ve yaz mevsiminin gelmesiyle havuz ve
denize girme konusu gündeme gelmiştir. Bu durum akıllara pek çok soru
getirmiştir. Koronavirüs sürecinde havuza veya denize girmek riskli midir?
Klor koronavirüse karşı etkili midir? Havuz kenarında maske takılmalı
mıdır?

Koronavirüs ailesinde bulunan diğer tür virüslerin suda haftalarca
yaşayabildiği daha önce yapılan araştırmalarla gösterilmiştir. Ancak
virüsün suda yaşayabilmesi, bulaşma riski taşıması anlamına gelmemektedir.
Yeni tip koronavirüsün (Covid-19) sudan enfekte etme özelliğinin olmadığı
ABD Hastalık Kontrol ve Koruma Merkezi tarafından belirtilmiştir.

Havuz dezenfeksiyonu

Dr. Ebb Lautenbach, havuzların dezenfeksiyon işleminde kullanılan klor ve
brom maddelerinin virüsü yüksek oranda etkisiz hale getirdiğini ve suda
bulaşma riskini en aza indirdiğini belirtmiştir. Havuzların, su oyun
alanlarının düzenli bir şekilde temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi
bulaşıcılığını önlemek için gereklidir. Ancak havuzların dezenfekte
edilmesi tek başına yeterli değildir. Bu işlemin sıklıkla yapıldığından
emin olduktan sonra başka tedbirler de alınmalıdır.

Suyun test edilmesi

Suların klor oranının test edilmesi, havuzlarda dezenfekte etkisinin devam
edip etmediğini öğrenmek için gerekli bir işlemdir. Ancak suyun gereken
orandan fazla klor içermesi daha temiz olduğunu göstermez, aksine
sağlığımız için risk oluşturabilir. Havuz suyunun belirli bir pH aralığında
olması gereklidir.

Havuz öncesi duş alma

Bizim alabileceğimiz önlemlerden biri havuza girmeden önce duş almaktır.
Dr. Payal Kohli tarafından belirtildiği gibi, kullanılan deodorant, pudra
hatta vücut yağlarının havuz suyuna karıştığı durumlar klorun etkisini
azaltır. Klor, kullanılan ürünleri ve vücut atıklarını temizlemeye
çalıştığı için virüslere karşı etkisiz kalacaktır. Klorun etkisini
koruyabilmek için havuza girmeden önce duş almak gereklidir.

Sosyal mesafe ve maske kullanımı

Yeni tip koronavirüsün bulaşma şekli düşünüldüğünde; insanlarla yakın
mesafede olmak, suya ya da bir yüzeye temas ekmekten daha risklidir. Bu
nedenle havuz kenarında sosyal mesafenin korunması bulaşma olasılığını
azaltacaktır. Havuz kenarında maske kullanılmalıdır. Ancak ıslanan maske
nefes almaya engel olduğu için havuz içerisinde kullanılmamalıdır.

Paylaşımdan kaçınma

Havuz kenarında kimseyle havlu, bone, gözlük ya da yiyecek paylaşımı
yapılmamalıdır. Havuzlarda bulunan soyunma odası gibi ortak paylaşım
alanlarını zorunlu olmadıkça kullanılmamalıdır. Yanımızda dezenfektan,
kolonya ya da dezenfektan içeren ıslak mendil bulundurmak iyi bir fikir
olabilir. Temas edilecek yüzeyler temizlenmeli ya da temas ettikten sonra
eller dezenfekte edilmelidir.

Korona virüs sırasında denize girilir mi?

Havuzda su yutmak, enfekte bir bireyin varlığında risk oluşturur. Bu
nedenle Prof. Dr. Ata Nevzat Yalçın, denize girmenin daha güvenli
olabileceğini vurgulamıştır. Yine de denizde yüzerken insanlar arasındaki
mesafe korunmalıdır.

Kalabalık kontrolü

Plajlarda kalabalık olan yiyecek ve ihtiyaç alanlarından olabildiğince uzak
durulmalıdır. Temasa neden olabilecek oyunlardan kaçınılmalı ve çocuklar da
bu konuda bilinçlendirilmelidir. Çünkü bu süreçte insanlarla aramızdaki
mesafeyi korumak, enfekte olma olasılığını azaltır.

Temel hijyen kurallarına uyum

Tüm bunların dışında, temel hijyen kurallarına uymanın da unutulmaması
gerekir. Hapşırma, öksürme ya da sümkürme gibi etrafa damlacık yayabilecek
durumlara karşı dikkatli olunmalıdır.

Sonuç olarak havuz ve deniz, tüm hijyen kurallarına uyup sosyal mesafenin
korunması ile kullanılabilir. Bu süreçte bile havuz ve denize girmek, sıcak
günlerde ferahlamak için ailece yapılabilecek bir aktivite olabilir.


Kullanılan kaynaklar:

Corona virüs deniz ve havuzdan bulaşır mı?

Does Chlorine Kill Coronavirus?

Is It Safe to Go to a Pool During Coronavirus?

It’s pretty safe to swim in a pool during the coronavirus pandemic.
Just avoid the locker room and keep moving.

Evdeyken eşofmanınızı ne sıklıkta yıkamalısınız?

Evde Giydiğimiz Kıyafetleri Ne Sıklıkla ve Nasıl Yıkamalıyız?

Salgın nedeniyle çoğumuz evimizden çıkmıyor, tüm vaktimizi evde
geçiriyoruz. Evde olduğumuz sürece de rahat kıyafetlerimizi giymenin
keyfini çıkarıyoruz. Nasıl olsa dışarıya çıkmadık, ne kadar kirlenmiş
olabilir ki diye düşünerek giydiğiniz kıyafetleri değiştirme ve yıkama
sıklığınız azalmış olabilir. Özellikle de eşofman altları, pijama altları
veya taytları. Peki bu sağlığımız için ne kadar riskli?

Evde giyilen kıyafetler ne sıklıkla yıkanmalı?

Artık hepimiz biliyoruz ki, uzmanların vurguladığı gibi virüsten korunmanın
en etkili yöntemi el hijyenine dikkat etmek; düzenli olarak elleri sabun ve
suyla yıkmak ve eğer su ve sabuna ulaşamadığımız bir ortamdaysak
dezenfektanlardan yararlanmak. Yalnızca evde giydiğimiz kıyafetlerimizi
önceki kadar sık değiştirmiyor ve yıkamıyor oluşumuz korona virüsü
açısından çok büyük bir sorun değil. Önerilen sıklık 3-4 günde bir
kıyafetin değiştirilmesi ve yıkanması ancak bu oldukça kişisel bir karar.
Sürekli evde olan birisinin kıyafetinden korona virüsü bulaşması gibi bir
kaygısının olmasına gerek yok, bunun yanında korona virüsten bağımsız
olarak vücudumuzun da bakteri ürettiğini unutmamak gerek. Eğer evde
egzersiz ve spor gibi yoğun hareket edilen aktiviteler yapılıyor ve sık
terleniyorsa da kıyafetlerin mutlaka değiştirilmesi ve yıkanması gerekiyor.
Özellikle havaların ısınmaya başladığı bu dönemde daha sık kıyafet
değiştirmek ve yıkamakta fayda var.

Dışarıda giyilen kıyafetler ne sıklıkla yıkanmalı?

Dışarıya ne sıklıkla çıkıldığı ve sosyal mesafeye ne oranda dikkat edildiği
de kıyafetlerin yıkanma sıklığını etkileyen bir faktör. Her ne kadar
virüsün kumaş üzerinde ne kadar kaldığı net olarak bilinmese de eğer
dışarıya çıktıysanız, toplu taşıma araçlarını kullandıysanız, iş yerinizde,
markette veya bulunduğunuz yerde insanlarla temasınız fazla olduysa,
yakınınızda biri öksürdüyse veya hapşırdıysa eve döndüğünüzde
kıyafetlerinizi çıkarıp diğer kıyafetlerden ayrı bir kirli sepetine atmanız
ve yıkamanız gerekiyor.

Korona virüs salgını döneminde kıyafetler nasıl yıkanmalı?

Kıyafetlerin nasıl yıkanması gerektiği de salgın günlerinde oldukça merak
edilen bir diğer soru. Aslında kıyafetleri normalde yıkadığımızdan farklı
bir şekilde yıkamamıza gerek yok. Kullandığımız deterjan ve makinedeki
suyun sıcaklığı virüsün yok olması için yeterli. Daha farklı deterjanlar
veya daha yüksek ısılara ihtiyaç yok. Yıkanacak kıyafetin, kumaşa uygun en
sıcak ayarda yıkanması yeterli. Kirli kıyafetleri makinaya koyduktan sonra
eller mutlaka yıkanmalı.

Hasta olan kişinin kıyafetleri yıkanırken nelere dikkat edilmeli?

Evde hasta birisi varsa çamaşır yıkama yöntemleri biraz daha farklı olmak
durumunda. Eğer evinizde korona virüs hastası varsa bu kişinin
kıyafetlerinin mutlaka diğer aile bireylerininkilerden farklı bir yerde,
mümkünse tek kullanımlık torbalarda toplanması ve ayrı yıkanması gerekiyor.
Çamaşırı yıkayacak kişinin tek kullanımlık eldivenler takması, kirli
kıyafetleri sallamadan, sirkelemeden mümkünse poşetin içinden direkt
makinaya aktarması ve ellerini mutlaka yıkaması gerekiyor. Hasta kişinin
kıyafetlerinin kumaşa uygun en yüksek sıcaklıkta yıkanması gerekiyor.

,

Bebekler İçin Organik Kıyafet Markaları

Bebek kıyafeti seçiminde organik kıyafet seçimi nasıl olmalı?

Organik ve sürdürülebilir bebek kıyafetlerine olan talep her zamankinden daha fazla. Ebeveynler tekstil endüstrisinin neden olduğu sağlık uyarıları ve olumsuz çevresel etkileri öğrendikçe, bebekleri için daha temiz ve daha güvenli ürünler istiyorlar. Bunun için tercihler, organik ürünler.

Organik giysiler, organik tarım yönergelerine göre yetiştirilen organik pamuktan yapılır. Organik tarımda, genetik olarak değiştirilmiş tohumlar, böcek ilaçları veya diğer kimyasal verim yardımcıları kullanılmamaktadır. Bu, dünya çapında pamuk yetiştiricilerinin pamuk tarlalarını, tarımını ve sağlığını olumlu yönde etkilemektedir.

Organik ve doğal bebek markaları için seçenekleri keşfetmeye başladığımızda, stil, konum ve üretim noktasında değişen çok çeşitli etiketleri keşfetmekten heyecan duyduk. Bu organik bebek koleksiyonları sadece şık ve uygun fiyatlı değil, aynı zamanda çocuğunuzun cildi ve genel sağlığı için de daha iyi bir dost.

İşte moda ve tatlı tasarımları güvenli kumaşlarla kuşanan organik markalar.

Tot’s And More

Tot’s & More dünya çapında kabul görmüş %100 Ege Bölgesi pamuğu kullanarak ürünlerini üretiyor. Sadece organik giysiler değil; organik uyku setleri, organik bebek havlu ve bornozları, organik bebek bakım ürünleri ve organik bebek bezleri ve organik bebek vücut temizlik ürünleri de üretmektedir.

Ortalama Body fiyatı 45₺.

Organik pamuk bebek ve çocuk giysileri için Tot’s And More sitenisi ziyaret edebilirsiniz.

Organicera

Organicera, Türkiye’nin ilk organik sertifikalı havlu ve oyuncak koleksiyonu sahibi markası olarak hizmet vermektedir. Organik pamuk kullanarak bebek giysileri, ev ve banyo tekstili, organik oyuncak üretimi yapmaktadır.

Ortalama Body fiyatı 85₺.

Organik pamuk bebek ve çocuk giysileri için Organicera sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Kapbula Organik

Organik bebek giyim markası Kapbula üretime başladığı yıldan itibaren kadın ve çevreye desteği ile bilinmektedir. %100 organik ilkesini baz alarak çıktığı bu yolda birçok mağazası ile 0-10 yaş arası çocukların ihtiyaçlarına yönelik giyimden bakıma organik ürünler üretmektedir. Çevre dostu çantaları ve diş kaşımaya yardımcı aksesuarları organik üretim anlayışı benimsemektedir.

Ortalama Body fiyatı 60₺.

Organik pamuk bebek ve çocuk giysileri için Kapbula sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Pacco Baby

Pacco Baby %100 organik pamuk el örgü ipleri ile cilt dostu bebek kıyafetleri üretmekte. Hem anneler için hem de bebekler için hırkadan oyuncağa kadar çeşitlilik sağladığı birçok ürün mevcut. El örgüsü ile ortaya çıkan ürünler, Mardin’de organik pamuktan özel olarak üretilmektedir. Anneler için hırka, etek, saç bandı ve alışveriş çantası üretmektedir.

Organik pamuk örgü tulum ortalama fiyatı 145₺.

Organik pamuk bebek giysileri için Pacco Baby sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Babytoly

Babytoly %100 doğal tarım uygulayan çiftlikler tarafından üretilen organik pamuk ile ürünlerini üretmektedir. Organik pamuk iplikleri ile bebek kıyafetinden el yapımı organik oyuncaklara kadar çevre dostu üretim yapmaktadır. Organik pamuk iplikleri, oyuncak ve bebekler için oyuncak, boneler ve el yapımı hediyeler ürünleri arasındadır. Ayrıca organik pamuk iplikleri ile özel sipariş oluşturabilmektesiniz.

Organik pamuk örgü tulum ortalama fiyatı 50₺.

Organik pamuk bebek ve çocuk giysileri için Babytoly sitesini ziyaret edebilirsiniz.

, ,

İdil YAZAR’DAN Sağlıklı Çocuk Menüsü Tarifi

Herkese merhaba! Bugün, sizlere nefis bir menü önerim var. Bu kez, çocuklar için hem çok pratik, hem de çok besleyici, sağlıklı ve lezzetli bir tabak hazırlayacağız.
Menümüzde; fırında mücver, kinoalı bir pilav ve İnegöl köfte var. Çocuklar için bir tabak hazırlarken, farklı besin gruplarını bir araya getirmek oldukça önemlidir. Oğlumun tabağında; aynı anda sebzelere, hayvansal proteine, tahıla ve süt ürünlerine yer vermeye özen gösteriyorum ve size de bunu öneriyorum. Sağlıklı çocuk menümüz, tam da buna yönelik bir menü olacak!
Yetişkinler için sağlıklı beslenmek biraz daha kolay olabilir. Sağlık yararlarından faydalanmak için kabağı zeytinyağında soteleyip tüketmeyi tercih edebilirsiniz. Ancak, söz konusu çocuklar olduğunda, onları için kabağı hem görsel hem de lezzet açısından daha farklı bir şekilde sunmanız gerekir. Sağlıklı çocuk menümüzde, oldukça hafif bir fırında mücver hazırlayacağız. Tarifin videosuna https://idilyazar.com/tarifler/saglikli-cocuk-menusu-tarifi linkinden ulaşabilirsiniz.

Yanında, kinoanın da dahil olması ile sağlık değerini ikiye katlayan bir pilav ve bolca protein ve lezzet içeren bir İnegöl köfte ile birlikte servis edeceğiz. Hazırsanız, önce ihtiyacınız olan malzemelere bir göz atalım ve ardından çocuklar için hem sağlıklı hem besleyici hem de doyurucu bu nefis tabağı hazırlamaya başlayalım…

Fırında Mücver Tarifi

Malzemeler
• 1 büyük boy rendelenmiş ve suyu sıkılmış kabak,
• Çeyrek bardak ufalanmış ceviz,
• 2 çorba kaşığı yulaf unu,
• 1 çorba kaşığı ince kıyılmış dereotu,
• 1 çorba kaşığı kıyılmış taze nane,
• 1 çorba kaşığı kıyılmış maydanoz,
• 1 çorba kaşığı kıyılmış yeşil soğan,
• 2 çorba kaşığı beyaz peynir,
• 1 çay kaşığı zerdeçal,
• 1 adet yumurta,
• Karabiber
• Tuz

Nasıl Yapılır?
• Rendelediğiniz ve ardından suyunu sıktığınız kabakları derin bir kabın içerisine alın.
• Ufalanmış cevizi, ince kıyılmış taze nane, yeşil soğan, dereotu ve maydanozu da içerisine ilave edin.
• Yulaf ununu da ekleyip tüm malzemeleri güzelce karıştırın.
• Beyaz peyniri, toz zerdeçalı ve yumurtayı ve ardından da tuz ve karabiberini ekleyip malzemeleri harmanlayarak karıştırın.
• Bir fırın tepsisine yağlı kağıt serin ve karışımı fırın tepsisine aktarın.
• Kaşığın tersini kullanarak karışımı yayıp eşit bir seviyeye getirin. Bu aşamada, karışım ne kadar ince olursa, lezzeti de o kadar çıtır olacaktır.
• Karışımı önceden ısıttığınız 180 derece fırına verin ve ortalama 25 dakika pişirin.

Kinoalı Pilav Tarifi

Malzemeler
• 1/3 bardak kinoa (önceden haşlanmış)
• 1.5 bardak sıcak et, tavuk ya da sebze suyu ya da sade su,
• 1 bardak pirinç (basmati pirinci)
• 2 çorba kaşığı zeytinyağı
• Karabiber
• Tuz

Nasıl Yapılır?
• Basmati pirinci soğuk suda ortalama 5 dakika boyunca yıkayın. Bu sayede, suda bekletmenize gerek kalmayacaktır.
• Tencerenin içerisine zeytinyağını alın ve altını açıp yağı ısıtın.
• Yıkanmış pirini tencerenin içerisine ilave edin, biraz tuz serpin ve pirinçler parlayana kadar tahta kaşıkla kavurun.
• Daha sonra suyunu ilave edin ve karıştırıp kaynamaya bırakın.
• Suyu kaynamaya başlayınca altını kısın ve kapağını kapatın suyunu çekene kadar pişmeye bırakın.
• Suyunu çekince tencerenin altını kapatın ve içerisine kinoayı da ilave edin.
• Üzerini bir mutfak bezi ile örtüp kapağını yeniden kapatın ve 10 dakika kadar demlenmeye bırakın.

İnegöl Köfte Tarifi

Malzemeler
• 1 orta boy soğan,
• Yarım kilo kıyma
• Tuz
• 1 tatlı kaşığı karbonat

Nasıl Yapılır?
• Derin bir kasede kıyma, rendelenmiş ve suyu sıkılmış soğan, karbonat ve tuzu birleştirip güzelce yoğurup şekil verin ve dinlenmeye bırakın.
• Bu sırada tavayı ocağa alıp ve altını açın.
• Tava ısınınca köfteleri tavanın içerisine bırakın ve her iki tarafını da pişirin.

İnegöl köfte, kinoalı pilav ve fırında mücver ile 30 dakikadan daha kısa bir sürede hem çok sağlıklı hem çok lezzetli hem de doyurucu bir çocuk menüsü hazırlayabilirsiniz!

Sonbahar’da Bebekler Nasıl Giydirilmelidir?

Eylül ayının sonuna doğru yaklaşmamıza rağmen hâlâ sıcaklar hüküm sürse de havaların düşen ısısı iyiden iyiye kendisini hissettirmeye başladı. Özellikle akşamları serinleyen havalar ‘ne giyileceği’ konusunda kafalarda bir karışıklık yaratmış durumda. Büyükler için bu büyük bir sorun olmasa da aslında bebekler yani bebekli aileler için büyük bir sorun. Çünkü bebeklerin ve yeni doğanların mevsimler arası sıcaklık farklarına alışma döneminde olmalarından dolayı uzmanlar tarafından giysi seçiminde hassas olunması gerektiği ebeveynlere sık sık anlatılıyor.

Peki, sonbaharda bebek nasıl giydirilmeli? Sonbahar ayında bebek kıyafetlerinde tercih nasıl olmalı? Bebek kıyafeti alırken dikkat edilmesi gereken hususların başında öncelikle sıcaklardan ziyade kalitesi gelir. Burada kalitede derken asıl kasıt pahalı olması değil; bebeğin tenine uygun, kimyasal maddeler içermeyen %100 pamuklu ürünler olmasıdır. Yani alınacak kıyafetin bebeği hem üşütmeyecek hem de terletmeyecek yapıda olması gerekir. Özellikle babaanneler ve anneanneler sürekli bebeğin üşüdüğünü düşünür ve torunlarına sürekli kalın kıyafetler giydirilmesini öğütlerler.

Peki bebeğinizin sıcağı sevdiğine emin misiniz? Evet! Bebek kıyafetleri seçiminde bebeğin tercihleri ve istekleri de önemlidir. Her ne kadar korumacı yaklaşılsa da bebeğin kendine has bir biyolojik yapısı vardır. Bebek bakımında en sık yapılan hataların başında da bebeği çok sıkı ve sıcak giydirmek gelir. Bu hareket her ne kadar iyi niyetli yapılmış olsa da mevsimsel özelliklere uygun giydirilmeyen bebekler hasta olabiliyorlar. Üşüyecekleri konusunda paniğe ya da korkuya kapılıp bebeği sıkıp sarmalamak terlemesine ve terlediği zaman ise hasta olmasını kolaylaştıracak unsurlar barındırmasına sebep olur. Bu hususta ailelerin unutmaması gereken ilk kural her zaman bebeği mevsime uygun giydirmek’tir! Yani bebek hem üşümeyecek hem de terlemeyecektir! Bunu en iyi sağlayan kıyafetlerin özellikleri ise pamuklu olmaları…

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanları bebeklerde pamuklu kıyafetlerin tercih edilmesini içerisinde naylon olan kıyafetlerin bebek giyiminde kullanılmaması gerektiğini söylüyorlar. Aksi halde bebekler soğuk algınlığı, bronşit gibi hastalıklara yakalanabiliyorlar. Ayrıca sonbahar ayında bebeklerin (balkon dahil) dışarı çıkarılması durumda her ihtimaline karşı ebeveynlerin yanında mutlaka hırka veya yelek tarzı kıyafetler bulundurması gerekiyor. Erkek bebek giyim veya kız bebek giyim olsun, sonbahar ayında bebeğe giydirilecek kıyafetler arasında başlık, eldivenler ve çoraplar ilk sırada yer alır. Bebeğinizi dışarı çıkarırken özellikle öğleden sonra hava ısısı daha çok düşeceği için anne ve babaların bebek için bu parçaları yanlarında bulundurması faydalı olacaktır. Ancak bebeğe kalın çorapları ve deri ayakkabıları giydirmek uzmanlar tarafından yine tavsiye edilmeyen bir diğer unsurdur. Çünkü bu tür detaylar bebeğin daha çabuk terlemesine neden olur.