Gelişim Sorunları

Kaygılı Çocuk Sahibi Ebeveynler İçin Öneriler

Tarih: 18 Mayıs 2019 - Cumartesi
Uzman görüşü için konu öner.

Çocuklarda Kaygı ve Dikkat Edilmesi Gerekenler


Kaygı Nedir?

Kaygı, yaklaşan bir tehlikenin karşısında, insanın kendini koruması için beliren bir duygudur. Bu duygu ölçülü ve kontrollü olduğunda, gerekli ve yararlıdır, aşırı boyutta ve kontrol edilemeyecek düzeyde olduğunda yaşam akışını bozar, bireyin mutlu bir şekilde sosyalleşmesini ve dengeli bir şekilde gelişmesini engeller, çevresini de olumsuz etkiler.

Çocuğumuz kaygılı ise nelere dikkat etmeliyiz?

Çocuğumuzun kaygılı olduğunu fark ediyorsak ilk yapmamız gereken: ona bakım veren ve çevreleyen kişileri gözlemlemek, kendimiz de dahil olmak üzere, kimin kaygılı davrandığını saptamak olmalıdır.

● Çocuğumuza, kaygılı yaklaşıyor olabilir miyiz, ona gereksiz yere kaygı yansıtıyor olabilir miyiz?

● Rahat olmamız gereken durumlarla onu aşırı kolluyor muyuz?

● Onu kollamak adına bağımsızlığını kısıtlıyor muyuz?

Kaygılı bireyler tarafından büyütülen çocuk, aşırı korunduğundan, özgürce hareket edemez, bağımsızlaşamaz, kendini korumayı bilmediğinden zarar görme endişesi yaşar, tedirgin olur, güvensiz olur. Etrafındaki yetişkinlerin rahat davrandığını, aşırı koruyucu olmadığını gören çocuk ise rahat büyür, güvenli olur, kendine ve çevresine güven duyar. Çocuğu çevreleyen biz yetişkinler kaygı duyan çocuğumuzu rahatlatmayı bilmeli, kaygımızı da kontrol etmeyi öğrenmeliyiz, çünkü çocuk etrafındakileri gözlemleyerek ve taklit ederek öğrenir, onların etkisinde kalarak gelişir.

Çocuklarda Okul Döneminde Kaygı

Bu kaygının nedenini araştırmalıyız.

● Acaba kaygılı olan biz miyiz, çocuğumuz mu?

● Okula nasıl alışacağı konusunda çok mu endişeliyiz?

● Onun okula uyum sağladığını görmek için çok mu sabırsızlanıyoruz?

Çocuk öncelikle bizim rahat olduğumuzu görmeli, ona ve öğretmenlerine güvendiğimizi hissetmeli, öğretmenleri ile güvenli bir ilişki kurmuş olduğumuza tanık olmalıdır. Daha sonra okulda onu nelerin beklediği konusunda bilgilendirilmelidir. Kaygı bilinmeyen durumlarda ortaya çıkar. Bu nedenle çocuk, onu okula kimin bırakıp kimin alacağını, okulda kimin bekleyeceğini, hangi etkinlikten sonra eve gideceğini, okulda neler yapacağını, servisle okula gidip gelme sürecinin ne zaman başlayacağını, eve döndüğünde kimler tarafından karşılanacağını bilmelidir. Bilmek onu rahatlatır. Anne baba olarak verdiğimiz bilgiler ve öğretmenlerin yaptığı açıklamalarla, okulda yaşadığı süreçlerin paralel olduğunu deneyimlemek, çocuğa huzur verir, güven verir.

Çocuğun oyunla öğrendiğini, masal ve öykülerle hayata hazırlandığını hatırlarsak : Çocuğa okula gitmek isteyen bir çocukla gitmek istemeyen bir çocuğun masalını anlatmak, okula giden bir çocuğun hikayesini okumak, kendi çocukluğumuzda okulda yaşadıklarımızı anlatmak, okula gitmek isteyip gidemeyen bir çocuğun duygularını konuşmak, okula giden bir çocukla ilgili bir oyun kurmak onu rahatlatır. Okulculuk oynamak, öğrenci- öğretmen taklidi yapmak, lego ile okul inşa etmek onun tedirginliğini hafifletir. İnşaat sırasında çocuk önce okul binasını, sonra okul bahçesini, sonra da kendi sınıfını yapar, sonunda da öğretmeni ile arkadaşlarını yaratır. Oynarken öğretmenleri ile akranlarının hoşlandığı ve hoşlanmadığı yönlerini taklit eder, okulda yaşadığı olayları rol yapma (dramatizasyon) tekniği ile canlandırır, oyununda yarattığı ortam ve canlandırdığı olaylar, biz anne babalara okul yaşamı hakkında pek çok ipucu verir. Oynadığı oyunlar ve kurduğu senaryolar, hem çocuğun kaygısını dışa vurmasına, hem onu kaygılandıran nedenleri ve durumları anlamamıza, hem de zamanla kaygısının azalmasına yardımcı olur. Unutmamak gerekir ki oyunun, hem eğlendirici, hem yansıtıcı, hem de tedavi edici rolü vardır.

Çocuk oyununda kızgın öğretmeninin kaşlarını nasıl çattığından ve sesini nasıl yükselttiğinden söz ederek, vuran arkadaşının taklidini yaparak, onunla alay eden arkadaşının söylediklerini tekrarlayarak, serviste ona sataşan büyük çocuğu sevmediğini ifade ederek, neden okula gitmek istemediğini dışa vurur. İnşa ettiği okulda tuvaleti sınıftan uzağa yerleştirerek, bir çocuğun sınıftan tuvalete gidene kadar altını ıslatabileceğini söylemekle, altını ıslatma endişesini dile getirir. Onunla oynayan biz yetişkinler de okula gitmek istememesinin altında yatan kaygıyı kavrar, ona yardım etme olanağı buluruz. Oyun sırasında kaygısını küçümsememek, hafife almamak, yok etmesi için öneride bulunmamak çok önemlidir. Ona yapılacak en büyük yardım: oyun yoluyla sorunlarını çözmesi ve çözüm yollarını kendisinin üretmesi için fırsatlar yaratmaktır.

Anne Babadan Ayrı Kalan Çocuğun Yaşayacağı Kaygı

Küçük çocuk annesinden kopamayabilir , bakıcısı, aile büyüklerinden biri hatta babası ile baş başa kalmayı reddedebilir, ayrılığa direnç gösterebilir, ağlayabilir, kaygılanabilir, kriz yapabilir. Bu gibi durumlarda kaygının temelinin anne mi, yaşanmış bir travma mı olduğu araştırılmalıdır. Kaygı nedeni anne olabilir: Anne zarar görür endişesi ile çocuğunun bakımını kimse ile paylaşmamışsa, hastalanmasın diye onu evden çıkarmamışsa, mikrop kapar diye onu yaşıtlarıyla görüştürmemişse, boğulur korkusuyla çiğneyebildiği halde katı gıdaya geçmemişse, çocuk da kaygılı olabilir. Bu çocuğun annesinin yokluğunda kendisini güvende hissetmesi beklenemez. Böyle bir durumda, yapılması gereken ilk iş: annenin çocuğundan ayrışmaya karar vermesi, çocuğunu güvendiği bir yetişkine bırakmayı denemesi, bırakma süresini de yavaş yavaş uzatmasıdır. İkinci iş: Annenin, bıraktığı kişi ile çocuk arasında güven bağı kurulmasını sağlaması, sevgi ve güven bağı kurulmadan onları baş başa bırakmamasıdır.

Bazı taktikler işe yarayabilir. Bunlar: Kaçmadan gitmek, kısa bir süre sonra döneceğimizi ona söylemek, nereye gideceğimizi ona anlatmak, birlikte oynadığımız bir oyun veya oyuncağı ona teslim etmek, özel bir eşyamızı bizim için saklamasını istemek, bizim için bir resim veya makarnadan kolye yapmasını istemek olabilir. Bu taktikler okula bırakılan çocuk için de yararlı olabilir. Ayrılık sırasında yapılan bir vedalaşma ritüeli de çocuğun kaygısını hafifletebilir. Her ayrılıkta tekrarlanan bu ritüel çocuğun kendisini güvende hissetmesini sağlayabilir, çünkü tekrarlanan öyküler, tekrarlanan şarkılar gibi alışılagelmiş uygulamalar çocuklara güven verir.

Uzm. Dr. Nuşin Bilgin’nin "Okul Öncesi Dönemde Kaygı Bozuklukları" yazısını da okumanızı tavsiye ederiz.

Çocuklarda Travmaya Bağlı Kaygı Bozukluğu

Anne evden habersiz çıkmış olabilir, çocuk fark ettiğinde panik olabilir; anne çocuk uyurken çıkmış olabilir, uyandığında annesini evde bulamamak çocukta stres yaratabilir; anne baba çocuğun hazır olmadığı bir sırada seyahate gitmiş olabilir, çocuk anne babasını bir daha görememe endişesi yaşayabilir; çocuk evde veya ev dışında yangına, depreme, şiddete veya bir kavgaya tanık olmuş olabilir, yaşadığı korkunun üstesinden gelemeyebilir. Bu gibi durumlarda travma nedeni olan olayı konuşmak, çocuğu rahatlatacak yöntemlere başvurmak, travma atlatılamıyorsa bir uzmandan profesyonel yardım almak gereklidir.

Anne babanın görevi, çocuğu anlamaya çalışmak, durumu kabul edip onu desteklemek olmalıdır. Anlaşıldığını hisseden çocuk “Neden böyleyim” diye kaygılanmak yerine “Ailem beni anlıyor ve yanımdalar” diye hisseder. Onlara duyduğu güven, onlardan aldığı destek, onların başvurduğu yöntemler kaygısını hafifletir. Değişim bir günde olmaz, kaygı bir günde kaybolmaz ancak güven veren, tutarlı, kararlı, sabırlı bir tutum kaygı duygusunu zamanla yok eder.


 

Çocuğunuzun gelişimini oyun yoluyla hızlandıralım.

Oyun en verimli öğrenme yoludur.

Doğumdan itibaren çocuğunuzun yaşına ve gelişim seviyesine özel, oyunlar içeren, gelişim programı sunuyoruz.

çocuk gelişimi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR