Çocuk Gelişimi

Çocuklarda Özgüven Nasıl Geliştirilir?

Tarih: 20 Eylül 2018 - Perşembe
Uzman görüşü için konu öner.

Çocuklarda Özgüven Gelişimi

Çocukların özgüvenli yetişmesi anne babaların en çok önem verdikleri konulardan biridir.


Çocuklarda Özgüven Nedir?

Çocuğun kendi becerilerine güvenmesi, kendine karşı iyi ve olumlu hisler beslemesidir. Becerilerinin ve yapabilirliklerinin sınırını bilmesi ve gereğinde yardım almaktan çekinmemesidir.

Özgüven Ne Değildir?

Her türlü durumu yapabilir algılamak, herşeyi kendi başına halletmeye çalışmak diğer hiçkimseden destek kabul etmemek ya da tüm sınırları zorlayarak istediği duruma ulaşmaya çalışmak ya da her türlü durumda neşeli ve kaygısız olmak özgüven değildir.

Çocuklarda Özgüven Nasıl Oluşur?

Bebeklikten itibaren başlar. Öncelikle bebeğin güvenli bağlar kurarak ihtiyaçlarının giderilmesi ile başlar. Bebek, önce annesine onun ihtiyaçlarını sağladıkça güvenir. Anne de bebeğin ihtiyaçları karşısında yeterince duyarlı ve ilgili olursa bu durum; bebek tarafından “güvendeyim ve ben değerliyim”hissiyle pekişerek anneye olumlu ve güvenli bir bağ ile tutunur. Sonraları, yürümeye, konuşmaya ve kendi yemek ihtiyaçlarını, tuvalet ihtiyaçlarını kendisi karşılamaya başladıkça bağımsız bir şekilde yapabilirliklerine olan güveni artar ve benlik saygısı da bu ölçüde artar. Burada, anne ve babanın, önce kendilerine güvenmeleri , tutarlı, kararında ilgi, sevgi ve bakımla yaklaşmaları, çocuklarına bazı alanlarda izin vererek çocuğun kendini gerçekleştirmesine izin vermeleri gerekir. Çocuğun aşırı koruyucu ya da uzak / katı tutumlarla yaklaşmak çocukta “yetersizlik, değersizlik” hislerini pekiştirerek özgüven oluşumunu zedeler.



Çocuklarda Özgüven Gelişmesini Etkileyen Hatalı Tutumlar


Sorumluluk Var Yetki Yok:

Bazı aile tutumlarında çocuğa sorumluluk verirler ancak tam yetkilendirme yapamazlar. Örneğin, “yemeğini kendin yiyebilirsin” denir ancak, “yemeğin tamamı bitmemiş ya da yemeği şöyle yiyeceksin, önce su içme , şimdi köfteni bitir sonra pilavını yersin bir de sebze hiç yemedin” gibi sık sık çocuğa müdahale edilir hatta tabakta kalanlar sonunda anne baba tarafından çocuğun ağzına beslenir. Çocuğun bu süreçte aldığı mesaj; “ kendi başıma yemek yemeyi beceremiyorum. Kararlarım uygun değil. Ben yetesizim, beceriksizim” olur maalesef...

Sorumluluk da Yetki de Sonsuz:

Bazı aileler de çocuklarının birçok şeyi halletmesini beklerler. Çıkabilecek aksaklıklarda çocuğun yardım ihtiyaçlarını duymazdan gelirler. Örneğin; ekran kullanımını destekleyici ortamlar yaratırlar. Sınırlandırılması görevini, çocuğun kendisinin yapmasını beklerler. Şimdilerde bir sürü okul öncesi çocuğun odasında küçük yaşlardan itibaren a televizyon konulmaktadır. Okul çağının başlangıcından itibaren tablet, oyun konsolu gibi doğum günü hediyeleri verilmektedir. Çocuğun her canı sıkıldığında, ekran kullanımı ile yatışmasına destek verilir. Ekran kullanımının çerçevesi çizilmeden çocuğun isteğine bırakılması bu konuda yetkinin ve sorumluluğun tamamen çocuğa bırakılması çocuğun özgüvenini desteklemekten ziyade tam tersi “ sıkılmak gibi olumsuz duygulanımları tahammül etmeyi , bu duygunun yaratıcı aktivitelere dönüşmesini engellemektedir. “Elinden alınınca çılgına dönüyor” “ al ne yaparsan yap” gibi bu konuda yaşanılan zorlukların tamamen çocuğu sorumlu tutmakla çocuğun aldığı mesaj; “Engellerle baş edemiyorum. Yalnızım ve çaresizim” duygulanımı ve düşüncesine sokarak özgüven gelişimini zedeleyecektir.



Sorumluluk da Yetki de Yok:

Bazı aileler de çocuklarının hata yapmasından çok ürktükleri için nerdeyse hiçbir alanda sorumluluk ve yetkilendirme yapamazlar. Yaşına göre beklenen bağımsızlaşma adımlarını, çocuklarının gerçekleştiremeyeceğini düşünerek onlar adına aşırı kolaylaştırıcı ortamlar hazırlarlar, sürekli gözleri üstündedir ve en ufak çıkan aksiklikleri çocuklarının çözmesini beklemeden kendileri çözüme ulaştırmaya çalışırlar. Örneğin, ne yiyeceğine, ne kadar yiyeceğine karar verdikleri gibi, çorbalar dökülmesin diye ağza beslenir, köfteler küçük parçalara ayrılıp yemeğe hazır konumdadır.Yeterince yumuşak olmadığı düşünülerek besinler blenderdan geçirilir. Ödevlerini muntazam kontrol ederler, çoğunlukla ödevler en doğrusu olana kadar sildirilip yaptırılır. Okul çantaları her akşam bizzat anne baba tarafından kontrol edilir. Arkadaşlarıyla sorun çıktığında, onlar arkadaşlarıyla da konuşup halletmeye çalışırlar. Çocuklarının yaşadığı “yetersizlik, hayal kırıklığı, kızgınlık, üzüntü” gibi hisleri hemen ortadan kaldırmak için ellerinden geleni yaparlar. Sonunda da yorgun düşerler ve çocuklarını “ nankör ve bencil” olmakla eleştirirler. Sonuç olarak, çocuklarına mücadele şansı tanımadıkları için özgüven gelişimi maalesef sınırlı olacaktır.

Çocuklarda Özgüven Gelişimi İçin Nasıl Tutumlar Yararlıdır?

Çocuğun özgüveni, anne ve babanın olumlu ruhsal atmosferinin etkisiyle yeterince sevecen, yeterince ilgili , bağımsızlaşmasına izin veren ve yeterince sorumluluk veren tutumlarla olumlu yönde gelişir. Tüm duygulanımlara yer açılan ailelerde özgüven gelişimi sağlıklı olacaktır. Sanılanın aksine üzüntü, kızgınlık, kıskançlık, yetersizlik gibi olumsuz hislere yer açılmayan durumlarda özgüven sağlam değildir. Günümüzde birçok aile, çocuğun öfke içeren ya da hüzün içeren durumlardan korumaya yönelik önlemler alınmaktadır.

Oyuncak olarak kılıç, silah ya da görüntüsünde agresif görünüm içeren bebek - peluşları almamanın çocuklarını korumak için tercih etmemektedirler. Ya da bir yakınlarının ölüm haberi ve bununla ilgili üzüntü duygulanımlarını yaşamaya kendileri bile izin vermezler. Bu tür duygulanımları, çocuklarla konuşmak izole etmekten daha önemlidir. Böylece çocuk, bu tür duygulanımlarını tanır ve ebeveynlerinin bu tür durumlarla nasıl başettiğini görür ve bu duygulanımların da sonu olduğunu öğrenir...Korkularının anlayıp başetmeye yönelik bir öğreti gelişir. Olumsuz duygulanımların izole edildiği durumlarda ise korkularından kaçmayı öğrenirler.



Bağımsızlaşmaya İzin Veren:

Çocuklarımızın kendi uzantımız olduğunu düşünmek sıklıkla yapılan bir hatadır.

Çocuğun yaşına uygun becerileri ölçüsünde tehlikeli durumlar dışında müdahil olmamak en sağlıklısıdır. “Tehlikeli “ davranışın sonunda çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal olarak zarar görme riski yüksek durumlar kastedilmektedir. Örneğin, yeni yürümeye başlayan bir çocuğun, kum, yumuşak zeminde yürümesinin sonucunda düşebilme olasılığı tabi ki vardır ama en fazla olabilecek ; küçük sıyrıklar olabilir. Merdivenli bir bölgede yürümesine izin vermek kafa travması gibi tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Ya da riskleri göz ardı ederek, çocuğun bağımsızılaşmasını beklemek de özgüven desteklemek yerine “ çaresisizlik” i duygularını arttırır. Bazı ailelerde, çocuğun evde yalnız kalabilmesi bir özgüven ve bağımsızlık kriteri olarak algılanır. Örneğin; ilkokul çağında ya da 11-12 yaşındaki çocukların, okuldan gelip 2-3 saat evde bir yetişkin olmadan beklemesini ve kendi başlarına kalmasını hatta ödevlerini bitirmelerini bekleyebilmektedirler. Bu yaş çocukları için bu beklenti uygun değildir. Bir yetişkininin varlığına ihtiyaç duymaktadırlar. Bu gelişim olgunluğu çocuğa göre değişmekle beraber 12-13 yaşından itibaren oluşabilmektedir.



Çocuktan gelecek taleplerle ve her adımdaki gelişimde diretmeden ya da paniklemeden çocukla beraber bu adımları atmak en sağlıklı olanıdır.

Hepimiz biriciğiz! Çocuklarımız da!


Üye olup, Haftalık Programımızı uyguladığınızda, 14 gün içinde çocuğunuzdaki değişimi fark edeceksiniz.
Çerez Kullanımı
Kişisel verileriniz, mevzuata uygun olarak toplanıp işlenir. Detaylı bilgi almak için Verilerin Korunmasını inceleyebilirsiniz.
X