Beslenme

Bebeklerde Tamamlayıcı Beslenmeye Geçiş

Tarih: 1 Mart 2018 - Perşembe
Uzman görüşü için konu öner.

Tamamlayıcı beslenmeye geçiş” emzirilen bebeğin yaşına ve gelişim basamaklarına uygun yeni besin maddelerini alması, dengeli ve yeterli beslenmesinin sağlanması, kendi kendini besleyebilir hale gelmesi ve sosyal toplum içinde bir birey olarak yerini alması demektir. “Tamamlayıcı beslenmeye geçiş dönemi” bebeğin 6-23 aylık dönemini kapsayan bir süreçtir. Tamamlayıcı besinler, geçiş besinleri (süt çocuğu için özel hazırlanmış besinler) ve aile yemekleri (ailenin diğer fertlerinin sofrada tükettiği besinler) olmak üzere iki grupta incelenir. Uygun zamanda başlatılan ve kurallara uygun şekilde sürdürülen tamamlayıcı beslenme, bebeğin bir yaş civarında aile sofrasındaki yiyecekleri tüketebilecek olgunluğa ulaşmasını sağlar.

Hayatın ilk 6 ayında bebek için tek başına anne sütü en uygun besinleri sağlar. Dört aydan küçük bebeklerde dil itme refleksi vardır ve ek besinlerin eşzamanlı yutulması için gerekli dil ve ağız hareketleri henüz gelişmemiştir. Bebeğin baş ve oromotor kontrolü, 4-5. aylarda gelişir. Bu dönemde, bebeğin gastrointestinal sisteminde nişasta sindirimi olgunlaşır. Bu nedenle, 6. ay ek besinlere başlamak için en uygun dönemdir. Çoğu bebek 6-8 aylıkken oturabilir, nesneleri ağzına götürebilir ve kap ve kaşık tutmaya başlayabilir. Çoğu bebek 7-9 aylıkken yiyeceklere dokunmaktan zevk almaya başlar, bu yaşta elle beslenmenin desteklenmesi önemlidir. Bebekler 15-18. aylarda kendi kendine kaşık ve kap kullanabilir. Olgun çiğneme hareketleri de genellikle 18. ayda gelişir.

Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF tamamlayıcı besinlere 6. Ayda (26 hafta, 180 gün) başlanmasını önermektedir. Erken tamamlayıcı besinlere geçiş ile böbrek solüt yükünün artması, obesite, malnutrisyon, enfeksiyonlara yatkınlık, alerji ve aspirasyon gelişme riskinin arttığı bildirilmiştir. Tamamlayıcı besinlere erken başlama ile anne sütü miktarı ve anne sütü verme süresi de azalır. Tamamlayıcı besinlere başlamanın geciktirilmesi ile bebeğin kilo alması ve büyümesinin yavaşladığı, malnutrisyon ve vitamin-mineral eksikliğinin ortaya çıktığı, bebeğin farklı tatlara alışmakta sorun yaşadığı, bebeğin çiğneme becerisinin geciktiği, alerji gelişme riskinin arttığı görülmüştür. 6. ayda geçiş besinleri başlanan süt çocuğunun değişik tat, lezzet, kıvamda besinlere alışması sağlanırken, aynı zamanda yeme işlevi gelişimine de destek olunur.

Tamamlayıcı besinler nasıl hazırlanmalıdır?

Tamamlayıcı besinlere geçiş dönemi bebeklerin anneden geçen antikorlarının azaldığı ve enfeksiyonlara en yatkın oldukları dönemdir. Bu nedenle besinlerin temizlik kurallarına uygun olarak hazırlanması gereklidir. Bebek beslenmesinde kolay yıkanabilen çelik, cam, porselen içeren kaşık, tabak ve bardak kullanılmalıdır. Meyve ve sebzelerin bol suda yıkanması gerekir. Sebzeler kısık ateşte az su ile haşlanarak veya buharda pişirilir. Meyve-sebze pürelerinin hazırlanması için cam rende önerilir. Yıkanmış ve soyulmuş sebzeler pişirildikten sonra hemen tüketilmeli ya da oda ısısında iki saatten fazla bekletilmeden buzdolabına koyulmalıdır. Özellikle ilk ek besine geçildiği aylarda yemeklerin günlük olarak hazırlanıp ve yedirilmesi mikrobiyolojik kirlilik için iyi bir önlemdir.

Ek besine geçiş nasıl olur?

Ek besine geçilen ilk 6-8 ayda bebekler için ayrı yemek hazırlanır ve püre kıvamında verilir. Bebeğe verilecek yiyeceğin çok sulu olması, midesinin kalorisi düşük, hacmi yüksek sıvı ile hemen dolmasına neden olur. Kıvamın katı olması da bebeğin yutmasını zorlaştırabilir. Bebek 8 aylık olduktan sonra yiyecekleri yavaş yavaş çatalla ezilmiş pütürlü püre kıvamına hazırlanabilir. 6-8 ayda parçacıklı katı yiyecekler yetersiz beslenmeye, 10. aydan sonra püre kıvamı ise hem obeziteye hem de yeme sorunlarına yol açar. Dokuzuncu aydan itibaren aile sofrasından bebek için uygun olan yiyecekler, ezilerek verilebilir, bir yaşından itibaren, sağlıklı ve dengeli beslenen bir ailenin sofrasından bebekler yemek yiyebilir. Üç yaşına kadar aspirasyon riskinin yüksek olması nedeniyle küçük ve sert (fındık, fıstık, leblebi vs.) besinlerden uzak durulmalıdır

Başlangıçta yeni ek besin deneyimi, tüketilen besin miktarından daha önemlidir. Ek besinler çocuk aç iken günde bir ya da iki öğünde sunulmaya başlanır. Bebek besinlere alışırken, tekli besinler karışık yiyeceklere tercih edilmelidir. Bir defada tek bir yeni besine başlanması ve herhangi bir yan etkiyi değerlendirmek için diğer ek besine başlamadan önce 3 gün artan miktarlarda (çay kaşığı, tatlı kaşığı, yemek kaşığı) denenmesi gerekir. Dördüncü gün daha önce denenler verilirken yeni bir ek besine daha başlanır. Ek besinler kaşık, tabak, bardak veya el ile verilebilir

Anne sütü ve ek besinler

Sadece anne sütü ilk altı ayda enerji gereksiniminin tümünü karşılarken, 6-8 ayda 200 kcal/gün, 9-11 ayda 300 kcal/gün, 1-2 yaşta yaklaşık 550 kcal/gün kadar ek besin alması gerekir. Bebeklerin mide kapasiteleri yaklaşık 200 mL (30 mL/kg) kadardır. Bu durum bebeklere uygun enerji yoğunluğunda besinlerin gün içinde tekrarlayan öğünlerle verilmesini gerektirir. Öğün sayısı da çocuğun yaşına göre değişiklik göstermektedir. Buna göre 6-8 ayda 2-3 ana, 1-2 ara öğün ve dokuz aydan sonra da 3-4 ana, 1-2 ara öğün önerilir. Anne sütü alan bebekler istediği zaman emzirilmeye devam edilir. Anne sütü almayan bebeklere aynı zamanda süt veya ek öğünlerin verilmesi gerekir.

Katı mamaya geçiş nasıl olur?

Beslenmeye önce sebze ile başlayıp sonra kademe kademe diğer besinleri eklemeli. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) özellikle mikrobiyolojik kirliliği de göz önünde bulundurarak altıncı aydan sonra öncelikle fermente süt ürünlerinin (yoğurt, peynir) kullanılmasını önermektedir.

· Hazır meyve sularının bebek beslenmesinde yeri yoktur.

· Taze sıkılmış meyve suları iyi bir C vitamini kaynağı olup bitki kaynaklı besinlerdeki demirin emilimini artırır. Günde toplam 200 ml’nin üstü tüketilmesi anne sütünün yerini almasına ve besin değeri yüksek diğer besinlere karşı iştahsızlığa neden olabilmektedir. Bu nedenle meyve püresi tercih edilir.

· Bebeklerde ilk başlanacak meyve kış mevsimi için elma, yaz mevsimi için ise şeftalidir.

· Çay ve bitki çayları demir emilimini azaltabilir ve süt çocukları ve küçük çocuklara önerilmez.

· Bal, bebeklerde mide asiditesinin yetersiz olması ve Clostridium botulinum sporları içerebileceği için 15-18 aya kadar önerilmez.

· Yağlı balıklar ve derin su balıkları kimyasal kirlilik açısından risk taşımaları nedeni ile ilk tamamlayıcı besinler arasında yer almaz. Küçük ve genç balıklar kullanılabilir.

· Konserve yiyecekler bebek beslenmesinde önerilmez.

· Üç yaşından küçük çocuklarda “çiğ havuç, tam üzüm, fındık ve yer fıstığı gibi yiyecekleri içeren sert, küresel, para şeklindeki yiyecek parçaları hava yolu tıkanıklığına yol açabileceğinden verilmemesi gerekir.

Bebeği beslerken nelere dikkat etmeli?

Bebek dik ve yüzü çevreye bakacak şekilde oturtulmalıdır. Yatırılarak beslenme hem aspirasyon riski taşımakta hem de bebeğin çevre ile iletişimini engelleyip öğün üzerindeki kontrolünü ortadan kaldırarak yemek yemeye tepki duymasına neden olacaktır. Bebeğin karşısında, onun göz hizasında oturulmalı ve göz teması kurulmalıdır. Bebekler beslenirken hem gözlenmeli hem de uygun yüz ifadesi ile çocuğun yemek yemesi desteklenmelidir. Bebeğin tabağı önüne koyulmalı ve yemek ile ilgili açıklama yapılmalı ve anne bebeğin karşısında bebeğe yedirmeden önce, ayrı bir kaşıkla yemeli. Bebeğin yiyeceklere dokunmasına, kendini beslemesine izin verilmelidir. Ev kirlenecek diye çocuğun besinleri incelemesine izin vermemek çocuğun bu gelişim basamağını geçmesini engelleyecektir. Bebeğin önüne de sekizinci ayda ayrı bir kaşık koyulmalı ve isterse kullanması desteklenmelidir. Bebeğin yeme hızını kendinin belirlemesine izin verilmeli ve aceleci olunmamalıdır. Bebeğin açlık ve tokluk tepkileri dikkate alınmalı ve istemediği zaman zorlanmamalıdır. Bebek her öğünde aynı miktarda alacak diye bir kural yoktur. Bebeğin yeterli beslendiğinin en iyi göstergesi büyümesidir. Bebeğin sadece yediği miktarlar üzerinden sonuçlara varılmamalıdır. Mevsiminde ve güvenilir besinler arasından bebeğe yiyecek sunulmalı ve bebeğin o tadı sevme/reddetme tepkisine saygı duyulmalıdır. Bebek bir besini reddederse aynı besin grubundan diğer besinler denenmelidir. Reddedilen besin farklı zamanda, daha farklı lezzet, içerik ve şekilde sunulmalıdır. Bazen bir tada alışmak için on kez denemek gerekebilir.

Çevresel uyaranın en az olduğu yerde bebeğin yemeği yedirilir. Bebeğin yiyeceğe olan ilgi ve dikkatinin kaybolmasına neden olacak, konuşma, davranışlar ve çevresel uyarandan (televizyon gibi) kaçınılmalıdır. Bebeğin dikkatini tamamen başka bir konuya odaklayarak yemek yedirilmesi ya bebeğin ek besinleri hep reddetmesine ya da şişmanlığa zemin hazırlayacaktır. Bebeği önce istekli olduğu zamanlarda besleyerek besinlere alışması sağlanmalıdır ve daha sonra belli bir öğün düzeninde beslenmelidir. Beslenme öğünleri aynı zamanda öğrenme ve sevgi öğünleridir. Bebekle yumuşak ve destekleyici bir ses tonu ile konuşulmalıdır. Bebekler en iyi hem kontrol edebildikleri hem de desteklendikleri ortamlarda beslenirler.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YAZILAR


yorumlar