Yazılar

Emziren Anneler İçin Süt Artırıcı Çay Önerileri

Bebeklerin gelişiminde en önemli rollerden birini anne sütü alıyor. Bazı annelerin sütlerini artırmak konusunda tedirginlikleri olduğundan, bu yazımızda süt artırmaya yardımcı olabilecek birkaç çay markası önerisinde bulunuyoruz.

Anne sütünü artırmak için bol su içmenin, yeterli beslenmenin ve dinlenmenin yanı sıra rezene, ısırgan otu gibi bitki özleri bulunduran bu çaylar prolaktin hormonunu tetikleyip süt üretimini çoğaltabilir. Her ne kadar doğal içerikler barındıran ürünler paylaşıyor olsak da doktorunuza danışmadan kullanmamakta fayda var.

Arifoğlu Anne Çayı

 İçerisinde muskat, rezene, anason, ısırgan otu, tane kimyon ve kişniş bulunuyor.  Rezene ve muskatın sütü artırmasının yanında kimyon ise gaz sorununa iyi geliyor. Üstelik hiçbir katkı maddesi bulunmuyor.

HIPP Emziren Anne Çayı

İçerisinde Melisa ekstraktı, doğal limon otu aroması, ısırgan otu ekstraktı, frenk kimyonu ekstraktı, anason ekstraktı, rezene ekstraktı, keçi sedef otu ekstraktı barındırıyor. Süt artışına yardımcı olan ısırgan ve anason gibi maddelerin yanı sıra şişkinlik sorunu için frenk kimyonu ve melisa otu devreye giriyor.  Üstelik sakinleştirici etkisi de var.

Humana Still Tee

Humana Still Tee anneler tarafından en çok sevilen çaylardan biri. Çemen otu, rezene, roybos, C vitamini, ahududu yaprağı gibi bitkiler içeriyor. Glüten içermiyor. Granül şeklinde, suda eriyen bir içecek. içerisinde şeker bulundurduğunu bilerek tüketmekte fayda var.

Lactamil Bitki Çayı

 Kuşburnu, rezene, anason ve ısırgan otu içeren bu çayın içerisinde 8 farklı vitamin de bulunuyor. Bu vitaminler annenin beslenmesine katkıda bulunmakla beraber gün içindeki dinamikliğine enerji vererek destek oluyor.

Hünnap Still Tea

İçinde şeker, kara havuç, rezene, ısırgan ve çemen otu ekstresi, frenk kimyonu, bamya çiçeği, limon otu, roybos, C vitamini gibi maddeler bulunuyor. Granül yapıdaki bu çayı düzenli olarak günde 3-4 defa içilmesi durumunda süt artışında fayda sağladığı görülüyor.

Bebek Odası Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bebek odası dekore etmek onu beklerken yapılan en keyifli aktivitelerden biri. Bir tema seçmek, mobilya ve dekorasyon ürünlerini seçmek bu işin önemli parçaları olsa da bebeğinizin odasını hazırlamak bundan çok daha fazlası.

Bebeğinizin gelişimi, uyku düzeni ve odayı güvenli bir ortama çevirmek gibi birçok önemli nokta da var.

Güvenli Bir Bebek Oda Nasıl Oluşturulur?

Bebek Odasında Güvenlik

  • Köşeleri sivri değil, yuvarlak olan mobilyalar tercih edilmelidir.
  • Mobilyalarda cam tercih edilmemelidir.
  • Duvarlara asılabilen raflara dikkat edilmelidir; bebeğinizin kafasını
    çarpmayacağı, asılamayacağı ve kafasına bir şey düşmeyeceği şekilde yerleştirilmelidirler.
  • Odadaki prizler koruyucular ile kapatılmalıdır.
  • Pencere ve kapılara bebek kilidi taktırılmalıdır.
  • Bebek beşiğinin parmaklıkları bebeğinizin boyundan uzun olmalıdır.

Bebek odası Antialerjik ürün

Bebeğinizin Sağlığı İçin Göz Önünde Bulundurulması Gerekenler

  • Duvardan duvara halılar toz barındırır ve odadaki nemi çeker; bu nedenle
    alerjik bünyeli bebekler için iyi bir seçim olmayacaktır. Mermer gibi taş
    zeminlerde soğuğa sebep olacağından iyi bir seçim olmayacaktır. Bebek odası
    için en uygun döşeme ahşap parkeler olacaktır.
  • Boydan boya halı iyi bir fikir olmasa da mutlaka odada bir parça halı
    bulunmalıdır. Bu halıyı seçerken antialerjik bir ürün seçmeye özen
    göstermelisiniz.
  •  Bazı araştırmalar metal malzemelerin yorgunluk hissine sebep olduğunu ve
    bu sebeple uyku düzenine zarar verdiğini söylemekte. Bu sebeple metal
    yerine ahşap gibi malzemelerin tercih edilmesi daha iyi bir seçenek
    olacaktır.
  • Duvarlar için ise su bazlı, hava alan boyalar tercih edilmelidir. Eğer
    duvar kâğıdı tercih edecekseniz de bebekler için özel olarak üretilen ve
    doğal malzemelerden üretilmiş olmasına özen göstermelisiniz.

Bebek Odası Aydınlığı

Renkler ve Aydınlatma

  • Renk paletini belirlerken pastel ve doğadan tonlar tercih edilmesi oldukça önemlidir.
  • Birden fazla renk tercih edilmesi de önemlidir.
  • Tamamen beyaz bir oda çok aydınlık, koyu renklerin baskın olduğu bir oda
    ise iç karartıcı olabilir. Çok aydınlık odalar bebeğinizin uykuya dalmasını
    zorlaştırır, karanlık renkli odalar ise bebeğinizin rahatlayamamasına sebep
    olabilir.
  • Odanın her noktasını eşit şekilde aydınlanmalıdır. Bu sebeple tam ortada
    olan bir lamba kullanılması daha sağlıklı olacaktır.
  • Kullanılan ampuller çok beyaz ya da sarı değil, daha arada doğal bir ışık
    vermelidir.
  • Işığın çok yüksek güçte olmaması da önemli bir noktadır.

Bebek Odası DekorasyonDekorasyon Ürünlerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Halı ve duvar kâğıdı seçimi yaparken dekoratif olması dışında,
    bebeğinizin gelişimine katkıda bulunacak üstünde öğretici desenler olan
    halılar tercih edebilirsiniz.
  • Perde seçiminde ise gündüzleri gün ışığı alacak, ama gece uykularında
    karanlığı sağlayacak perde çeşitleri kullanılmalıdır. Bu sebeple fon perde
    ve üstüne bir tül perde tercih edebilirsiniz.
  • Beşik seçimi yaparken ilerde yatağa dönüştürülebilen bir model tercih
    etmek bütçe dostu bir seçim olacaktır.
  • Bebeklerin düşündüğümüzden daha çok eşyası olabiliyor, bu sebeple
    bebeğinizin dolabını çok küçük tutmamalısınız. Ama tabii odanın
    büyüklüğüyle de orantılı olmalı ve odayı boğamamalı. Bu sebeple dolabın
    dışında bazalı ve çekmeceli ürünler tercih etmek iyi bir seçim olabilir.

Bebek Odası TüyolarıSizin İçin Kolaylık Sağlayacak Tüyolar

  • Beşik yüksekliğini bel seviyesine kaldırılması ile bebeğinizi aşağı
    bırakırken zorluk yaşamayı önleyebilirsiniz.
  • Bebek odasında kullanacağınız sandalye için oturduğunuzda rahat bir
    emzirme pozisyonu alabildiğinize, arkanızı yaslandığınızda rahat ettiğinize
    ve ayaklarınızın yere değdiğine emin olun.
  • Bez değiştirme masasının yüksekliğini belinize denk gelecek şekilde
    ayarlarsanız devamlı eğilmenize gerek kalmaz ve daha rahat bir pozisyon
    alabilirsiniz.
  • Odayı çok fazla desen ve ürünle doldurmamaya çalışın. Çok fazla zaman
    geçireceğiniz bir odada oluşacak kalabalık hem sizi hem de bebeğinizi
    yorabilir.

Prematüre Babası Olmak?

Zor değil mi canının parçasını içeride bırakıp kapıda ondan gelecek iyi bir
haber beklemek…

Önce eşimi aldılar ameliyathaneye, geldiler yanıma mavi önlük getirdiler
bana bir de terlik. Giyerken dizlerimde hafif bir titreme, yüreğimde
endişe…

Sonra bir bekleme odasına aldılar beni. Eşimin ameliyat hazırlıkları devam
ederken ben boynumda bir kamera, ellerim dizlerimin titremesini durdurmaya
çalışmakla meşgul.

Ne kadar uzun sürdü o 5-10 dakika tahmin edilemez. Bekliyorum bekliyorum
bekliyorum…

Geldi bir bıyıkları beyazlarla donanmış ameliyathane sorumlusu. Önce bir
kaç talimat sonra buyurun girebilirsiniz dedi.

Eşim beni soruyor ben ameliyathaneye koşar adım gidiyorum. Bir tabure
üstünde dizleri titreyerek oturan ben. Eşimin elini tutuyorum ve artık kalp
durma noktasına doğru tırmanışta. .

Bir an bir ağlama sesi geliyor, sonra feryat figan bir ağlama… Evet Ayşe
Mila bu. Doktor gülüyor, eşim endişeli gözlerle bana bakıyor. Hemşire kız
bağırma diye kızıma takılıyor. Ameliyathanede gülüşmeler ve Ayşe kızın
ağlaması.

Korkarak ve heyecan ile bakıyorum kızıma. Sağlık kontrolü yapıldıktan sonra
sarıp sarmalanıyor Minnoş. Sonra annesinin yanına gelip nefes oluyor, can
veriyor, huzur veriyor. Koşar adım kuvöze ve ardından yoğun bakım
ünitesine.

Üstümdeki ameliyat önlüklerini çıkarmak için girdiğim odada bana yardımcı
olan bir amca. İyi misin diyor. İyi miyim? Yüzüm kireç rengi, dizlerimde
titreme yerini artık zangırdamaya bırakmış. İyi miyim? Ne önemi var ki şu
an. Önemli olan eşim iyi mi ve bebeğimiz ne durumda?

Ameliyathaneden çıkınca kapıda annem, eşimin annesi ve kardeşi… İlk bir
afallıyorum. Sonra annemin sarılması ile emin ellerde kendimi gözyaşlarına
bırakıp içimdeki endişeyi dışarı atıyorum…

Sanırım artık kızımı görme vakti. Ya annesi çıkınca elini tutamaz isem…

İşte böyle başladı benim baba olma hikâyem. Önce korkuyorsunuz, sonra yavaş
yavaş alışıyorsunuz prematüre bir bebeğin ebeveyni olmaya.
Baba olarak benim yapmam gerekenler vardı. Bir yandan çocuğum için endişe
ederken diğer yandan annesi için ayakta durmam ve ona destek olmam
gerekliydi.

Nitekim öyle de yaptım. Her zaman başka bir köşe buldum ağlamak ve içimi
dökmek için. Eşimin yanına geldiğimde ise dik durmak ve de ona destek olmak
için çabaladım. Yanlışlarımla, doğrularımla babalık yapmaya başladım.

Tamam başladım ama ne idi baba olmak ?

Nasıl yapacaktım ben bilmediğim bir dünyada. Bu bilinmezlikler ile ilk
tanışan ben miydim ki bu kadar telaş ediyorum diye düşündüm sonra. Yolda
öğrenecektim her baba gibi. Yanlışlarımla, doğrularımla bir ebeveyn olmaya
çalışacaktım.

Tam tamına 50 gün. Koskoca 50 gün bekledik kızımızın eve gelmesini. Ben
olmasam da annesi her gün gitti yanına. Ona güç verdik, mücadele azmi
verdik. En önemlisi Umut verdik.

Umudumuz ışık oldu ve Ayşe Mila’mız evine geldi.

Bugüne kadar hep Yeni Doğan Yoğun Bakım ünitesinde gördüğümüz kızımız artık
evimizde idi.

Hiç unutmam o ilk geceyi. Başından ayrılamadık. Gece boyu nefes kontrolü
yaptık. Bu kontroller biz alışıncaya kadar da devam etti.

Peki ben ev sürecinde nasıl baba oldum?

Ayşecik ile ilgilenmek benim için hep özel zamanlar oldu. Zorla değil,
isteyerek yanında oldum hep.

Yorulmadım mı? Çok yorulduğum zamanlar oldu. Uykusuz kaldığım günler oldu.
Ancak sorumluluğum vardı. Sorumluluktan öte geçirdiğim özel anlar vardı. Bu
neden ile hep evde olduğum zaman diliminde kızımla ilgilenmek benim için
özel zamanlar oldu.

Şimdilerde doğrularımla, yanlışlarımla öğrenmeye devam eden taze bir
babayım.

Son olarak bir kuvöz anısı ile bitiriyorum ve zaman ayırıp okuyan herkese
teşekkür ediyorum.

Bir prematüre baba anısı…

Yoğun bakım ünitesinin kapısına geldik, bu sefer önce camdan bakmak
istedik. Camdan baktığımızda bebeğimiz sessizce uyuyordu. Hemşire bizi
gördü ve gülümsedi. Buyrun işareti yaptı başını hafif öne eğerek…

İçeri girdik ve prosedür olan el yıkama, önlük giyme ve sterilize olma
sonrası bebeğimize doğru yüzümüzde tebessüm ile yürüdük.

Hemşire kuvözün kapağını açtı ve bebeğimiz ile aramızdaki cam kalktı gitti.

Kanguru bakımına geçeceğiz dediler. Eşim hazırlanmaya gitti tekrar. Bana
baktı hemşire ve kucağınıza almak ister misiniz dedi.

Nasıl yani o minik bedeni kucağımda mı tutacaktım ben. Oturdum sandalyeye
ve hemşirenin kızımızı alıp kucağıma vermesini bekledim.

Uzattı ellerini, aldı minik Ayşe Mila’yı. Kucağıma bıraktı ve ellerime
pozisyon verdi.

Kucağımdaydı artık… minik elleri, ayakları ve kocaman mücadeleci kalbi
ile…

Kalbim yerinden mi çıkacak acaba… Bu nasıl bir heyecan, bu nasıl müthiş
bir duygu…

Baba olmak…

@bankadabirbaba

Prematüre Babası

Anne Beni Duyuyor musun?

Uzun yıllar öğretmenlik ve akademik çalışmalarını psikoanalitik-edebiyat kuramları üzerine yapan peşine de bu iki konuyu birleştirerek koçlukla tanışan Eğitmen, Koç ve Sihirli Benekler Çocuk kitabının yazarı Hatice Boşça, çalıştığı alanlarda daha geniş kitlelere ulaşmak ve kalıcı dönüşüm yaratmak için kadınlarla yola çıkan bir isim. “Annem Koçum Olsun”, “Benim İçin Yavaşla Anne”, “Anneler İçin Kariyer Koçluğu” eğitimleri ile annelerin hayatlarına dokunan Boşça, toplum olarak nasıl daha iyi iletişim kurabiliriz ve var olan potansiyellerimizi aktive edebiliriz konuları ile ilgili eğitimler veriyor. Biz de kendisine bu eğitimler özelinde anne-çocuk ilişkisini sorduk.

Aslında siz bir eğitimcisiniz. Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü okuduktan sonra neler oldu da öğretmenlik yolunuzda farklı kapılar açtı?

Uzun yıllar öğretmenlik yaptım. Öğrencilerimi en iyi potansiyellerine ulaşmalarını istemek bende hep vardı. Çocukların ve gençlerin doğuştan getirdikleri neşeli, eğlenceli, üretken yapılarının yetişkin dünyasına katıldıkça yok olduğunu gördüm. Akademik çalışmalarımı zaten psikoanalitik-edebiyat kuramları üzerine yapmıştım. Bu iki konu birleşerek koçlukla tanışmama vesile oldu. Toplum olarak nasıl daha iyi iletişim kurabiliriz ve var olan potansiyellerimizi aktive edebiliriz konuları ile ilgili eğitimler veriyorum.

“Annem Koçum Olsun”, “Benim İçin Yavaşla Anne”, “Anneler İçin Kariyer Koçluğu” eğitimleriniz var. İçeriklerini anlatabilir misiniz?
Annem Koçum Olsun

Çocukların doğumundan yetişkinliğe kadar hayatına en yakın şahitlik eden kişi annesidir. Hızla değişen dünyamızda kendi ebeveynlerimizden aldığımız çocuk yetiştirme modelleri bambaşka bir dünyanın eşiğindeki çocuklarımız için yetersiz kalmaktadır. Çocuklarımıza daha iyi rehberlik edebilmemiz için anneler olarak daha donanımlı olmamız şart. Bu eğitim şiddetsiz iletişim, koçluk, transaksiyonel analiz yaklaşımlarının harmanlanması ve kendi annelik deneyimlerimle bir araya getirdiğim bir grup çalışmasıdır. Patenti bana aittir. 10 ay süren bu çalışma ile katılımcılar kendi kişiliklerine ve aile yapılarına uygun annelik modellerini ortaya koyarlar. Çocuklarının potansiyelini keşfetme konusunda farkındalık kazanırlar. Aile içinde sağlıklı iletişim kurma becerisi edinerek çözüm odaklı anne olmayı deneyimlerler.

Benim İçin Yavaşla Anne

Bu eğitimimizde çocuğun ağzından anneye şöyle bir sesleniş var: “Seni daha sakin, huzurlu ve neşeli görmek istiyorum anne. Biliyorum beni çok seviyorsun, hayat şartları diyorsun ama ben bunları anlamıyorum anne. Lütfen anne benim için bu hafta sonu dinlenip içine döner misin?” Sürekli, ev, iş, eş ve çocuklar arasında koşturmaktan nefes nefese kalan telaşlı güzel kadın. Gel bu hafta bizimle dinlen. 3 gün boyunca bütün rollerinden arınarak sadece kendin olmayı deneyimle. Kendi özünle, unuttuğun, ihmal ettiğin özünle tekrar bağlantıya geç diyoruz. Ve annenin bunları yapabilmesi için iç sesini duyma, değer analizi, motivasyon kaynaklarını tespit, etkili dinleme, ihtiyaçlarına gözlemci olma gibi uygulamalar yapıyoruz.

Anneler İçin Kariyer Koçluğu

Annelikle birlikte iş hayatında da başarıyı elde etmek isteyen Kadınlar için tasarlanmıştır. Halen iş hayatında olan, ara vermiş, yeni bir kariyer veya iş kurmak isteyen anneler katılmaktadır. Çalışmalar iki temel üzerine kuruludur. Potansiyelini keşfetme ve bu potansiyele uygun hedefler koyarak aksiyona geçme. Konulan hedeflere uygun stratejiler belirleme. Bu stratejileri hayata geçirirken karşılaşılan güçlüklere göre yeni aksiyonlar belirleme. 10 aylık bir çalışmadır. Her ay bir konu üzerine yoğunlaşılır. Ayda 1 kez 3 saatlik bir çalışma yapılır. Çalışmalar uygulamalı, dönüşümü harekete geçirecek çalışmalardır.

Neden özellikle bu eğitimlere yöneldiniz?

İş hayatım, okuduğum kitaplar ve yurt dışında on beşe yakın ülkede yaptığım gözlemler sonucu daha iyi, mutlu, başarılı, neşeli bir toplumun olabildiğini gördüm ve bizim toplumumuzun da bunları hak ettiğini daha da iyi olabileceğimizi düşündüm. Bu yola kadınlarla çıkmamın sebebi ise kadınlar erkeklere göre değişime daha açıklar ve yeniliğe daha kolay adapte olabiliyorlar. Bu yüzden bu eğitimlerde kadınlarla çalışarak, mutlu anne mutlu aile ve mutlu toplum inancımla yoluma devam ediyorum.

“Mükemmel anne” olma çabası içerisinde olan anneler acaba söz konusu iletişimde neyi kaçırıyorlar?

Hep kafalarında mükemmel anne olmak için yapılması gerekenler var. Bunları düşünüp yapmaya çalışırken gerçekte çocuklarının ne dediğini ve neye ihtiyacı olduğunu duymuyorlar, görmüyorlar.

“Anne beni duyuyor musun?” cümlesini çocuklar ne zaman kuruyorlar, ebeveynlerine nasıl ifade ediyorlar?

Çocuk böyle bir cümle kurmaz. Gerçekte duyulmadığında ve ihtiyaçları sağlıklı bir şekilde giderilmediğinde davranış ve hareketleriyle belli ederler. Örneğin, öfke, ağlama, vurma vb. her çocuğun kendine ait (ben duyulmuyorum) hareketi vardır. Çocuğunun bu hareketini maalesef “benim çocuğum şımarık, hırçın, inatçı, bu aralar çok huysuz” gibi şekilde yorumluyor anneler. Çocuğu duymak dediğimiz şey çocuğu bunlarla bana ne anlatıyor sorusunu sormaktır. Örneğin bu soruyu soran anne şöyle cevaplar bulabilir; çocuğum stresli (ev değişikliği, yeni kardeş, okula yeni başlama, tuvalet eğitimi vb.) pek çok şey çocukta strese neden olabilir, daha fazla ilgiye, sevgiye, şefkate, anlaşılmaya ihtiyacı olabilir, uykusu gelmiş olabilir vb.

Burda yanlış yaklaşımlar neler oluyor?

En temel yanlış yaklaşım aileler 30 yıllık tecrübelerini 3 yaşındaki çocuktan bekliyorlar. Bir söyleneni tek seferde anlayıp yapmasını bekliyorlar. O anda hangi olay yaşanıyorsa bir de çocuğun gözünden bakmayı deneseler onları daha iyi anlayabilirler. Şimdi bir hayal edin. Dünyaya geleli sadece 3 yıl olmuş, 90 cm boylarında devler arasında gezen küçük bir çocuksunuz. Karşınızdaki yetişkin size yukarıdan şunu yap bunu yapma diyor. Sizin de kendinizin yapmak istediği başka şeyler var ama o sizi dinlemiyor ve bu hiç istemediğiniz şeyi kendi iyiliğiniz için yapmanız gerektiğini söylüyor. Bu sizi ikna eder mi?

Dinleme ve duyma kavramları iletişimi nasıl yönlendiriyor?

Üç seviye dinleme var. Birinci seviye dinlemede karşıdaki ne derse desin biz kendi kafamızın içindekini duyuyor ve düşünüyoruz. Karşıdakinin ne demek istediğini duygu ve düşüncelerini duymuyoruz. Bu yetişkinler arası iletişimde de böyle.

Anne Baba Seminerleri Başlıyor!

Seminerlerin Amacı

• Anne babaları çocuk yetiştirme konusunda bilgilendirmek
• En çok karşılaşılan problemler hakkında bilinçlendirmek ve bunların üstesinden gelmelerine yardımcı olmak
• Çocukla sağlıklı bir ilişki kurmanın temellerini oluşturmak
• Anne-baba-çocuk ilişkisindeki yanlış davranışlarla ilgili farkındalık oluşturmak ve bu davranış şekillerinin yerine daha sağlıklı iletişim becerilerinin kazanılmasını sağlamak

Seminer Konuları

4 oturum sürecek seminerlerimizde aşağıdaki konular işlenecek ve aşağıdaki sorulara cevap verilecektir:

Oturum 1: Gelişim Evrelerini Anlamak ve Çocuklara Doğru Zamanda Doğru Alışkanlıkları Kazandırmak
• Uyku düzeni nasıl sağlanır?
• Uyku problemlerinin üstesinden nasıl gelinir?
• Doğru beslenme alışkanlıkları nasıl kazandırılır?
• Beslenme sorunlarının üstesinden nasıl gelinir?
• Tuvalet alışkanlığı nasıl ve ne zaman kazandırılmalıdır?

Oturum 2: Özgüvenli çocuk yetiştirmek
• Çocuklarda özgüven ne demektir? Neden önemlidir?
• Özgüvenli çocuk nasıl yetiştirilir?
• Çocuğun kaygı, endişe veya korku yaşadığı nasıl anlaşılır?
• Kaygı, endişe, korku ile nasıl baş edilebilir?

Oturum 3: Çocuklarda Sık Karşılaşılan Hassasiyetler Nelerdir? Bunlarla Nasıl Başa Çıkılır?
• Çocuklarda ne gibi hassasiyetler görülebilir?
• Dürtüsellik, hareketlilik, aşırı duyarlılık veya duyarsızlık durumlarında çocuğa nasıl yardım edilebilir?
• Bazı dokulara, tatlara, kokulara, sesler aşırı duyarlı çocuklara nasıl destek olunabilir?
• Duyu bütünleme/ergoterapi/fizyoterapi hangi durumlarda yardımcı olabilir?
• Çocuğumun duyusal ve motor becerilerini nasıl desteklerim?

Oturum 4: Öfke Krizlerini Sakince Karşılamak & Disiplinli Çocuk Yetiştirmek
• Sık görülen öfke krizleri ile nasıl baş edilebilir?
• Söz dinlemeyen, inatlaşan, öfke krizi geçiren çocuğa nasıl yaklaşılmalıdır?
• Öfke krizini tırmandıran ebeveyn davranışları nelerdir?
• Disiplin anlayışından ne anlamalıyız?
• Disiplinli olmak neden çatık kaşlı, “kuralcı” anne baba olmak değildir?
• Kural nasıl konulur? Kural koymaya ne zaman başlanmalıdır?
• Çocuğa “hayır” demek gerekir mi?

Kimler Yararlanabilir?

• 0-10 yaş çocuğu olan anne ve babalar
• Anne ve baba adayları
• Büyük anne ve büyük babalar
• Bakım verenler
• Eğitimciler

Programın Süresi ve Yönetimi

• Program 4 haftadır. Haftada bir oturum olarak düzenlenmiştir.
• Uzmanlar konu hakkında bilgilendirme yaptıktan sonra katılımcıların sorularını cevaplayacaklardır.
• Program sonunda sertifika verilecektir.

Tarih & Yer

• Seminerler iki farklı yerde yapılacaktır. Katılımcılar sadece bir yeri seçebilirler.

Lokasyon 1: Salı günleri: 26 Kasım, 3-10-17 Aralık 2019
Larus Kids, Göktürk Merkez Mah. 2.Kayın Sok. No:2/1 Larus Palas Eyüp, İstanbul

Lokasyon 2: Perşembe günleri: 28 Kasım, 5-12-19 Aralık 2019
ekipnormarazon, Valikonağı Cad., Polat Apt, No: 77/2, Nişantaşı, İstanbul

• Saat: 20.00 – 21.30 (tüm oturumlar)
• Rezervasyonlar ödeme yapılınca kesinleşir. Lütfen yerinizi en kısa zamanda ayırtın.

Seminer Ücreti

• Tek kişi – 4 hafta: 475TL
• Çift kişi (anne ve baba) – 4 hafta: 700TL
• Tek kişi – 1 oturum: 150TL
• Fiyatlara KDV dahildir.

SEMİNERE KAYIT OLMAK İÇİN HEMEN TIKLAYIN!

Semineri Veren Değerli Uzmanlar

Uzman Pedagog Belgin TEMUR


Biyografisi için tıklayınız –>
https://www.cocukludunya.com/uzman-yazilari/yazar/belgin-temur-uzman-pedagog/
** ** ** **

Uzman Pedagog Güzide SOYAK


Biyografisi için tıklayınız –>
https://www.cocukludunya.com/uzman-yazilari/yazar/guzide-soyak-uzman-pedagog/
** ** ** **

Uzman Fizyoterapist Yonca GÖRGÜL


Biyografisi için tıklayınız –>
https://www.cocukludunya.com/uzman-yazilari/yazar/uzman-fizyoterapist-yonca-gorgul/
** ** ** **

Eğitim Danışmanı, Pedagog Prof. Dr. Norma RAZON


Biyografisi için tıklayınız –>
https://www.cocukludunya.com/uzman-yazilari/yazar/norma-razon-egitim-danismani-pedagog/

Sonbahar’da Bebekler Nasıl Giydirilmelidir?

Eylül ayının sonuna doğru yaklaşmamıza rağmen hâlâ sıcaklar hüküm sürse de havaların düşen ısısı iyiden iyiye kendisini hissettirmeye başladı. Özellikle akşamları serinleyen havalar ‘ne giyileceği’ konusunda kafalarda bir karışıklık yaratmış durumda. Büyükler için bu büyük bir sorun olmasa da aslında bebekler yani bebekli aileler için büyük bir sorun. Çünkü bebeklerin ve yeni doğanların mevsimler arası sıcaklık farklarına alışma döneminde olmalarından dolayı uzmanlar tarafından giysi seçiminde hassas olunması gerektiği ebeveynlere sık sık anlatılıyor.

Peki, sonbaharda bebek nasıl giydirilmeli? Sonbahar ayında bebek kıyafetlerinde tercih nasıl olmalı? Bebek kıyafeti alırken dikkat edilmesi gereken hususların başında öncelikle sıcaklardan ziyade kalitesi gelir. Burada kalitede derken asıl kasıt pahalı olması değil; bebeğin tenine uygun, kimyasal maddeler içermeyen %100 pamuklu ürünler olmasıdır. Yani alınacak kıyafetin bebeği hem üşütmeyecek hem de terletmeyecek yapıda olması gerekir. Özellikle babaanneler ve anneanneler sürekli bebeğin üşüdüğünü düşünür ve torunlarına sürekli kalın kıyafetler giydirilmesini öğütlerler.

Peki bebeğinizin sıcağı sevdiğine emin misiniz? Evet! Bebek kıyafetleri seçiminde bebeğin tercihleri ve istekleri de önemlidir. Her ne kadar korumacı yaklaşılsa da bebeğin kendine has bir biyolojik yapısı vardır. Bebek bakımında en sık yapılan hataların başında da bebeği çok sıkı ve sıcak giydirmek gelir. Bu hareket her ne kadar iyi niyetli yapılmış olsa da mevsimsel özelliklere uygun giydirilmeyen bebekler hasta olabiliyorlar. Üşüyecekleri konusunda paniğe ya da korkuya kapılıp bebeği sıkıp sarmalamak terlemesine ve terlediği zaman ise hasta olmasını kolaylaştıracak unsurlar barındırmasına sebep olur. Bu hususta ailelerin unutmaması gereken ilk kural her zaman bebeği mevsime uygun giydirmek’tir! Yani bebek hem üşümeyecek hem de terlemeyecektir! Bunu en iyi sağlayan kıyafetlerin özellikleri ise pamuklu olmaları…

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanları bebeklerde pamuklu kıyafetlerin tercih edilmesini içerisinde naylon olan kıyafetlerin bebek giyiminde kullanılmaması gerektiğini söylüyorlar. Aksi halde bebekler soğuk algınlığı, bronşit gibi hastalıklara yakalanabiliyorlar. Ayrıca sonbahar ayında bebeklerin (balkon dahil) dışarı çıkarılması durumda her ihtimaline karşı ebeveynlerin yanında mutlaka hırka veya yelek tarzı kıyafetler bulundurması gerekiyor. Erkek bebek giyim veya kız bebek giyim olsun, sonbahar ayında bebeğe giydirilecek kıyafetler arasında başlık, eldivenler ve çoraplar ilk sırada yer alır. Bebeğinizi dışarı çıkarırken özellikle öğleden sonra hava ısısı daha çok düşeceği için anne ve babaların bebek için bu parçaları yanlarında bulundurması faydalı olacaktır. Ancak bebeğe kalın çorapları ve deri ayakkabıları giydirmek uzmanlar tarafından yine tavsiye edilmeyen bir diğer unsurdur. Çünkü bu tür detaylar bebeğin daha çabuk terlemesine neden olur.

En Güzel Çocuk Şarkıları: Benim Annem

BENİM ANNEM

Küçücükken baş ucumda bana ninni söylerdin,
Sabahları uyanınca beni okşar severdin.
Benim annem güzel annem, beni al dizlerine
Kucağında okşa beni, ninniler söyle bana.
Bir masalla avunurdum, yatardım dizlerine,
Bugün hala kulağımda, çınlıyor tatlı sesin,
Sen gülünce doyamazdım, o sevimli yüzüne.
Benim annem güzel annem kalbimin neşesisin.

Bebek ve Yaz Tatili

Çiftler bebek sahibi olduktan sonra en korktukları şeyin başında uzunca bir süre seyahate çıkamayacak olmaları gelir. Bebekle tatil, birçok aile için imkansızlar listesinin başında gibi görünse de aslında çok büyük bir yanılgıdan ibarettir.

Bebekle tatile çıkılan dönemleri çok basit bir şekilde üçe ayırmak mümkündür. İlk altı aylık dönem; 6-12 aylık dönem ve 1 yaşından sonrası. Bebeğin anne sütünden başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadığı dolayısı ile fiziksel olarak tatile gitmenin en kolay olduğu dönem, ilk dönemdir. Yanınızda çocuğun beslenmesi için hazır mamalar, çorbalar, vb… şeyler taşımak zorunda olmadığınız, dolayısıyla da tatile en hafif gittiğiniz dönemlerin başında gelir. Burada tek istisna eğer bebeğinizi emzirecek derecede sütünüz yok ise o zaman tatile gittiğiniz süre boyunca bebeğinize yetecek kadar devam sütünü mutlaka yanınızda taşımak zorundasınız. Gittiğiniz yerden de pek tabi devam sütü satın alabilirsiniz ama tatildesiniz, keyif almak için ordasınız, dolayısı ile bebeğin temel gıdası olan süt pek riske atılacak bir konu değil bence. Süprizlerle karşılaşmamak adına varsın bavulunuz biraz ağır olsun ama bebeğinizin sevdiği süt yanınızda olsun.

6 Aylık Bebekle Tatil

İlk 6 ayda bebekle tatil deyince yazlık yerlere gitmeniz tatilinizin sorunsuz geçmesi açısından önemlidir. Bebekler, ilk 6 aylık dönemde enfeksiyonlara çok açık olduğu için havanın soğuk olabileceği, bebeği üşütebileceğiniz yerlerden kaçınmakta fayda var. Bütün anne babaların en çok merak ettiği soruların başında, bebeğin denize ne zaman sokulabileceği gelir. Öncelikle bebeği suya sokabilmek için belli başlı aşılarının tamamlanıp, başını da dik tutabiliyor olması gerekir. Bu da 4-6 aya işaret eder. Sonrasında da denize girmenin ön koşulu olarak deniz suyu sıcaklığının 29-30 derece olması, hava sıcaklığının da bunun en az 2-3 derece üzerinde olması gerektiği söylenir. Fakat 29-30 derece sıcaklığında deniz suyu sıcaklığını her zaman bulmak çok mümkün olmayabilir, o yüzden 25 derece üzeri sıcaklıklar da bence oldukça makul seviyelerdir. Kaldı ki tatile gittiğinizde sakın bu kadar detayı düşünüp de etraftakileri sıkmayın. Deniz size göre sıcak bir denizse, hava da sıcak güneşli bir günse, çocuk doktorunuz da izin veriyorsa bebeğinizi suya çekinmeden sokabilirsiniz. Yalnız burada unutulmaması gereken nokta, havuzlar yeterince steril olmadığından, temizlemek için kullanılan klorlar da bebeğe zarar verebileceğinden, bebekler havuz yerine mutlaka temiz olan denizlere sokulmalıdır. Bazı doktorların 1 yaşına kadar İstanbul’da denize girmeyi pek tavsiye etmediğini ve daha temiz denizleri önerdiklerini de unutmayalım.

Bebekler İçin Yüzme Simidi

Bebeklerle deniz tatiline giderken, hangi simitle suya sokulacağı da yine önemli bir konudur. Bu konuda bebekten bebeğe farklılık gösterir. Küçüklüğümüzde en çok kullanılan ucuz simitler, bebeğinize bu aylarda çok büyük geleceğinden ve içinden kayabileceğinden onları kesinlikle kullanmayın. Ama tatilde, yanınıza simit almayıp, gittiğiniz yerde de bu simitler varsa da çok dert etmeyin; bebeğinizi içine koyduktan sonra mutlaka bir elinizle devrilmemesi için simidinizi, diğer elinizle de simidin içinden bebeğinizi tutun. Bebek için en doğru alternatifler, bacaklarını içine geçirebileceğiniz; kurbağa, araba, vb… şekillerde tenteli veya tentesiz olan simitlerdir. Bebekler, bu simitlerin içine oturup, yüzmek için çaba göstermeden etrafı seyredebilir, suyla oynayabilirler.

Bebekler için yüzme simidi


Tenteli olanlar, güneşten koruma fonksiyonunu da üstlendikleri için daha çok tercih sebebi olabilirler. Ama simitlerde unutulmaması gereken en önemli nokta, denizdeki en ufak dalgalanma veya yanlış bir harekette devrilme riski oluşabilir, o yüzden bir elinizle simidi her zaman tutmayı ihmal etmeyin. Son dönemde popüler olan swimtrainer marka simitler ise bebekleri yüzme esnasında daha aktif hale getiriyor. İçinden kaymasını önleyen şişirilebilir yüzey, kollardan geçip, vücuda oturan klipsli sistemle bebeğin öne düşmesini de engelliyor. Özellikle ilk denize girişlerde bebeğinizi tek yerine iki kişi ile beraber sokmayı tercih edin. Simidi mi çocuğu mu tutacağım derdine düşmeden içiniz rahat olur. Dalgalı denizlerden, temiz olmayan, suya zor girilen yerlerden ve herhangi bir şekilde tehlike oluşturabilecek yerlerden uzak durun.

Rosi Razon