Yazılar

Squid Game: Çocukları Bekleyen Tehlike

Şiddet İçerikli Yayınların Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Günümüzdeki dizi ve filmlerin içeriğiyle birlikte, çocuklar tarafından aile denetimi bulunmadığında kolaylıkla ulaşılabilir olması çocuklarda psikolojik travmalar ve eğilimler yaratabiliyor. Bu eğilimler gelişim çağındaki çocuklar için uzun vadede kalıcı hasara da yol açabiliyor.

Daha önceden de gündeme gelmiş olan bu diziler, “Squid Game” adlı dizinin yayınlanmasıyla tekrardan tartışmaya açılır hale geldi. Dizinin kurgusu, yetişkinlerin çocuk oyunları oynamak durumunda bırakılması ve kaybedilmesi durumunda ölüm ya da ağır yaralanma ile sonuçlanması üzerine oluşturulmuştur. Bu kurgular her ne kadar yetişkinler için vakit geçirme ve eğlenme aracı olsa da çocukların bu içeriklere erişebiliyor olması belli sorunlara yol açmaya başlamıştır.

Bu yapımlar sosyal medya etkisiyle birlikte çocukların oyun algısını bozabilir. Aynı zamanda şiddet içeriğine erken yaşta maruz kalmak, çocukların şiddeti normalleştirmesi ve şiddet eğilimli davranış göstermesiyle sonuçlanabilir. Bu şekilde kurgulanan içerikler artık her alanda ulaşılabilir olduğu için ebeveynlerin ve eğitim kurumlarının aldığı önlemler oldukça önemlidir. Bizler de bu konuda soru işareti olan ebeveynler için alınabilecek önlemleri sizler için listeledik.

 

Çocuklar Şiddet İçerikli Kurgulara Nereden Ulaşıyor?

 

çocuklarla dizi izlerken dikkat edilmesi gerekenler

Şiddet içerikli yayınlar, yerel ve dijital platformlarda ulaşılabilir durumdadır. Yerel kanallarda gece saatlerinde çocuk gelişimine zararlı olabilecek film ve diziler yayınlanır. Bu saatlerde eğer çocuk uyanıksa, ebeveynler bu yayınları izlememelidir. Dijital platformlarda açılan hesaplar içerisinde de yetişkin ve çocuk profilleri bulunur. Eğer bir çocuk ebeveyn gözetim dışındaysa, kolaylıkla profiller arası geçiş yapabilir. Ebeveynler kendi izleyecekleri şiddet içerikli yayınları da çocukların olduğu ortamlarda izlememelidir.

Yerel kanallarda bir önlem alınamasa da dijital yayın platformlarında gözden kaçma durumunda kontrol sağlanması için içerikler ebeveynler tarafından şifrelenebilir. Böylece çocuk herhangi bir yayına izinsiz girmeye çalışırsa, şifreyi giren bir ebeveyn olmadıkça içeriğe ulaşamayacaktır.

Çocukların Şiddet İçerikli Yayınlara Ulaşımı Neden Engellenmelidir?

Gelişim çağındaki çocuklar çevrelerinde yaşanan olayları ve deneyimleri gözlemleyerek dünyayı tanır ve öğrenirler. Bu gözlemleme sürecinde sürekli maruz kaldığı olayları ise “normal” olarak beyinlerinde kodlandırırlar.

Bir çocuğun ev içerisinde, okulda ya da herhangi bir ortamda düzenli olarak şiddete maruz kalması şiddeti normalleştirecektir. Günümüz koşullarında ise okullarda çocuklar arasında şiddete meyilli davranışlar gözlemlenmeye başlamıştır. Çocuklar şiddet içerikli yayınlarda gördükleri kurguları kendi oyunlarında da uygulamaya başladığı için eğitim kurumlarının ve ebeveynlerin önlem almaları gerekmektedir.

Çocukların Maruz Kaldığı Şiddet İçerikli Yayınlarla İlgili Alınması Gereken Önlemler

Çocukların şiddet içerikli yayınlara maruz kalmaması için alınabilecek ilk önlem ebeveyn gözetimidir. Öncelikle çocukların sosyal medyaya olan erişimi kısıtlı ve gözetim altında olmalıdır. Çünkü bir çocuk zararlı bir yayını izleyemese bile sosyal medyadan çok hızlı bir şekilde öğrenebilecektir.

Bunun dışında dijital platformlara ve yerel kanallara erişim de aynı şekilde kısıtlı ve gözetim altında gerçekleşmelidir. Eğer ebeveynler gözden kaçırabileceklerinden şüpheleniyorsa, bu platformlara şifre koyabilirler. Şifreli olduğu sürece çocuklar izinsiz olarak bir yayını izleyemezler.

Erişimi engellemek ne kadar önemli olsa da internet çağında kısıtlamalar tamamıyla gerçekleşmeyebilir. Çocuklar ailenin olmadığı ortamda internete ulaşabilir. İnternet erişimine sahip olmasalar bile arkadaşlarından öğrenebilir ve arkadaşlarıyla birlikte yanlış oyun algısına kapılabilirler. Böyle bir durumun gerçekleşmemesi için ebeveynlerin ve okulların beraber hareket etmesi gerekir.

Okullar, öğrenciler için oyun algısını geliştirecek ve hayal ürünü kurgular ile gerçeğin karıştırılmaması gerektiğini aşılayacak eğitimler vermelidir. Eğitimler, şiddete başvurmadan duygu ve düşüncelerin nasıl ifade edilebileceğine odaklanmalıdır. Bununla birlikte teneffüs saatlerinde çocukların oyun alışkanlıkları gözlemlenir ve uyarılarda bulunulursa, oluşabilecek yanlış bir oyun algısı ya da türüne anında müdahale edebilmiş olurlar. Aynı zamanda, aileler her zaman nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini bilmeyebilir. Bu konuda okulların ailelerle iletişime geçip bir yol haritası oluşturmaları çok faydalı olacaktır.

Okulların alacağı önlemlerle birlikte, ailelerin çocuklarına “oyun” kelimesinin tanımını tekrardan sağlıklı bir şekilde yapması gerekir. Bu yaklaşım, özellikle çocuklar bu yayınları seyrettiğinde gerekir. Çünkü oyunlar kişilere zarar verme amacı gütmez. Ancak eğlence aracı ve çocukların fiziksel, mental ve sosyal gelişimleri için kullanılan araçlardır. Ek olarak, bu süreçte çocuklarla daima iletişim halinde olunmalıdır. Kızmak ya da sinirlenmek, çocuklarda inat görülmesine neden olabilir. Sakince iletişim halinde kalınan durumlarda, çocukların gelişiminde kalıcı hasar görülmeden sürece devam edilebilecektir.

 

Aşağıdaki yazılarımı kaçırmayın:

 

 

Bu yazı Doğa Baybek tarafından yazılmıştır.

Oyun Ablası Nedir?

Oyun ablalığı ve abiliği, günümüz koşullarında, ebeveynlerin çalışmaları ve gün içinde çocukları ile yeteri kadar vakit geçirememeleri sonucunda ortaya çıkmış bir meslek koludur. Oyun ablaları, okul öncesi eğitim ve çocukların yaş grubuna göre gelişimini güçlendirecek aktivitelerden sorumludur. Bu aktiviteler içerisinde resim çizmek, eğitici oyunlar oynamak, çocuğun sorumluluk bilincini geliştirmek gibi amaçlar çerçevesinde uygulanır.

Oyun Ablası Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Ebeveynler için çocuklarını tanımadıkları bir kişiye emanet etmek hiç kolay değildir.
  • Oyun ablası olarak işe alınacak kişi çok iyi tanınmalıdır.
  • Kişinin çocuk bakımı konusundaki bilgisini ölçmenin yanı sıra, ilk olarak çocuk ile uyumu gözlenmelidir. Oyun ablası adaylarıyla birkaç haftalık deneme süresi üzerine görüşebilir. Bu deneme süresinde ise ebeveynler olabildiğince süreci takip etmelidir.

Oyun Ablası Nelerden Sorumludur?

Oyun ablaları, üniversitelerin Okul Öncesi Öğretmenliği programlarından mezun olmuş adaylardan seçilir. Dolayısıyla çocuk okula başlayana kadar kazanması gereken yetilere uygun zemini hazırlamak oyun ablasının görevidir. Bununla birlikte, oyun ablalarının genel sorumlulukları şu şekilde listelenebilir:

  • Oyun ablaları 0-6 yaş arası çocukların gelişimi ile ilgili bilgi sahibi olmalıdır. Bu yaş grubundaki çocuklar çok hızlı gelişirler. Bu yüzden, aylık olarak, çocuktaki gelişim dikkatlice gözlenmeli ve aileler bilgilendirilmelidir. Böylece çocuğun kendi gelişimine özel program oluşturulur.
  • Oyun ablaları aynı zamanda aileler için danışmanlık yapabilmelidir. Kültürel olarak normal sayılan fakat çocukların gelişimini negatif etkileyebilecek davranışlar konusunda uyarabilmelidir. Aynı zamanda oyun ve oyuncak kullanımı, ödül ve pekiştirmeler konusundaki seçimlerde yardımcı olmalıdır.
  • Oyun ablaları ailelerin programına uyabilmelidir. Özellikle çalışan ebeveynlerin olduğu ailelerde seyahat ve eve geç dönme durumlarında oyun ablası çocuğun yanında olabilmelidir. Bunun gibi durumlar için oyun ablaları en başta esnek çalışma saatleri konusunda bilgilendirilmedir.
  • Her çocuğun doğduktan sonraki belirli süreler içerisinde kazanması gereken belli beceriler vardır. Bazı çocuklar bu takvime uyar bazıları ise uymaz. Yani kimi çocuk belirlenen eşikleri erken, kimi çocuk ise geç aşabilir. Bu gibi durumlarda çocuğun gelişiminin kalıcı olarak etkilenmemesi için belli önlemler alınması gerekebilir. Oyun ablası ise beceri kazanımını yakından takip etmelidir ve gerekli durumlarda alınacak önlemler konusunda öncelik etmelidir.

oyun ablası

Oyun Ablası Hangi Özelliklere Sahip Olmalıdır?

Oyun ablalarının çocuk gelişimi ile ilgili donanımından çok kişisel özellikleri de önemlidir. Çünkü çocuklar günün büyük bir kısmını oyun ablalarıyla geçirirler. 0-6 yaş arasındaki çocuklarda örnek alma davranışı görülür. Aynı zamanda stabil ve güvenli bir ortam oluşturulması çok önemlidir. Bu yüzden oyun ablasının oluşturacağı ortam ve davranış biçimi çocuğun gelişimi için kritiktir.

  • Oyun ablası Türkçeye hâkim olmalıdır. Çocukların dil yetenekleri bu yaşlarda gelişeceği için maruz kaldıkları dil kullanımına dikkat edilmelidir.
  • Oyun ablası iyi derecede İngilizce bilmelidir. Günümüzde İngilizce her alanda gereklidir ve bir dile erkenden alışabilmek öğrenmeyi kolaylaştıracaktır. Yaş ilerledikçe yeni bir dil edinmek zorlaşacaktır.
  • Oyun ablası sigara kullanmamalıdır. Gelişim çağındaki çocukların pasif olarak bile zararlı maddeye maruz kalması olabildiğince önlenmelidir.
  • Oyunlar çocukların kendini ifade edebilme şanslarıdır. Oyunlar sayesinde belirli zekâ ve iletişim becerileri gelişir. Bu sebeple oyun ablası hangi dönemde hangi oyunlara ağırlık verilmesi gerektiğini bilmelidir.
  • Küçük yaştaki çocukların disiplin kazanabilmesi bütün hayatları boyunca etkili olabilir. Dolayısıyla uyku, oyun ve yemek saatleri konusunda oyun ablasının göstereceği disiplin önemlidir.
  • Oyun ablası sabırlı bir karaktere sahip olmalıdır. Çocuklar öfke kontrolü ve duygu regülasyonunu her zaman sağlıklı bir şekilde gerçekleştiremeyebilir. Böyle durumlarda sabırsız olmak ve çocuğa tepki göstermek kalıcı hasar yaratabilir. Böyle bir durumun gerçekleşmemesi için oyun ablası kritik ve stresli durumlarda sakin kalabilmeli ve durumu yönetebilmelidir.

Persentil hesaplama aracı yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz.

Bu yazı Doğa Baybek tarafından yazılmıştır.

Balık Yağı Kullanımının Çocuklar Açısından Önemi

Son zamanlarda yoğun tempolu yaşam tarzı insanları sağlıklı ve düzenli beslenmeden uzaklaştırdı ve böylece gıda takviyelerine gösterilen ilgi arttı. Gıda takviyelerinin en çok bilinen ve en sık kullanılan çeşidi olan balık yağı takviyeleri, Omega 3 yağ asidi bakımından çok zengin bir hayvansal kaynaklı yağ çeşididir. Bu yağ asidi vücudumuz tarafından üretilmediği için sadece yediğimiz besinlerle ve aldığımız balık yağı takviyeleriyle vücudumuzda bulunabilir. Omega 3 yağ asidini vücuda almanın en doğal yöntemi haftada en az 2-3 gün yağlı balık çeşitlerini tüketmektir.

Balık Yağının Faydaları

Balık yağının çocukların bilişsel gelişiminde önemli ölçüde etkisi olduğu uzmanlar tarafından doğrulanmıştır. Balık yağının diğer faydalarını sıralayacak olursak:

  • Kalp ve damar sağlığını,
  • Kemik sağlığını,
  • Karaciğer sağlığını,
  • Ruhsal sağlığı,
  • Göz sağlığını,

Koruduğunu ve bağışıklık sistemini güçlendirdiğini söyleyebiliriz. Bütün bu faydaların yanı sıra kanserden korumada da etkili olduğunu gösteren bilimsel çalışmalar da mevcuttur. Özellikle çocuk sağlığına odaklanacak olursak, son zamanlarda yaygın görülen dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun (DEHB) önlenmesinde de balık yağının etkisinden söz edilebilir.

balık yağı kapsül

Balık Yağı Nasıl Kullanılır?

Balık yağları yetişkinler için kapsül ve çiğneme tableti formlarında bulunabilir fakat çocukların kullanımını kolaylaştırmak için çiğnenebilir jel formunda da üretilir. Balık yağının etkilerini görebilmek için düzenli kullanılması önerilir. Balık yağı takviyesini çocuk doktorunuza danışarak beslenme rutininize eklemek gerekmektedir.

Balık Yağı Kaç Yaşından İtibaren Kullanılmaya Başlanabilir?

Bebekler 1 yaşına gelmeden önce olası alerjik reaksiyonlar sebebiyle balık yağı kullanılması doktorlar tarafından tavsiye edilmiyor. Bebek 1 yaşına geldikten sonra balık yağı takviyesine doktor onayı ile başlanabilir. Ek olarak, hamilelerin ve emziren annelerin balık yağı seçimini çok dikkatli yapması gerekir, ağır metal içermeyen ürünler tercih edilmelidir.

Balık Yağı Alerjisi

Balık yağı bazı bebeklerin alerjik reaksiyonlar göstermelerine sebep olabilir. Eğer bebek kusma, ateş, deri döküntüsü gibi tepkiler gösteriyorsa balık yağı kullanımını durdurmalı ve doktorunuza başvurmalısınız.

Balık Yağı Kilo Aldırır Mı?

Balık yağının kilo aldırdığı insanlar arasında yaygın olarak bilinir, fakat tam tersine Omega 3 yağ asidinin iştah sinyallerini azalttığı, bu sayede acıkmayı geciktirdiği araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Takviye balık yağları, kilo almak için gerekli olan fazladan kalori ihtiyacını karşılamaz.

Çocuklarda Omega 3 Eksikliği Nelere Yol Açar?

Omega 3 yağ asidini insan vücudu kendi kendine üretmediği için besinlerden ya da takviye balık yağlarıyla vücuda alınması gerekmektedir. Çocuklarda Omega 3 eksikliği önemli problemlere yol açabilir. Bunlar:

  • Büyüme geriliği,
  • Öğrenme güçlüğü,
  • Unutkanlık,
  • Cilt hastalıkları,

Olarak sıralanabilir. Bunlara ek olarak yaşam kalitesini düşüren etkileri de mevcuttur. Örnek olarak; halsiz ve yorgun hissetme, el ve ayakların soğuk olması ve uyku problemleri gibi. Çocuklarda bu yönde şikayetler gözlemleyen ebeveynler bir uzmana danışarak Omega 3 takviyesine başlayabilir.

Bebek maması yazımızı okumak isteyebilirsiniz.

 

Bu yazı Selin Hızal tarafından hazırlanmıştır.

Kışın Bebekler Nasıl Giydirilmeli?

Kışın Bebeğinizi Evde Nasıl Giydirmelisiniz?

Soğuk havalar, bebeklerini nasıl giydireceğini bilmeyen genç ebeveynler için bir endişe kaynağıdır. Birçok ebeveyn, gerekli olmamasına rağmen küçük çocuklarını aşırı giydirme eğilimindedir.

Kışın bebeğinizi evde nasıl giydirmelisiniz

Yeni doğan bebeğiniz henüz vücut ısısını iyi kontrol edemez. Bu nedenle soğuğa bizlerden daha duyarlıdır. Ebeveynler olarak, aşırıya kaçmadan onları sıcak tutacak kıyafetler tercih etmeli ve sıcak giyindiğinden emin olmalısınız. Burada asıl amaç yenidoğan bebeğinizi sıcak tutarken terlemesini engellemektir.

Evde ve dışarısı soğuk olduğunda, onu uzun kollu bir body ve bol, rahat bir kıyafetle giydirebilirsiniz.

Yenidoğan bebeğinizin ilk haftalarında ve sonraki aylarda göbeği çıtçıtlarla kapatan pijamaları tercih edebilirsiniz, bu pijamalar sizlere kolaylık sağlayacaktır çünkü değiştirmeniz gerekirse, onu takıp çıkarmak daha kolay olacaktır.

Bebeğinizin Terleyip Terlemediğini Nasıl Anlarsınız?

Bebeğin çok sıcak olup olmadığını anlamanın en iyi yolu ensesine dokunmaktır. Eller ve ayaklar genellikle daha soğuk olduğu için iyi göstergeler değildir. Hava sıcak ve nemliyse, çocuğunuz çok sıcaktır ve en iyisi bir kat giysi çıkarmaktır. Aksine, ensesi soğuksa, ona başka bir kat daha giysi giydirebilirsiniz.

Yatağa giderken bebek odasındaki sıcaklığın 16 ile 20°C arasında, ideal olarak 18°C ​​civarında olup olmadığını kontrol etmeniz bebeğinizin vücut sıcaklığı açısından iyi olur . Bunun için basit bir termometre veya elektronik bir cihaz kullanabilirsiniz. Ayrıca uzun kollu bir body, pijama ve uyku tulumu onu yatağında sıcak tutacaktır. Nemli cilt, nemli saç veya huzursuzluk gibi bebeğin çok sıcak olduğuna dair bazı işaretler vardır. Bu gibi durumlarda bebeğinizin üzerinden bir kat giysi çıkarabilirsiniz.

Kışın Dışarı Çıkmak için Bebek Nasıl Giydirilmeli?

kışın dışarı çıkarken bebeğe ne giydirilir

 

Çocuğunuzun hava durumu fark etmeksizin biraz temiz hava alması ve gün ışığını görmesi için dışarı çıkması önemlidir. Dışarı çıkmadan önce çocuğunuzun başını çenesinin altından geçen ve kulaklarını da kapatan bir bere ile kapatın.

Küçük çocuğunuzun elleri ve ayakları daha hızlı soğur, bu nedenle dışarı çıkmadan önce onları iyice örtmeniz ve dışarıda bulunduğunuz süre boyunca sıcak olduklarından emin olmanız gerekir. Bunu yapmak için eldiven, çorap ve bir ayakkabı tercih edebilirsiniz.

Bebeği kışın iyi giydirmek için birkaç kat giysi giydirmekten çekinmeyin. Bunlar bir yalıtkan görevi görür. Gerekli durumlarda üzerinden bir kat giysi çıkarabilirsiniz. Kural şu ​​ki, bebek her zaman sizden bir kat daha fazla giyinmeli çünkü hareket etmedikleri için vücutları daha çabuk soğur.

Bebeğinizi bebek arabası ile gezdirdiğiniz durumlarda onu soğuktan daha da fazla korumak için uyku tulumunun üzerine bir battaniye ekleyebilirsiniz. Rüzgâr, yağmur veya kar durumunda plastik bir örtü de çok pratiktir.

Bebeğinizle bir taşıyıcıyla dışarı çıkarsanız, onu ya ceketinizin içine ya da dışına doğrudan size karşı oturtmanız iyi olabilir. İlk seçeneği seçerek tulum giymenize gerek kalmaz, ancak kabanın bebeğin yüzünü kapatmadığından emin olmalısınız. Aksi takdirde, ona bol bir kar elbisesi giydirin ve gerekirse bir battaniye ekleyin. Rüzgar ve ısı, yeni doğan bebeğinizin ince, narin cildine zarar verebilir. Bu nedenle, vücudun en çok maruz kalan kısımları olan yüz ve ellere biraz krem ​​sürerek bebeğin cildini içeride ve dışarıda nemlendirmeyi unutmayın.

Son olarak, ebeveynler soğuktan korktukları için çocuklarını çok sıcak giydirme eğiliminde olabiliyorlar, bunun gerekli olmadığını ve tehlikeli olabileceğini lütfen unutmayın.

 

 

Bu yazı Deren Yelmen tarafından yazılmıştır.

Çocuklar İçin Çizgi Film Önerileri

Ebeveynler için söz konusu çocukları ve çocuklarının eğitimi olduğunda her konuyu dikkatle ele alırlar. Bu bağlamda çocukların okuduğu kitaplar, oynadıkları oyunlar ve izledikleri filmler çocuk yetiştirmede ailelerin önemle inceledikleri alanlar olup çocuk gelişimini mühim derecede etkilerler. Bu aktiviteler içerisinde özellikle çizgi film izlemek, çocukların en sevdiği aktivitelerden biri olup çocuk davranışları üzerinde göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir etkiye sahiptir. Bu bilgiler ışığında ailelerin çizgi filmler hakkındaki bazı sorularına yanıt getirmeye çalışacağız.

 

Hangi Türde Çizgi Filmler Tercih Edilmeli?

çizgi film seçerken dikkat edilmesi gerekenler

Çizgi filmler çocukların hayal dünyasını genişletir ve bu hayal dünyası çerçevesinde çocukların davranışlarını da biçimlendirebilir. Bu bağlamda çocuklara izletilecek çizgi filmlerinin yanlış örnek oluşturmaması için filmler özenle incelenmelidir.

Çizgi film seçiminde dikkat edilmesi gereken bazı unsurlar şunlardır;

  • Çizgi filmin çocuğun yaşına uygun olması,
  • Şiddet içeriklerinin çizgi film içerisinde yer almaması,
  • Herhangi türde bir ayrımcılığa teşvik edici sözler ve davranışların bulunmaması,
  • Eğitici ve öğretici içeriklerin bulunması,
  • Aile, kardeş ve arkadaşlık ilişlerindeki diyalogların film içerisinde pozitif bir şekilde aktarılması.

Çizgi Filmlerin Pozitif Etkileri Nelerdir?

  • Çocukların kendi akranlarıyla ve büyükleriyle nasıl iletişime geçebileceklerini öğretir,
  • Çocuklara hangi durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini çocukların ilgisini çekerek aktarabilir,
  • Çocukların hayal dünyasını geliştirerek çocuğa farklı bakış açıları kazandırabilir,
  • Dilsel becerilerini geliştirebilir.

Hangi Yaşlarda Çizgi Film İzlenmeli?

Pedagogların yapmış oldukları çalışmalara göre iki yaşından önce çocuklara çizgi film izletilmemelidir. 0-2 yaş aralığındaki bebeklerin gerçeklik ve hayal dünyası arasındaki ayrımı net bir şekilde yapamayacaklarından dolayı bu dönemdeki çocukların çizgi film izlemesi onların gelişiminde bir karmaşaya sebep olabilir.

Çizgi Film Ne Kadar Süreyle İzlenmeli?

çocuklar için ideal çizgi film süresi

Çizgi film izleme süreleri hakkında yapılan çalışmalar sonucu pedagoglar 2 yaşındaki çocukların günde yarım saat süreyle, 3 yaşındaki çocukların günde en fazla 1 saat ve 3 yaş üstü çocukların günde 1,5-2 saat çizgi film izlemeleri önerilmiştir.

Çizgi Film Önerileri

Çocukların hayal dünyasını genişletecek ve aynı zamanda hem aile hem de arkadaşlık ilişkilerinde örnek olabilecek bazı çizgi filmler;

  • Peppa Pig
  • Şirinler
  • Arı Maya
  • Winnie The Pooh
  • Rafadan Tayfa
  • Charlie ve Lola

Diş Buğdayı Nedir?

Diş buğdayı Orta Asya’da ortaya çıkan ve günümüze kadar ulaşan bir Şaman geleneğidir. Çocuğun diş çıkarmasını kutlamak için düzenlenir. Kutlamada çocuğun diş çıkarma sürecini ağrısız, ateşlenmeden geçirmesi ve hayat boyu sağlıklı dişlere sahip olması temenni edilir.

Diş buğdayı kutlamasında çocuğun çıkan ilk dişini gören kişinin özel bir hediye  alması beklenir, hatta bazı yörelerde bu kişi dişi gördüğünde bebeğin elbisesini yırtar ve aileye müjdeli haberi verir. Daha sonra diş buğdayı kutlaması organize edilir ve yakınlara, akrabalara iletilir.

Diş Buğdayı Nasıl Kutlanır?

diş buğdayı kutlaması

Kutlama süreci yöreden yöreye bazı farklılıklar gösterse de temel adımlar genellikle aynıdır.

Öncelikle, çocuk kutlama alanının ortasına oturtulur ve kafasının üzerinden hedik dökülür. Çocuğun başında kalan hedikler ipe dizilir. Bu ipe dizilen hedikler çocuğun dişlerinin düzgün şekilli, inci gibi çıkmasını simgeler. İpe dizilmiş hedikler kız çocuklarının başına, erkeklerin ise boynuna takılır.

Yere dökülen hedikler ise kuşlar için cam önüne veya kapıya bırakılır. Geleneğin bu adımı da çocuğun büyüdüğünde insanlık ve doğa için faydalı olmasını simgeler.

Ayrıca, diş buğdayı kutlamasında çocuğa birçok farklı meslek grubunu simgeleyen araçlar sunulur. Çocuğun seçimine göre gelecekteki mesleğinin belirlendiğine inanılır. Örneğin; kitap seçen çocuğun öğretmen, makas seçenin terzi olacağına dair beklentiler oluşur.

Bazı yörelerde ise sadece makas, kuran ve altın sunulur. Kuranı seçen çocuğun okuyacağına, makası seçen kız çocuğunun ev hanımı olacağına, altını seçenin zengin olacağına inanılır.

Günümüzde bu gelenek daha modern bir hal alarak diş partilerine dönüşmüştür.

Diş Buğdayı Nasıl Hazırlanır?

Diş buğdayının ana malzemeleri buğday ve nohuttur. Bazı yörelerde bulgur da tercih edilebilir fakat yaygın olan malzeme buğdaydır. Bulgur tercih eden yörelerde geleneğin ismine diş bulguru olarak da rastlanabilir.

Haşlanan buğday ve nohuta ek malzemeler tamamen tercihe bağlı olarak seçilir. Yaygın olarak kullanılan ek malzemeler: badem, leblebi, ceviz, fındık, tarçın ve çeşitli şekerlerdir. Süsleme ve sunumda diş şeklinde jelibonlar da kullanılmaktadır. Bu tarifte buğday dişi simgelediği için haşlanma derecesi ve diriliği önemlidir, lapa olmamasına özen gösterilir.

Diş buğdayına ek olarak misafirlere kek, börek, tatlı gibi ikramlar da sunulur. Bunlar genellikler anne tarafından değil, yakınları tarafından hazırlanır.

Diş Buğdayının Anneye Etkileri

Diş buğdayı geleneğinin çocuk için amaçlarının yanı sıra asıl somut faydası anne için ortaya çıkmaktadır. Anneler hamilelikte ve lohusalık döneminde genellikle zorlanırlar ve kendilerine çok az zaman ayırabilirler. Tüm bu anne için yeni ve zor süreçten sonra diş çıkarma süreci başlar. Bu da yeni zorlu bir sürecin habercisidir. Bu süreçte çocuklar genellikle geceleri ateşlenir ve huysuzlanır dolayısıyla anneler de uykusuz ve huzursuz geceler geçirir.

Annenin yakınları ve akrabaları bu kutlama vesilesiyle anneye destek olurlar. Ona yalnız olmadığını ve her türlü ihtiyacında yanında oldukları hissettirler. Bu gelenek annenin sosyalleşmesine ortam hazırlarken, maddi ve manevi desteği de beraberinde getirir. İkramlar ve organizasyonu genellikle iş bölümü ile annenin yakınları halleder.

Diş buğdayı kutlaması çocuğun geleceği ile simgesel bir ilişki kurarken, anneye de büyük bir sosyal destek sağlar.

 

Bu yazı Yaren Türkmen tarafından hazırlanmıştır.

 

Lego Nedir?

Lego, 1940’ların sonuna doğru Danimarkalı bir şirket tarafından üretilen yapı oyuncağıdır. Başlangıçta tahta parçalardan oluşan legolar günümüzde plastik parçalardan oluşmaktadır.  Lego, birbirine kenetlenebilen, farklı renkte parçaların her birinin adıdır. Bu renkli ve biraraya gelebilen parçalar daha büyük yapıları oluşturmada kullanılır.

Lego Hangi Yaş Grubu İçin Uygundur?

Lego ilk dönemlerinde 7 – 16 yaş aralığını hedef alırken bugün Lego Baby ile 0 – 3 yaş grubunu, Lego Duplo ile 2 – 5 yaş arası çocuklar hedef alınmıştır.

Günümüz teknolojisi sayesinde dijital dizayn yöntemiyle üretilen legolar için artı yaş sınırı kalmadı diyebiliriz. Lego, bebekten yetişkine tüm yaş grupları için önemli bir eğlence aracı haline gelmiş durumda. Hatta, yetişkinler için özel olarak üretilen ‘’serious play’’ serisi bulunmaktadır.

Legoların Çocuk Gelişimine Etkileri Nelerdir?

lego oynamanın çocuklara faydaları

Lego çocuklarımıza bağımsız parçalar sunuyor ve onları yaratıcılıklarıyla baş başa bırakıyor. Çocuklar lego parçalarıyla beraber hayal güçlerini ortaya koymak için güvenli bir alan buluyor. Zihinlerinin ürünlerini somut bir şekilde dışa vurabilen çocuklarda yaratıcılıklarının gelişmesinin yanı sıra somut – soyut algıları da gelişmektedir.

Lego, bir yapı oyuncağı olması sebebiyle çocukların boyut ve mekan algılarını da geliştiriyor. Lego ile oynayan bir çocuk oluşturduğu evin veya arabanın dengesini, parçaların uyumunu, boyutlarını kontrol eder. Çocuk, parçlar arasında dengeyi yakalayamadığında sorunu keşfedip düzeltir ve denge kontrolünü sağlar. Bu süreçlerle çocuğun analiz yeteneği de gelişir.

0 – 3 yaş grubunu ele aldığımızda, parçaları birleştirme görevi el – kas –göz koordinasyonu için önemli bir fark yaratır. Küçük parçalarla hareket eden çocukların ince motor becerileri de gelişir. Bu yaş grubunda renkli legolar; çocukların renkleri tanıması, ayırt etmesi ve adlandırması için de önemli bir araçtır.

Ayrıca; lego cinsiyet ayrımcılıklarından da uzak olması sebebiyle de tercih edilen bir oyuncak türüdür. Kız ve erkek çocuklarına eşit uzaklıkta olan bu oyuncak sayesinde çocuklar rahatlıkla karşı cinsle akran etkileşimine girer ve cinsiyet farkındalıkları ayrımcı tabulardan uzak gelişmeye başlar. Bu farkındalık süreci; çocukların sosyal hayatları, kariyer planlamaları gibi yetişkinlik hayatlarına etkisi olacak birçok konuda fayda sağlar.

Legolar, her yaş grubuna hitap ettiği için ailelerin çocukların kaliteli vakit geçirmesi için de bir araçtır. Çocuk – ebeveyn ilişkisinde güvenli bağlanmanın bir parçasını oluşturabilir.

Bütün bu pozitif etkilerden ötürü lego yıllardır oyuncak sektörünün vazgeçilmezlerinden biri.

Lego Plastikleri Çocuklar İçin Zararlı Mıdır?

Lego plastiklerinde stiren (ABS) kullanılır. Bu yapı toksik madde içermediğinden;

  • Lego parçaları rengini kolaylıkla kaybetmez.
  • Isı, bükülme, asit gibi fiziksel ve kimyasal etkilere karşı dirençlidir. Bu koşulları sağladığı için çocuğunuza karşı yapısal bir tehlike oluşturmaz.

Legolar Hakkında Bilmediklerimiz;

  • Legonun ismi Danca Leg Godt kelimelerinden gelmektedir. Türkçesi iyi oyunlar anlamına gelir.
  • İlk lego oyuncağı ahşap bir ördek olarak tasarlanmıştır.
  • Ülkemiz oyuncak pazarında 15’ten fazla çeşit lego bulunmaktadır.
  • En büyük ve en çeşitli lego pazarına Almanya sahiptir.
  • Satışı yapılan en büyük lego seti 5900 parçalık Tac-Mahal setidir.
  • Star Wars için üretilen en büyük lego seti 5.3 milyon parçadan oluşur.
  • 1950’lerde üretilen bir lego parçası ile günümüzde üretilen legolar uyumludur.
  • Lego’nun ürettiği figürlerde küçük bir delik bulunur, bu delikle amaçlanan şey ise figürü yutan çocuğun nefes alabilmeye devam edebilmesidir.
  • 2000 yılında Lego yüzyılın oyuncağı seçilmiştir.

 

Bu yazı Yaren Türkmen tarafından yazılmıştır.

Kırk Uçurma Nedir?

Kırk uçurma (Kırk çıkartma) bebeğin doğumundan kırk gün geçtikten sonra yapılan bir gelenektir. Anne ve bebeğin birbirini tanımaya çalıştığı ve baş başa geçirdikleri kırk günün ardından anne ve bebeğin yıkanmasından sonra dışarıya çıkıp gezmeleri ve sosyalleşmelerini sağlayan bir gelenektir. Dini bir adet olmamasıyla birlikte halen günümüz anneleri tarafından sıkça uygulanan bir etkinliktir. Bu gelenek yarı kırklama olarak 20. günde yapılabilmektedir. Lohusalık döneminin ardından normal hayata dönüş adımı olan kırk uçurma geleneğinin yapılmasıyla ilgili herhangi bir bilimsel geçerlilik yoktur ancak geleneğimiz olduğu için annelerin uygulamasında bir sakınca yoktur. Anadolu’da yıllardır yapınmakta ancak kökeninin Şamanlardan geldiği inanılmaktadır. Kırk uçurma ritüelinin yapılmasının altında yatan düşünceler çok önemlidir. Kırk gün; Uzun bir süre hamilelik geçirmiş ardından doğum yapmış annenin kedini toparlaması ve bebek bakımına alışması için yeterli bir süredir. Bununla birlikte dünyaya yeni gözlerini açmış bebeğin dış ortamdan korunup kendi vücut gücünü toparlaya bilmesi ve annesini tanıması için olan bir süredir. Bu süreçte evden çıkmayan anne ve bebek için kırk uçurma bir kutlama edasındadır.

Kırk Uçurma Nasıl Yapılır?

Bebeğin doğumundan sonraki 40. Günde gerçekleşen bu ritüelin iki adımı vardır;

 

kırk uçurma banyosu

İlk adım kırk çıkarma banyosu;

Banyoyu yaptıracak kişi daha önceden belirlenir ve bu kişi kırklama annesi olarak adlandırılır. Kırklama annesi genelde aile büyüklerinden seçilmektedir. Kırklama annesi sabah erken saatlerde eve gelirken ayak basılmamış yerden 40 taş (fasulye ya da buğday tanesi de olabilir) ve 40 mevsim çiçeği getirir. Taşlar ve çiçekler kaynatılıp sterilize edilir, ardından dua edilerek kırklama banyosundaki suya atılır. Ardından nazardan korunmak için nazar boncuğu, ay ve güneşi temsil etmesi için gümüş ve altın atılır. İstenilirde suyun içine gül yaprakları da atılabilir. Suyun hazırlanmasının ardından kırklama annesi abdestini alır ve dua ederek ellerini 40 kere suyun içine batırıp çıkarır. Ardından bebeğin başından aşağıya 40 tas su dökülür, daha sonra annenin başından aşağıya 40 tas su dökülür. Bu ritüel yapılırken dualarla birlikte “Su aşağı, boyu yukarı olsun, Su gibi ömrü uzun olsun!” Cümlesi kurulur. Banyo bitiminde anne ve bebek kırk çıkartma için hazırladıkları yeni kıyafetlerini giyinerek kırık uçurma geleneğinin ikinci adımına geçerler.

Not: Kırklama banyosunun içine atılacak her şeyin steril edildiğinden ve alerjik bir durum oluşmayacağından hem anne hem de bebeğin sağlığı için emin olmanız gerekmektedir.

İkinci adım 7 ev gezmesi;

Genelde aile büyüklerinin gezildiği bu adımda anne ve bebeğin evden çıkışı için hem kutlama hem de lohusalığı biten anne için ferahlık sağlamaktadır. Bu evlerde anneye yarım bardak su ikram edilir ve bu suyu bitiren annenin sütünün bol olması dilenir. Ardından gidilen evlerde bebeğe hediyeler verilir. Eskiden küçük bezlere sarılarak verilen hediyeler şunlardır: Tatlı dilli olması için şeker, ömrü uzun olsun diye un, bereketli olması için pirinç, sağlıklı olması için yumurta, maddi refahı olması için bozuk para, ömrünün temiz ve kolay olması için tuz ve ömrü için pamuk koyarlarmış. Şimdiki zamanda ise 40 uçurma sepetleri vardır. Eskiden olan yedi parça yani; şeker, un, pirinç, yumurta, bozuk para ve pamuk olmazsa olmazdır. Bu yedi parçaya başka şeyler ekleyerek sizlerde kendi 40 uçurma sepetinizi hazırlaya bilirsiniz. Sepetinize ekleye bileceğiniz şeyler şunlar olabilir; İp, Kahve, Kuran, Farklı ülkelerin paraları, Sabun, Ekmek, Çörek Otu, Nazar Boncuğu. Kırk uçurma sepetini herkes dilediği gibi hazırlaya bilir ancak unutulmaması gereken bir nokta vardır. Bu sepetin amacı anne ve bebeğe destek olmaktır yani anne veya bebeğin ihtiyacı olan şeyler de ekleyerek geleneğe katkıda buluna bilirisiniz.

Bu yazı Tuğçe Binici tarafından yazılmıştır.

Bebek Ayak Numaraları

Bebeklerin ayak yapıları yetişkinlerinkinden oldukça farklıdır. Bebeklerin ayaklarında kemiksi bir yapı yerine kıkırdak bir yapı bulunmaktadır. Bebeklerin ayakları genelde parmakların olduğu kısma doğru daha genişken topuk kısmı daha dardır ve ayakları esnektir. Bebekler için yapılabilecek yanlış ayakkabı seçimleri sebebiyle ileride ayaklarıyla ilgili problemler yaşayabilirler.

Bebekler dünyaya geldikleri andan başlayarak sürekli olarak gelişim gösterirler. Zaman geçtikçe hareket etmeyi, oturmayı, emeklemeyi ve daha sonra da yürümeyi öğrenirler. Çoğu ebeveyn bebeğinin ilk adımlarını gördükten sonra onlara ayakkabı almaya özenirler. Ama bazen sırf görüntüsü sebebiyle yapılan bu ayakkabı seçimleri pek de sağlıklı olmayabilir. Bebeklerin esnek ayakları herhangi bir yanlış ayakkabı seçiminde baskıyla karşılaşırsa ayaklarında çeşitli biçim bozuklukları oluşabilir. Bu ayak problemleri ayakların yanı sıra bebeklerin sırt bölgesini ve bacaklarını da olumsuz olarak etkileyebilir. Bu sebeple de uzmanlar genelde yeni yürümeye başlayan bebeklerin çorap veya çıplak yürümelerini tavsiye ederler. Doğumdan itibaren bebeğinizin ayaklarını özgür bırakmanız ayak gelişimleri açısından oldukça önemlidir. Yürümeye yeni başlayan bebekler öncelikli olarak ayak tabanlarıyla ve topuklarıyla yürümeyi hissettiklerinden, ilk dönemlerde çıplak ayakla veya çorapla yürümeye başlamaları ayak gelişimleri için önem arz etmektedir. Bebeklerin ayaklarındaki kıkırdak yapının kemikleşmesi ve var olan yağ dokusunun da kaybolması 4 yaşa kadar uzayabilir.

Bebeklerin Ayak Sağlığı Neden Önemlidir?

bebek ayak sağlığı

Gelecekte yaşanan ayak problemlerinin çoğu bebeklik döneminde ilk yürümeye başladıkları zamandan kaynaklanmaktadır. Bazı ebeveynler yalnızca çok tatlı göründükleri için bebeklerinin ayaklarını dar ve dümdüz tabanlı ayakkabıların için hapsederler. Bu oldukça yanlış bir davranıştır çünkü böyle durumlarda bebeğin ayak sağlığı problemleri yaşaması kaçınılmaz hale gelir. Bebeklerin yürümeye başladığı ilk zamanlar tercih edilmesi gereken en güzel ayakkabı, çorap veya yumuşak tabanlı patiklerdir. Çıplak ayakla bırakılması da olabilecek seçenekler arasındadır ama bu şekilde bebeğin ev içinde dolanırken üşümemesini sağlar aynı zamanda kas gelişimini de desteklemiş olursunuz. Peki ev dışında ne tercih etmeliyiz diye soracak olursanız tabanı yumuşak, bebeğinizin ayaklarını sıkmayacak esneklikte ayakkabılar tercih edebilirsiniz.

Bebeklerin Ayak Sağlığına Nasıl Dikkat Edilebilir?

  • Bebeklerin 2 yaşına kadar çorapla veya yalın ayakla yürümesine izin verilmesi önemlidir.
  • Ayakkabı seçimi yapmadan önce bebeğin ayak ölçüsü alınmalı ve ayak ölçüsüne uygun olarak ayakkabı tercih edilmesi ayak gelişimi için oldukça önemlidir.
  • Ayakkabının sert ve düz tabanlı olmasından kaçınmalı, esnek ve rahat ayakkabılar tercih edilmelidir.
  • Küçük ve dar ayakkabılar tercih edilmemesi gerektiği gibi büyük ayakkabılar da giydirilmemelidir.
  • Bebeğin ayaklarında içe basma tarzında herhangi bir problem görülmesi sonucunda en kısa zamanda bir uzmana görünmeniz önemlidir.

 

bebeklere ayakkabı ne zaman alınır

Bebeklere Ayakkabı Ne Zaman Alınmalıdır?

Bebeklerin yürümeye başladığı ilk zamanlar genelde 8-18 ay arasıdır. Uzmanların çoğu bu dönemde bebeklere ayakkabı giydirilmemesini önerir. Çünkü dönemde bebeklerin kas yapıları yeterince gelişmediğinden ayakkabıyla rahat hareket edemezler. Bebeklerin ayak kasları, ayak tabanları yere değdikçe gelişir ve ayakları üzerinde durarak farkındalık kazanırlar. Bu sebeple bu dönemlerde çorap ve patikler tercih edebilirsiniz. Bebeklerin yaşı 2 civarına yaklaştığında ise ayakkabı almak için doğru zaman gelmiş demektir. Bu dönemde artık ayak kas gelişimleri oldukça yol kat etmiş ve ayakları ayakkabı kullanımına hazır hale gelmiştir. Bebeğinizin için tercih edeceğiniz ayakkabının her şeyden önce rahat olması çok önemlidir. Bunun yanı sıra ayakkabının yumuşak, ayak ölçüsüne uygun ve esnek olması, gelişiminin devam ettiği ayak kaslarını olumlu olarak etkiler. Seçilen ayakkabının ayağa baskı uygulayan, sert, sıkı ve dar olmamasına dikkat edilmelidir.

 

bebek ayakkabısı seçiminde dikkat edilmesi gerekenler

Ayakkabı Seçiminde Nelere Dikkat Etmeliyiz?

  • Seçilecek olan ayakkabının yumuşak ve esnek olması önemlidir.
  • Ayakkabı bebeğin ayak bileğini desteklemelidir ki herhangi bir denge problemi yaşanmasın.
  • Ayakkabının tabanının kaygan olmaması oldukça önemlidir. Mesela ayak tabanı tırtıklı olan ayakkabılar kaymayı engellediğinden bu tarz ayakkabılar tercih edebilirsiniz.
  • Ayakkabı bebeğin ayağına ne küçük ne de büyük olmalıdır, tam ölçü alınmalıdır.
  • Ayakkabının ön tarafında ufak da olsa parmak boşluk kalmalıdır.
  • Topuklu veya kösele tarzında bebeğin kullanımına uygun olmayan ayakkabılar tercih edilmemelidir.
  • Bebeğin ayağının yere teması önemli olduğundan ayakkabının yere temas hissi vermesi önemlidir.
  • Ayakkabının hava alacak şekilde tasarlanması ve kullanılan malzemelerin terletmemesi önemlidir. Çünkü bebekler oldukça hareketli olduklarından ayakları çok çabuk terleyebilir. Bu noktada ayakkabının malzemesi oldukça önemlidir.

Bebek Ayak Numaraları Nasıl Hesaplanır?

Bebeklerin ayak ölçüleri, bebeğin en uzun parmağı ve topuğu arasında mesafe ölçülerek oluşturulur. Bebeklerin ayak numaraları her birinin ayak boyutuna göre değişkenlik gösterse de genelde şu şekildedir;

  • 0-6 ay ortalama olarak ayak uzunluğu 11 cm, ayak numarası 17-18,
  • 6-12 ay ortalama ayak uzunluğu 12 cm, ayak numarası 19-20,
  • 12-18 ay ortalama ayak uzunluğu 14 cm, ayak numarası 21-22,
  • 18-27 ay ortalama ayak uzunluğu 15 cm, ayak numarası 23-24,
  • 2-3 yaş ortalama ayak uzunluğu 16,5 cm, ayak numarası 27-28.

 

Bu yazı Narut Gez tarafından hazırlanmıştır.

 

Çocuk Deniz ve Havuz Ürünleri

Yaz ayları geldiğinde ve tatil zamanı yaklaştığında, tatil planı yapan ebeveynlerin üzerinde en çok düşündükleri konu kuşkusuz çocuklarına nasıl deniz ve havuz ürünleri seçecekleri oluyor. Hem denizde hem de havuzda çocuklara en güvenli ve sağlıklı ortamı hazırlamak ve bu doğrultuda seçimler yapmak her ebeveynin önceliğidir.

Konu bebekler ve çocuklar olduğunda her şeyi en ince detayına kadar incelemek ve bu doğrultuda ilerlemek büyük önem taşır. Bu yüzden de nasıl ki alınan herhangi bir oyuncağın içeriği, yapımında kullanılan malzemeler titizlikle inceleniyorsa aynı şekilde deniz ve havuz malzemelerini de detaylıca incelemek gerekir.

Özellikle 0-5 yaş arası çocuklardan bahsediyorsak, bu yaş grubundaki çocuklar yüzme bilmedikleri için veya yüzmeyi öğrenmeye yeni başladıkları için şişme ürünlerinin güvenli olup olmadığından emin olunmalıdır. Bu ürünleri seçerken yaş aralığına dikkat etmek önemlidir fakat unutulmamalıdır ki her çocuğun gelişimi birbirinden farklılık gösterebileceğinden, ebeveynlerin kendi çocuklarının gelişimini göz önünde bulundurarak tercih yapmaları önerilir.

1 yaş

Bu yaş aralığındaki bebekler için tercih edilmesi önerilen ürün bebek flotörleridir. Bebeklerin suyla ilk tanışma anında onlara kendilerini güvende hissetmelerini sağlar. Bu sayede de oluşabilecek su korkusunu en aza indirir. Bu flotörlerin en önemli özellikleri suda en yüksek oranda güvenliği sağlamaktır. Çünkü bu ürünler genellikle UV korumalı yani gölgeliklidir ve alt kısımlarında yalnızca bebeklerin bacaklarının girebileceği genişlikte açık alan vardır.

Bebek flatörlerine ek olarak can yelekleri de tercih edilebilir. Her yaşa göre farklı ölçülerde can yelekleri bulunmaktadır. Bebeklerin fiziksel özelliklerine göre içinde rahat hareket edebilecekleri can simitleri tercih edilebilir. Can simitlerinin önemli bir avantajı ise bebeklerin bacakları serbest olduğundan, yüzmeyi öğrenme adımlarını atmaya başlayabilirler.

2 yaş

2 yaş civarındaki bebekler için yine bebek flatörleri ve can yelekleri yaş aralıklarına uygun olarak tercih edilebilir. Ama bu ürünlerin yanı sıra bu yaş itibari ile kolluk ve simit ikilisi de bir arada kullanılabilir. Bebek flatörleri için büyük, can yelekleri için de küçük olan bebekler için simit ve kolluklar daha iyi bir seçenek olabilir. Simit ve kollukların da yaş gruplarına göre ayrı ayrı boyutları mevcuttur.

3-5 yaş

3-5 yaş aralığındaki çocukları suda kontrol edebilmek artık çok daha kolay olduğundan yapılacak tercihler çocukların kendi fiziksel gelişimlerine göre yapılabilir. Yukarıda bahsedilen can yelekleri, simitler ve kolluklar boyutlarına bakılarak alınabilir ve güvenle kullanılabilir.

çocuk deniz havuz ürünleri

 

Kolluk mu Simit mi?

Ebeveynlerin kafasını en çok kurcalayan ikilem ise simit ve kolluk ikilemi. Eğer çocuk yüzme öğrenmeye eğilimi olan bir çocuk ise oturulan simitlerin tercih edilmemesi öneriliyor. Bu tarz simitlerin yerine kollukların tercih edilmesinin daha doğru olduğu öneriliyor. Çünkü kolluklar, çocukların kollarının ve bacaklarının suda rahatlıkla hareket edeilmesini sağlıyor ve bu sayede çocuğun yüzmeyi öğrenmesine yardımcı olabiliyor. Fakat simit için durumun biraz farklı olduğundan söz edebiliriz. Eğer çocuğun yalnızca suda keyifli vakit geçirmesi isteniyorsa simidin daha doğru bir tercih olacağından bahsedilebilir. Fakat simidin dezavantajı ise herhangi bir denge kaybında simidin ters dönebilme ihtimali. Kollukta böyle bir durum bulunmadığından simitten daha az tehlikeli olduğunu söyleyebiliriz.

Deniz ve Havuz Ürün Önerileri

 

Swimava Boyun Simidi

 

Swimava Boyun Simidi:

Yaş aralığı 1-18 ay arası olan bu simidin içinde bebeklerin kolları ve bacakları rahatlıkla hareket edebiliyor. Taşıma kapasitesi 5-13 kg arası olan bu ürün üreticilere göre bebeklerin fiziksel gelişimlerine katkı sağlıyor. Bu ürünün ortalama fiyatı ise 330 TL.

Swan Boyun Simidi:

Swimava boyun simidini benzer olan bu ürünün bebeklerin kas ve fiziksel gelişimlerine katkı sağladığı belirtiliyor. Taşıma kapasitesi 5-13 kg olan bu ürün bebeğin güvenli bir şekilde suda hareket etmesini sağlıyor ve suyun üzerinde dik durabilmesini öğrenmesini sağlıyor. Bu ürünün Swimava boyun simidinden farkı ise  ürünün yüzey tarafınında içinde renkli toplar bulunuyor. Bu sayede bebeklerin dikkatini daha çok çekiyor. Swimava boyun simidine göre daha ekonomik olan bu ürünün ortalama fiyatı ise 75 TL.

Swimtrainer Simit:

Swimtrainer Simit
Yaş aralığı 3 ay-4 yaş arası kullanıma uygun olan bu simit, bilinen simitlerin aksine sistemi biraz farklı olan bir ürün. Ürünün alt kısmında bulunan kemer ve arka tarafında bulunan klipsi sayesinde emniyet kemeri kolay bir şekilde kapanıp güvenliği sağlayabiliyor. Bebeklerin en erken dönemlerinden başlayarak suya alışmaları ve doğru bacak ve kol hareketlerini öğrenebilmeleri için oldukça pratik olan bu ürünün taşıma kapasitesi ise 6-18 kg arası. Ürün aynı zamanda bebeklere ve çocuklara ideal yüzme pozisyonunu da sağlayabiliyor. Bu ürünün ortalama fiyatı ise 185 TL.

Cherek’s Kolluk:

Cherek’s Kolluk

Yaş aralığı 8 ay- 8 yaş arası olan bu ürün bebeklerin ve çocuklarının su içindeyken özgüvenini arttırıyor. Ürün başlangıç ve ileri seviye olmak üzere iki ayrı kategoride satılıyor. Bebekler ve çocuklar bu kolluklar sayesinde tüm kaslarını rahatça çalıştırabildiğinden suyu sevmelerine yardımcı olabiliyor. Ayrıca ürünün iç kısmında sünger bulunduğu için patlama gibi bir ihtimali bulunmuyor. Bu ürünün ortalama fiyatı ise 320 TL.

Flipper Swimsafe Kolluk:

Flipper Swimsafe Kolluk

Yaş aralığı 1-6 yaş arası olan bu ürünün diğer kolluklardan farkı, kolluğun bütün kısımlarının aynı genişlikte olmaması. Özellikler koltuk altı kısımları farklı bir şekilde üretilmiş bu ürün bebeğin kollarının ve koltuk altlarının acımamasını ve bebeğin rahat hareket edebilmesini sağlıyor. Kolluğun içinde köpükten oluşan bir madde bulunduğundan kolluk patlasa dahi batması söz konusu olmuyor. Bu ürünün ortalama fiyatı ise 300 TL.

Unutmamak gerekir ki bahsedilen hiçbir deniz ve havuz ürünleri çocuklar yüzmeyi tam anlamıyla öğrenene kadar %100 güvenlik sağlamazlar. Bu ürünlerin asıl amacı çocukları suyla korkmadan tanıştırmak ve suyu sevdirerek ona alışmalarını sağlamaktır. Bu yüzden de tercih aşamasında çocukların fiziksel gelişimine, özellikle boy ve kilosuna dikkat etmek önemlidir. Böylece güvenlik oranını maksimum seviyeye çıkarabilirsiniz.

 

Bu yazı Narut Gez tarafından yazılmıştır.