Yazılar

En Güzel Çocuk Şarkıları: Bayrak

BAYRAK

Atalarım gökten yere
İndirmişler al yıldızı
Bir buluta sarmışlar ki
Rengi şafaktan kırmızı
Vazifemdir bayrağımı
Üstün tutmak her bayraktan
Can veririm
Kan dökerim
Vazgeçemem ben bu haktan
Vazgeçemem ben bu haktan

En Güzel Çocuk Şarkıları: Babalar Günü

BABALAR GÜNÜ

İşte bugün senin günün, kutlu olsun babacım
Tüm çocuklar benim gibi, mutlu olsun babacım
Benim sen canımsın
Benim sen babamsın
İsterim ki hep yanında ben olayım babacım
Yanağına bir öpücük kondurayım babacım
Benim sen canımsın
Benim sen babamsın

En Güzel çocuk Şarkıları: Aydede

AYDEDE

Ay dede ay dede
Gündüz olunca kaçarsın
Geceleri ışık saçarsın
Ben bir rokete binerim
Senin yanına gelirim.

En Güzel Çocuk Şarkıları: Arkadaşım Eşek

ARKADAŞIM EŞEK

Kaç yıl oldu saymadım, köyden göçeli
Mevsimler geldi geçti görüşmeyeli
Hiç haber göndermedin o günden beri
Yoksa bana küstün mü unuttun mu beni
Dün yine seni andım gözlerim doldu
O tatlı günlerinin bir anı oldu
Ayrılık geldi başa katlanmak gerek
Seni çok çok özledim arkadaşım eşek
Arkadaşım eş
Arkadaşım şek
Arkadaşım eşek
Yaban tayları çayırda tepişiyor mu
Çilli horoz kedilerle dövüşüyor mu
Sarı kız minik buzağıyı sütten kesti mi
Kuzularla oğlaklar sevişiyor mu
Uzun kulaklarını son bir kez salla
Tüm eski dostlarımdan bir haber yolla
Ayrılık geldi başa katlanmak gerek
Seni çok çok özledim arkadaşım eşek
Arkadaşım eş
Arkadaşım şek
Arkadaşım eşek

En Güzel Çocuk Şarkıları: ARI

ARI

Yaz geldi, çiçekler açtı
Arılar hep çalıştı
Arı vız vız vız diye çalışır
Arı vız vız vız diye çalışır
Önce menekşeyi koklar
Sonra gülü emeriz
Arı balını, arı balını
Arı balını, arı balın
Biz çok severiz
Fırtınalı günde kışın
Karlı buzlu havada
Arı uyuklar, arı uyuklar
Arı uyuklar, arı uyuklar
Sıcak yuvada
Yaz geldi nazlı çiçekler
Güzel güzel açalım
Haydi arılar haydi arılar
Haydi arılar, haydi arılar
Biz de yuvadan kıra çıkalım

Çocuk Aktivitelerinden Puzzle Yapmanın Değeri

Çocuk Aktivitelerinden Puzzle Yapmanın Değeri

Söz konusu çocukları olduğunda tüm ebeveynler fazlasıyla hassastır. Miniklerinin sağlıkla büyüdüğünü izlemek; onun çocuk gelişimi açısından geride kalmadığını gözlemlemek ve çocuklarını iyi bir birey olarak yetiştirmek tüm anne-babaların öncelikli isteklerindendir. Ebeveynler sıraladığımız tüm bu isteklere ulaşmak için, çocuklarıyla kaliteli vakit geçirmeye önem verirler ve bu fikirleri doğrultusunda miniklerle yararlı çocuk aktiviteleri yaparlar. Bu aktivitelerden biri de şüphesiz ki puzzle yapmaktır. Bugün sizler için hazırladığımız bu içerikte puzzle yapmanın çocuk gelişimi açısından değerine değineceğiz. Fakat siz daha çok çocuk aktivitesine ulaşmak isterseniz “Çocuklarla Evde Yapılabilecek Aktiviteler” yazımızı okumanızı öneririz.

Puzzle Nedir?

Küçük şekillerle bir bütün oluşturmak için hazırlanmış hobi malzemesine puzzle denmektedir. Türkçe’de yapboz ismiyle anılan puzzlelar yetişkinler için bir hobi eşyası olmasının yanı sıra çocuklar için de oldukça yararlı bir oyuncaktır.

Puzzle Kazanımları

Bir ebeveyn olarak çocuğunuzla birlikte puzzle yapmak istiyorsanız fakat bu çocuk aktivitesinin ne kadar faydalı olduğunu bilmiyorsanız içeriğimizin bu bölümünü dikkatle okuyun!
Puzzle yapmanın faydalarına geçecek olursak,
• Tek başına yalnızca bütünün ufak bir detayı olan parçaların birleştirilmesi mantığına dayanan puzzle, tanımdan da anlaşılacağı üzere yapımı sırasında büyük bir zihinsel çaba gerektirir. Özellikle çocukların puzzle yapmak için çaba harcamaları onların zihinsel gelişimini büyük oranda destekler.
• Çocuğunuzla puzzle yapma yolculuğuna el ele çıksanız bile, bir süre sonra onu bu yolculukta yalnız bırakmalısınız. Sonrasında parçaları bir araya getirerek yapbozu tek başına tamamlayan çocuğunuzun özgüven duygusunda bir artış olacaktır. Yani miniğiniz puzzleını kendisi yaparak yeni bir şey başarmanın hazzını tadacaktır. Bu haz da onun özgüvenini destekleyecektir.
• Günümüzde yani teknoloji çağında çocukların tabletlerle gereğinden fazla vakit geçirdiğini gözlemlemek mümkün. İnternet ile istedikleri çizgi filme ya da oyuna çabucak ulaşabilen çocuklar sabırsız oluyor. Bu noktadan hareketle de puzzle, miniklere sabırlı olmayı öğretme noktasında önem kazanıyor. Çünkü puzzleı hemen yapamayan çocuklar onu yapmak için emek harcarken farkında olmadan sabırlı olabilmeye ilk adımı atıyorlar.
• Her yaş grubuna özel farklı sayıda parçadan oluşan puzzlelar vardır ve bu puzzlelar tasarımcıları tarafından çocukların bulundukları yaş grubuna uygun şekiller içermektedir. Yani çocuklar yaşlarına uygun puzzlelar yaparak yeni şekillerle, yeni renklerle tanışırlar. Bu da onların yeni bir kazanım elde etmesi anlamına gelmektedir.
• Puzzle yapma sırasında çocuğunuz elindeki parçaları birleştirerek o bütünü elde etmeyi hedefler. Yani çocuğunuz puzzle yaparak önce bir şey hedeflemeye sonra da bu hedefe ulaşmak için çabalamaya alışır. Hedef bilincinin ne denli önemli olduğunu düşündüğümüzde puzzleın çocuklara kattığı bu değerin önemini kolaylıkla anlayabiliriz.
• Çocuklar için yapılan puzzlelar büyük parçalardan oluşmaktadır. Miniğin puzzle yaparken bu büyük parçalarla ilgilenmesi onun kaba motor becerilerini desteklemektedir. Ayrıca çocuğun yapbozun parçalarını bulunduğu yerden kaldırması da onun ince motor becerilerinin gelişimini desteklemektedir.
• Çocuğunuzun ileride yapacağı mesleği dahi belirleyecek etmenlerden biri de; el göz koordinasyonunun gelişkinliğidir. Puzzle yapan çocuğun hızlıca eline aldıklarını yerine yerleştirme isteği, onun el göz koordinasyonunun gelişiminde önemli bir rol oynayacaktır.
Puzzleların çocuklara kattıkları yukarıda sıraladığımız gibidir. Siz de bu anlatılanlardan yola çıkarak puzzle yapma eylemini çocuğunuzun zihinsel gelişim seviyesini maksimize eden bir aktivite olarak görmektense, onun çocuk gelişimini destekleyici bir aktivite olduğunu düşünmelisiniz.

Çocuğunuz Kaç Yaşında Puzzle Yapmaya Başlamalı?

Ebeveynlerin puzzle yapmayı kaliteli bir aktivite olarak gördüğü için çocuklarının puzzle yapması konusunda istekli olduklarını dile getirmiştik. Bu noktada anne ve babaların akıllarında beliren bir diğer soru da; çocuklarının ne zaman puzzle yapmaya başlayabilecekleri oluyor. Sıradaki bölümümüzde bu sorunun cevabını sizlerle paylaşacağız.
Puzzle, içeriğimizin başından beri belirttiğimiz gibi bir aktivitedir ve çocukların yapılan aktivitelerden verim alması için gereken unsur; çocuğun gerçekleştirdiği aktiviteden keyif almasıdır. Yani çocuğunuz puzzle yapmaktan keyif almaya başlayacak bir erişkinliğe ulaştığında onunla puzzle yapmaya başlayabilirsiniz. Uzmanların bu konudaki önerileri, puzzle yapmak için 2-3 yaşın yerinde olduğudur.

Yaş Gruplarına Göre Puzzle Seçimi

Ebeveynlerin en çok merak ettiği konulardan bir diğeri de; çocuklarına alacakları puzzleların kaç parça olması gerektiğidir. Uzmanların konuya dair önerilerini listeleyecek olursak;

2-3 yaş için önerilen puzzlelar: 4 ya da 12 parçadan oluşmalıdır.

3-5 yaş için önerilen puzzlelar: 12 ya da 50 parçadan oluşmalıdır.

5-6 yaş için önerilen puzzlelar: 50 ya da 100 parçadan oluşmalıdır.

Hazırladığımız tüm içerikten de anlayabileceğiniz gibi puzzlelar çocuk zihinsel ve fiziksel gelişimini fazlasıyla destekleyen bir aktivitedir. Siz de bu noktadan hareketle çocuğunuzun puzzle yapması noktasında çok istekli olabilirsiniz. Ama unutmamalısınız ki her çocuk farklıdır; her çocuk özeldir. Yani sizin çocuğunuz puzzle yapmak istemeyebilir. Böyle bir durumla karşılaşırsanız çocuğunuzun puzzle yapması için çok ısrarcı olmaktansa onun isteklerine saygı göstermelisiniz. Son olarak miniğinizin zihinsel becerilerini destekleyecek bir öneri daha isterseniz sizi ÇocukluDünya’daki Zeka Kartları bölümüne davet ediyoruz.

Geleneksel Çocuk Oyunları


Mendil kapmaca

Oyuncular iki eşit gruba ayrılır ve karşılıklı olarak sıra halinde dizilirler. İki sıranın ortasına çizgi çekilir ve kaptan seçilir. Kaptan bu çizginin üzerinde mendili elinde tutarak oyuncuların isimlerini veya sıra numaralarını söyler. İki gruptan da oyuncular koşar ve mendili kapmaya çalışır. Mendili kapamayan oyuncu mendili kapan oyuncuyu kovalar. Mendili kapan oyuncu yakalanmadan eski yerine dönerse, kovalayan oyuncu oyundan çıkar. Eğer yakalanır ve mendili kaptırırsa oyundan kendisi çıkar. Oyun belirlenen tur sayısında biter ve oyuncu sayısı daha fazla olan grup oyunu kazanır.
Mendil Kapmaca:
Ortada mendili tutacak biri seçilir. Sonra çocuklar aldım verdim ben seni yendim oyunuyla iki gruba ayrılırlar. Çizgilerden çıkış yapan çocuklar arasında mendili yakalayan yakalayamayanı mendille ebelemeye çalışır.

Yedi kiremit

Oyuncular iki eşit gruba ayrılır ve ortaya yedi adet kiremit üst üste dizilir. Oyuna ilk başlayacak grup seçilir. Seçilen gruptaki oyuncu kiremitleri topla devirmeye çalışır. Eğer devirirse, oyuncu diğer grubu topla vurma hakkını kazanmış olur. Bu gruptaki oyuncular topla vurulmamaya çalışırlar ve oyunun sonunda en çok kişi vurmuş olan grup oyunu kazanmış olur. Eskiden beri oynanan ve özellikle erkek çocuklarının sevdiği geleneksel çocuk oyunlarından biridir.

1. Kutu kutu pense

Özellikle okul öncesi çocukların rahatlıkla oynayabileceği oyunlardan biridir. Oyuncular halka şeklini alarak el ele tutuşurlar. Daha sonra oyunun şarkısını söyleyerek sağa ya da sola dönmeye başlarlar: “Kutu kutu pense, Elmayı yense, Arkadaşım (isim), Arkasını dönse”. İsmi söylenen oyuncu arkasını döner ve yine el ele tutuşarak oyuna arkası dönük devam eder. Bütün oyuncular arkasını döndükten sonra şarkı “Bütün çocuklar önüne dönse” şeklinde söylenir ve oyuncular önlerine dönerler. Bu oyunda kazanan/kaybeden olmaz.

Yerden yüksek

Bu oyun koşma ve kovalamaca içerdiğinden oldukça hareketlidir. Önce oyun için bir ebe seçilir. Ebe kendiyle aynı yükseklikte olanları ebelemeye çalışır. Kendinden yüksekte olanları ise ebeleyemez. Oyuncular sürekli yer değiştirip ebelenmeden yerden yüksek bir yere kaçmaya çalışırlar. Eğer ebe, oyunculardan birini yakalarsa, yeni ebe yakalanan oyuncu olur. Bu oyun, oyun parkı gibi farklı zemin yükseklikleri olan alanlarda rahatlıkla oynanabilir.

Misket

Misket geleneksel oyunların en sevilenlerinden biridir. Özellikle de erkek çocuklar cam veya mermerden yapılan misketlerle oynamayı severler. Bu oyunda oyuncu sınırı yoktur. Misket iki şekilde oynanabilir; yan yana dizmece veya kuyu. Dizmece türünde amaç arka arkaya dizilmiş misketleri bir adet misketle vurmaya çalışmaktır. Çoğunlukla sıranın en başındaki misketi vuran oyuncu, o sıradaki bütün misketleri kazanır. Kuyu türünde ise, toprağa ufak bir kuyu kazılır ve misketler içine yerleştirilir. Oyuncular bir adet misketle kuyunun içindeki misketleri vurarak dışarı çıkarmaya çalışır. Oyuncu dışarıya çıkarabildiği misketleri kazanır. Yukarıda verilen oyun örneklerine ek olarak, saklambaç oyunu da yüzyıllardır oynanan geleneksel çocuk oyunlarından biridir – ve halen eğlencelidir.

Saklambaç oyununun yanı sıra, seksek oyunu, yağ satarım bal satarım, bezirganbaşı ve istop gibi oyunlar da çocukların severek oynadığı geleneksel oyunların arasındadır.

Körebe

Oyuncular arasından bir ebe belirlenir ve gözleri bağlanır. Oyun, adını ebenin gözlerinin bağlanmasından alır. Oyuncular ebe ortada kalacak biçimde bir halka oluşturur.
“Türkü söyler döneriz,
Bil bakalım biz kimiz,
Göster bizi körebe”
sözlerini söyleyerek ve el çırparak ebenin çevresinde dönerler. Ebe bu sırada kollarını öne doğru uzatarak dokunduğu oyuncunun başını, yüzünü ve üstünü elleriyle yoklar. Kim olduğunu anlayabilirse adını söyler. Eğer tanırsa, dokunduğu oyuncu ebe olur. Tanıyamazsa, oyun aynı ebeyle sürer.

Arapsaçı

Oyuna başlamadan önce oyuncular bir daire oluşturacak şekilde yere oturur. Bir oyuncu, elindeki ip yumağını, ipin ucunu bırakmadan bir diğer oyuncuya atar. Yumağı yakalayan kişi ipi tutar ve yumağı başka birine atar. Böylece giderek büyüyen bir ağ oluşur. Oyunun ikinci bölümünde oyuncular düğümü çözmeye çalışır.

Çelik çomak

Biri uzun diğeri kısa iki sopa kullanılarak oynanır. Kısa olan ve sürekli yerde kalan sopa, uzun sopayla uç kısmına vurularak havalandırıldıktan sonra, en uzak noktaya ulaştırılmaya çalışılır. Kısa sopaya, üç kez havalandırıp vuramayan oyuncu, sırasını rakibine verir. Sopayı en uzak noktaya atan oyuncu, oyunu kazanmış olur.

Kukalı saklambaç

Tüm oyuncular oyun alanında toplanır. Aralarından bir ebe seçilir. Oyunculardan biri ortaya konan topa ya da teneke kutuya vurarak oyun alanından uzak bir noktaya atar. Tüm oyuncular ebe topu tekrar oyun alanına getirene kadar saklanır. Ebe, kukayı getirdikten sonra saklananları ararken, başka oyuncular yeniden kukayı uzağa atabilir. Ebe kimi görürse kukaya basar ve “kukaladım” der. Oyun bu şekilde devam eder.

Bülbül kafeste

Oyuncular el ele tutuşarak bir halka oluşturur. Bu halka bülbül kafesi olur. Oyuncular arasından iki-üç ‘bülbül’ seçilir. Bülbüller kafes içinde dolaşır. Oyun sırasında halkadaki oyuncular ellerini bırakarak, “bülbül kafeste” der. Bu sırada bülbüller halkanın dışına çıkmaya çalışır. Halkadaki çocuklar, bülbülleri dışarı çıkarmamak için hemen birbirlerinin ellerini tutar ve kafesin açık yerini kapatır. Kafesten kaçabilen oyuncular, oyunu kazanmış olur.

Çatlak patlak

Oyuncular ellerini, biri üstte, diğeri altta kalacak şekilde birbirlerinin avuçlarına koyarlar. Her kelimede bir oyuncu yanındaki arkadaşının avucuna vurur ve şu şarkı söylenir:
“Çatlak patlak,
yusyuvarlak,
kremalı börek,
sütlü çörek,
çek dostum çek,
arabanı yoldan çek,
çek amca çek,
burnun kanca,
al sana bir bulmaca,
bulmaca kaç parça,
veriyorum 5 parça,
1, 2, 3, 4, 5”

Birdir bir

Oyuna başlamadan önce bir ebe seçilir. Diğer 9 kişinin, ebeden 20-25 adım ötede duracakları yer belirlenir ve hepsi 3-4 adım aralıklarla dizilir. Ebe eğilip belini kamburlaştırır, atlama yapacak 9 çocuk tekerlemenin kendi numaralarına ait kısmını tam ebenin üzerinden atlarken söyler. Çocuk diğerlerinin üzerinden de atlar, en sona gelindiğinde kendisi de eğilir. Birinci sıradaki, ebenin üzerinden “birdir bir” deyip atlar ve 3-4 adım ileride o da eğilerek sırtını kamburlaştırır. Ardından ikinci sıradaki koşarak ebenin ve diğerinin üzerinden atlar ve en sona geldiğinde o da eğilir.
Devamında sırayla diğerleri de çocukların üzerinden atlar. Bu durum bir çocuğun atlamayı başaramamasına kadar devam eder. Atlayamayıp düşen, ebe seçilir.

İstop

Oyuncular bir daire oluşturur. Oyunu başlatmak için çocuklardan biri ebe olur. Ebe, oyunculardan birinin adını söyleyerek topu havaya atar. Top yere düşerken, adı söylenen oyuncu topu havada yakalarsa, başka birinin adını söyleyerek topu yeniden havaya atar.
Topu havada tutamayan çocuk, topu yerden eline aldığında “istop” diye bağırır. Kaçışan oyuncular “istop” denildiği anda oldukları yerde durmak zorundadır. Bu durumda ebe, duran oyunculardan birini topla vurmaya çalışır. Vurulan oyuncu 1 puan kaybeder ve ebe olur. Üç kere vurulmuş olana bir ad takılır ve oyun o isimle devam eder.

Aç kapıyı bezirgânbaşı kapı hakkı…

Bir zamanların en gözde çocuk oyunları arasında yer alır.
Oyuncular tekerleme aracılığıyla aralarından iki kişiyi seçerler. Bunlar bezirgânbaşı olur ve kendilerine bir isim verirler (kırmızı-yeşil, elma-armut, balık-kelebek vb.) Karşılılkı olarak el ele tutuşarak bir kapı oluştururlar.
Daha sonra diğer oyuncular bir kervan misali ardı ardına sıralanırlar ve bu kapının içinden geçerler. Bu sırada oyunun şarkısı söylenir:
“Aç kapıyı bezirgânbaşı, bezirgânbaşı…
Kapı hakkı ne alırsın, ne
verirsin, arkamdaki yadigâr olsun,
yadigâr olsun. 1 sıçan, 2 sıçan,
3’üncü de kapana kaçan.”
Bezirgânlar kapının içine aldığı oyuncuya sorarlar, “Balık mı, kelebek mi?” Kapının içindeki çocuk hangi bezirgânın adını söylerse onun arkasına geçer ve bu durum kervanın son oyuncusuna kadar devam eder.
Oyunun ikinci aşamasında bir halatı tutarak ya da birbirlerine kenetlenerek çekişmeye başlarlar. İlk hangi grup halatı bırakırsa, o grup oyunu kaybeder.

İp atlama

İki çocuk karşılıklı olarak ipin ucundan turarak çevirir. Çocuklar sırayla ipten atlamaya çalışırlar. İp atlarken şu tekerlemeleri söylerler:
“Laleli belkız,
İçeriye gir kız,
İpten çık kız,
Dışarıya çık kız.
Denizde dalga, hoş geldin abla,
Eteğini topla, rahat otur abla,
Etek bluz, İngiliz turist,
Nereden çıktı bu iki kız.”

Körebe Nasıl Oynanır

Geleneksel Çocuk Oyunları deyince aklımıza ilk gelen oyunlardan bir tanesidir.
Oyuna başlamadan önce oyuncular içinden bir ebe belirlenir ve belirlenen bu ebe’nin gözleri bağlanır. Oyun, zaten anlayacağınız gibi adını ebenin gözlerinin bağlanmasından alır. Oyuncular toplanıp ebe ortada olacak şekilde bir halka oluşturur. Daha sonra oyuncular
“Türkü söyler döneriz,
Bil bakalım biz kimiz,
Göster bizi körebe”
sözlerini söyleyerek ve akabinde el çırparak ebenin çevresinde dönerler. Ebe ise bu sırada kollarını ileriye uzatarak dokunduğu oyuncunun başını, yüzünü ve üstünü el yordamıyla yoklar. Bunun
sonucunda kim olduğunu anlayabilirse o kişinin adını söyler. Eğer onu tanırsa, dokunduğu oyuncu ebe olur. Fakat tanıyamazsa, oyun aynı ebeyle devam eder.

Arapsaçı Nasıl Oynanır

Oyuna başlamadan önce tüm oyuncular bir daire oluşturacak şekilde yere oturur. Bir oyuncu, eline aldığı ip yumağını, ipin ucunu bırakmadan bir diğer oyuncuya atar. Yumağı yakalayan oyuncu ipi tutar ve elindeki yumağı başka bir oyuncuya atar. Böylece giderek büyüyen bir ağ meydana gelir. Oyunun ikinci bölümünde ise oyuncular atılan yumaktaki düğümü çözmeye çalışır. Ve oyun böylece devam eder.

Çelik Çomak Nasıl Oynanır

Geleneksel Çocuk Oyunları deyince aklımıza ilk gelen oyunlardan bir tanesidir.
Oyuna başlamadan önce oyun için gerekli olan biri kısacık biride uzunca iki sopa, değnek hazırlanır. Kısa olan ve sürekli yerde kalan sopa, uzun sopayla uç kısmına vurularak havalandırıldıktan sonra, amaç kısa sopayı en uzak noktaya atmaktır. Kısa sopaya, üç kez havalandırıp neticesinde kısa sopaya havada vuramayan oyuncu, sırasını rakibine verir. Sopayı en uzak noktaya atan oyuncu, çelik çomak oyununu kazanmış olur.

Kukalı saklambaç Nasıl Oynanır

Ne kadar oyuncu varsa oyun alanında toplanır. Oyuncuların içinden bir ebe seçilir. Oyunculardan biri ortaya konan topa ya da teneke kutuya vurarak oyun alanından uzak bir noktaya atar. Ne kadar oyuncu varsa ebe topu tekrar oyun alanına getirene kadar hemen saklanır. Ebe, kukayı geri yerine getirdikten sonra saklananları ararken, başka oyuncular yeniden kukayı uzağa atabilirler. Ebe kimi saklandığı yerde görürse kukaya basar ve “kukaladım” der. Oyun bu şekilde eğlenceli olarak devam eder.

Bülbül kafeste Nasıl Oynanır

Çatlak patlak Nasıl Oynanır

Oyuncular oyuna başlarken ellerini, biri üstte, diğeri altta kalacakbiçimde birbirlerinin avuçlarının içine koyarlar. Her kelimede bir oyuncu yanındaki arkadaşının avucuna vurur ve şu sözleri söylenir:
“Çatlak patlak,
yusyuvarlak,
kremalı börek,
sütlü çörek,
çek dostum çek,
arabanı yoldan çek,
çek amca çek,
burnun kanca,
al sana bir bulmaca,
bulmaca kaç parça,
veriyorum 5 parça,
1, 2, 3, 4, 5”
Hem eğlenen çocuklar hem de tekerlemeleri söyleyerek diksiyonun gelişmesinde etkili olur

Birdir bir Nasıl Oynanır

Geleneksel Çocuk Oyunları deyince aklımıza ilk gelen oyunlardan bir tanesidir.
Oyuna başlamadan önce oyuncular arasından bir ebe seçilir. Diğer 9 kişinin, ebeden 20-25 adım ötede duracakları yer belirlenir ve hepsi 3-4 adım aralıklarla dizilir. Ebe eğilip belini kamburlaştırır, atlama yapacak 9 çocuk tekerlemenin kendi numaralarına ait kısmını tam ebenin üzerinden atlarken söyler. Çocuk diğerlerinin üzerinden de atlar, en sona gelindiğinde kendisi de eğilir. Birinci sıradaki, ebenin üzerinden “birdir bir” deyip atlar ve 3-4 adım ileride o da eğilerek sırtını kamburlaştırır. Ardından ikinci sıradaki koşarak ebenin ve diğerinin üzerinden atlar ve en sona geldiğinde o da eğilir.
Devamında sırayla diğerleri de çocukların üzerinden atlar. Bu durum bir çocuğun atlamayı başaramamasına kadar devam eder. Atlayamayıp düşen, ebe seçilir.

İstop Nasıl Oynanır

Oyuncular aralarında birleşerek bir daire oluşturur. Oyunun başlayabilmesi için çocuklardan biri ebe olur. Ebe olan kişi oyunculardan birinin adını söyleyerek topu havaya atar. Top yere düşeceği esnada , adı söylenen oyuncu topu havada yakalamayı başarırsa, topu yakalayan kişi başka birinin adını söyleyerek topu yeniden havaya atar.
Atılan topu havada tutamayan çocuk, topu yerden eline aldığında “istop” diye bağırır. Alandan kaçışan oyuncular “istop” denildiği anda oldukları yerde çakılı durmak zorunda. Bu durumda ebe, duran oyunculardan birini topla vurmaya çalışır. Topla vurulan oyuncu bir puan kaybeder ve ebe olur. Üç kere vurulmuş olan oyuncuya ise bir ad takılır ve oyun o takılan isimle devam eder.
Aç kapıyı bezirgânbaşı Nasıl Oynanır
Oyuncular oyuna başlarken tekerlemelerle aralarından iki kişiyi seçerler. Seçilen bu kişiler bezirgânbaşı olur ve kendilerine bir isim verirler. Bu isimler kırmızı-yeşil, elma-armut, gündüz-gece balık-kelebek gibi çoğaltılabilir. Karşılıklı el ele tutuşarak bir kapı oluştururlar.
Daha sonra diğer oyuncular ard arda sıralanır ve bezirgan başları tarafından oluşturulan bu kapının içinden geçerler. Bu esnada ise oyunun şarkısı söylenir:
“Aç kapıyı bezirgânbaşı, bezirgânbaşı…
Kapı hakkı ne alırsın, ne verirsin,
arkamdaki yadigâr olsun,
yadigâr olsun. 1 sıçan, 2 sıçan,
3’üncü de kapana kaçan.”
Bezirgânlar kapının içine aldığı oyuncuya şunu sorarlar, “Balık mı, kelebek mi (Yukarıda da belirttiğimiz seçilen bezirgan isimleri) ?” Kapının içindeki çocuk hangi bezirgânın adını söylerse onun arkasına geçer ve bu durum sıranın son oyuncusuna kadar sürer.
Oyunun ikinci bölümünde ise bir halatı tutarak ya da birbirlerine kenetlenerek çekişmeye başlarlar. İlk hangi grup ilk olarak halatı bırakırsa, o grup oyunu kaybeder.

İp atlama Nasıl Oynanır

Geleneksel Çocuk Oyunları deyince aklımıza ilk gelen oyunlardan bir tanesidir.
Oyuncular arasından seçilen İki çocuk karşılıklı olarak ipin ucundan turarak çevirir. Diğer çocuklar ise sırayla ipten atlamaya çalışırlar fakat ip atlanırken şu tekerleme söylenmelidir;
“Laleli belkız,
İçeriye gir kız,
İpten çık kız,
Dışarıya çık kız.
Denizde dalga, hoş geldin abla,
Eteğini topla, rahat otur abla,
Etek bluz, İngiliz turist,
Nereden çıktı bu iki kız.”
Yakan Top Nasıl Oynanır
Geleneksel Çocuk Oyunları deyince aklımıza ilk gelen oyunlardan bir tanesidir.
Öğrenciler arasından iki grup seçilir. Seçilen bu guruplar yazı tura ya da adımlama ile topu atan mı yoksa kaçan mı takım olacakları seçilir.
Daha sonra arada belli mesafe olacak şekilde üste ve alta öğrenciler topu atmak için dağılır. Ortada olan oyuncular ise topun değmemesi için kaçarlar. Ortadaki oyuncular topu havada tuttuklarında can kazanır. Daha sonra vuruldukça canı bitene kadar ortada kalır.
Ortada son oyuncu kaldığında ise 12 atış hakkı olur. 12 Atışta da vurulmazsa 1 sayı olmuş olur ve yine aynı takım orta da kalır.
Fakat tüm oyuncular vurulduğunda kimse kalmazsa gruplar yer değiştirir. İçerdeki öğrencileri top atmaya, daha önce top atanlar ise ortaya geçer ve oyun böyle devam eder.
Not: Oyunun oynanması için en az 4 çocuk gereklidir. 2’si top atan 2’side kaçan.

Bezirganbaşı

Bezirganbaşı tekerlemesi ile ebe seçilir. Oyuncular seçilen 2 ebenin kolları altından tekerleme eşliğinde geçerler. Başta verilen isimleri bilemeyenler ebelerin arkalarına geçerler ve 2 farklı takım oluşturulur. Ardından ortaya bir çizgi çizilir ve 2 takım çizinin gerisine ip ile kim düşecek çekişmesi yapar.

ÇocukluDünya’daki çocuk etkinliklerini görmek için tıklayın.

Çocuğun Sanat Eğitimi

Çocuklar büyürken genetik faktörler mi daha baskın yoksa çevresel etkenler mi? Yıllardır tartışılan bu sorunun halen net bir cevabı olmasa da genler ve çevre birbirinden bağımsız düşünülemez.

Çocuğun Gelişiminde Arkadaşın Önemi

Bence sosyal çevrenin etkileri, çocuklar büyüdükçe kendini daha çok göstermeye başlıyor. Anne veya bakım verenden ayrışmanın en belirgin olduğu anaokulu ve ilkokul yılları, sosyal çevrenin de çocuk üzerinde etkisini iyiden iyiye hissettirdiği bir dönem. “Çevrenizdeki en yakın 5 insanın ortalaması kadarsınız” lafına çok inanıyorum. Bu yüzden özellikle çocuklukta arkadaş çevresi çok önemli. Arkadaş çevresini de öncelikle hangi okulda okudukları ve nerede oturduğunuz belirliyor.

Yetenek gelişiminde çevrenin önemi

Kızım Derin bu yıl 6 yaşına girdi. Her zaman sanatsal faaliyetlere, masa başı aktivitelere, kesip, biçip, boyamaya meraklı bir çocuktu. Ancak onun sanata olan ilgisini anaokulu öğretmenlerinin de gözlemleriyle iyice fark ettik. Evet sanata meyilli bir çocuktu ancak başta anneannesi ressam olmasa, sonra da gittiği okul bu kadar desteklemese bunu fark eder miydik bilmiyorum.

Ailecek Gezimiz

Yetenek gelişiminde ailenin önemi

Yıl boyunca her ay, farklı bir ülke ve sanatçıyı işlediler. Derin’in sanata ve resme olan yakınlığını fark ettikçe, biz de destekledik ve kısa zamanda ev sanat kitapları ile dolup taştı. Dünya sanatçılarını okuduk, eserlerini inceledik, biz de onunla birlikte yeniden öğrendik. Öğrendiği yerli/yabancı sanatçıları bize hep büyük bir ilgi ve hayranlıkla anlattı ve Gaudi ile Van Gogh’un yaşadığı yerleri görmek istediğini söyleyip durdu. Babası ile bayram tatili için bir gezi planı yaptık. Tam anlamıyla bir sanat turu idi. Önce Barcelona’ya gidip, Gaudi, Picasso ve Dali’nin müze ve evlerini gezecek, ardından Fransa’ya geçerek, Van Gogh’un yaşadığı yerleri keşfedecektik. Biraz iddialı bir programdı. 6 yaşındaki bir çocuk için fazla ağır olduğunu, anne/babası olarak bir hevesle gaza geldiğimizi düşündüm. Ancak Derin beni utandırdı. Tüm gezi boyunca her bir müzeyi merakla inceleyip, sorular sordu. Benden daha çok ilgilendi diyebilirim. Dali’nin karısına aşkını, Van Gogh’un bir hastane odasında tek başına neler düşünmüş olabileceğini konuştuk. Elbette yoruldu, zaman zaman sıkıldı, huysuzlandı. Ancak hangimiz yapmıyoruz ki?

Sanat Gezimizden Bir Kare

Sanatta Başarılı Olan Çocuk

Yakın zamanda tanıştığım, Dünyanın En İyi Öğretmeni seçilen Andria Zafirakou, “Aileler çocukları hep matematikte, fizikte başarılı olsun istiyor. Ama şunun farkında değiller ki, sanatla ilgilenen ve sanatta başarılı olan çocuk, her şeyde başarılı olur!” demişti. Sanat, farklılıklara saygı göstermek, görünenin ötesini görmek, hayal etmek, hoşgörülü olmak için harikulade bir araç. Yaratıcılığı geliştiriyor, dünyanın aslında ne kadar büyük olduğunu, düşünmenin, öğrenmenin sonu olmadığını fark ettiriyor. Ruhu dinlendiriyor, ifadeyi güçlendiriyor. Sanatı küçümsemeyip, çocuklarımızı erken yaşta daha çok sanatsal aktivite ile buluşturmalıyız.

Sayesinde yaptığımız bu gezi sonrası, çevresel etkenlerin çocuk gelişimindeki önemini tekrar düşündüm. Geniş ailenin, arkadaşların, okulun çocuğun gelişimini hangi alanlarda desteklediği çok önemli. Bazen bu sayede çocuğunuzu daha iyi tanıyor ve hangi alanlara ilgili ve hangi alanlarda yetenekli olduğunu keşfedebiliyorsunuz. Bu da özellikle kişiliğin kemikleştiği ve meslek seçiminin yapıldığı ergenlik dönemi için büyük avantaj!

Unutmayın; sanatta başarılı olan çocuk, her şeyde başarılı olur!

Zeynep İSMAN

Sosyal Medya ve Çocuk İstismarı

Çocuğunuza her baktığınızda onun ne kadar özel ve güzel olduğunu düşünüyorsunuz değil mi? Onu dünyaya getirene dek birçok anı biriktirdiniz ve şimdi de onun büyüyüşünü izleyerek her gününüzün bir öncekinden farklı olduğunu gözlemliyorsunuz. Peki, gördüğünüz bu farklılıkları; onun günden güne kazandığı yeni yetenekleri ve onun en genel anlamıyla büyüyüşünü sevdiklerinizle paylaşmak kulağa nasıl geliyor? Harika, değil mi? Hem belki bu sayede çocuğunuz sayesinde siz de daha keyifli olacaksınız. İnsanlar onun ne kadar tatlı olduğuyla ilgili yorumlar yazdıkça siz de kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. İşte içeriğimizin başından beri anlattığımız bu hikaye aslında bir çocuk istismarı hikayesi… Hem de burada çocuk ebeveynleri tarafından istismar ediliyor.  Bu istismar nasıl mı oluyor? Gelin birlikte keşfedelim.

Çocuk İstismarı Nedir?

Çocuk istismarı, çocuğun çocuk gelişimini fiziksel; duygusal ve cinsel yönlerden olumsuz etkileyecek durumlarla karşı karşıya kalması sonucunda ortaya çıkan durumdur.

İstismar edilmiş çocuk

Biz bu içerikte çocuk istismarının cinsel ve fiziksel boyutundansa duygusal boyutuna değineceğiz. Çünkü çocukların fotoğraflarını onların iznini alma gereği görmeden ya da geleceği düşünmeden fütursuzca paylaşmak aslında onları duygusal olarak etkilemektedir ve bu durum oldukça tehlikelidir.Eğer cinsel istismar ile ilgili daha çok bilgi sahibi olmak isterseniz uzmanlar tarafından kaleme alınan “Çocuk İstismarcısı Kimdir? Nasıl Önlenir?” yazısını okumanızı öneririz.

Sosyal Medyada Çocuk Fotoğrafı Paylaşmanın Zararları

  • İçeriğimizin girişinde de belirttiğimiz gibi ebeveynler çocuklarının güzelliğinin ve tatlılığının herkes tarafından görülmesini istedikleri için onların pozlarca fotoğrafını sosyal medya hesaplarında paylaşmaktadır. Çünkü çocuklarının ilgi görmesi ebeveynlerin kendilerini daha mutlu hissetmelerini sağlayacaktır. Fakat bazen çocuk birçok kişi tarafından beğenilmeyi kaldıramaz ve kötü durumlar yaşayabilir. Nazar inancı olarak daha da somutlaştırmamızın mümkün olduğu bu durum aslında enerjiyle ilgili bir durumdur ve çocuğunuzun kötü gözlere maruz kalması onun enerjisinde dalgalanmalar yaratabilir. Bu dalgalanmalar sonucunda da başına üzücü durumlar gelebilir.
  • Çocuğunuzun uzun süre fotoğrafını çekip sosyal medya hesabınızda paylaşıyor olmanız bazen yalnızca istismar kelimesinin altında açıklanabilecek bilinçsiz bir hareket olsa da; asıl sorun çocuğunuzun bu denli ilgi odağı olduğunu fark etmesiyle başlar. Çünkü ilgi odağı olduğunu fark eden çocuk; küçük bir yaşta “narsizm” ile tanışacaktır ve çocuğun gelişimi tanıştığı yeni kavramdan kötü etkilenecektir. Şöyle ki beğenildiğini fark eden çocuk, bir süre sonra telefonunuzu yanına getirerek size kendi fotoğraflarını çektirmeye başlayacaktır. “Son fotoğrafımda beni güzel bulmuşlar mı?” minvalindeki sorularla karşınıza gelecek ve sürekli bu konuları merak ederek gelişimi açısından yararlı çocuk aktivitelerini yapmaya geç kalacaktır. Tüm bu yaşananların neticesinde biricik miniğiniz en büyük zararı sizden görmüş olacaktır.
  • Fotoğraf Çekilen Anne ve Kız

  • Çocukların fotoğrafları paylaşılırken onların istismar edilmesine neden olan önemli noktalardan biri de; onun fotoğraflarını herkesle paylaşmanızı isteyip istemediğini sormamanızdır. Çocuğunuzun böyle bir konu hakkında yetkiye sahip olmak için küçük olduğunu düşünüyorsanız o zaman durumun ciddiyetinin farkına varmak için 15 yıl sonrasını zihninizde canlandırmalısınız. Bugün 3 yaşında olan ve aradan geçen 15 yılın sonunda 18 yaşına gelecek çocuğunuz o yaşına geldiğinde sizin yıllar önce onun her anını insanlarla paylaşmanızdan memnun olacak mı? Peki, memnun olmadıysa sizi nasıl affedecek? Onun özel hayatına saygı göstermemenizin doğurduğu kızgınlığı sizinle arasındaki iletişime yansıtırsa o mu suçlu olacak? İşte çocuğunuzun fotoğraflarını bu soruları düşünerek sosyal medyada paylaşmamalısınız.
  • Bu durumu kaleme almak çok zor olsa da; internet kullanıcılarının içerisinde çocukların fotoğraflarını kötü emelleri için biriktiren kişilerin sayısı bir hayli fazla… Bunu biz de gündeme düşen haberlere dayanarak söylüyoruz. Siz de eğer çocuğunuzun fotoğraflarını sosyal medya hesaplarına yüklemeye kalkışırsanız karşınızdaki kötü niyetli kişiye miniğinizin fotoğrafını depolama davetiyesi çıkarmış olacaksınız. Bu riski almaya değer mi bir kez daha düşünmek gerek.
  • Çocuklar ve Sosyal Medya


    Son yıllarda özellikle çocuklarına sosyal medya hesabı açan Instagrammer ya da Blogger annelerin sayısında büyük bir artış var. Hatta bu anneler, onlar adına açtıkları sosyal medya hesaplarında çocuklarını sanki bir moda ikonuymuş gibi lanse ediyorlar. Bu da çocuk gelişimini oldukça kötü etkiliyor. Çünkü blogger anneler bir kimlik yaratıyorlar ve çocuklarını da oluşturdukları bu sanal kimliklerin içerisine yerleştiriyorlar. Bu da çocuğun kimliğini oluşturma sürecini kötü etkiliyor.

    Çocukların ne kadar şeker olduğunu; onların sizin biriciğiniz olduğunu ve bu güzellikleri insanlarla paylaşma noktasında olayı bir refleks gibi yorumlayarak kimi zaman çok da düşünmediğinizi biliyoruz. Ama aslında tüm anlatılanlardan da anlayacağınız gibi durum bir hayli tehlikeli… Bu nedenle siz de çocuğunuzun fotoğraflarını sosyal medyada yayınlamaya ara vererek onun haklarına saygı duymalı; onu kişilik bozukluklarından korumalı ve onu tehlikelerden esirgemelisiniz.  Ayrıca çocuğunuzun sürekli fotoğraflarını çekmek yerine onunla Çocuklarınızla Evde Yapabileceğiniz Aktiviteleryazısındaki etkinlikleri yaparsanız bu çocuk gelişimi açısından daha yararlı olacaktır.

     

    Geleneksel Çocuk Oyunları: Körebe

    Oyunların Çocuklar Açısından Önemi

    Oyunlar, çocuklar açısından çok önemlidir. Çünkü çocuklar oyunlarla birlikte sosyalleşirler; kendilerini ifade etme yeteneği kazanırlar; ilk arkadaşlarını edinirler ve oyun oynayarak gelişimlerini fiziksel olarak da desteklerler. Sırf bu nedenlerden ötürü çocuklar mutlaka oyun oynamalıdır.

    Ülkemize bakıldığında geçmişten bugüne oynanan çok eğlenceli ve eğitici geleneksel oyunlarımızın olduğunu görmek mümkündür. Hazırladığımız yeni seride sizlere birbirinden farklı özellikteki geleneksel oyunlarımızı tanıtacağız. İlk olarak da “Körebe”den başlayacağız.

    Körebe

    Körebe

    Çocuklardan birinin gözleri bağlanır. Diğer çocuklar ise ebenin etrafında bir çember halinde dönmeye başlar. Gözleri kapalı olan ebe kollarını öne uzatıp birini yakalamaya çalışır, yakaladığı zaman onun saçlarına, başına, üstüne dokunarak kim olduğunu bilmeye çalışır. Eğer doğru bilir, tuttuğu kişi ebe olur, önceden ebe olan kişi de çembere dahil olur.

    Bu oyun 5 yaş üstü çocuklar için uygundur.